5. bölüm · Ay Güneşten Daha Güzel
4.
Hızla kendimi yataktan attım ve üzerimi değişip aşağı indim. Sonra aynada kendime baktım da biraz parti kızı olsam fena olmazdı diye düşündüm. Odama gidip güzel bir elbise giyindim ve ardından saçlarımı felan yaptım işte ne kadar olduysa. Saçlarım düz ve uzundu düz olması işler kolaylaştırıyordu bi nevi.
Hazırlıklarımı tamamladıktan sonra ortak bahçemizde kurulu olan masaları gördüm gerçekten de bu gece parti var gibiydi. Zaten anlaşılmasın diye çokta aşırıya kaçmamıştım hazırlıklarımda. Günlük bir elbise ve saç ile çıkacaktım Borayın karşısına. Bahçeye açılan kapılarından içeriye girdiğimde içeride kimse yoktu. Ama mutfaktan sesler geliyordu. Yavaş ve sessiz bir şekilde ilerlerken bi anda karşıma Bora’nın değişik arkadaşlarından renkli gözlü olanı çıkıverdi. Çığlık atmamın üzerine o da bi anlığına korktu.
Bora,beni korktuan arkadaşı Erim ve diğeri Sinan birde Nilay toplu bir şekilde içeriye oturmuştuk. Tabi bağırmam tek Erimi değil herkesi korkutmuş olmalıydı ki hemen yanımıza gelmişlerdi. Nilay’la zaten tanışıyorduk beni pek sevdiğini söyleyemezdim ama birbirimize zararımız da yoktu. Diğer ikisini tanımıyordum, buraya oturma amacımız sanki tanışmakmış gibisine isimlerini söyleyip kendilerini tanımaya başladılar. İlk öncelikle Erim yani,yeşil yada ela gözlü değişiyor daha çok yeşilimsi gözleri vardı ve kumraldı. Boyu uzundu Bora ile aynı denebilirdi ve Sinan’a göre biraz daha ciddi bir tavrı vardı.
“ Ben Erim Taşkın, az önce yüzüne çığlık attığın insan ”
Dedi ve elini uzattı. Sinan gizli gizli gülerken Nilay kendini tutamayıp
“ Bende Erimin sevgilisi Nilay, gerçi tanışıyoruz ama konuştuğumuzu hatırlamıyorum değil mi Yazgı? ”
Demesi üzerine Erim kendi elini sıktı ve geri çekti.Zaten elini tutma meraklısıda değildim. Ortam gerildiği için Sinan hemen atladı ve
“ Ben Sinan Taşkın , Erim ile uzun yıllardır kuzeniz ve bozulmazsa da kalmaya devam edeceğiz gibi. Peki sen kimsin Yazgı? ”
Dediğinde gözler bana döndü.
“ Ben Yazgı Ardıç ve yan tarafta ki villa da oturuyorum yani Bora ile komşuyuz. ”
Dediğimde niye geldiğim az da olsa anlaşılmış gibiydi. Sinan şaşırdı ve
“ O meraklı kız sensin o zaman ”
Dediğinde Bora öksürdü ve susması gerektiğini söylercesine kaş göz işareti yaptıktan sonra kalktı,
“ Birazdan başlayacak olan bi partimiz var farkındaysanız ve Yazgı sen davetli değilsin. Evine gitsen iyi olur.”
Dedi.
Her zaman ki gibi beni yok saymıştı. Ama bunu der dermez Erim
“ Kalsın ya ben sevdim eğlenceli birisine benziyor bağırır felan arada. ”
Dedi. Sinan güldü ve o da kalmamı ister gibi
“ Bencede sıkıntı olacağını sanmıyorum. ”
Dedi. Bora yanımızdan kalkıp gitmişti. Sonuçta onun eviydi ve beni istemiyordu. Nilay ise ayrı havalardaydı,biz bunları konuşurken kendisi telefon görüşmesi yapıyordu ve açıkçası Erimde bundan faydalanıp kalkmamı istemişti yoksa Nilay’ın yanında böyle bir teklif sunmak isteyeceğini düşünmezdim.Akşama doğru eve daha çok insan gelmeye başlamıştı ve gelenlerin çoğu bizim okuldandı. Tabi bir kaç tane de dışardan gelen vardı ve pek tekin tiplere benziyor değillerdi. Anlamadığım şey ise şuydu beni tanımasına rağmen partisine çağırmayan Bora , daha adlarını bile bilmediği insanları evinde ağırlıyordu. Peki bu kadar insanı evine çağırmasında ki ortak özelliği neydi?
“ Kim kokain ister!? ”
Diye bağıran şu değişik tipli kızı gördükten sonra parçalar yerine oturmaya başlamıştı aslında. Bora Meryem abla yokken okulda ki uyuşturucu satıcısını bulup bu tehtiti ortadan kaldıracaktı. Ve arkadaşları Sinan ve Erim de tam olarak o yüzden burdaydı. Bora’nın beni neden çağırmadığını neden bir şüpheli gibi görmediğini hala anlamış değildim. Peki ya Ilgaz o da mı onun için bir suçlu konumundaydı. Bunlara tek başıma yanıt alamazdım ve her zaman ki gibi cevap alabileceğim birisinin yanına gittim.
“ Sinan.”
Dedim arkasından koluna dokunarak. Şuanlık yanlız ve sakin görünen tek oydu çünkü Erim Nilay ile birlikte ortadan kaybolmuştu bile. Bora ise nerdeydi hiç bir fikrim yoktu açıkçası, ama bildiğim tek şey şuan Sinan’la rahat rahat konuşabileceğimdi.
“ Efendim? ”
Dediğinde lafı hiç dolandırmadan
“ Ne yapmaya çalıştığınızı biliyorum. ”
Dedim.
“ Ne yapmaya çalışıyoruz? ”
Diye sorduğunda ise anlamaz veremez bir şekilde baktım çünkü bunların arkadaş gurubunda anladığım tek şey şuydu, salağa yatma konusunda çok iyi olduklarını düşünüyorlardı.
“ Torbacıyı arıyorsunuz. ”
Dediğimde pekte şaşırmış gibi değildi. Neden şaşırmamıştı?
“ Aramıyoruz. ”
Dedi ve ardından ekledi.
“ Çoktan bulduk. ”
Siktir. Ne demek bulduk? Kimdi peki? Bana da söylemeleri gerekliydi. Hemen koşarak etrafta Borayı aramaya başladım yoktu. Odasına çıkmış olabilirdi. Kapısı kilitli olan odasına deli gibi vurduktan sonra
“ Burdasın biliyorum aç kapıyı! ”
Diye bağırdım. Bir anda evde elektirikler kesildi. Karanlıktan korkan bir kaç kişi olacaktı ki korkup bağırmışlardı. Odaya vurmaya devam ettiğim sürede kapı açıldı ve karanlıktan önümü görmeyip düştüm.
Kalkama bir el yardımcı oldu . Ayağa kalktığımda elimle yüzünü inceledim,kimsin sen? Ellerimle omuzlarına dokundum vücüt yapısı ve duruşu bana onu anımsatıyordu. Kulağıma doğru eğildi ve
“ Git buradan Yazgı ”
Dedi. Bu ses Bora’ya aitti. Elleri belimi dolamış bir şekilde, benim ellerim ise onun omuzlarında gezinirken kulağıma eğilmiş bu sözleri söylemişti. Ama şuan gitmek isteyeceğimi hiç sanmıyordum. Ve birden elektirikler geldiğinde birbirimizden ayrıldık ve şaşkın bir ifade ile kalakaldık. İkimizde bunu beklemiyorduk. Işıklar açılmadan önce dudaklarımızın birbiri ile buluşacağını tahmin bile edememiştik.
Hızla odadan kaçtığımda Bora peşimden geldi. Kolumdan tutup
“ Sana söylemem gereken bir şey var. ”
Dedi. Ardından aşağıdan bir çığlık yükseldi. İkimizde anında kendimizi aşağıda bulduk. Bir erkek kolunu derinlemesine bir satır ile kesmişti. Bora yanımdan fırlayarak çocuğun elinde ki satırı almaya çalışırken Sinan ve Erimde çocuğu tutuyordu. Sonunda almışlardı elinden ve çok büyük bir yarası vardı, anında ambulansı aramam bir olmuştu çünkü gözümün önünde birisinin ölmesini izleyemezdim.
Gece sonuna doğru çocuğun durumunun iyi olduğunu öğrendik ve Erim ve Nilay çoktan sızmıştı ve Sinan üstlerine bir pike örtüyordu o sırada merdivenlerde oturmuş eline bakan Borayı gördüm. Yanıma oturduğumda elini gördüm, kesilmişti . Bu çocuğun elinden satırı alma operasyonunu gerçekleştirirken olmuş olmalıydı. Hemen ilk yardım malzemelerini getirdim.
“ İstemiyorum, iyileşir. ”
Dedi. Yara iyileşecek kadar küçük iyileşmeyecek kadar büyük değildi. Belirsiz şeyler beni hep rahatsız ederdi.
“ Ver şu elini , bildiğim kadar doktor değilsin. ”
Dedim ve elini zorla diğer elimle sabitleyip,pansuman yapmaya başladım. Sadece izliyordu, itiraz etmeden, sorgulamadan , konuşmadan …
Bittiğinde sardım ve
“ Dikkatli olmalısın açılmasın. ”
Dedim. Onaylarcasına kafasını salladı. Belkide ben gider gitmez sökecekti. En azından ben gidene kadar az da olsa işe yarardı. Saat gece 3 sularıydı. Ilgazı tek eve girdiği zaman görmüştüm. Onun dışında yoktu. Yanıma dahi gelmemişti. Bu çok garipti çünkü beni görmüştü ve görmemezlikten gelmişti. İşlerim vardı ve yanına da gidememiştim.
“ Bana ne diyecektin? ”
Diye sordum Bora’ya .
“ Evine git yarın öğrenirsin. ”
Dedi.
Sorgulama gerekliliği duymadım çünkü herkes için zor bir geceydi. Benim için ekstradan zordu. Bazı şeyler ne kadar etkili olursa olsun beni etkilemesede en ufak şeyde kalbim deli gibi çarpabiliyordu. Bu geceyi ise sağ sağlim atlatmam çok ironikti.
