2. bölüm · AZELZA
2- HİKAYELER
İlk günler oldukça keyifli geçti.
Mehmet sabahları anneannesinin bahçesinde kahvaltı yapıyor, öğleden sonraları köyü geziyordu.
Köylüler onu sevmişti.
Herkes evine çağırıyor, mezuniyetini kutluyordu.
Akşamları meydanda toplanıyorlardı.
Çaylar içiliyor, sohbetler uzayıp gidiyordu.
Ancak zamanla Mehmet bazı şeylerin farkına vardı.
Köy halkı biraz tuhaftı.
Birisi dağda dolaşan gölgelerden bahsediyordu.
Bir başkası geceleri keçi sesi çıkaran görünmez bir varlık gördüğünü anlatıyordu.
Yaşlı bir kadın cinlerin ormanın kenarındaki çeşmede toplandığına yemin ediyordu.
Mehmet bütün bunları gülümseyerek dinliyordu.
“Şehirli olduğun için inanmıyorsun öğretmen.”
“Çünkü mantıklı açıklamaları vardır amca.”
“Her şeyin mi?”
“Çoğunun.”
Yaşlı adam yalnızca gülümsedi.
“Bu köyde her şeyin açıklaması yoktur evlat.”
Bu söz Mehmet'in aklında kaldı.
Çünkü adam bunu söylerken şaka yapmıyordu.
O gece yatağa uzandığında pencereden görünen ormana baktı.
Ay ışığı ağaçların üzerine vuruyordu.
Bir an için çocukluğundaki korkularını hatırladı.
Sonra kendi kendine güldü.
Korku hikâyeleri yalnızca hikâyeydi.
Öyle olduğunu düşünüyordu.
