4. BÖLÜM;GEÇMİŞ, GELECEK VE ŞİMDİ.

Vaveyla Yazarı: Elif Nehir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 4. BÖLÜM;GEÇMİŞ, GELECEK VE ŞİMDİ.

"babam mısın şimdi benim?" Dudaklarımı büzerek sormuştum beni buraya getiren yabancıya, yabancı adam beni uzun uzun incelemiş ardından kök dallarına yaslanmıştı.

"Değilim, asla olmayacağım." Küçüktüm. Çok küçüktüm ama Sesinde ki iğrenmeyi hiç unutmuyordum.

Derin nefes almış ve ürkek gözlerimi ondan ayırmamıştım. "Kimsin?" Bakışlarım etrafa kaymıştı henüz altı yaşım, anlayamıyordu ne olduğunu.

Yabancı adam kendini kök dalına yaslayıp itti, bir kaç adımda yanıma ulaşarak bana üstten baktı. "Yöneten. Orman. Akıl." Dudakladının kenarı usulca kıvrıldı, "insanların korktuğu şeyler ve daha fazlası artık senin de yöneticinim... sıra sana gelene kadar."

Küçük Vita hiçbirşey anlamıyordu, gözünü açtığında kendini bulutlar gibi bir zeminin üstünde, yerin altında olması gereken kök dallarını ağaç gibi yanında dikilirken bulmuştu sonrasında bu adam vardı.

Adam bir dizinin üstüne çökerek işaret parmağı ile şakaklarıma dokununca parmağının ucunda yeşil bir parlaklık belirdi, bir adım gerilemek istesem bile yapamadım. "Korkuyorum."

"Korkmalısın Vita, artık bizimsin biz senin, lanet sona erene kadar bu devam edecek kurtuluşun ölüm ölümün cezan olacak. Unutma, kendini kontrol ettiğini düşünme. Düzeni sakın ama sakın bozma."

******************
Ait olmadığın yerde zorla tutuluyorsan yerle gök o an birleşse de seni kurtaramazdı.

Acının fiziksel zararının aslında psikolojiden üstün olmadığını anladığınızda büyürdünüz. Büyüdükçe önünüze çıkan zor seçimler olurdu, hayat size geleceğizi belirleyicek seçimler sunardı

Ancak seçim şansı sunmazdı. Tüm seçenekler ölüme çıkardı.

Karşımda oturan sarı saçlı altı yaşında görünen kızı izlerken aklımda bunun gibi yüzlerce düşünce aynı anda bana cephe alıyordu, Orman'ın gülüş sesi kulaklarımda yankılanarak delirmem için bana yön gösteriyordu.

Karanlık bir yerdi burası oda değildi sadece karanlıktı, ışık yoktu yaslanacak duvar yoktu üstünde oturduğum siyah zeminden ibaretti. Küçük kız elinde ki siyah lale ile ilgilenmeyi bırakarak bana döndü.

"Gerçekliğe dönmen güzel, sonuçta ölmen kimsenin işine gelmez."

Derin nefes aldım. Ne kadar zaman geçmişti hiçbir fikrim yoktu çığlıklarım ne zaman susturulmuştu? Dudaklarımda ki mührü gerçekten hak etmiş miydim? O anda kendimi kontrol bile edemiyordum iki gündür o kadar çok şey olmuştu ki algılarım kapanmıştı belki de, küçük kıza baktım konuşamıyordum ama o beni anlardı. Zihnimin içinde olduğuna göre.

"Düşüncelerine nasıl katlanıyorsun? Çok fazla soru var." Onun ismi Reina'ydı, çocukların gözleri normalde neşe ışığı ile parlamalıydı öyle değil mi?

Onunkiler soluktu, mavi gözlerinde ışık yoktu. O ışığı yıllar önce söndüren birisi vardı o da bendim.

Onu ben öldürmüştüm.

Alaylı gülüşü kulaklarıma dolduğu zaman tekrar odaklanmayı başardım, nefretini üzerimde hissediyordum. "Sonunda beni hatırladın mı? Güzel çünkü bundan sonra hep yanında olacağım." Masumca gülümsedi ve paytak adımlarla yanıma yaklaştı, "sana yaşam lordu dediler. İmparatorların zeki olduğunu düşünürdüm fakat bir katile 'yaşam lordu' diyecek kadar aptallar." Küçük elleriyle mühürlü dudaklarımın üstüne kapattığım elimi tutarak aşağı indirdi, görüntüden tatmin olmuş gibiydi. "Zamanında beni susturmuştun. Şimdi aynısını yaşıyorsun gördün mü?"

Öfkeyle nefesimi verdim ve elimi kaldırıp onu ittim, başka bir ses gelene kadar da Reina'ya vurmayı düşünüyordum.

"Vita,"

Elim havada kalırken bir kaç saniye duraksadıktan sonra elimi indirdim zaten Reina gitmişti, başımı kaldırıp Elsia'ya baktım. Toz pembesi gözleri endişeyle parlıyordu,

Yanıma ulaşıp dizlerinin üstüne çöktüğü zaman boş boş bakmakla yetindim, ben orada acı çekerken hepsi izlemişti şimdi endişeli görünmesi benim için birşey ifade etmiyordu. Ellerimi tutarak yüzünü yüzüme yaklaştırdı.

"Öfkeli olduğun gözlerinden anlaşılıyor lütfen beni anlamaya çalış imparatorlara karşı gelemezdim." Onun ismini duymak bile ellerimi öfkeyle geri çekmeme sevep oldu. "Vita, sen sadece iki laf söyledin diye bu haldesin, bizden birşey yapmamızı bekleyemezsin."

Dudaklarımda ki mühür olmasa bile sessizliği tercih ederdim bu durumda olmak acınasıydı, kendimi anlatacak kelimelerim bile yoktu gerçi sorun kelimelerde değildi;

Ne kadar güzel konuşursan konuş karşında ki seni anlamadığı sürece karanlıktan çıkamazsın.

"Vita beni dinle sen artık bir Lordsun." Bunu zaten çok güzel karşılanarak öğrendiğimi düşünüyordum, ona en ters bakışlarımı attım o umursamadan yanıma oturdu. "Sana anlatmamı istediler sonradan seçilen ilk lord olarak bilmen gereken çok şey var, her türlü öğreneceksin en başından bilmen daha doğru olur."

O böyle nazik konuşurken kızmak istemiyordum bir bakıma haklıydı, bacaklarımı kendime çektim ve başımı aşağı yukarı yavaşça haraket ettirdim ona bakmadan.

Elsia zorluk çıkarmamama sevinmiş olmalı ki hevesle ayağa kalkıp karşıma geçti. "Bak şimdi..." elleriyle bir kaç haraket yaptı ve ikimizin arasında, onun ellerinin üstünde yumruk kadar bir taş belirdi elimpis taşı. Yeşil parlak bir taştı fakat odanın karanlığında kendini belli edemiyordu. Zaten büyüyle yapılmış bir görüntü olduğu için çok takılmadım.

"Bildiğin şeyleri tekrarlıyacağım: Ezelden beri lordların görevi düzeni yakından takip ederek korumak bu düzenin başında elimpis taşı yer alır, krallığı ayakta tutan ve güçlendirmeyi sağlayan bir taş." Elimtik taşı havaya kalktı ve Elsia'nın başının üstünde durdu, anladığımı belirterek başımı salladım. Elsia tekrar bir kaç el hareketi yaptı ve avuç içinde beş küçük siluet belirdi; üç erkek iki kız.

"Tüm lordlar aynı anda varolmadı, aramızda bir güç sıralaması yok hepimizin güçleri eşit dağıldı fakat şöyle, kontrolünü en iyi sağlayan, kendini tanıyan en güçlü olur." Kırmızı renkli olan erkek havalandı ve elimpis taşının yanında yerini aldı. "Erebus, hepimizden önce o vardı hiç değişmedi."

Hafifçe kaşlarımı çattım, birşey söylemek istediğimi anlamış olmalı ki pembe gözleri gözlerimde durdu, sessiz bir mesaj vermeye çalıştım: değişmedi derken?

Elsia şaşırtıcı bir şekilde beni anlayarak gülümsedi. "Lord tarihçesini anlatmak istememiştim ama kısa bir özet geçebilirim; lordlar iki türlü değişir, ya cezalandırılırlar yada hak ettikleri şekilde görevlerini tamamlayarak değişirler. Erebus hariç benle birlikte gördüğün lordlar 3. Varisler yani bizlerden önce iki lord daha olmuştu, örnek vermek gerekirse daha iyi anlaman için söylüyorum" Kısa bir an duraklayıp nefes aldı, elini göğsüne bastırdı. "Ben büyü lorduyum. Benden önce iki büyü lordu geçip gitti evrenden, aynı şekilde diğerleri için de böyle." Anladım diyerek başımı salladım. Aklıma takılan şey ise Erebus neden hiç değişmemişti? Bunu daha sonra sorabilirdim.

Elsia gözlerimi tekrar ona odakladığım zaman devam etti, ilk önce elinde ki siyah renkli erkek siluetini elimpis taşının yanına yolladı "Erebus'tan sonra Zaman lordu." Diğerleri de tek tek yerlerini almaya başladılar. Ruh lordu, kabus lordu ve son olarak saf büyü lordu Elsia.

"Gördüğün gibi işte, lordlara gücünü bahşedenler -Erebus dışında- imparatorlardır. Elimpis taşını korumak görevimiz, düzenin bozulmasını engellemek." Aklına birşey gelmiş olmalı ki gülümsemesi derinleşti. İki avcunun ortasında beyaz bir kadın Silueti belirdi. "...ve Vita artık sen varsın, isminin anlamını taşıyan lordsun." Yutkundum beni temsil eden beyaz kişi de diğerleri gibi elimpis taşının yanında yerini aldı. "Sormak istediğin birşey var mı?"

Kısa bir an düşündüm, çok şey vardı aslında ama bunları susarak anlatamazdım, dudaklarımda hissettiğim sızı ile acıyla dişlerimi sıktım, dudaklarımda ki mühür ipi çekilmeye başlamıştı durdurk yere, bir kaç dakika içinde tamamen yok oldu ve dudaklarımı serbest bıraktı.

Şaşkınca gözlerimi kırpıştırdım, elimi dudaklarıma görürdüm, artık acı yoktu ipler de yoktu. "Bu nasıl oldu?" Elsia'da şaşırmış görünüyordu etrafında büyüyle oluşturduğu şeyler yok oldu ve tekrar ikimiz kaldık. "Bilmiyorum. Süresi dolmuş olmalı, imparator sana acımıştır belki de." Omuz silkti, bunu normal karşılamaya çalışarak ayağa kalkarak kollarımı göğsümde çaprazladım, bunu bana yalan herkesten nefret ediyordum ama bir daha böyle bir delilik yapmayacaktım.

Daha doğrusu yapmaya çalışmayacaktım.

"Neyse, soracak sorularım vardı." Gözlerimi onunkilerden ayırmadım. "Erebus neden değişmedi?" Elsia ciddi olup olmadığımı sorgular gibi kaşlarını kaldırdı. "Bilmiyor musun? İsimlerimizi bile biliyorsan bunu da biliyorsundur." Başımı iki yana salladım. "Bilmiyorum."

Elsia derin nefes alarak soluk pembe pelerinini başına çekerek yüzünü gizledi, göz teması kurmak istemediğini açıkça belirtti. "Erebus tam olarak lord değil... bunu söylemem doğru mu bilmiyorum." Şaşkınca ona baktım, bunu söylemezse kafayı yerdim. Ne demek lord değildi? "Söyle Elsia."

"Erebus imparatorun oğlu."

Şok içinde donup kaldım, bu yüzden mi ondan korkmuyordu? Erebus'un güçleri bahşedilmemişti öyle mi? Bahşeden Erebus'tu. Onun hakkında daha ne kadar şaşıracağımı bilmiyordum, Dudaklarımı yaladım. "Bu... ne söylerim bilmiyorum." Elsia bir kaç adım geriledi. "Kimse bilemez...."

"Her lord bir duyguyu temsil eder. Kabus lordu hilekar olmayı, ruh lordu alayı, zaman lordu acımasızlığı, büyü lordu ise merhameti."

"Erebus neyi temsil ediyor?"

Ani bir sessizlik odayı kapladı, sormamam gereken birşey sormuş gibi hissettim. Reina konuşana en azından benim için sessizlik bozuldu: "haddinden meraklı olmak iyi değil Vita, bazı şeyler zamanında öğrenilmeli."

Onun gittiğini düşünmüştüm ama dediği gibi her zaman benimle olacaktı. Elsia'nın konuşmayacağını düşünerekten arkamı döndüm. "Sorun yok-"

"Duygusuzluk." Elisa'nın sesi üzgün gibiydi, acaba birbirlerine değer veriyorlar mıydı? Duygusuzluk... kulağa saçma geliyordu bu bir his değildi.

"Buna inanıyor musun Elsia? Duygusuzluk diye bir his yok, sizi kandırmış. Kalbi olan herkes birşeyler hisseder."

Erebus çok güçlüydü buna kendim de şahit olmuştum, öfke bir duyguydu öfke olmasan Erebus bunları nasıl yapabilirdi ki?

Elsia'dan beklemediğim bir hareketti ama gelip kolumu sıkıca tutarak beni kendisine çevirdi. Tekrar yüzü açığa çıkmıştı. "Onun hakkında böyle konuşamazsın, birşey bildiğin yok."

Kaşlarımı çatarak kolumu ondan kurtardım. "Öğret o zaman."

Gözlerini kapatarak sakinleşmeye çalıştı ve geri çekildi. "Erebus'un kalbi yok aptal."

Gözlerimi kırpıştırdım af buyur? Kalpsiz olmak... Kırmızı gözleri aklıma geldikçe bu ihtimalin gerçek olabileceğini düşündüm, tüm hisleri içinde barındıran bir renkti kırmızı fakat onun gözlerine yerleşince bir önemi kalmamıştı, sanki boş bir duvara bakıyormuş gibi hissetmiştim.

Sessizliğimden faydalanarak Reina konuştu. "Bingo! Şanslısın Vita rakiplerinden birisi güçsüz çıktı." Reina'ya bakmadım dikkat çekmemek için Elisa'ya şaşkınca bakmaya devam ettim.

Elsia sakinleşmeyi başarmış görünüyordu. "Bu konuyu daha fazla konuşmayalım anlatması gereken kişi ben değilim, daha önemli işlerimiz var."

sevinçten uzak bir şekilde gülümsedim* "yine dudaklarımın dikilmesi gibi birşeyse hiç gerek yok." Aklıma geldikçe ürperiyordum, atamadığım çığlıklar imparatorların olduğu odada kalmıştı, şuan bir düşünceye takılamazdım.

"Hayır Vita, o sadece bir uyarıydı aptal değilsen akıllanmışsındır diye düşünüyorum, gidip güçlerini açığa çıkaracağız hepsi bu."

Sonra arkasını dönerek az önce burada olmadığına emin olduğum kapıya yürüyüp dışarı çıktı, Reina'nın olduğu yere baktım fakat o da gitmişti.

Çok beklemeden koşar adımlarla bende kapıyı açıp çevirince karanlığa alışan gözlerim buraya ilk geldiğimiz koridora benzeyen yere çıkınca acıdı, gözlerimi kırpıştırarak alışmayı bekledim, Elsia'nın bir kaç adım ötede yürüdüğünü görünce peşinden gittim. "Gücüm yeterince açık değil mi? İyileştirme gücüne sahibim."
Elsia başını iki yana salladı. "Bu böyle birşey değil, senin iyileştirme dediğin güç fazlasıyla ender, bu güce sahip olmak seni özel birisi yapmaz."

Bu söyledikleri çok saçmaydı ben tabiki önemli biriydim. Daha fazla şey söylemek istemediğim için sessiz kaldım

Geniş saray koridorunda pijamalarımla sefil halde göründüğüme emindim, bir sürü kapı vardı ve hepsinin önünde yüzleri gözükmeyecek zırhlar giyen, ellerinde mızraklar ile duran muhafızlar vardı, bence hepsinin gözü üstümdeydi, Elsia'nın adımları yavaşladığı zaman bende durarak etrafı incelemeyi bıraktım.

"Vita içerideki kişi biraz... tuhaf gelebilir fakat kötü bir amacı yoktur. Onun özelliği sana kendini keşfetmeni sağlamak hepsi bu." Hayatta çok fazla tuhaflık görmüştüm artık sorgulamıyordum bile.

"Peki." O geri çekildiği zaman buraya tek başıma girmem gerektiğini anladım, Dudaklarımı birbirine bastırarak zeminden tavana kadar uzanan beyaz kapıya ilerledim, neredeyse yedi sekiz metre uzunluğundaydı.

Ben kapıya dokunmadan kapı kendiliğinden geriye doğru açılmaya başladığında omzularımı dikleştirdim. Reina bu sefer zihnimden konuşuyordu; öğretildiği gibi davran.

Kapı tamamen açılınca bir kaç adımda içeriye girdim, soğuk gözlerimle etrafı inceledim. Odanın duvarları boyunca uzanan kitaplıklar vardı ve içlerinde tek bir boşluk yoktu, içeride büyük camlar vardı ve camların önünde yüksek bir platforma iki merdiven sağ ve sol uçlardan uzanıyordu, oda tamamen dağınıktı.

Nereden geldiğini anlamadığım bir kadın sesi devasa odayı doldurdu. "Yeni lord, yaklaş."

Dudaklarımı birbirinden ayırarak tamamen içeriye girdim, kapı sert bir şekilde kapanınca irkilsem bile belli etmedim. "Kendini göster."

"İmpatarotların doğru seçim yaptığını anlamak için zihnini görmemize gerek bile yok." Sesi kulağımın arkasında belirince arkama baktım ama yoktu.

"Diğerleri gibi egolusun ama tek bir duygun baskın değil." Birden önümde belirince reflex olarak bir adım geriledim, beklediğimin aksine çok güzel bir kadındı, yeşil saçları zeminde sürünecek kadar uzundu, üstünde abartısız beyaz bie elbise vardı, yüz hatları yumuşaktı gözleri için aynı şeyi söylemezdim "İsmin ne?"

Gülümsedi, arkasını dönerek platforma çıkan sol merdivene yöneldi. "Enpiliyes, sarayın tarihçesi ve korumasıyım."

Onu gözlemledim, tüm haraketleri planlanmış gibiydi, geleceğimi biliyordu. "Neden buradayım Enpiliyes?" Platforma tamamen çıkınca beyaz korkuluklara ellerini koyup bana üstten baktı. Üç metre kadar üstten. "Elsia'ya anlatmasını söylemiştim, sana kendini gösterip gücünü açığa çıkaracağım ilk öncelikle..." parmaklarını şıklatınca gözlerim acıdı. Gözlerimi bir kaç saniye kırpıştırınca donup kaldım.

Karşımda beyaz bir alan belirdi, beni hapsettikleri karanlıkla tek zıttı karşımda bir ayna olması ve beyaz olmasıydı, üstümde gelinlik benzeri elbiseye bakarak yüzümü buruşturdum. "Ben zihnimde kendimi böyle mi hayal ediyorum?"

"Hayır. Ben seni aptal giysilerinden kurtardım." Sesi çok uzaktan geliyordu. Başımı kaldırıp aynadan kendime baktım.

Üstümde ki beyaz elbisenin sol yarısı siyahtı, uzun saçlarım kanla kaplanmıştı, göz bebeğim yoktu sol alnımdan bir şetan boynuzu yükseliyordu. Sağ tarafta ise normal halim duruyordu, normal halim.

"İşte gücünü belirleyecek olan bu, aydınlık tarafın mı daha baskın yoksa karanlığın mı Vita? Aynada ne görüyorsun?" Aynada ki halim gülümsüyordu, korkunçtu bu halim, aydınlığımın baskın olmasını tercih ederdim
"Eh, bilemiyorum yarısı siyah yarısı beyaz elbisenin... ne fazla ne az."

Sessiz kaldığı zaman arkamı dönerek aynadan uzaklaştım. "Bu ne demek oluyor?'

"Denge. İlk defa karşılaşıyorum." Bana söylenen herşey gibi buda çok karışıktı, bıkkınca homurdandım. "Anlayacağım dilde konuş."

"Dengelisin, iki tarafın da baskın değil yani. Gerçekten yaşam lordusun." Bu çok şaşırılacak birşeydi sanırım, Sesinde anlayamadığım bir tedirginlik yatıyordu.

Gözlerimi bir kaç kez daha kırpıştırınca tekrar odaya dönmüştük, önümde bir kazan kazanın içinde beyaz bir sıvı vardı.

"Onu iç, güçlerin açığa çıkacak tarihe geçeceksin." Ellerimi kazana uzattım ve bir avuç almak için elimi soğuk sıvıya sokunca sıvı gibi görünen şey elimi bir mengene gibi kavradı.

"Bu da ne şimdi?" Öfkeyle soludum elimi çekmeye çalışarak ama ben haraket ettikçe parmak uçlarım sızlıyordu, damarlarımdan içeriye sızan beyaz sıvı tüm koluma yayılmaya başladı. Canım acımıyor ama karıncalanma hissediyordum. Kazanın içinde ki fısıltı ile kazanda ki yansımaya baktım. Reina bana gülümsüyordu

Daha güçlü bir kraliçe olarak tekrar hoşgeldin Vita,

Öfke ile dişlerimi sıktım kazanda ki sıvı yüzüme kadar çıkmıştı tüm bedenimi karıncalanıyordu. Sıvının elimi kavrayışı gevşediği an kendimi geriye çekmeyi başardım, kolumu tuttum sıkıca. "B-bu neydi?" Damarlarım tekrar eski haline dönemeye başladı.

Enpiliyes tekrar önümde belirdi. Siyah gözleri gözlerimin içinden zihnimi görüyor gibi derin bakıyordu, dudakları yukarı kıvrıldı.

"Güçlerin şimdi eşsiz." Kaşlarımı çatarak onun üstüne yürüdüm. Bilmediğim güçlerim ortaya çıkıyordu ve sadece bunu söylüyordu, bir lord olacak kadar güçlü olduğumu keşfeden son kişi ben oluyordum, harika!

"Açıkla Enpiliyes. Ne güçlerim varmış?" Dudaklarını büzdü ve geri adım atmadı "Maddeyi yaşam ile birleştirme, yaşam enerjisi aşılama, büyülü varlıklar yaratabilme."

Duyduğum şeyler gerçekten mükemmel ötesi güçlerdi, yenilmez olacaktım öyle mi? Kulağa hoş gelirdi fakat herşeyin bir bedeli vardı, bunları en acı şekilde tatmıştım.

"İstemezsem ne olur?" Enpiliyes bir an afallasa bile kendini toparlayıp soğuk haline geri döndü, arkasını dönüp gitmeden önce onun kolunu tuttum. "Ne olur?'

Kolunu sertçe çekip kendini kurtardı. Arkasını dönüp yürümeye devam etti.

"Bir sınavda değilsin, seçme şansın olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. İstemesen bile bu senin kaderin." Kollarını göğsünde birleştirerek omzunun üstünden banana baktı
"Ancak... korku soluyorum, güçlerin sana ağır gelmesinden mi korkuyorsun?"

Alay ve sinir karışımı bir ifadeyle güldüm, inanamıyormuş gibi baktım. "Bana mı? Hayır ben istersem hepinizden iyi taşırım bu güçleri, ben lord olmak istemiyorum hayat amacımı onlar gibi bir eşyaya bağlamak istemiyorum."

Onun tepki vermesini beklemiyordum ama benim taklidimi yapar gibi alayla gülmüştü. "Peki, bu isteğin zaten şuan bile gerçek."

"Ne?"

"Sen elimpis taşına bağlı değilsin olmayacaksın anla şunu, kendini şey gibi düşün... hah! Bir sokak köpeği." Bana istediği gibi hakaret etmesinin sebebi ona zarar veremez oluşum ise çok yanılıyordu bu lafların altında kalmazdım, o durmadan devam etti. "Irkı bile olmayan bir köpek, sonra seni sahiplenmek isteyen birileri buldu ki sokağın huzuru bozulmasın, ama sana kötü bir haberim var." Tamamen bana döndü tekrar, Sesinde ki tanıdık duygu küçümsemeydi "o alındığın evde çok kalmayacaksın seni bekleyen şey sıcak bie yatak değil soğuk bir barınak Vita." Sahte olduğu belli olan bir gülümseme ile baktı. Sonra görünmeyen bir rüzgar beni geriye sürüklemeye başladı. "Tadını çıkar."

"Sen!" Beni iten rüzgara karşı direnmeye çalıştım ama olmadı, odanın açılan kapılarından tek bir hamlede dışarı atıldım. Kapılar tok bir sesle kapanıp boş koridoru inletti. Herşey bu kadar mıydı yani? Bir kaç dakika sürmüştü lord olmam, bir kaç dakika sürmüştü yeni güçler kazanmam.

Bu kadar basit olmamalıydı.

Hızlıca kapıya yürüdüm tekrar içeri girmek için itmeye çalıştım ama imkansızdı. Sertçe yumrukladım. "Adi! Aç kapıyı da sokak köpeği kimmiş göstereyim sana!"

"Boşuna debelenip durma, istemediği kimseyi yanına almaz."

Aeon alayla konuşunca sırtımı kapıya yaslayarak ona döndüm, üstünde hala siyah pelerini vardı, yüzü açıktaydı içimi ürperten şey ise yanaklarında dövme gibi birşeyin olmasıydı. Sol yanağında Romen rakamları ile yazılmış IX vardı, sağ yanağında ise VI. Tüm yanağını kaplıyordu bu dövmeler, evime ilk geldiğinde bu izler yoktu.

Yüzünğ incelemeyi bırakarak bal rengi gözlerine odaklandım. Yüzünde duygu yoktu aynı şekilde beni inceliyordu. Hafifçe dikleştim. "Zaman lordusun. Zamanı geriye sarıp beni kapının içine sokar mısın?"

Alayla gülümsedi "ve neden senin için böyle birşey yapayım?" Tabi haklıydı, iyi bir karşılaşma yaptığımız söylenemezdi.

Gözlerimi devirerek onun olmadığı tarafa, Elsia ile geldiğimiz yolun tersine yürüdüm. Herkes bana karşı duruyordu ve bu sinirimi bozuyordu. "Ona benziyorsun."

Aeon tekrar konuşunca adımlarım yarıda kesildi, anlamayarak başımı çevirdim "kime?'

"Yıkım lorduna."

Erebus'u duymak bile tüylerimi diken diken ediyordu, belli etmeyerek güçlü durmalıydım.Yüzümü buruşturdum, ona doğru dönme gereksimi duymadan konuşmaya devam ettim. "Dalga mı geçiyorsun? Olduğumuz alan bile farklı o yıkım ben yaşam, onun gibi duygusuz bir piç ile beni karşılaştırma."

Aeon dilini damağına vurdu. "Bakıyorum da dün gece güçlerini istemediği için mühürlenmiş birisine göre güçlerini çok çabuk kabullendin Vita, hala büyümemişsin, Yaşam en büyük yıkımdır." Yaşam yıkımı beraberinde getirir."

Tilkiye dönüşüp gitmeden önce son kez konuştu; "ayrıca ona hakaret etmeye kalkışmaktan kaçın. Kurallar onun için geçerli sayılmıyor."

************

Merhaba canlar nasılsınız? Soluklanmanız için kısa bir bölüm yazdım umarım beğenirsiniz.

Vitanın güçleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Enpiliyes hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sizce lord evreni nasıl? Şimdilik sevdiğiniz karakterler kimler?

Sorularınızı bekliyorum iyi akşamlarr

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18