Bölümler 3Şu an: Bölüm 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
.-----------------------------------
Yazardan Okura notum iyi okumalar hayatım benim🫠
-----------------------------------
10 Mart 1999*
Bugün yine kocamın yanına gittim. Uyandığımdaki ilk işim o olurdu. Çünkü Eser düşünüldüğü gibi bana şiddet uygulamıyordu. Onun sert çehresi bunun olduğunu haykırır gibiydi ama değildi. Aksine beni sevgiyle dövüyordu resmen. Ama Eser'in bilmediği şey benim nasıl paramın olduğuydu. İç karartıcıydı fakat benim bedenim çok güzeldi. O yüzden birilerini ayartıp, fahişelik yapıyordum. Ama bugün garip hissettiğim için hamile olduğumu düşündüm. Eczaneye gidip test aldım. Yaptığımda iki çizgi oluşunca içimi hem korku hem de sevinç kaplamıştı. Bence Eserdendi çünkü en son onunla yatmıştım. Eser'in odasına girdim ve onu uyurken buldum. Gülümsedim. Uzun kıvrık kirpikleri , düzenli kaşları, dev cüssesi ve kaslı bedeni onu yakışıklı yaparken, uyurken gözlerini görememek beni üzüyordu. Aynı zamanda karışmış saçları onu haylaz yapıyordu. Eser'e yaklaşacaktım ki bir anda içimi bir korku kapladı. Ya çocuğumuz bana benzerse? Benim gibi çirkin olmamalıydı! Aynaya baktığımda yüzümü buruşturmak zorunda kaldım. Çok çirkindim. Uzun siyah kıvırcık saçlarım onun sarışının en koyu tonuyla yarışabilir miydi? Ya yüz hatlarım? Yumuşak ve tombul yanaklara sahiptim. Onların üzerinde ise burnumu ve yanağımın tamamını örten çillerim onun erkeksi ve keskin yüz hatlarıyla yarışır mıydı? Kendimde güzel bulduğum tek şey bedenimdi. Onu da çalışırken kullanıyordum. Eser'in yanına gittim. Yanağına küçük bir buse kondurdum. Gözlerini araladığında kalbim göğüs kafesimden çıkacak gibi atıyordu. Kahve gözlerim onun turkuaz gözleriyle buluştuğunda hep böyle oluyordu. Sanki aramızda bir elektrik akımı varmış gibiydi. Eser kalktı ve konuştu. "Balım? Sıkıntı mı var sevgilim?" böyle dememeliydi bana ama ya! Çok utanmıştım. Yanaklarıma sıcaklık vurduğunda yanaklarımın kızardığını anladım. Eser sırıttı. E tabii sırıtırdı hoşuna gidiyordu serserinin. Eser boynuma doğru baktığında tüm gülüşü dudaklarında dondu kaldı. Bir anda ifadesi sertleşti ve bana baktı. "Balım bu ne? Benim soyadımı taşırken biriyle mi yattın?" buz gibiydi sesi. Gözlerimi ondan kaçırdım. "GÖZLERİME BAK KADIN!" diye bağırınca irkildim. Ellerimi arkama götürüp parmaklarımla oynamaya ve tırnağımı geçirmeye başladım. Eser'e baktığımda sakin olmak için kendini zorladığını görüyordum. "Balım, bana bak sevgilim ve bana yapmadığını söyle. Çarptın değil mi? Özür dilerim sevgilim benim yanlış anladım seni.
Sen yapmazsın bana benim salak kafam işte" zoraki gülmeye çalışınca içim acıdı ama bozuntuya veremedim. Onu kırmak istemedim belki de "Evet, hayatım. Ben boynumu kaşırken oldu. Aa canım sana mutlu bir haberim var." dediğimde rahatlamış bir nefes verdi. "Noldu bal peteğim benim?" elini tuttum ve yavaş haraketlerle karnımın üzerine getirdim. Eser şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu. Biliyordum birazdan mutluluktan ağlayacaktı. Ama öyle olmadı. Eser'in yüzü ciddileşti ve sert bir ifadeye dönüşmeye başladı. Karnımdaki elini hışımla çekti. "Balım bu çocuk kimden?" Şaşırdı tabii. "Hayatım, senden kimden olacak başka ya? Senden başka yarim mi var benim?" Yutkundu. Bunu ademelmasının aşağı kaymasından anladım. Konuştu ve benim canımı o kadar yaktı ki. "Balım, ben senle her birlikteliğimde prezervatif kullandım imkânı yok bu çocuğun benden olmasının." Gülümsedim. Hatırlamazdı tabii geçen gece ona onu tamamen hissetmek istediğimi söyledim ve sonra benim ilaç içeceğimi belirtip içmedim. Ona bunu söylemek istedim. "Eser'im benim, canımın içi geçen gece birlikte olduğumuzda kullanmadın ya hayatım." Eser'in yüz hatları yumuşadı ama hala tam anlamıyla değil. Bana kararlı bir sesle şunu söyledi:
Çocuk istemiyorum aldır onu, Balım
Seni boşarım yoksa...
Başımı olumsuz olarak iki yana salladım. Aldırmak istemiyordum. Tam 8 ay beklemiştim çünkü kabul edeceğini düşünmüştüm. Aldırma ihtimalim olmadığını söylediğimde deliye döndü resmen. Üzerime yürürken bağırmaya başladı. Ben geriye sendeliyince merdiven olduğunu anladığım için geri gitmemiştim ama hayatımın aşkı sırf onun için fahişelik yaptığım adam beni omzumdan itince dengemi kaybedip düştüm. Oysa ki bilmiyordu ki ona mutlu etmek için ona hediyeler alıyordum o parayı da fahişelikten elde ediyordum. Yinede yaptığım yanlış duğu için zerre bağırmadım ve aşağı yuvarlanırken ona gülümsedim. Bir anda ne yaptığını fark etmiş olmalı ki şaşkına döndü. Ama bana yetişemedi. Sonunda sırtım yerle buluştu. Altımda sıcak bir şey hissettiğimde kahkaha atmıştım çünkü bebeğimi kaybediyordum! Eser'in istediği olmuştu bu yüzden mutluydum...
O gün Balım'ın bilmediği tek şey oradaki küçük can bir mucize gibi doğacağı ve onun hayatının son bulacağıydı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Günümüz*
Şuan karşımdaki şahsiyet fazla şansını zorluyordu! Resmen bana sen kadınsın sen iyi düşünemezsin. Lider ben olmalıyım diyordu. Sakinliğimi korumalıyım diyordum ama nereye kadar? Ben nasıl bu time düşmüştüm arkadaş! Kendimi tanıtmama bile izin vermiyorlardı ki! İlla da tutturdular kadınsın diye! Ama en yüksek rütbeli bendim! Herhalde o rütbeleri çalacak halim yoktu. Time döndüm. "Ben Üsteğmen Balım Karaca. Karslıyım. Siz de konuşmak gibi bir zahmete girebilirsiniz sevgili timim. Hepsi kendini tanıttı. Peki biz kim miydik?
Üsteğmen Balım Karaca
Teğmen Yusuf Ali Tekil
Astsubay Başçavuş Hasan Eymen
Astsubay kıdemli üstçavuş Anıl Karahanlı
Astsubay kıdemli çavuş Rengin Şen
Astsubay Çavuş Burak Helvacı
Biz ateş timi ydik. Ve bana karşı çıkan Eymen'di. Sakin olmam lazımdı ama sınırlarımı fazla zorluyordu. Şuan saldırsam ne olurdu mesela? Rütbem düşerdi. O da bana zarar verebilirdi. Aslına bakarsanız bana zarar vermesi çok önemli değildi. Ama rütbemin düşmesi beni kahrederdi. Bu benim için önemli olan tek şeydi. O yüzden Eymen'i itip göz devirmekle yetindim. Ama karşımda Rengin'i buldum. Karşıma dikildiğinde rahatsız kahveleri üzerimde oyalandı. Salak! Sen kim bana yan gözle bakmak kim? O rahatsız edici ince sesiyle konuştu. O kadar rahatsız ediyordu ki! "Komutanım, bunu demek haddime değil ama Eymen'e dokunmazsan iyi edersin. Çünkü buranın birde iş çıkışı var." Dudaklarım kıvrıldı. Resmen beni tehdit ediyordu. Burağa döndüm. "Burakcığım, Rengin Şen'i kov. A hatta dur ben bu tehditin altında kalıcak biri değilim kendim gidip, Giray Albay'a bizzat ileteceğim." Rengin'inde dudakları kıvrıldı. "Oldu olacak babana söyle."Kıkırdadığı an kulağım çınladı. Kaşlarımı çatıp ona döndüm. Nasıl baktıysam yutkundu. Üzerine yürüyüp ani bir haraketle kolunu döndürdüm. Kıt sesi geldiği an başardığımı anladım. Rengin ise saçlarıma yapıştı. Gözlerimi şaşkınlıkla açtım. Neydi bu kız ilkokul 2 mi? Oldu olacak oturup ağlasın. Albaya söyliyeceğimi düşünmesi mallık zaten. Saç diplerim acıyor yanlız. Off, bide buna laf anlatcaz. Abi ben onun Eymen'ini napiyim? Tamam, yakışıklı ama banane yani. Araya Eymen girdi. Of, bad boya bak be! Sanki onun için kavga etmiyomuşuz gibi birde! Buraya doğru gelen kızgın adımlarla yürüyen adamın Giray Albay olmadığını söylesin biri. Ama ne yazıkki oydu.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Kızım sen niye komutanının saçını çekiyorsun ha? Sen nesin anaokulu çocuğu falan mı? Burası askeriye yerini bileceksin. Bu kadın seni attırmadıysa iyi niyetinden ki bunu da haketmiyosun astsubay kıdemli çavuş Rengin Şen." Ve evet o gelen Giray Albaymış. Bizi bir anda ayırdı. Nasıl mı? Rengin'in ensesine şaplağı geçirerek. Şimdi hepimiz biliyoruz ki Giray Albay kadınlara el kaldırmaz. Ama o kadın değil kız çocuğu resmen. Giray Albaya alıcı gözüyle bakması hoş değildi. Daha az önce Eymen'im de Eymen'im diye gezen bendim sanki. Ve evet Rengin'i attırmadım. Çünkü onu attırıp kurtulmak ona ödül olur bu da bana yakışmaz. O sebepten onu burada tutup kendim vericem cezasını.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Giray albay zeki bir adam olduğu için ona bir şey yapacağımı anlamıştı. Ve bu yüzden lanet olası kişilerleydim. Doğru tahmin Tim ile. Kendimi boğasım vardı çünkü geldiklerinden beri şaşkınlıkla eve bakıyorlardı. Eymen hiç kimsenin sormak istemediği ya da korktuğu soruyu sordu. "Komutanım, evinizin her tarafı neden oyuncakla ve rengarenk?" Tamam, rengarenkten kastı duvara çizdiğim resimler olmalıydı. Oyuncaklara gelirsek, kendimi yanlız hissettiğimde veya bazen küçülmek istediğimde yani her zaman bana arkadaş oluyorlardı. Tabii ona bunu söylemiyecektim. "Eymen, evimin rengarenk olup olmamasının seni ilgilendirdiğini sanmıyorum. Yanlış mıyım?" Eymen kafasını eğdi ve haddini aştığının farkına vardı. "Affedersiniz, komutanım." Neyse en azından haddini biliyordu. Ama bu çocuğu hiç gözüm tutmamıştı. Hem de başından beri. Rahatsızca olduğum yerde kıpırdandım. Burada Rengin'i dövsem karşı çıkamazlardı. Renginde bunun farkındaydı o yüzden sesini çıkarmadan karşıdaki resmime bakıyordu. Başka resim yoktu sanki! O resime çok uğraşmıştım. Aslında keşke farklı bir şey çizseymişim. Anne baba ve ben vardım resimde. Gölgelerimiz vardı baba ve anne el ele tutuşuyordu. Ben de orada hayalettim. Gün batımıydı. Anne ve babaya asla sahiplik eki getirmedim. Getirmemde. İkisini de hiç tanımadım. Gerçi babayla 5 yıl kaldım sonra... Kendini astı. Yatak odasına gittiğimde çocuk beynim onun öldüğünü anlamamıştı. Onu dürtüp acıktım diye ağladığımı hatırlıyorum. Çok... korkunç bir görüntüydü. Ama onlar bunu anlayamıyorlardı. Muhtemelen ailenin ne kadar mutlu olduğumu düşünüyorlardı. Ah keşke. Keşkeler fazla can yakıcıydı... Her neyse ya kimin umurunda ki? Şuan tek istediğim, onları evimden kovmak.
Bölüm etkileşimi
