9. bölüm / 8
AŞKIN KÜLLERİSENİ BULMAM LAZIM
Bölümler 8Şu an: SENİ BULMAM LAZIM
- 1 İLK NEFESTE BOĞULMAK1.952 kelime
- 2 HUZUR ÇABUK TUTUŞUR İZİ KALIRMIŞ...2.550 kelime
- 3 BAZEN KAYBETMEK GEREKİR2.956 kelime
- 4 MEĞERSEM ENKAZ BENMİŞİM2.129 kelime
- 5 BEN İKİ TÜRLÜDE ÖLÜYDÜM ...2.710 kelime
- 6 YOL AYRIMI2.717 kelime
- 7 SENİ BULMAM LAZIM2.359 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 HAYAL MEYAL2.255 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aman aman - Duman
Sadece kaybedince değil kazanıncada canı acırmış insanın ... İçin gidermiş ona her baktığında . Farklı boyut , farklı evren belkide yeni bir ev gibi gelir belki .
Gözlerinde kaybolursun bazen bulamazsın kendini . Belkide kaybolduğunda bulmuş olursun. Kim bilir belki bulduğundada kaybedersin kendini ?
Çok küçüktüm daha inanmazdım seni her halinle seviyorum diyenlere . Bir insan başka bir insanı nasıl her haliyle sevebilirki ? Bir süre sonra sıkılır bırakırlar insanlar diye düşünürdüm .
Sonra bir söz çıktı karşıma ;
Bir insanı güzel olduğu için sevmezsinki ! sen sevdiğin için güzel olur o ...
The little prince
Sonra dedimki sanırım seni bulmam lazım ,
Lazımki bulayım bende kendimi ...
(...)
Elimle son kez yavaşça ağaçlardan düşen dalları elimle temizledim . Mezarın hafif griye çalan beyaz rengi oldukça belli oluyordu .
Son kez gülümseyerek baktım annemin mezarına . Annemin mezarı diyorum da , anneler ölür mü ki ? Onlar sonsuza dek yaşamazlarmıydı ?
Başım sağ olsunda neden o sağ olmadı ? Binlerce soru geldi o an aklıma . Binlerce soru işareti sonuna ise binlerce nokta .
Annem herşeyi hak ederdide bi yaşmayımı hak etmedi acaba ...
Etraftaki mezarların başlarındaki insanların ağıtları eşliğinde yavaşça yürüdüm . Her adımda bir çukura giriyordum adeta .
Adımlarımı attıkça çıkan kurumuş yaprak sesleri kulağımı tırmalıyordu .
Etraftaki mezarlıkların hepsini yavaş yavaş incelerken bir çocuk mezarı ilgilimi çekti . Tam önünde bir adam ruhsuzca karşısında duruyordu .
Elinde bordo renginde kurumaya yüz tutmuş bir gül vardı .
Yavaşça atarmışcasına mezara doğru çiçeği koydu . Yüzü gözükmüyordu ama acısını hissediyordum . Çocuğumuyduki acaba ? belkide yaşayamadığı çocukluğu...
Adımlarımı ister istemez yavaşlatmıştım . Hem uzak olduğumdan hemde havaya kızıl bir alaca düştüğünden çehresini net olarak göremiyordum .
Ayaklarım onun olduğu tarafa doğru ilerlemek iştedi . İlk gündü yaşayamadığım acımı o çocuğun mezarında yaşamak geldi içimden . Gözümden akmayan yaşların orda akmasını istedim .
Hiçbir ses çıkmadan yavaşça ilerledim mezarın yanına doğru . Yavaşça kafamı mezarın önünde duran adama doğru çevirdi .
Yüzümdeki acıya karışan şaşkınlık bile garip gelmişti bana . Neden bilmem ! herkesim olan kimse .
Onu görmeyeli sakalları hafif uzamıştı . Gün batımının yansıyan ışığıyla tam anlamıyla altın gibi parlayan bir hal alan saçları taranmış duruyordu .
" Sen " gözlerimi onun gözlerinden ayırmayarak fısıldadım .
Gözlerindeki yaşlardan dolayı uzun kirpikleri ıslanmıştı . Ağlıyordu ama yüzü yine bir duvardan farksızdı .
Hüzünlüce bir nefes aldım . Başımı yavaşça omzuma doğru yasladım .
" Ben "
Sesi olduğundan kalın ve boğuk çıkmıştı . Acıyla bakıyordu etrafa .
Mezardaki ismi okuduğumda gözlerim istemeden büyümüştü . Elif Soysal ... Annemin yanlışıyla alakalı bir şey miydi ?
Kimse'nin didar'ına doğru baktığımda hala belli etmek istemediği bir hüzün vardı . Her an ağlıycak gibiydi gri gözleri .
Dudaklarını ıslattı ...
" İyimisin ? " Fısıldarmışcasına sormuştum . Duyduğundan bile bir haberdimki bana doğru döndü.
" Kaybedicek neyimiz kaldı ,Yaz ? Bir şey söyle kırk yıl onun izinde yaşıyım . " Sesinde bir kırılganlık vardı . Bir vazo misali her sözde daha da parçalanıyordu .
Bana dönünce yüzündeki keder daha belli olmuştu .
" Kaldı diyemem ama arkamızda bıraktıklarımız çok var . "
Gözümü asla Elif Soysal yazısından ayrımıyordum . Biraz bekledikten sonra ekledim .
" Çok kaybettik ama kazanacağımızda çok az var "
Burnumun kızardığını ve dudağımın titrediğini hissettim .
Yüzümdeki acıyı yalanda olsa gülümsemeye çevirmeye çalıştım . Kafamla mezarı hafifçe işaret ettim .
" Kim bu güzel kız ? "
" Kardeşim o benim . " Kardeşim diyince aklına o gelmiş olucakki gülümsedi . " O eksik ama ben fazlayım sanki . " Acılı ve derin bir şekilde bir kaç kez derin nefes aldı .
" Bu hayatta herkes fazla ama herkeste az "
Şüpheli adımlarla mezara doğru ilerleyip mezarın kenarına oturdu . Bedeni mezar taşına dönüktü .
Önce ellerini üstüste gelicek şekilde mezar taşına koydu sonraysa kafasını oraya yasladı . Öyle içim gittiki ! Anlatamam sanırım
Hüzünle derince aldığı nefes sesini duydum . Sessizce ağlamak dedikleri buna denir sanırım . Ben bilmezdim sessizce ağlamayı ya sesli ağlardım yada hiç ağlamazdım ben .
Onun olduğu tarafa gittim . Onun yanına çömeldim . Ağlıyordu , sanki neden ? dermişcesine . Her nedenin bir sebebi vardıda bir bunun yoktu .
Ben gelince ağlamasını görmemem için kafasını sağa doğru çevirdi . Halbuki çoktan anlamıştım bile .
Çömeldiğim yerden kalktım ve mezarın diğer tarafına yani yüzünü çevirdiği kısma oturdum .
Soğuk mermere oturduğumda hafif irkilmiştim .
Gözlerimi ondan ayırmıyordum . Belirgin yüz hatları her haliyle ilgi çekici duruyordu . Gri rengi gözleri çok olmasada kızarmıştı .
Saçları hafif dağılmıştı ve rüzgarla beraber dalgalanıyordu .
Elini yavaşça toprağın içinde gezdiriyordu . Bir insan bu kadar birini özlermi ? Özleyebiliyormuş ... Acaba ben niye bu kadar özlemedim annemi ?
" Barlas bey , şirketten haber var . " Arkadan gelen sesle hafif irkilmiştim . Bir dakika !? O Barlas bey mi dedi ?
Sesin geldigi yere baktığımda karşımda takım elbiseli biri duruyordu .
Simsiyah hafif dalgalı saçları olan , bal rengi gözleriyle beraber ciddi ifadesini koruyordu .
Barlas ? sanırım tüm gün bu ismi düşünücem .
Kimse'nin yüzündeki hüzün bir anda yok oldu . Ciddiliği ile azda olsa şaşırmıştım .
Nesin sen düğünde takı listesi tutan büyücü yengemi ? Bu ne ciddilik .
" Ne var Kerem ! " Dişlerinin arasından konuşuyordu . Yalnız Kerem'in adını Barlas'dan önce öğrendim , Bir mantık hatası var .
" Barlas bey , Şirkette problem varmış . Sizi çağırıyorlar . "
Acaba mesleği ne diye geçirmedim değil . Aha geliyor Yaz dizisi ! Yok ya ben Ada ben ayrılmak istiyorum ... İnsanıyım .
" Tamam Kerem geliyorum . " Yavaşça ayağa kalktı . Kerem denen adam gittikten sonra bana bakışı yeniden naifti .
" Hava karardı ... Seni bırakmamı istermisin eve ? "
Bir anda çok yakından bir silah sesi geldi . Gözlerimin bir anda büyüdüğünü hissettim .
Gözlerim nedenini bilmediğim şekilde dolmaya başlamıştı .
Silah sesiyle aramızda birkaç metre olduğunu düşündüm .
Kafam yavaşça aşağı doğru eğildi , hareket edemedim bile . O gün geldi aklıma ... Annemin kanlı bedeni , kırık cam , Ela'ya attığım fotoğraf , ilk günki mektup ve kırmızı karanfil .
Hepsi tek tek gözlerimin önünden geçiyordu . Günler olmuştu bir kez bile aklıma gelmemişti fakat şimdi o anı resmen tekrar yaşıyordum .
En büyük korkum oldu . Travma ... Bir silah sesi daha geldiğinde elimin kasıldığını hissettim . Sanki yine aynı silah sesini duymuştumda aşağı inip tekrar annemin cansız bedeniyle karşılaşmıştım .
Barlas hemen benim yanıma doğru geldi .
" Yaz , birşey yok . " Sesinde bir korku vardı . Sesi hafif titriyordu suçluyum ben özür dilerim diyordu adeta .
Fakat benim kafamda hala silah sesleri yankılanıyordu . Kafamı dahi kaldıramadığımı fark ettim . Herşey o an bana ağır geldi .
" Birşey yok gerçekten bak sesler kesildi . Korkulcak birşey yok . "
Bana göre kocaman olan elleriyle yavaşça yüzüme doğru uzattı . Boyuma gelmek için hafifçe eğildi . Sıcak nefesi yüzüme vuruyordu .
" Özür dilerim " Kafamı yavaşça kaldırdı . Gözlerim onun gözlerine değdiğinde hala şaşkınlık vardı içimde .
Sesindeki suçluluk herşeyi affettirebilirdi . Herşeyi kabullenirdim ama kabul edemedim . Kaybettiğim hiçbirşeyi hiçbir zaman kabul edemedim ben .
Arkadan birileri bize doğru gelmeye başlamıştı . Yavaşça kafasını kaldırdı ve gelen takım elbiseli adamlara doğru döndü .
" Noluyo ? Ben size ortalık yerde silah kullanılmıycak demedimmi ! " Sesi olabildiğince gür ve sinirli çıkıyordu . Sesindeki sinir yüzüne vurmuştu .
" Patron Al- "
" Stai zitto! "
Afbuyur ? Bu çocuk daha türkçe konuşmadan arapçamı konuştu ... yani hangi dilse ?
Burun kemerini yavaşça sıktığını fark ettim .
" Alaguv'lar geldiler . " Ben galiba kriz geçircem ! Alaguv'da ne ya ?
" Siz halledin benim işim var . " Sakinleşmeye çalışarak . Önündeki takım elbiseli adam tam ağzını açmıştıki , başıyla gitmesini işaret etti .
Barlas bana doğru döndü . " Gidelim . " Sesinde bir şüphe vardı . Bana bakışları sakindi .
Önden gidiyorduki kolundan hızla tuttum . Arkasını dönüp noldu dermişcesine baktığımda istemeden utanmıştım ama
korkunun ecele faydası yook !
Koluna iyice sarıldım . Napıyorum ben tövbe estağfurullah ... Yakında boynuna dalarım artık . Olmayan migrenim tuttu yemin ederim .
Koluna sarılmama şaşırmış olucakki bir süre bana bakakaldıktan sonra hemen önüne dönüp geniş adımlarla yürümeye başladı .
Mezarlığı kapısında bulunan insan yığını ister istemez tedirgin ediyordu .
Barlas gelince hemen kapının önündeki yığın dağıldı ama ... Karşıda duran insan yığını hiçbiryere gitmemişti . En önlerinde sağ kaşının üstünde uzun ve derin bir yara olan bir adam bulunuyordu .
Ortalama kırklı yaşlarda olmalıydı . Gözleri aynı benim gibi çimlerde dolaşıyormuş hissi verirmişcesine yemyeşildi .
Yaşının baya olduğu belliydi ama yinede görüntüsünden asla ödün vermiyordu .
Karşımdaki adam kollarını sinsice gülerek kollarını sağa ve sola doğru açtı .
" Mezarlıkta buluşma diyorsun ! Çay , kahve varmıydı , Soysal ? " Kısa bir kahkaha attıktan sonra devam etti . " Pardon ya , gözlerin kıpkırmızı olmuş ! Ağladın sanırım ." Sesi aşağılayıcıydı .
Sanırım artık bazı şeyleri sorgulamamam gerek ...
Adamın sesi olabildiğince tiz ve sinir bozucuydu . Sesindeki o aşalayıcı ses tonu tam bir kötü adam hissi veriyordu .
" Eshan işin ne ? Boş laf istemiyorum . " Bir dakika ?! ben şuan mafyatik bir tartışmanın içindeyim sanırım .
" Çok konuşmaya lüzum yok , Soysal ! "
Silahını belinden çıkarıp , tetiği çekmesi bir oldu . Silah mı o ?
Barlas'ın arkasındaki tüm adamlar bir anda silah çekip Eshan denen adama doğru uzattı .
Barlas eliyle arkasındaki adamların silahları indirmesi için eliyle işaret yaptı .
Elimi Barlas'ın kalbinin üstüne koydum . Belki ölürcek ama bari annem gibi ölmesin . Vurmasınlar onu kalbinden ....
Kalbim hafifçe hızlanmaya başlamıştı . Gözlerim doluyordu ama yinede bozmadım duruşumu .
Göğsümde bir korku vardı . Kaybetme korkusu ...
Yüzündeki ciddi ifadeyi görmek dahada korkutmuştu beni .
" Vur bakalım , Alaguv . "
Bu adam delirmiş olmalı ! Ne saçmalıyor anlamadım ama gerçekten vurulcak birazdan .
Konuşmayı bölmek için elimi kaldırdığımda herkes bana dönmüştü .
" Alaguv bey , bence konuşarak çözülebilir ne problem varsa . Silahı indirirmisiniz ? "
Sözüm bittikten sonra herkes cin görmüş gibi beni süzüyordu . Ama bir anda karşımızdaki tüm adamların kahkaha atması bir oldu .
Bende napıyorsam ? Önünde mafyatik tipli adam var " silohonuzu indorormusunoz ? " Sanki indiricekler değil mi .
Buraya geldiğim zamana lanet ya !
" Hemen hanımefendi silahları indirip , kahve içip derdimizi konuşucaz ."
Anası bunu nasıl büyütmüş acaba . Ben evladım olsa eldivenle severim bu nasıl adam ya !
" İtici herif . " Diye fısıldamıştım . Alaguvmuş soyadı bide ? o ne demekki zaten .
Elindeki silahın sürgüsünü kapatıp bana doğru uzattı . Barlasa baktığımda gözlerinde Bu adam yüksek ihtimalle gerizekalı ! dermişcesine bakıyordu .
" Al bakalım şu silahı . Ya ben vurucam Barlas'ı Ya sen vurucaksın kendini . "
Senin anonim ya ! galiba sıçtık ...
" Kameraya al " yanındaki adamın elindeki büyük kamera bizi çekmeye başlamıştı . Noluyo ya !
" Barlas galiba bu sefer bittik . " Kulağına doğru uzanıp fısıldamıştım . Ardından hiçbirşey olmamış gibi Mal gibi 32 diş adama doğru sırıttım .
Kameraya doğru döndüm . Hadi bakiyim show zamanı !
" İyi akşamlar Baylar ve Bayanlar . Kaydıraktan kayanlar , salıncakta sallananlar ve tahterevalliden düşüp Allahına kavuşanlar . "
Sorgulamayın ... Deliyim ben .
" Kamu spotu ! Kan ve şiddet içerikli şeyler izlemiyorsanız hemen geçmenizi tavsiye ederim . "
Herkesin bana nasıl baktığını çok iyi hissediyordum . Sesim titriyordu hala silah sesleri kulağımda yankılanmaya devam ediyordu .
" An itibari ile havalar soğumaya başladı . İstanbul'un Fatih ilçesinden izleyenlere duyurulur ki birazdan silah seslerini canlı olarak duyabilirsiniz . "
Yüzümdeki o gülümseme hala duruyordu . Alaguv denen adamın yanına doğru ilerledim . Bana doğru uzatıp dona kalmıştı . Ben olsam bu zekalı bir insana bende şaşardım .
Silahı elinden korkumu belli etmemeye çalışarak almıştım .
Silah tutmaya dahi korkuyordum . Kameraya doğru zorca gülümsemiştim .
İçimde resmen bir savaş vardı . Korkuyordum ama bellide etmemeliydim .
Silahın önce sürgüyü çektim . Sürgünün sesi bile beni germeyi becermişti . Yavaşça kafama doğrulttum .
Gözlerim bulanıklaşmaya başlamıştı . Şuan ne yaptığımı dahi anlamıyordum .
Kameraya doğru gülümsedim .
Etraftaki insan yığınından çıt dahi çıkmıyordu . Kamera'nın merceğinin yansımasından Kimse'ye doğru baktım .
Yüz ifadesi değişmemişti sadece kaşlarını çattığını gördüm . Yüzü oldukça gerilmişti .
Sanırım şuan kendimi vurmam lazım ...
Neyse beni kaybedenler utansın napıyım şimdi ben ?
Derin bir nefes aldım ve anında tetiğe basmam bir oldu .
Gözlerimi sımsıkı kapamıştımki ... Eee hiçbirşey olmadı ?
Hızla arkama doğru döndüm .
Barlasın yani Kimse'nin yüzündeki hafifçe dudağını ısırdığını fark ettim . Kaşları hala çatık duruyordu ama daha hüzünlüydü .
Eshan denen adam bana doğru ellerini ovuşturarak ilerledi .
Dudağındaki itici kıvrılma ondan iyice nefret etmeme neden oluyordu .
" Rus ruletimi oynuyoruz ? "
Yağmur yağmaya başlamıştı . Yağmur damlaları saçlarımın arasından yavaş yavaş geziniyordu .
" Hadi madem oynuyalım . O kadar istediğine göre bir bildiğin var . "
Silahı ona doğrulttum . Bu sefer titremiyordum aksine bir nefret vardı .
Bastır Yaz ! Korkma zamanı değil .
Hava iyice grileşmiş kararmaya yüz tutmuştu .
Gün batmadan güneş doğmaz ... Hadi bakalım önce batıralım sonra güzel doğsun güneş !
Silah'ın sürgüsünü çektim ve tetiğe bastım . Silah sesi kulaklarımda yankılandı .
Zaman resmen durmuştu . Herkese hızlıda bi bana yavaştı . Heryer sanki deprem olmuş gibi titriyordu .
Yer kırmızıya boyanmıştı . Tam omzundan vurmuştum onu . Ben vurmuştum ... kendi ellerimle .
Onu omzundan vurdum ama kendim vurulmuş gibi acıdı heryerim .
Boğazımdaki ekşi tat kusucakmışım gibi hissettirdi .
Yerdeki kanlı şekilde yatan adam hafifçe doğruldu .
" Bedeli olucak hemde çok ağır " Hala gülüyordu . Pişkince durması beni cok rahatsız etmişti .
Ellerim çok fena titremeye başladı . Silahı elimden düşürdüm tüm kaslarım sanki işlevini yitiriyordu .
Sağıma doğru baktığımda annemi görmem bir oldu .
Nefes alamıyordum ...
Annem aynı güzelliğiyle duruyordu karşımda . Herkes bana bakıyordu ama ben sadece anneme bakıyordum .
" Anne " kimse duymuycak şekilde acıyla fısıldadım . Kalbim ağzımda atıyordu .
" Niye vurdun ? Senden insan olmaz "
Gözlerim kararıyordu . Elimin tutmadığını hissettim . Göz kapaklarım titriyordu .
Barlasın bana doğru koştuğunu duydum fakat sonrası gelmedi . O an etrafımdaki herşey yok oldu ...
Bölüm etkileşimi
