4. bölüm · Ay Güneşten Daha Güzel

3.

Emine Kılınç

Ilgaza her şeyi anlatmıştım. Ben odada dönüp dururken o ise bana şöyle sorular soruyordu

“ Nasıl yani müdür uyuşturucu satıcısı mı? ”

Ağzını hızla kapattım ve

“ Sessiz olmalısın. ”

Dedim. Tek düşündüğüm bu değildi. Aynı zaman da annemide düşünmem lazımdı . Ilgazın annesi Şule teyzeden sonra ilk defa arkadaş edinmişti ve ona bunu söylemem biraz zor olacaktı. Önceliğim Ilgazla birlikte kapsamlı bir şekilde olan biteni öğrenmekti. Bora’nın bize pek yardımı hatta hiç yardımı olacağını sanmıyordum. Tam tersi okulları için ve annesinin kariyeri için bunu saklayacaktı. Bu bizi de pek alakadar etmezdi tabi benim için önemli olan annemdi.

Okul gayet sakindi taki öğleden sonraya kadar. Bir kız aşırı dozdan kusarak baygınlık geçirmişti ve bunların hepsi gözümüzün önünde oldu . O an Bora ile göz göze geldiğimde beni işaret ederek yanına çağırdı. Derin bir nefes aldım ve düşündüm . Gitmeli miydim? Yada sadece polise söylemeli mi? Elimde kanıt olmadan bunu yapamazdım sonuçta onlar geniş bir aileydi ve hiç şansım yoktu en azından kanıtım olana dek.

“ Buna ne diyeceksin peki ? ”

Dediğimde
“ Annemle ilgili olduğunu sanmıyorum, ama sen öyle düşünüyorsun çünkü çevrende tek şeker lafını annemin ağzından duydun değil mi? ”

Dedi. Aslında bi yandan da haklı olabilirdi sonuçta annesi satın almaktan bahsetmişti satmakla ilgili bir şey duyduğumu sanmıyordum.

“ Haklısın. ”

Dedim. Bora benim yanlış ve kanıtı olmayan çıkarımlarından korkuyordu. Bir tehtit oluşturmuştum onun için . Çünkü bir yanlış anlaşılma her şeyi mahvedebilirdi.

Bir süreliğine bu tarz şeylerden uzak durma kararı aldım çünkü anlamıştım ki boyumu aşan türdendi. Ama Bora’ya hep sormak istediğim o şeyi de soracaktım

“ Her gece içtiğin o şey sigara mı? ”

Elini cebine attı ve paketini çıkartıp bir tane uzattı.

“ Denemek ister misin? ”

Gülümsedim ve bir tane aldım. Tabi ki de isterim.

Ilgazın yanına gidip yanıldığımızı açıkladım. Yani şuanlık sessiz kalmak her iki taraf için de en iyisiydi.

“ Bora seni kontrol ediyor ”

Dedi Ilgaz. Anlam veremez bir şekilde baktığımda

“ Ondan hoşlanıyorsun. ”

Dedi ve konuşmama izin vermeden

“ İtiraz etme çünkü çok belli ediyorsun sen bir şey demeden ben kaçıyorum yarın görüşürüz , dediğimi de bir düşün. ”

Dedi ve gitti. O giderken arkasından bağırdım

“ Hangisini düşüneceğim? ”

Dediğimde

“ İkisinide ! ”

Dedi.

Bu da neydi şimdi, hiç işim gücüm yok bir de ondan mı hoşlanıyordum. Gerçekten mi Ilgaz . Seni yok sayan birisini sevmek ne kadar da kolaydır şimdi değil mi? Üstelik okula geldiğinden beri peşinde dolanan onca kızın arasında. Fakat benim farkım şuydu ki ben asla onun peşinde dolanmadım. Sadece anlamaya çalıştım o kadar .
Odama geçip yatağıma uzandığımda gözlerimi kapadım ve düşünmeye başladım. Sessizliği ve huzuru. Son olaylar beni yeterince stres altına almıştı bile . Sadece biraz sessizlik ve kendimle kalmaya ihtiyacım vardı.

Hafta sonu kadar güzel ne olabilirdi ki , çok sayılı şeyler vardı . Ve bu hafta sonu komşumuz ile ortak bahçemizde mangal yapma planı da vardı. Yani varmış bunu sabah kahvaltısında öğrenmiş olsam da bazı şeyleri akışına bırakma kararı aldım. Bakalım şimdi nolacaktı. Bora’nında annesi ile birlikte olduğunu görünce şaşırdım. Çünkü onu bizim yanımızda görmek garipti. Tam tersi bu gün istem dışı babama ve anneme yakındı. Benim dışımda yani, çünkü biliyorduk ki yapmacık olduğunda ben anlayabiliyordum. Kendime has yetenekler edinmiştim sayesinde , ne saçma bi yetenek ama demi. Ilgazı da çağırdım tabiki de sonuçta o benim kardeşim gibiydi ve annem ve babamda onu çok severdi. Tamam uzak durucaz dedik akışına bırakalım dedik dedik ama bu onları göz altında tutmayacağımız anlamına da gelmiyordu. Gözlem yapmak her daim lazımdı.
Etler pişerken erkekler bi kenarda konuşuyordu. Annem ve Meryem teyze ile biraz sohbet etmek ise bana düşüyordu. Meryem teyze her zaman ki gibi neşeli ve gayet normaldi, anlamadığım şeyler vardı her zamana ki gibi. Bora’ya baktığımda o da ilk defa bu kadar mutluydu. Belkide tek ihtiyaçları bir aile dostuydu.

Küçükken her şeye sahip olmanın en güzel şey olduğunu sanıyordum. Tamam en güzel şeydi de fakat bir şey daha vardı,dünya şöyleydi bir şeye sahipsen diğeri olamaz. O zaman anladım ki ben her şeye sahip olmak istemiyorum sadece bana yettiği kadarı ile yaşasamda olur.

“ 1 Ocak 2012

Sabah ani bir nefes alamama durumu ile uyanmıştı. Kalbi istemeyeceği kadar hızlı atarken bir yandan da annesinin yanına gitmeye çabalıyordu. Annesinin odasın vardığında ise çoktan bayılmıştı. Doktorlar buna kalp ritim bozukluğu diyordu ama bu Yazgı için bir kıyametti. ”

Bazı şeyleri hiç olmamış gibi yaşamaya çalışsam da benimle birlikte geldiklerini hep unutuyordum. O akşam odama gidip huzurla uyudum. Hafta sonu bittiğinde ise hala mutluydum ama bir şeyler vardı sanki . Bir boşluğun içerisinde dolaşıyor gibiydim ve anneme bunu çaktırmamaya çalışsamda anlıyordu , ne de olsa o bir anneydi. Okul sabahı yanıma geldi ve

“ Bu konuyu konuşacağız ”

Dedi. Tamam dercesine kafamı salladım ve sarıldım. Tamam annemde viski tarzı şeyler kullanan bir kadındı fakat uyuşturucu denen şey çok ayrı bir boyuttu. Tabi benim her ikisini içmem de yasaktı. Bora dan aldığım sigarayı bile, bunlar hastalığımı tetikleyen şeylerdi. Çok sık olmasa da kendisini bir hatırlatıp gidiyordu. Mesela Borayı gördüğüm zamanlarda kalbimin deli gibi atması gibi. Bunlar kontrol altına alınabilecek türden olanlardı. Diğer türlüsünü düşünmek bile istemiyordum. Dersten çıktıktan sonra bayılan kızı gördüm. Ilgazla birbirimize baktık, ikimizde ne yapmak istediğimizi biliyorduk aslında. Yanına gidip ona hapı nerden aldığını bizimde kullanmak istediğimizi soracaktık.