Bölümler 4Şu an: Kapan
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece yarısını üç geçe, odanın köşesindeki nemli duvar kâğıdı hafifçe kıvrıldı.
Vael bunu sekiz keredir görüyordu. Her gece aynı saatte, aynı noktadaki duvar kâğıdı birkaç milimetre kabarıyor, ardından kuru bir yaprak hışırtısıyla yerine oturuyordu. Başta binanın oturduğunu, nemden dolayı ahşabın genleştiğini düşündü. Fakat o gece hışırtının ardından başka bir ses geldi: İnce, metalik bir tırnak kazıması.
Yataktan kalkıp duvara yaklaştı. Kabaran kısmın arkası simsiyah bir boşluktu; ama beton ya da tuğla boşluğu değil. İçeriden taze biçilmiş çim ve eski kitap kokusu geliyordu.
Cebindeki telefonun ışığını boşluğa tuttu. Işık demeti bir metre kadar ilerledikten sonra karanlıkta emilip kayboldu. Tam kafasını çevireceği sırada, duvarın içinden bir fısıltı duyuldu. Kendi sesiydi bu. Ama daha yavaş, daha pürüzsüz.
"Burası daha geniş, Vael. Orada sıkıştın."
Vael geriye doğru bir adım attı. Kalbi boğazında atıyordu. Rüyadaydı mutlaka. Yüzüne tokat attı, canı yandı. Hâlâ oradaydı. Duvar kâğıdı bu kez daha geniş bir alandan soyulmaya başladı. Bütün bir panel yavaşça aşağı kaydı. Duvarın arkasında, odanın tam bir kopyası duruyordu. Yatak, çalışma masası, pencere... Her şey aynıydı, tek bir farkla: O taraftaki odada hiç gölge yoktu. Işık kaynağı belirsiz, soluk bir beyazlıktı.
O soluk odanın içinden biri yatağa doğru yürüdü. Vael’in giydiği aynı gri tişörtü ve eşofmanı giyiyordu. Yüzü Vael’inkinin birebir aynısıydı, ancak gözlerinde en ufak bir göz kırpma refleksi yoktu.
"Yıllardır dışarıyı izliyorum," dedi Kaelen, sesi duvarın arkasından boğuk geliyordu. "Her gün aynı rotada yürüyorsun. Aynı insanlara gülümsüyorsun. Gerçek olanın sen olduğunu kim söyledi?"
Vael panikle kapıya koştu. Kapı kolunu çevirdi ama kol boşa döndü. Odasındaki pencereler açılmıyordu; dışarı baktığında sokak lambalarını değil, sadece katı, simsiyah bir duvar gördü.
Arkasını döndüğünde, Kaelen aradaki yarıktan çoktan geçmişti. Şimdi ikisi de aynı odadaydı.
"Çok az zamanın kaldı," dedi Kaelen. "Kuralı biliyorsun. Biri içeri girdiğinde, diğeri duvarın arkasındaki boşluğu doldurur."
Vael çığlık atmak istedi ama boğazından sadece hırıltılı bir nefes çıktı. Bacakları ağırlaştı, hareket edemiyordu. Kaelen onun yerine, yatağın kenarına oturdu. Telefonu eline aldı, ekranı açtı ve bildirimlere bakmaya başladı. Her şeyi o kadar doğal, o kadar sıradan yapıyordu ki...
Vael geri adım atmaya çalışırken sırtı bir şeye çarptı. Arkasındaki duvar soğuk ve nemliydi.
Bedeninin yavaşça geriye doğru çekildiğini hissetti. Görüş açısı daraldı. Şimdi kendi odasına, dar bir yarığın ardından bakıyordu. Yatakta oturan Kaelen kafasını kaldırdı, duvardaki yarığa baktı ve hafifçe gülümsedi. Ardından elini uzatıp gevşeyen duvar kâğıdını yukarı doğru çekti.
Hışırtı sesi kesildi.
Şimdi burası çok karanlık. Taze çim ve eski kitap kokuyor. Ve dışarıyı izleyebileceğim tek şey, duvarın arkasından gelen hafif tırnak sesleri.
Bölüm etkileşimi
