6. bölüm · Ay Yıldızın Gölgesinde

6. Bölüm

Esrw 🤍

Hakkari/Derecik
Sabahın ilk ışıkları dağların ardından yavaşça yükseliyordu. Hava soğuktu. Dağların üzerinde ince bir sis vardı. Her şey sessizdi. Sanki doğa bile o sabah normalden daha az konuşuyordu.
Aybüke, odasında hazırlıklarını tamamlamış, aynanın karşısında saçlarını topluyordu.
Üzerindeki üniformayı düzeltti. Omuzlarına baktı. Sonra aynadaki yansımasına.
Bir zamanlar bu üniformayı yalnızca hayal ederdi.
Şimdi ise gerçekten askerdi.
Hem de abisiyle aynı yerde görev yapan bir asker...
Kapı birkaç kez tıklatıldı.
“Gel.”
Kapı açıldı. Kadir başını içeri uzattı.
“Hazır mısın?”
Aybüke arkasını döndü.
“Hazırım.”
Kadir içeri girip kardeşini baştan aşağı süzdü.
“Ekipman?”
“Tam.”
“Silah?”
“Kontrol edildi.”
“Çanta?”
Aybüke derin bir nefes aldı.
“Abi…”
“Efendim?”
“Üçüncü kez soruyorsun.”
Kadir gülümsedi.
“Ne yapayım? Sen benim kardeşimsin.”
Aybüke de gülümsedi.
“Komutanım, merak etmeyin. Her şey tamam.”
Kadir kapıya doğru yürüdü.
“Tamam o zaman. Hadi.”
Aybüke arkasından çıktı.
“Abi?”
Kadir durdu.
“Ne oldu?”
Aybüke birkaç saniye sustu.
“Hiç…”
Kadir kaşlarını kaldırdı.
“Bir şey diyecektin.”
“Yok. Hadi.”
Kadir başını sallayıp yürümeye devam etti. Aybüke onun arkasından bakarken gülümsedi. O an bilmiyordu. Bu konuşmayı bir daha asla yapamayacağını bilmiyordu. Araçların yanında bütün tim toplanmıştı.
Alp bir şeyler anlatıyor, Yiğit arada lafını kesiyor, Kerem ikisine birden söyleniyordu.
Nisan ise Aybüke'nin yanına gelip koluna girdi.
“Bugün de çok ciddisin.”
Aybüke güldü.
“Sen de hiç ciddi değilsin.”
“Ben görev dışında ciddiyetimi kaybediyorum.”
Yaman yanlarından geçerken konuştu. “Görev sırasında da kaybediyorsun.”
Nisan hemen döndü.
“Kes sesini Yaman.”
Yaman gülerek uzaklaştı. Aybüke onun arkasından baktı.
Nisan bunu fark etti.
“Hmm…”
Aybüke hemen ona döndü.
“Ne?”
“Hiç.”
“Nisan.”
“Bir şey demedim.”
Aybüke gülümsedi. Tam o sırada Kadir'in sesi duyuldu.
“Herkes araçlara.”
Tim bir anda ciddileşti. Şakalaşmalar kesildi. Herkes yerini aldı. Aybüke araca binerken son kez gökyüzüne baktı.
Ay hâlâ görünüyordu. Gündüz olmasına rağmen gökyüzünde belli belirsiz duran ayı izledi. İçinde garip bir his vardı. Sanki bugün farklıydı. Ama nedenini bilmiyordu.
Görev başladıktan sonra herkes dikkat kesilmişti.
Kadir öndeydi.
Aybüke ise timin diğer üyeleriyle birlikte ilerliyordu.
Telsizden kısa konuşmalar duyuluyordu.
“Sağ taraf temiz.”
“Anlaşıldı.”
“İlerliyoruz.”
Her şey normal görünüyordu. Herkes payına düşen teröristi temizliyordu, görev iyi ilerliyordu.
Ta ki bir teröristin çıkıp köye bomba yerleştirdik diye bağırana kadar. Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Kadir'in sesi duyuldu.
“Herkes dikkatli olsun.”
Tim yapacağı şeyi biliyordu oradan bir sivil bile ölü çıkmayacaktı. Herkes evlere dağılıp teröristleri temizlemeye, sivilleri tahliye etmeye başladı. Son bir ev kalmıştı, ama teröristler etrafını sardığı için girmek imkansızdı. Aybüke emri almıştı kimse görmeden çalıların içine girdi. İlk önce en sağdakinden başladı 1 leş, sonra yanındaki 2 leş, sonra 3 ve 4. Tamamen temizlenmişti evin önü, içerisi çocuk doluydu. Bombanın patlamasına ise 17 saniye kalmıştı, Kadir koşarak kapıyı kırdı. İçerideki çocukları dışarıya çıkardı son 6 saniye, ama içeride yürüyemeyen bir çocuk vardı. Onu kucaklayıp Yiğit'e verdi son 2 saniye, evden çıkıp kardeşine doğru koşmaya başladı ama o anda yükselen sesle yer sarsıldı. Aybüke geriye doğru sendeledi, ne olduğunu anladığı anda Aybüke'nin yüzündeki ifade değişti.
“Abi?”
Cevap gelmedi.
“Kadir komutanım?”
Yine sessizlik.
Aybüke bir adım ilerledi.
Yaman hemen önüne geçti.
“Bekle.”
“Yaman, abim…”
“Bekle dedim.”
O an herkesin yüzündeki ifade değişmişti. Bir şeylerin yolunda olmadığı belliydi. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Aybüke'nin kalbi hızla çarpıyordu.
“Abim nerede?”
Kimse cevap vermedi.
“Abim nerede dedim!”
Yaman ona baktı.
Gözlerinde ilk kez Aybüke'nin görmeye alışık olmadığı bir korku vardı. “Aybüke…”
“Ne?”
Yaman sustu. Aybüke onun gözlerine baktı.
“Yaman, ne oldu?”
Yaman cevap veremedi. Aybüke onun yanından geçip ilerlemek istedi. Yaman kolundan tuttu.
“Gitme.”
“Bırak beni.”
“Aybüke…”
“BIRAK!”
Yaman elini çekti. Aybüke birkaç adım attı. Sonra durdu. Karşısındaki manzaraya baktı. Ve olduğu yerde kaldı. Dünyası bir anda sessizleşmişti. Sanki bütün sesler uzaklaşmıştı. Sanki zaman durmuştu. Kadir oradaydı. Ama artık kardeşine cevap vermiyordu. Aybüke'nin dudakları titredi.
“Abi?”
Cevap yoktu.
Bir adım daha attı.
“Abi…”
Kadir öksürdü ve zorlukla konuşmaya çalıştı.
"Aybükem seninle *öksürük gurur duyuyorum, kendine iyi bak."
Başını iki yana salladı.
“Hayır…”
Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
“Yaman.”
Yaman yavaş adımlarla ona doğru ilerledi. Kadir son nefesiyle konuştu.
"Kardeşim sana emanet, onu üzme."
Kimse konuşmuyordu.
Aybüke dizlerinin üzerine çöktü.
“Abi, kalksana…”
Sesi gittikçe küçülüyordu.
“Beni duyuyorsun biliyorum.”
Ellerini yüzüne götürdü.
“Abi…”
Yaman birkaç adım geride durmuş, gözlerini ondan ayıramıyordu.
Aybüke başını kaldırdı.
“Yaman…”
Yaman ona doğru yürüdü.
“Abim kalkacak değil mi?”
Yaman cevap veremedi.
Aybüke'nin sesi titredi.
“Yaman, bana cevap ver.”
Yaman gözlerini kaçırdı.
Aybüke gerçeği o an anladı.
Başını iki yana salladı.
“Hayır…”
Bir kez daha Kadir'e baktı.
“Hayır, hayır…”
Sonra sesi yükseldi.
“ABİ!”
Yaman hemen yanına geldi.
Aybüke artık ayakta duramıyordu.
Yaman onu tuttu.
Aybüke onun omzuna yaslandı.
“Ben daha ona söyleyecektim…”
Yaman sessizce dinledi.
“Ne söyleyecektin?”
Aybüke ağlayarak konuştu.
“Sabah söyleyecektim…”
“Ne?”
“Onu çok sevdiğimi…”
Yaman'ın gözleri doldu. Aybüke devam etti. “Ben ona hep sonra söylerim sandım…”
Yaman hiçbir şey söylemedi. Aybüke'nin omuzları titriyordu.
“Daha beraber yapacağımız çok şey vardı…”
Yaman onu biraz daha sıkı tuttu. “Biliyorum.”
“Ben daha onunla Ankara'ya gidecektim…”
“Biliyorum.”
“Daha anneme beraber gidecektik…”
“Biliyorum Aybüke.”
“Daha…”
Sesi kesildi. Çünkü artık söyleyecek kelime bulamıyordu. Yaman sadece yanında durdu. O an Aybüke'nin ihtiyacı olan şey nasihat değildi.
“Güçlü ol” diyen biri değildi.
Sadece gitmeyen biriydi. Ve Yaman gitmedi.
Saatler sonra...
Görev sona ermişti. Ama Aybüke için hayat çoktan bitmiş gibiydi. Herkes sessizdi. Kimse konuşmuyordu. Araçların yanında Kadir'in eşyaları duruyordu. Aybüke onlara baktı. Sonra elini uzattı. Kadir'in kullandığı saate dokundu. Gözlerinden yeniden yaşlar aktı.
“Bu onun…”
Nisan arkasında duruyordu. Gözünden bir yaş düştü.
“Evet.”
Aybüke saati eline aldı. Avucunun içinde sıktı.
“Sabah bunu takıyordu.”
Nisan başını eğdi. Aybüke saate bakarak fısıldadı.
“Daha dün bana kızıyordu…”
Bir an gülümsedi.
“Üç kere ekipmanımı kontrol etmişti.”
Nisan'ın gözlerinden de yaşlar süzüldü. Aybüke saati göğsüne bastırdı.
“O beni korumaya yemin etti, ben onu koruyamadım.”
Kimse cevap veremedi. Çünkü bazı soruların cevabı yoktu. Gece olmuştu. Aybüke tek başına dışarıda oturuyordu. Gökyüzüne bakıyordu. Ay vardı. Ama bu kez ona eskisi gibi güzel görünmüyordu. Yanına biri oturdu. Yaman. Bir süre hiçbir şey söylemedi. Aybüke de konuşmadı. Dakikalarca yan yana oturdular.
Sonunda Aybüke fısıldadı.
“Ben şimdi ne yapacağım?”
Yaman gökyüzüne baktı.
“Yaman...”
“Hı?”
“Abim sana ne dedi?”
“Boşver.”
“Yaman”
“Şuan zamanı değil.”
Aybüke ona baktı. O da Aybüke'ye
“Kardeşim sana emanet, onu üzme dedi.”
“…”
Aybüke'nin gözleri yeniden doldu.
“İstersen ben yanında olurum Aybüke.”
Aybüke başını öne eğdi.
“Ya sende bırakırsan?”
Yaman cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.
“Bırakmam.”
“Nereden biliyorsun?” "Abimde hep öyle derdi."
Aybüke ağlamaya başladı. Bu kez Yaman hiçbir şey söylemedi. Sadece yanında oturdu. Ve o gece Aybüke ilk kez anladı. Bazı insanlar hayatımızdan giderdi. Ama bıraktıkları izler hiçbir zaman gitmezdi. Kadir artık yanında olmayacaktı. Onu görev dönüşlerinde beklemeyecek, “Ekipmanını kontrol ettin mi?” diye sormayacak, “Dikkatli ol.” demeyecekti. Ama Aybüke her üniformasını giydiğinde onu hatırlayacaktı.
Her göreve çıktığında onun sesini duyacaktı.
Ve gökyüzüne her baktığında...
Bir yıldızın eksildiğini düşünecekti.
O gece Aybüke'nin hayatı ikiye ayrıldı.
Kadir'den önce.
Kadir'den sonra.
Ve bazı kayıplar insanı büyütmezdi. Sadece insanın içindeki çocuğu sessizce alıp götürürdü. Aybüke artık eskisi gibi olmayacaktı. Ama bir şeyi unutmayacaktı. Kadir ona bir yol bırakmıştı.
Ve o yol... Vatan yoluydu. 🇹🇷
Gökyüzünde ay parlıyordu. Bir yıldız ise artık yoktu. Ama Aybüke biliyordu...
Bazı yıldızlar gökyüzünden kayınca ölmezdi. Bir insanın kalbine yerleşirdi. 🌙⭐
Ve o gün kendine bir söz verdi, abisinin intikamını alacaktı...