3. bölüm / 3
Ateşin GölgesiAteşin Gölgesi
Bölümler 3Şu an: Ateşin Gölgesi
- 1 Ateşin Gölgesi1.128 kelime
- 2 Ateşin Gölgesi1.312 kelime
- 3 Ateşin Gölgesi1.282 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3. BÖLÜM
Tam az önce ben Karan'ın arabasına binmiştim. Evet beni eve Karan bırakıyordu. Araba boyunca ikimiz de konuşmadık. Ama sessizliği ben böldüm. "Evi tarif ede-" "Biliyorum" "Nasıl biliyorsun?" "Hastaneme alacağım Doktoru tabii ki araştıracağım. Tabii ki ev adresini de öğrendim. Bu yüzden biliyorum" Yuh. Davar. Ayı. Hayvan. Öküz kılıklı Ayı. Nasıl biliyor ya. Bu dediğiyle eve kadar konuşmadım. O da. Evin önüne geldiğimizde durdu. "Bıraktığın için teşekkürler" Sadece rica ederim anlamında kafasını salladı. Ben arabanın kapısını açtım ve indim. Binaya girdim ve asansörü çağırdım. Bizim katın düğmesine basıp yukarı çıktım. Eve geldim ve girdim. "Nevam nerdesin?" Neva parlayan ışık demekti. Ve onun ismi de Parla olduğu için ona Nevam diyorum. Sabah tanışmamıza rağmen sıkıldığı için ben hastanedeyken aramıştı 1 saat falan sohbet etmiştik. O ara yakınlaşmıştık "Burdayım cimcime mutfakta" mutfağa geldiğimde yemek hazırlamak için tencere çıkarıyordu. "Nevam yemek hazırlamana gerek yok. Bugün ameliyatını başarılı geçirdiğim bir hastam ikimizi de yemeğe davet etti" "Hiç hayır diyemicem adliyede çok yoruldum hemen hazırlanıp çıkalım" "Tamam hadi hazırlanalım yarım saate çıkmalıyız" Hemen koşarak ikimizde odamıza gittik. Ben odama girdim ve çantamı bırakıp hemen hazırlanmaya başladım. Saat akşam altı buçuktu. Yedide çıkmalı en geç sekizde orada olmalıyız. Ben altıma koyu mavi bol bir pantolon giydim üstüne de crop gibi belimde biten bir beyaz body giydim. Üstümde sadece yine crop tarzı bir hırka giydim. Çok makyaj yapmadım allık, maskara, ruj ve gloss sürdüm. Ha bir de higlhiter. Bu bana yeterdi. Zaten abartı da olmamıştı. Çantama dudak kombomu, maskaramı, telefonumu, cüzdanımı koyup kapıya ilerledim. Odadan çıktığımda Parla da hazırdı o da siyah bir pantolon beline kadar gelen bir lacivert body giymişti. O da üstünde hırkasını aldık ve çıktık. Dışarı çıktığımızda karşıya doğru donakaldım. Karşımda arabaya yaslanmış Karan bekliyordu. Ne yani yarım saat boyunca bizi mi beklemişti. Arabaya doğru ilerlemeye başladık. Nevam Karan'ı tanıyordu ki Bu kim? diye sormadı. "Niye gitmedin?" "Sizi bekledim" "Niye biz gelemiyor muyuz?" "Bizim ev nerede biliyor musun ki geleceksin Sakar Cüce" "Birincisi ben Sakar da değilim Cüce de değilim. Benim bir adım var adım" "Sen daha yarım saat önce dedin lakap takabilirsiniz diye" "Üstüne mi alındın ayı tipli deve. Ben onu Berfinlere söyledim" Parla aramızdaki gerginlik bitsin diye "Karan Bey biz size mi yemeğe davet edildik?" "Evet Parla Hanım babam davet etti" "Bige ameliyat ettiğim bir hastam demişti. Babanız iyimi?" "Parlacım ben sana dönüşte anlatsam yoksa buna laf yetiştirmekten geç kalacağız" Karan arka kapıyı açtı tam binecektim "Cimcimem sen öne bin ben arkada tek oturayım" dedi parla "Tamam Karan Bey için sorun yoksa öne otururum" Parla bindikten sonra Karan sağ ön kapıyı açtı "Bin Doktor Hanım" dediğinde teşekkür bile etmeden bindim. Banane niye edeyim? Babası dedi evlerine götür sonra bize yemeğe getir diye. Tabii yapacak. Sonra o da şoför koltuğuna bindi ve gitmeye başladık. Aradan 10-15 dk geçti ve Karan'ların evine geldik. Karan kapıyı açtı ve indi biz de Parla ile hemen indik. 1.90 boylarında sarışın bir çocuk geldi tahminimce 24 yaşındaydı. Karan anahtarı ona doğru attı. "Arabayı park et sonra yemeğe gel Atlas" dedi ve omzuna dostça iki kere vurdu. Karan önde benle Parla da kol kola arkasından eve doğru ilerliyorduk. Evleri saray gibiydi çok büyüktü. Karan kapıyı bile çalmadan biri kapıyı açtı ve biz içeri girdik. Misafir odasına geldiğimizde Fırat Bey bizi masanın baş köşesinde oturmuş bekliyordu. Masada Berfin,Sarp,Demir ve iki minik kız oturuyordu. Bu kızların biri sarı diğeri de açık kumral saçlıydı. Fırat Bey ayağa kalktı ve yanımıza geldi. "Parla kızım sen yoksa"
"Evet Fırat Bey öncelikle davetiniz için teşekkür ederim ve evet Bige ile aynı evde kalıyorum" "O zaman buyrun yemekleri soğutmayalım" hepimiz masaya oturduk Fırat Bey masanın en başında onun sağında sarı saçlı ve minik kızın karşısında kumral kız kumral kızın yanında da sırasıyla Karan,Demir,Berfin ve Sarp vardı. Ben de sarı saçlı kızın yanına Karan'ın karşısına oturdum yanıma da Parla oturdu. Fırat Bey yemeğe başlayınca hepimiz de yemeye başladık. Ben önüme sarma,içli köfte,mantı,pilav,et ne varsa azar azar doldurdum. Yanımda oturan kız uzanamıyordu yemeklere. "Canım bekle ben sana vereyim istersen" "Olur abla" "Hangisinden istersin?" "İçli köfte,sarma ve mantı verir misin" "Tabii kii" "Bige kızım sen yemeğini ye ona Selin Hanım gelip doldurur" "Yok sorun değil Fırat Bey ben doldururum" gözüm ister istemez karşıya kaydı. Karan da aynı şekilde kumral kızın yemeğini dolduruyordu. Kızın tabağına yemekleri koyduğumda kız kolumu tuttu. "Abla acaba ismini öğrenebilir miyim?" "Tabii ki benim adım Feza. Feza Eflin Vural. Sizin hastanede Doktorum" "Adınız ne kadar güzelmiş. Feza Abla. Anlamı ne?" ister istemez kıkırdadım. Masadakilerin bakışları bize döndü. "Uzay veya gök demek canım" "Anlamı da çok güzelmiş Feza Abla" hepimiz sırıttık. Ayı tipli deve hariç. "Peki senin adın ne?" "Benim de adım Sude Bozkar" "Seninde ismin çok güzelmiş. Peki ya şu karşıdaki minik kız. Onun adı ne?" "O da benim kuzenim. Berfin ablayla Sarp abinin kardeşi oluyor. Onun adı da İlayda Bozkar." "İkinizin ismi de çok güzelmiş tanıştığıma memnun oldum." İsim merasimi bittikten sonra yemeklerimizi yedik. Sohbet edip çay içtik.
***
"Müsaadenizle Fırat Bey biz kalkalım. Geç oldu Parla yarın adliyeye gidecek erkenden bende malum hastaneye geleceğim" "Tabii kızım müsaade sizin her zaman bekleriz sizi çıkın gelin çay içeriz sohbet ederiz" "Teşekkür ederiz Fırat Bey geçmiş olsun tekrardan iyi akşamlar" dedi Parla ve biz tam gitmek için döndük "Kızlar bekleyin sizi Karan bıraksın" dedi Fırat Bey. "Hayır ben bırakacam" diye atıldı Demir. "Niye sabah bırakmak istemedin Demircim şimdi ne oldu da sen bırakmak istiyorsun?" dedi Sarp. "Sarpcım sus. Abim şimdi yorulmuştur dinlensin. Dimi abicim" "Tamam o zaman Demir ve Karan sizinle gelsin. Tekrardan iyi akşamlar. Yine beklerim çaya" "Peki tamam o zaman tekrardan geçmiş olsun Fırat Bey iyi akşamlar" dedim ve Karan'ın arkasından yürümeye başladım. Demir ve Parla arkadan sohbet ederek geliyorlardı. Karan kapıya ilerledi ve dışarı çıktı. Kapıyı açıp Önden buyrun demesi gerekmiyor muydu? Ergen tribi diye boşuna demiyorum. Demir hemen önümüzden koşarak ilerledi ve sağ ön kapıyı açıp Parla'ya "Buyrun Parla Hanım" dedi. Karan tam biniyordu "Abim ne yapıyorsun Allah aşkına sen Parla mısın?" "Demir bizimle geleceksin diye bişey demedim bin şoför koltuğuna beni sinir etme" "Abi ya hadii" "Demir bin dedim" "Abi kırk yılın başında bişey istedim" diye söylenerek şoför koltuğuna ilerledi. Karan niyetini anlamış olmalı ki Parla'yı öne oturtup kendisi arka kapıyı bana açmıştı. Demir abisi ile kavga ederken ben telefona bakıyordum. Hasta bilgileri ile ilgili mesaj gelmişti. Akşam saat dokuz olmuştu. Bu saatte niye mesaj geldi diye düşündüm. Karanın açtığı kapıdan geçerek bindim. Tabii kii göz devirmeyi unutmadım. Arabaya bindik ve ilerlemeye başladık. Eve varmamıza 10 dakika kalmıştı birden telefonum çaldı. Demir ve Parla sohbet ettikleri için sesi duymadılar ki konuşmaya devam ediyorlardı. Ama Karan bana döndü. Arayan kişi Beren idi. Hemen telefonu açtım. "Efendim Beren" "Feza bu saatte rahatsız ettim kusura bakma hasta bilgileri ilgili aradım. Yarın çok dolusunuz bir sürü hasta gelecek. Hasta bilgilerini kaydetmeniz lazım" "Yarın kaydetsem olur mu" "İşiniz mi var?" "Yok bu saatte gelsem mi kararsızım" "Bana sorsanız şimdi gelip kaydedin derim yarın dolu olacaksınız kaydetmeniz uzun sürer" "Peki tamam yarım saate ordayım" "Tamamdır görüşürüz" "Görüşürüz kolay gelsin canım" telefonu kapattığımda herkes beni dinliyor olmalı ki sorgulu bakışlar atıyorlardı. "Ne var niye öcü görmüş gibi bakıyorsunuz?" "Nereye gidiyorsun bu saatte cimcimem" "Hastaneye gideceğim. Sen Parla'yı bırak Demir ben burada inip buradan gideyim hastaneye" "Olmaz yen- pardon Feza. Bu saatte tek gitme Parla'yı bıraktıktan sonra seni bırakırız" "Çek arabayı sağa Demir" "Hemen abicim" araba durduğunda ben ve Karan indik. Demir ve Parla eve gitmeye başladılar. "Sen niye indin?" "Bende geleceğim hastaneye" "Hayır ben tek gideceğim" "Karan beni sinir etme" "Edeceğim hah bak arabamda geldi bin bakalım Feza Hanım" "Binmeyeceğim ben taksi ile gideceğim" dedim ve taksi beklemeye başladım. "Bin şu arabaya Bige" "Binmeyeceğim Karan bin-me-ye-ce-ğim" dedim ve küçük çocuk gibi kollarımı bağladım. "Bige bin yoksa ben bindirmesini bilirim" "Binmeyeceğim bindirebiliyorsan bindir" keşke bunu demeyip binseydim. Bunu dememle beni omzuna aldı. Ben daha ne olduğunu anlamadan kendimi arabanın içinde buldum.
Bölüm etkileşimi
