7. bölüm · Ayışığında Saklı Acılar

7.bölüm

Sıla GÜNDÜZ

Zeus ve Hera mı? Onlarda kim?
Zeus en güçlü ve en yüce tanrıdır. Hera ise mitolojide doğurganlık ve bereket tanrıçası olarak bilinir aynı zamanda Afrodit ten sonraki en güzel tanrıçadır sarışın. Şimdi anlatmaya devam ediyorum.

Zeus ve Hera evliydi. Zeus çapkındı ama hera eşine aşık bir kadındı. Zeus evlilik boyunca herayı bir çok kadınla aldatsa da hera eşine hep sadık olmuştur. İnsani özellikler taşıyan tek tanrıça olarak bilinir.
Kıskanç hırslı aşık ve sadık fakat buna rağmen aynı hisleri kocası taragından hiç göremez. Hera dediğim gibi güzel bir tanrıçaydı peşinde onlarca erkek olmasına rağmen Zeus'u hiç aldatmadı.

Bunu dediğimde gözümden bir damla düştü.

Fakat bir gün zeusu onu kız kardeşi yerine koyduğu liamsis ile aldattığını öğrendi. Her aşık kadın gibi kırık kalbi intikam ateşine büründü ve liamsisi tehlikeli ve zehirli bir yılana dönüştürdü. Liamsis de ihanetin eseri olan çocuklarını kendi elleriyle zehirleyerek öldürdü.
Liamsis eski formuna döndüğünde çocuklarının ölü bedeniyle karşılsşınca çıldırdı ve boğazını kesti. Çocukların koruyucusu olarak bilinen Hera öfkesi geçince yaptığı şeyden çok pişman oldu ama artık herşey için çok geçti. Zeusun hiçbişey olmamış gibi başka kadınlarla birlikte olduğunu gören hera aşkından vazgeçti. Ve bir kadın sevdiği erkeği sevmeyi bıraktıysa yaşamayı bırakır. Hera da öyle yapacaktı. Yardım için Hades'in yanına gitti. Evt ölmek istiyordu. Hadesten yardım alarak zindandaki martenusu çağırdı ve ona onu öldürecek çok güçlü bir zehir hazırlamasını istedi. Martenus bunu defalarca reddetti ama sonunda tanrıçanın istediğini yaptı. Martenus şaşırmakta bir nevi haklıydı çünkü bir tanrıçanın ölmek istemesini anlamıyordu.
O gece Hera en güzel kıyafetlerini giydi ve son kez kocasına sevgisini sundu ve Zeus uyuduğunda zehri içti. Efsaneye göre Zeus heranın ölü bedenini görünce dünyayı öfkesiyle yakıp kavurdu tüm dünyayı kaosa vurdu. Heranın ölümüyle ona çok aşık olduğunu anladı ama artık çok geçti. Hiç bişey herayı geriye getiremeyecekti. Zeus heranın ölümüyle yalnızlıkla lanetlendi.

Ben anlatmatı bitirdiğimde yüzünü buruşturdu. Kötü sonlu hikayeleri sevmediği belliydi. Bunu anlatmamın iki sebebi vardı Zeus ve Hera küçükken bana annemin anlattığı bir hikayeydi galiba annem Zeus ve herayı Sirius ve kendine benzetiyordu. Her anlattığında ağlıyordu. O zamanlarda ona sarılmaktan başka hiç bişey yapamamak o kadar kötüydü ki... Dertlerine çare olmak isterdim.
İkincisinde konu o olunca ne kadar gurursuz olabileceğimdi. O benim herşeyimdi. Ondan soğuyabileceğimi düşünmesi gerçekten canımı acıtmıştı.
Gözlerim hala dolu doluydu. Gözlerime baktı ve göğsümdeki kafasını kaldırdı ve yanımda oturur pozisyona geçti.

Bunları bana neden anlattın peki?

Bunları sana anlatmamın iki sebebi var Draco. Birincisi annem ben küçükken bana hep bu hikayeyi anlatırdı. Galiba Zeus ve herayı babam ve kendisine benzetiyordu. Bu hikayeyi onun ağzından dinlemek hayatında duyabileceğin en güzel ninniden bile daha güzeldi. Bende annemin hikayesini benim ağzımdan duy istedim.
Bunu derken ellerim yüzüne gitti başparmağım tenini yavaşça okşamaya başlarken konuştum

İkincisi ise konu sen olunca ne kadar gurursuz olabileceğim. Sen benim senden soğuyabileceğimi düşünürken ben senin için hayatımı vermeye hazırım. Sen benim herşeyimsin . Senden asla soğumam istesem bile bunu yapamam.
Bunları dediğimde okşadığım teni buz kesti. Benden böyle bişey beklemiyordu. Gözlerim hala doluyken beni kendine çekti ve sarıldı. Gözlerim hala doluyken kucağındaydım. Ben onun kolları arasındayken konuşmaya başladı

Özür dilerim ayışığı. Ben.... Ben bir daha asla böyle bişey yapmayacğım. Gerçekten seni çok seviyorum güzelim. Korktum evt çünkü hayatımda daha önce kimse bana senin yaklaştığın gibi yaklaşmsdı. Kimse benim dertlerimi dinlemek istemedi. Biri ilk defa benden kusursuz olmamı beklemedi. Sen bana gerçek bir hayat yaşatırken tanrıdan o hayatı elimden almamasını istedim ama ölümyiyen olduğumda herşeyin değişeceğini anladım. Benden soğuacağından çok korktum çünkü tekrar kimsesiz kalma düşüncesi benim aklımı kaybetmeme yeterdi. Özür dilerim ayışığı çok özür dilerim....

Yalvarırcasına söylediği şeylerle sakinleştim. Onu yalvarttığım için kendimden iğrendim. Yeterince sakinleşip göğsündeki kafamı kaldırdım. Bana hüzünlü ve bir o kadar suçlu gözlerle bakan o masum yüzünü inceledim. Ellerimle onun yüzünü okşarken avuçlarım yüzünü sarmaladı. Üzerine eğildim ve dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Tüy gibi hafif bir öpücük kondurduğumda rahatlamış şekilde nefesini verdi.

Asıl ben özür dilerim. Sana böyle hissettirdiğim için. Benim yanımda kusursuz olmana gerek yok senden asla bunu istemeyeceğim. Benim yanımda sadece olmak istediğin kişi ol. Her zaman yanındayım. İstesen de istemesende...

Son kısmı gülerek söylemiştim çünkü bu hüzünlü havayı bozmam lazımdı. Bunkarı söyledikten sonra başı tekrar göğsümdeki yerini aldığında ben de tekrar saçını okşamaya başladım. Saçları çık yumuşaktı. Onlarla oynamak çok zevkliydi. Ben saçlarını oynarken o da yavaşça belimi okşuyordu. Hayat ilk defa bu kadar güzeldi. Hayat onunla güzeldi. Bikaç ay öncesine kadar intihar etmeye ve bu sikik hayata son vermeye hazır olan ben hayatıma giren bir sarıkafa sayesinde hayata tutunmuştum. O değilde bu işareti bileğine kazınırken çok acımış mıydı? Csnının yanmasını asla istemezdim.

Tam bunları düşünürken göğsümdeki kafasını kaldırdı ve

Ayışığı.....
Efendim.....
Sevgilin olabilir miyim?
Nee???

Dur bi saniye şimdi mi? Buna hazırlıklı değildim bak. Kabul edecek miydim? Pff bu da soru mu tabikide evt. Göğsümdeki kafadını kaldırdı ve şaşırmış olan yüzüme baktı. Bakışları o kadar sıcaktı ki. İçimi ısıttı. Benden bir cevap bekliyordu. Ayrıca o bana sevgilim olur musun değil de sevgilin olabilir miyim demişti. Benden bunu için izin almıştı. Tanrım!! Kalbim ritmini unuttu.

Lanet olsun! Bi dakika! Kalbim atmıyor galiba? Hepsi senin yüzünden!
Heyy! Ben naptım!
Bi anda öyle teklifi edilir mi? Kalbim ritmini unuttu!
Güzel.... Kalbin ritmini tekrar öğrensin çünkü hala sorumun cevabını alamadım.
Evt.... Cevabım evt.... Sevgilim olabilirsin...

Gülümsedi ve belimdeki kolları sıkılaştı. Başını göğsüme gömdü. Şuan bir çocuktan farkı yoktu. Sevinme faslı sandığımdan uzun sürdü sonra da yorgunluktan uyuyakalfı. Ne kadar garip bir geceydi. Üzüntü şaşkınlık öfke kırgınlık ve aşk..... Bütün duyguları tek bir geceye sığdırmıştık.
O uyuyakaldıktan sonra saçlarını öptüm ve bende uyuyakaldım.

Sabah

Uyandığımda kahvaltı vakti çoktan geçmişti. Hatta ilk derse yarım saat vardı ve ilk dersimiz snape ti!! Lanet olsun gece uyumamanın bedeli işte. Acilen kalkıp hazırlanmamız lazımken yanımda uyuyan sarıkafama baktım aşırı masum gözüküyordu. Ama bu görüntüyü bozmam gerekecekti.

Draco.....
Hımmm....
Hadi uyan SEVGİLİM bak yoksa geç kalacağız......
5 dakika da-sevgilim mi
dedi ve gözlerini açtı.
Ağzına çok yakışıyor. Ama sadece benim için söylediğinde bir de neye geç kalacağız tam olarak?
İlk derse canım kahvaltı saati çoktan geçmiş.
İlk ders kime ona göre gidip gitmeyelim.
Profesör snape e.
Hassiktir ya. Kalk hızlıcs hazırlanmalıyız....

Söylene söylene yerinden kalktığında bende dolaptan cüppemi ve diğer kıyafetlerimi alıp banyoya girdim. Hafif bir makyaj yaptım ve hızlıca saçlarımı düzleştirdim. Benim işim sadece 15 dakika sürmüştü. Umarım o çocuk da hazırlanmıştır. Ohh!! Merline şükür ki o da hazırlanmıştı. Yanına gittim ve gitmemiz gerektiğini söyledim. Dünkü tavrı yerine yüzüne tam bir Malfoy gülüşü getirdi ve bana elini uzattı.

Hadi gidelim sevgilim...
Hadi.. Ağzıns çok yakışıyor ama sadece benim için söylediğinde
deyip göz kırptım. Güldü ve kolunu omzuma attı. Koridorda sakince sınıfa doğru yürüdük. Yetişmiştik. Bizden hemen sonrada snape girdi. Bana kısa bir bakış atıp göz kırptığında bende aynı şekilde yanıt verdim. Draco garip garip baksada bişey demedi. Herkese soğuk olan profesörün birden göz kıromasına gülümsemesine falan şaşırmış olmalıydı. Derste Gryffindor dan bikaç çocuk bana dik dik bakıyoedu. Bakanlar galiba o şerefsiz ve Harry nin arkasındaki 25 kişiden bikaçıydı.
Aradaydık 2 saatlik bir ders sonrası 1 saatlik ara beni rahatlatıyordu. Çıktık ve odadan yiyecek bişeyler alarak kara göle doğru gittik. Benim aksi gibi iştahım yoktu Draco ısrar etsede hiç bişey yemedim ve çimlere uzandım. Hava bulutluydu yani en sevdiğim. Huzurlu bir şekilde gözlerimi kapattım bir süre böyle kaldım gözlerimi açtığımda elindekileri bırakmış büyük bir aşkla bana bakan Draco yu gördüm. Gerçekten onu hakedecek ne gibi bir iyilik yapmıştım da tanrı beni onunla ödüllendirmişti. Gözlerimiz bir süre birbirine kenetli kaldı ardından yanıma uzandı ve elimi tuttu. Yüzümü gökyüzünden onun yüzüne doğru çevirdim onu izleyen artık bendim. Gökyüzüne bakarak konuşmaya başladı.

Çok güzelsin sevgilim. Bir günah kadar güzelsin. Hayatımda daha önce hiç bu kadar güzel bir günah işlemedim.
İltifat ederken aslında ne kadar yakışıklı olduğunun farkında mıydı? Onun dediği gibi en az bir günah kadar...
Ne gibi bir iyilik yaptım ki tanrı beni seninle ödüllendirdi? Hayatımı güzelleştirdiğin teşekkür ederim sevgilim...
Bunları derken benim de yüzüm gökyüzüne bakıyordu. Hava soğuyordu. Kış ayında olmamızın bir diğer güzel yanı. Daha karlar yağmamış olsada havanın soğukluğu ndan buna az kaldığı anlaşılıyordu.
Söylediğim şeylerden sonra üzerimde hissettiğim gözlerine baktım. Uzun bir süre hiç kaçırmadan birbirimize baktık. Gözleri o kadar güzeldi ki.... Griye çalan mavileri beni içinde boğulmaya davet ediyor gibiydi. Gözleri hayatımda gördüğüm her şeyden daha güzeldi....

Ara bittiğinde sıradaki dersimiz lupineydi. Yani karanlık sanatlara karşı savunma. Bu sınıf fazla mı küçüktü. Üç bina olarak o kadar kalabalık duruyorduk ki. Hufflepuff Slytherin ve Griffyindor. Hufflepufflılar sarı civcivler gibiydi. Ne kadar da komik! En garibi de bitanesi gözlerini benim üzerinden ayırmıyordu. Onu çekici göstersn kızıl saçlara ve kahverengi gözlere sahipti. Bakışları tanışmak istiyor gibiydi. Kolu omzumda olan Draco ya döndüm ve
Bu bana bakan çocuk kim sarılıların arasında.
Sana biri mi bakıyor? Bide hufflepuf ! Büyük cesaret!
Kıskançlığın zamanı değil sevgilim. Şimdi söyle bana kim o?
Gözleri hufflepuf grubunun üzerinde gezindi ve bana bakan çocuğu buldu.
Cedric diggory. Bizden bir sınıf büyüktü yanlış hatırlamıyorsam. Da neden bakıyormuş?
Bakışları tanışmak istiyor gibi.
Yok tanışmak filan. Yanımdan ayrılmak yok ayışığı.
Sen de aynı şekilde. Gryffindor dan bir kız seni kesiyor. Öldürmemek için kendimi zor tutuyorum. Yanımdan ayrılırsan o kıza yaptıklarımdan nasibini alırsın.
Beni bu kadar kıskandığını bilmiyordum sevgilim. Emrin olur ssnden başkasına bakarsam şerefsizim.
Aferin sevgilim.
Deyip yanağından öptüm.
Bu çocukla da sonra tanışırız şimdi birinin kafasını gözünü kırar uğraşamayız. Remusun dersini mahvetmeyelim. Dediğimde içeri girdi. Ortada hareket eden büyük kutuya yaklaştı. İçinde her ne varsa dışarı çıkmaya can atıyor gibiydi. Derken profesör konuştu
Bu bir böcürt çocuklar. Şeklinin ne olduğunu bilen var mı?
Elini kaldıran Hermione ye inat ben cevapladım.
Kimse şeklini bilemez profesör. Böcürt kişinin en çok korktuğu şeyin şeklini alır.
Kudur lan pis gry li! Hepsinden nefret ediyorum. O yüzünün hali çok güzeldi ama. Bu sefer ukalalık yapamadı ya üzülür.
Çok güzel bayan black. Aynı zamanda da doğru. Böcürtler korkularımızın şeklini alır. Ama onlardan kurtulmak da kolaydır. Çok basit bir büyü ile onları komik şeylere dönüştürebiliriz. Şimdi dinleyin.
RİDİKULUS. Şimdi tekrar edin. RİDİKULUS.
Tüm sınıf tekrar etmeye başladığında yanımda duran sarıkafa
Bu ders gerçekten çok saçma dedi.
Çok konuşma alt tarafı iki saat katlanıcaksın sevgilim.
Dedim. Beni kendine daha çok çekti ve saçlarımı öptü.

Profesör yanına birini istediğinde önde olan Gryffindor lulardan birini çağırdı.
Denemek isteyen var mı? Neville yanıma gelmek ister misin?
Neville denen çocuk gelmek istemiyor gibiydi. Bu gryin sakar ve çekingen çocuğu değil miydi? Acaba korktuğu şey neydi? Gittiğinde Lupin elini onun omzuna attı ve konuşmaya başladı
Çok güzel Neville. En çok korktuğun şey ne?
Şey.... Profesör Snape.....
Tüm sınıf güldüğünde bende gülmemi tutamadım. Gerçekten vaftiz babamdan bu kadar korkmaları bana garip geliyordu. Belkide bana farklı davrandığı içindir.

Babaannenle yaşıyordun değil mi? Şimdi profesör Snape ı babaannenin kıyafetleriyle düşünmeni istiyorum. İnan bana eğlenceli olacak.
Oh... Tamam....
Dedikten sınra dolabın kapusımı açtı. Neville nin gözleri korkudan büyüdüğünde profesör işaret verdi. Neville de büyüyü söyledi ve herkesi korkutan profesörün üstünde komik giysiler belirdi. Herkes tekrardan gülmeye başladı. Cidden o kadar saçma ki.... Profesör snape ı rezil etmek onların ne haddineydi! Tanrım hepsinin canına okuyacağım.

Daha sonra herkes sırayla denemeye başladı sıra bana geldiğinde ne göreceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Alex? Babam? Acaba ne belirecekti? Bu düşüncelerle böcürtün yanına geldiğimde beni çok şaşırtan bişey göründü.

DRACONUN ÖLÜ BEDENİ....

Nefesim kesildi. Onu öyle görmek. Soluk teni ve gözleri kapalı hali... Hareket edemiyordum. Dışarıyla bağlantım kopmuş gibiydi. Gözlerim draconun ölü bedeninden başka hiçbişey görmüyor kulaklarım ise hiçbişey duymuyordu. Titrek bir sesle yere onun yanına çöktüm ve
D... Draco....
Dedim ama kalkmıyordu. Normalde benim sesimle uyanması gerekiyordu. Elini uzatıp dokunacakken biri beni kucağına aldı. Buda dracoydu. Siktir! O az önce ölü değil miydi? Lanet olsun! O kadar odaklanmışım ki gerçek ve hayali ayırt edemedim. Bunu beklemiyordum. Zayıflığım yüzümden okunuyordu. Dracoya baktığımda o kadar endişeli görünüyordu ki....

Draco.... Sen sen az önce..... Ben senin öldüğünü gördüm ama sen... Sen yaşıyorsun.... Bi dakka o... O bir böcürttü? Ben....ben bu nasıl olur?

Yaşıyorum sevgilim. Yaşıyorum.... Evt o bir böcürttü... Sadece gerçek ve hayal kafanı karıştırdı. Şimdi biraz sakinleş olur mu?

Ta.. Tamam...

Beni odaya götürdü. Lan ben nasıl her seferinde odaya bu şekilde gelmeyi başarıyordum? Herseferinde bir şekilde onun kucağında geliyordum. Pff!

Beni yere indirdi ve kendi yatağına oturdu. Kendi ölü halini görmek onu da üzmüş olmalıydı. Doğruca dolabıma doğru yürüdüm ve kıyafet alıp banyoya girdim. Suyu soğuk ayarına aldığımda buz gibi suyun düşüncelerimi yok etmesini bekledim. Bütün herşey gözlerimin önünden geçti. Yaşadığım şeyler yaşayacak olduğum şeyler. Herşey... Gözlerimi kapattım ama zihnim susmuyordu. Galiba düşünceledimde boğulmak benim lanetimdi. Su bile fayda etmiyordu. Ama rahatlatmıştı. Soğuk suyla rahatlayan bedenimle duştan çıktım.

Draco yatağında yatmış uyuyordu. Ben galiba biraz uzun kalmıştım. Olsun. Yanına gittim ve yüzünü izlemeye başladım. Yüzü o kadar güzeldi ki. Daha sonra saçlarıyla oynamaya başladım. Saçlarına o kadar odaklanmışrım ki bi anda beni belimden tutup kendine çektiğinde minik bir çığlık attım.

Ay! Napıyorsun be! Ödümü kopardın.
Saçlarımla oynarken ödün kopmuyordu ama sevgilim.
Sen uyumuyor muydun ya?
Sence???
Tamam uyumuyormuşsun sırıtma öyle Draco!

Gülmeye devam etti ve ben ıslak saçlarımla yanında yatıyordum. Ellerinden biri belimdeydi biri de saçlarımı okşuyordu. Benim bsşım her zamanki yerinde yani onun göğsündeydi. Kalp atışını duyuyordum. Onun yaşadığının göstergesi olan bu sesi o kadar seviyoerum ki....

Kalbinin sesi.... Dinleyebileceğim en güzel müzikten bile daha güzel... Yaşadığının göstergesi olan bu ses hiç susmasın sevgilim...

Emin ol sen yaşadığın sürece o ses hiç susmayacak. Korkmana gerek yok sevgilim....

Dedikleriyle göğsüne daha da sokuldum. O da belimdeki elini sıkılaştırdı ve resmen birbirimize yapıştık. O kadar dip dibeydik ki... Ayrılmaya çalıştım ama izin vermedi.

Draco!
Efendim sevgilim.
Dipdibeyiz?
Evt. Ve ben gayet rahatım sende öyle değil misin?
Evt... Ama.....
Rahatsan aması yok rahatla biraz sevgilim. Bugün gerçekten yoruyucu olacak. Saldırı için güç toplanan lazım.
Dedi. Haklıydı. Ama ben bu durumdayken kalbim heyecandan o kadar hızlı atıyordu ki.

Tamam. Ama önce birini aramam lazım.
Kimmiş o?
Tabikide marvolo. Orada 30 kişiye karşı iki kişi olmayacağız sevgilim. Ne kadar güçlü olursak olalım fazla kişi olmaları onlar açısından büyük bir avantaj.
Ama her türlü az kişi olacağız. 30 a karşı 3.
En azından güçlü büyücüleriz. Sadece marvolo da yanımızda olmalı. Eğer yaralanırsak bizi hemen tedavi etmeli. Ayrıca güçlü bir büyücü. Ona ihtiyacım var sevgilim.
Anladım ayışığı. Ara onu. Ama sonra biraz yatalım olur mu?
Tabikide olur!

Telefonu elime aldığımda hala yatağın üzerindeydim. Niye bu kadar fazla bildirim vardı? Hepsini siktir et. Marvolo yüksek aramam lazımdı. Arama tuşuna bastım ve ikinci çalıştan sonra telefon açıldı. Ben daha hiçbişey söylemeden marvolo gayet sakın ama bir o kadar kızgın bir sesle konuşmaya başladı
Malfoyla aranda ne var?
O benim sevgilim marvolo.
Benim neden haberim yok?
Benim birçok şeyden haberim olmadığı gibi senin de bundan haberin yoktu marvolo.
Neyden bahsediyorsun?
Pansy ile sevgili olduğunuzu biliyorum marvolo ayrıca bir ölümyiyen olduğunu da biliyorum. Sen bana bunları söyleme gereği duymasan da...
Sen nerden.. Ben özür dilerim Lilith. Sadece zamanı gelince söylemek istemiştim.
Her neyse konumuz bu değil. Saldırı bu gece olacak. Gece on iki civarları. İkinci kat koridoru. Alex ve Harry dışında 25 kişi. Yardıma gelebilir misin?
Evt. Orada olacağım.

Dedi ve bende kapattım. Hem bişeyler saklıyordu hem de üste çıkmaya çalışıyordu. Marvolo bazen gerçekten de beni sinir ediyordu.

Tekrar saate baktığımda üç saat kalmıştı. Saatler azaldıkça ben daha da stresleniyor yanımdaki insanların ölmemesini diliyorum. Aslında onları her şeyden koruyabilecek bir büyü vardı. Bir koruma büyüsü. Bunu yaparsam daha az hatta neredeyse hiç zarar görmezdik. Mantıklıcaydı. Hemen işe koyuldum. Önce dracoya sonra kendime bu büyüyü yaptım. Oraya geldiğimizde marvolo ya yapmam da kısa zamanımı almıştı. Artıı sadece onları beklemek kalmıştı. Ve bilinmez sonla yüzleşmek....

Gece 12.00

Gördüklerim beni şaşkınlığa uğratmıyordu. Çünkü zaten gördüğüm şeylerdi. Önde Harry Hermione ve Alex arkalarıbda ise sayamadığım ama gördüğüm kadarıyla 25 grryfindorlu.... Önce karşı taraf konuşmaya başladı. Alex

Ben sözümü tutarım küçük black. Bu sefer seni tamamen yok edeceğim.

Dedi. Hayatımın en boş tehdidi ydi. Ona soğuk ve düz bir sesle

Umarım Alex. Hiç kimsenin yapamadığını yapmaya çalış. Çünkü eğer beni öldüremezsen ben seni öldüreceğim.

Bunu dememle Alex ve ordusu saldırıya geçti. Biz üç kişiydik. Onlarsa nerdeyse 30 kişi... Olsundu bu bizimdi. Koruma büyüsü yaptığım için bize çarpan büyüler pek de etki etmiyordu ama onlar için aynı şeyi söyleyemezdim. Hızlıca ölmeleri için arkadakileri avada ile öldürecektik. Ama acıdım galiba. Sadece acı çekip bayılsınlar. Daha sınra onları da hallederiz. Draco ve marvolo ya dönüp
Arkadakileri tamamen öldürmeyin sadece acı çeksinler ya da bayılsınlar. Onları daha sonra halledeceğim.
Beni başlarıyla onayladıklarında hala bizimle uğraşmakta olan Alex Harry ve Hermione nin oraya doğru koştum. Onlarla işim bitmemişti. Belki kızı hafızasını silip bırakırdım ama Harry ve Alex ı daha güzel bir yere götürecektim. Tam gidecekken koruma büyüsü daha fazla dayanamamış olacak ki kalan son on kişinin büyüsünü de hissettim. Daha sonra dayanamadım ve
Bu kadar yeter. AVADA KEDAVRA! Yeterdi artık. Koruma büyüsü bile artık bi işe yaramadıysa artık hepsi ölsün değil mi? Önümdeki son on kişiyi de öldürdüğümde karnımdan kanlar akıyordu. Ama acımıyordu. Bu yüzden onların önüne geldim . Esirlerime son bir kez alıcı gözüyle baktım. Asaları bana doğrultulmuştu. Önce Harry hamle yapmaya çalıştı

Avad-
Expeliarmus! Sersemlet!
Artık baygın olan Harry ı kendime doğru çektim. Sırada patronu vardı. Ama o daha hızlıydı.

Sectumsempra!

Lanet olsun! Geriye doğru sendelediğimde düşmedim. Aksine deliler gibi gülmeye başladığımda aklımı kaçırdığımı düşünüyor olmalıydı.

Gerçekten mi? Öldürsene hadi! Sadece bu muydu yani! Haysiyetsiz piç! Sectumsempra!

O benden daha dayanıksızdı. Geriye doğru sendeledi ve yere düştü. Kafasına bir tane geçirdiğimde artık o da baygındı. Kıza dokunmayacaktım. O yüzden hermioneye döndüm ve bu anları hafızasından sildim. Onu odasına gönderdiğimde geriye kalan herkes ya ölmüş ya da baygındı. Bazıları da yerde kıvranıyordu. Bu garip manzaranın ortasında kanlar içinde bir ben ve etrafına bakan iki adam. İkisinin de çok derin bir yarası yok gibiydi. Buna sevindim demekki koruma büyüsü onlarda işe yaramıştı. Peki benim yaram neredeydi de ben böyle kanıyordum? Üzerimde gezdirdiğim gözlerimle yarayı bulmam çok da zor olmadı. Karnımda ve kolumda olmak üzere iki derin kesiğe sahiptim. Be yaralarıma bakarken ikisinin de gözü bir anda üzerimdeki kanları buldu. Telaşlı bir şekilde yanıma geldiklerinde ben de son yarayı iyileştirmeye çalışıyordum. Draco çok endişeliydi. Ona sakın olmasını söylediğimde
Nasıl sakın olabilirim? Şu haline bir bak! Bunu sana kim yaptı ayışığı tanrı aşkına kafayı yiyeceğim!

Sakin ol sarışın sadece bi kaç kesik. Hem iyikeştirdim bile bak. Hiçbişey kalmadı. Sakın olun artık bakın biz kazandık.
Marvolo bana gurur dolu bir bakış atarken
Haklısın. Biz kazandık. Şimdi onlarla ne yapmayı planlıyorsun?

Harry ve Alex ı öyle özel bir yere götüreceğim ki kimse bulamayacak. Siz de yanımda geleceksiniz ama önce şu baygınları halledelim. Ya da biz değil de gry lilerin sevgilisi Dumbledore halletsin biz neden uğraşalım değil mi? Bynları burada bırakalım kalsınlar. Şimdi şu ikisini tutun onları götüreceğiz.

İkisi onları büyüyle havaya kaldırdıklarında bende önlerinden gidiyordum. Nereye mi gidiyorduk? Tabikide SIRLAR ODASI....

Kızlar tuvaletine girdim ve tüneli açtım. İçeri atladığımda onları da arkamdan gelmeye davet ettim. Onlar da atladığında biraz daha yürümemiz lazımdı. Bir kapıya vardığımda ona yılan dilinde kapıyı açmasını söyledim. Kapı yavaşça ama büyük bir gürültüyle açıldığında içeri girdim ve artık o mükemmel yere varmıştık. Yılan başlı heykellerle çevrili olan oda Hogwarts'ta ki en huzurlu yerlerden biriydi. En azından benim için... O kadar odaklanmıştım ki arkamdakiledi unutmuştum. Arkamı döndüğümde bana gözleri şaşkınlıktsn açılmış bir şekilde bakan sevgilime ve marvolıya baktım. Lan ben onlara bunu söylemedim değil mi? Bakışları bir açıklama bekliyor gibiydi. Haklılardı. Hemen döndüm ve

Biliyorum çok şaşkınsınız biliyorum sakladığım için kızgınsınız ama bunları zamanı geldiğinde yani şimdi söylemeyi düşünüyordum. Evt Salazar Slytherin'in bir sonraki varisi benim. Voldemort ise sadece bir aracı. O ve ben sadece Salazar Slytherin'in geçmişteki amacını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bunu sakladığım için üzgünüm ama söylemek için çok bir zamanımız yoktu. Geldiğimden beri bsşımdan o kadar çok olay geçti ki. Hepsiyle uğraşmaktan bunları size söyleyemedim. Özür dilerim.

İkiside bişey demeden önce bu iki gerizekalıyı bağladı ve karşımds dikildiler. Ben kızmalarını bağırıp çağırmalarını beklerken önce Draco bana sarıldı ve yumuşak bir sesle

Özğr dileme sevgilim. Slytherin'in varisi benim sevgilimse onu korumak ve yanında olmak da benim görevim. Haklısın o kadar olay oldu ki söyleyemedin. Yaşadığın şeyleri bizzat ben biliyorum. O yüzden üzülme sevgilim. Hep yanında olacağım.

Teşekkür ederim canım. Peki ya sen marvolo? Sakladığım için kızmayacak mısın?

Hayır. Tabikide hayır. Salazar Slytherin'in varisine kızamam küçük hanım. Herşeyden önce sen benim küçük kız kardeşim sayılırsın. Sana kızmam imkansız.
Dedi ve beni kucağına çekti. Ona sımsıkı sarıldım ve belkide bu hayatta babamdan daha çok ailem olan o kişiye sımsıkı sarıldım.

Teşekkür ederim marvolo.

Dedim ve ayrıldım. Sarılma faslı bittiğinde hala baygın şekilde uyuyan iki salağa baktım. Ve daha sonra arkama dönüp

Eğlenceye ne zaman başlamak istersiniz? Şimdi mi yoksa bekleyelim mi? Ben bilemedim siz seçin isterseniz.

Draco onlardan hemen kurtulmak isterken marvolo Harry'nin hafızasının silinmesinden yanaydı. Alex'i ise bsna bırakmışlardı. Harry için marvolo nun kararı en mantıklısıydı. Önce acı çektirecektin öldürmek için yalvardığı anda ise hafızasını silecektim. Alex'i ise işkenceyle yavaş yavaş öldürecektik.

Bunu onlara anlattığımdakabul ettiler. Önce harry ı uyandırdım.

Uyan lan it herif.

Yavaşça gözlerini açtı ve etrafına baktı.

Neredeyiz biz?

Tanıştırayım Sırlar Odası piç. Şimdi hatırlayamadığın başka bişey var mı? Çok upraşmayacağım çünkü eğlencemi bölmeni istemiyorum.

Dedim ve ilk yumruk benden geldi. Daha sonra onu dracoya bıraktım. Çünkü onunla asıl sorunu olan oydu. Düşmanlararası ilişkilere karışmıyorum. Marvolo orada öylece dururken bizim bu vahşi dövüşen hallerimize bakıyordu.

Hey Draco onu öldürme ya daha o bize lazım. Kendisi Voldemort'un hortkuluklarından birini içinde taşıyor. Onun yok olması bizim için büyük bir güç kaybı.

Dedim ve onları tekrar birbirlerine bıraktım. Marvolo ya döndüm ve

Hadi abi şunu da uyandır da biraz yandaşını izlesin. Uyuması fazla sıkıcı.

Tamamdır kardeşim. Haklısın bu fazla sıkıcı.

Deyip uyandırdı. Bu salak niye çığlık atarak uyandı ki. Off kulaklarım acıyor. Neyseki bir süre sonra sustu.

Merlin! O ne biçim bir çığlıktı.

Oğlum kulaklarım paslandı lan!Sevgilim Harry bayıldı bende yoruldum biraz duracağım daha sonra devam ederiz.

Bırak sevgilim sende çok yoruldun bu gece. Otur biraz.

Dedim ve yanağından öptüm. Kendini direkt yere attığında ben hala ayakta onların önündeydim. Harry nin nasıl dövüldüğünü gören Alex kendine de az çok aynı şeyleri yapacağımızı anlamış olmalıydı ki soğuk terler dökmeye ve özürler dilemeye başladı. Onun bu hali öfkelenmem için gayet yeterliydi. Hali hazırda yanımda bir muggle eşyası taşırken bu çok eğlenceli olacaktı.

Yüzsüz piç sen hala neyin özrünü diliyorsun. Sen brnim annemi öldürdün lan. Bide af mı dileniyorsun? Üzgünüm Alex bu gece en mükemmel şekilde öleceksin.

Dedim ve belimde duran ve onun annemi öldürdüğü silahı elime aldım. Yüzüme psikopatça bir gülümseme yerleştirdiğimde tekrar Alex'e döndüm.

Bunu hatırlıyor musun Alex? Annemi öldürdüğün iğrenç muggle eşyası. Şimdi bununla seni öldürmem ne kadar ironi değil mi?

Daha fazla dayanamadım. İlk önce eline bir kurşun sıktım. Acıyla inlediğinde ben hala gülümsüyordum. Ama bu daha bir başlangıçtı. Çok erken bağırıyordu.

Ahh üzgünüm acıdı mı yoksa. Daha bu bir başlangıç çığlıklarını sonraya sakla piç herif.

Dedim ve bu sefer öbür elinin üzerine bir el ateş ettim. Daha da çok bağırıyordu. Onun bağırışlarına Harry neden uyanmıyordu acaba?

Sevgilim Harry'i nasıl dövdün ya kaç bağırış oldu hala uyanmadı bu mükemmel manzarayı göremiyor.

Kollarını belime doladı ve

Biraz fazla dövmüşüm sevgilim. Bir de yanlışlıkla büyü yapmış olabilirim. Ama uyanır merak etme. İstersen uyanmadı diye bir daha döveriz.

Marvelo yüzünü buruşturdu bu halimiz ona baya bir garip geliyor olmalıydı.

Olum normal sevgililer gider yemek yer filim falan izler siz burada adam öldürürken flörtleşiyorsunuz. Garip. Keşke benim sevgilim de burada olsaydı.

Üzül marvolo. Ayrıca bu olayı daha sonra konuşacağız. Bak çok kan kaybetti işte hemen ölecek sonra. Sevgilim Harry uyandı ikinci raunda hazırsan devam edelim.

Tabikide hazırım ssvgilim.

Dedi ve o Harry tekrar bayıltana kadar döverken ben de üçüncü kurşunu kalbine doğru tutup yakın bir yere doğru ateş ettim. Bağırışlarını ssvdim. En azından sırlar odasını inletecek kadar yüksek bağırıyordu.

Hala fazla mı acıyor alex? Son iki tane kaldı güzelce ölmek istemez misin?

Hayır hayır yalvarırım bırak beni.

Seni bıraksam ne olacak hayvan herif basiliksim seni anında paramparça edecek. Bence benim elimde ölmek daha güzel.

Basiliks sözünü duyduğu an o pislik çenesini kapattı

Bende öyle düşünmüştüm.

Dedim ve dördüncü kurşunu da özel bölgesine sıktım. Son kurşunu için yeteri kadar bsğırmamıştı. Off ama bekleyiş çok sıkıcıydı. Son kurşuna kadar biraz yumrukladım ve artık bağırışları ve acı çığlıkları son kurşunum için yeterliydi.

Şu sikik hayatına son vermenin artık zamanı geldi. Annemi neresinden vurmuştum hatırlıyor musun? Evt kafasından. Şimdi ben de seni tam da o sikik kafandan vuracağım.

Deyip tam karşısıns geçtim. Silahın tetiğini çektim ve kafasına doğrulttum.

Lütfen yap-

Artık çok geçti. Kafasına giren son kurşunla hayatı sona erdi. Ve benim de ağzımdan tek bir cümle çıktı

Anne huzur içinde uyu intikamını en ağır şekilde aldım.

Gözlerimden yaşlar boşandığında artık gece boyunca güçlü duran lilithden eser yoktu. Sadece annesinin intikamını alan annesinin kızı vardı. Silah yere düştü bende dizlerim üstüne. Kanlar içindeki Alex'e ve Harry'e baktım. Draco ya durmasını söyledim ve o da benim yanıma çöktü. Ellerimiz ve yüzümüz kan içindeydi.

Harry'nin ağzından yeter artık dur kelimelerini duyduğumda marvolo ya onun hafızasından bu anı ve iyi olduğu bütün anılarını sil ve yaralarından kurtulmasını sağla lütfen aşşırı yorgunum daha fazla bununla uğraşamayacağım.

Marvolo kalktı ve onun anılarınu sildikten sonra yaralarını iyileştirdi. Onu yanımıza alıp yukarı çıktığımzda üçümüz de birbirimizden beterdik. Harry'i odasına fırlattıktan sonra vaftiz babamdan yani snapeten izin alarak yarını kendimize tatil ilan ettikten sonra güneş doğarken odalarımıza çekildik. Gece gayet yorucuydu. Artık uyumamız lazımdı. Sırayla duşa girdik ve yatağa yattığımızda o kadar yorulmuştuk ki... Hemen uykuya daldık.

Anne merak etme huzur içinde uyuyabilirsin artık. İntikamımızı en acı şekilde aldım....

Devam edecek...

Yalvarırcasına