AŞKIN KÜLLERİ kitap kapağı

9. bölüm / 8

AŞKIN KÜLLERİ

SENİ BULMAM LAZIM

Yazar: Görünmez Okur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: SENİ BULMAM LAZIM

Aman aman - Duman
Sadece kaybedince değil kazanıncada canı acırmış insanın ... İçin gidermiş ona her baktığında . Farklı boyut , farklı evren belkide yeni bir ev gibi gelir belki .

Gözlerinde kaybolursun bazen bulamazsın kendini . Belkide kaybolduğunda bulmuş olursun. Kim bilir belki bulduğundada kaybedersin kendini ?

Çok küçüktüm daha inanmazdım seni her halinle seviyorum diyenlere . Bir insan başka bir insanı nasıl her haliyle sevebilirki ? Bir süre sonra sıkılır bırakırlar insanlar diye düşünürdüm .

Sonra bir söz çıktı karşıma ;

Bir insanı güzel olduğu için sevmezsinki ! sen sevdiğin için güzel olur o ...
The little prince

Sonra dedimki sanırım seni bulmam lazım ,
Lazımki bulayım bende kendimi ...

(...)

Elimle son kez yavaşça ağaçlardan düşen dalları elimle temizledim . Mezarın hafif griye çalan beyaz rengi oldukça belli oluyordu .

Son kez gülümseyerek baktım annemin mezarına . Annemin mezarı diyorum da , anneler ölür mü ki ? Onlar sonsuza dek yaşamazlarmıydı ?

Başım sağ olsunda neden o sağ olmadı ? Binlerce soru geldi o an aklıma . Binlerce soru işareti sonuna ise binlerce nokta .

Annem herşeyi hak ederdide bi yaşmayımı hak etmedi acaba ...

Etraftaki mezarların başlarındaki insanların ağıtları eşliğinde yavaşça yürüdüm . Her adımda bir çukura giriyordum adeta .

Adımlarımı attıkça çıkan kurumuş yaprak sesleri kulağımı tırmalıyordu .

Etraftaki mezarlıkların hepsini yavaş yavaş incelerken bir çocuk mezarı ilgilimi çekti . Tam önünde bir adam ruhsuzca karşısında duruyordu .

Elinde bordo renginde kurumaya yüz tutmuş bir gül vardı .

Yavaşça atarmışcasına mezara doğru çiçeği koydu . Yüzü gözükmüyordu ama acısını hissediyordum . Çocuğumuyduki acaba ? belkide yaşayamadığı çocukluğu...

Adımlarımı ister istemez yavaşlatmıştım . Hem uzak olduğumdan hemde havaya kızıl bir alaca düştüğünden çehresini net olarak göremiyordum .

Ayaklarım onun olduğu tarafa doğru ilerlemek iştedi . İlk gündü yaşayamadığım acımı o çocuğun mezarında yaşamak geldi içimden . Gözümden akmayan yaşların orda akmasını istedim .

Hiçbir ses çıkmadan yavaşça ilerledim mezarın yanına doğru . Yavaşça kafamı mezarın önünde duran adama doğru çevirdi .

Yüzümdeki acıya karışan şaşkınlık bile garip gelmişti bana . Neden bilmem ! herkesim olan kimse .

Onu görmeyeli sakalları hafif uzamıştı . Gün batımının yansıyan ışığıyla tam anlamıyla altın gibi parlayan bir hal alan saçları taranmış duruyordu .

" Sen " gözlerimi onun gözlerinden ayırmayarak fısıldadım .

Gözlerindeki yaşlardan dolayı uzun kirpikleri ıslanmıştı . Ağlıyordu ama yüzü yine bir duvardan farksızdı .

Hüzünlüce bir nefes aldım . Başımı yavaşça omzuma doğru yasladım .

" Ben "

Sesi olduğundan kalın ve boğuk çıkmıştı . Acıyla bakıyordu etrafa .

Mezardaki ismi okuduğumda gözlerim istemeden büyümüştü . Elif Soysal ... Annemin yanlışıyla alakalı bir şey miydi ?

Kimse'nin didar'ına doğru baktığımda hala belli etmek istemediği bir hüzün vardı . Her an ağlıycak gibiydi gri gözleri .

Dudaklarını ıslattı ...

" İyimisin ? " Fısıldarmışcasına sormuştum . Duyduğundan bile bir haberdimki bana doğru döndü.

" Kaybedicek neyimiz kaldı ,Yaz ? Bir şey söyle kırk yıl onun izinde yaşıyım . " Sesinde bir kırılganlık vardı . Bir vazo misali her sözde daha da parçalanıyordu .

Bana dönünce yüzündeki keder daha belli olmuştu .

" Kaldı diyemem ama arkamızda bıraktıklarımız çok var . "

Gözümü asla Elif Soysal yazısından ayrımıyordum . Biraz bekledikten sonra ekledim .

" Çok kaybettik ama kazanacağımızda çok az var "

Burnumun kızardığını ve dudağımın titrediğini hissettim .

Yüzümdeki acıyı yalanda olsa gülümsemeye çevirmeye çalıştım . Kafamla mezarı hafifçe işaret ettim .

" Kim bu güzel kız ? "

" Kardeşim o benim . " Kardeşim diyince aklına o gelmiş olucakki gülümsedi . " O eksik ama ben fazlayım sanki . " Acılı ve derin bir şekilde bir kaç kez derin nefes aldı .

" Bu hayatta herkes fazla ama herkeste az "

Şüpheli adımlarla mezara doğru ilerleyip mezarın kenarına oturdu . Bedeni mezar taşına dönüktü .

Önce ellerini üstüste gelicek şekilde mezar taşına koydu sonraysa kafasını oraya yasladı . Öyle içim gittiki ! Anlatamam sanırım

Hüzünle derince aldığı nefes sesini duydum . Sessizce ağlamak dedikleri buna denir sanırım . Ben bilmezdim sessizce ağlamayı ya sesli ağlardım yada hiç ağlamazdım ben .

Onun olduğu tarafa gittim . Onun yanına çömeldim . Ağlıyordu , sanki neden ? dermişcesine . Her nedenin bir sebebi vardıda bir bunun yoktu .

Ben gelince ağlamasını görmemem için kafasını sağa doğru çevirdi . Halbuki çoktan anlamıştım bile .

Çömeldiğim yerden kalktım ve mezarın diğer tarafına yani yüzünü çevirdiği kısma oturdum .

Soğuk mermere oturduğumda hafif irkilmiştim .

Gözlerimi ondan ayırmıyordum . Belirgin yüz hatları her haliyle ilgi çekici duruyordu . Gri rengi gözleri çok olmasada kızarmıştı .

Saçları hafif dağılmıştı ve rüzgarla beraber dalgalanıyordu .

Elini yavaşça toprağın içinde gezdiriyordu . Bir insan bu kadar birini özlermi ? Özleyebiliyormuş ... Acaba ben niye bu kadar özlemedim annemi ?

" Barlas bey , şirketten haber var . " Arkadan gelen sesle hafif irkilmiştim . Bir dakika !? O Barlas bey mi dedi ?

Sesin geldigi yere baktığımda karşımda takım elbiseli biri duruyordu .

Simsiyah hafif dalgalı saçları olan , bal rengi gözleriyle beraber ciddi ifadesini koruyordu .

Barlas ? sanırım tüm gün bu ismi düşünücem .

Kimse'nin yüzündeki hüzün bir anda yok oldu . Ciddiliği ile azda olsa şaşırmıştım .

Nesin sen düğünde takı listesi tutan büyücü yengemi ? Bu ne ciddilik .

" Ne var Kerem ! " Dişlerinin arasından konuşuyordu . Yalnız Kerem'in adını Barlas'dan önce öğrendim , Bir mantık hatası var .

" Barlas bey , Şirkette problem varmış . Sizi çağırıyorlar . "

Acaba mesleği ne diye geçirmedim değil . Aha geliyor Yaz dizisi ! Yok ya ben Ada ben ayrılmak istiyorum ... İnsanıyım .

" Tamam Kerem geliyorum . " Yavaşça ayağa kalktı . Kerem denen adam gittikten sonra bana bakışı yeniden naifti .

" Hava karardı ... Seni bırakmamı istermisin eve ? "

Bir anda çok yakından bir silah sesi geldi . Gözlerimin bir anda büyüdüğünü hissettim .

Gözlerim nedenini bilmediğim şekilde dolmaya başlamıştı .

Silah sesiyle aramızda birkaç metre olduğunu düşündüm .

Kafam yavaşça aşağı doğru eğildi , hareket edemedim bile . O gün geldi aklıma ... Annemin kanlı bedeni , kırık cam , Ela'ya attığım fotoğraf , ilk günki mektup ve kırmızı karanfil .

Hepsi tek tek gözlerimin önünden geçiyordu . Günler olmuştu bir kez bile aklıma gelmemişti fakat şimdi o anı resmen tekrar yaşıyordum .

En büyük korkum oldu . Travma ... Bir silah sesi daha geldiğinde elimin kasıldığını hissettim . Sanki yine aynı silah sesini duymuştumda aşağı inip tekrar annemin cansız bedeniyle karşılaşmıştım .

Barlas hemen benim yanıma doğru geldi .

" Yaz , birşey yok . " Sesinde bir korku vardı . Sesi hafif titriyordu suçluyum ben özür dilerim diyordu adeta .

Fakat benim kafamda hala silah sesleri yankılanıyordu . Kafamı dahi kaldıramadığımı fark ettim . Herşey o an bana ağır geldi .

" Birşey yok gerçekten bak sesler kesildi . Korkulcak birşey yok . "

Bana göre kocaman olan elleriyle yavaşça yüzüme doğru uzattı . Boyuma gelmek için hafifçe eğildi . Sıcak nefesi yüzüme vuruyordu .

" Özür dilerim " Kafamı yavaşça kaldırdı . Gözlerim onun gözlerine değdiğinde hala şaşkınlık vardı içimde .

Sesindeki suçluluk herşeyi affettirebilirdi . Herşeyi kabullenirdim ama kabul edemedim . Kaybettiğim hiçbirşeyi hiçbir zaman kabul edemedim ben .

Arkadan birileri bize doğru gelmeye başlamıştı . Yavaşça kafasını kaldırdı ve gelen takım elbiseli adamlara doğru döndü .

" Noluyo ? Ben size ortalık yerde silah kullanılmıycak demedimmi ! " Sesi olabildiğince gür ve sinirli çıkıyordu . Sesindeki sinir yüzüne vurmuştu .

" Patron Al- "

" Stai zitto! "

Afbuyur ? Bu çocuk daha türkçe konuşmadan arapçamı konuştu ... yani hangi dilse ?

Burun kemerini yavaşça sıktığını fark ettim .

" Alaguv'lar geldiler . " Ben galiba kriz geçircem ! Alaguv'da ne ya ?

" Siz halledin benim işim var . " Sakinleşmeye çalışarak . Önündeki takım elbiseli adam tam ağzını açmıştıki , başıyla gitmesini işaret etti .

Barlas bana doğru döndü . " Gidelim . " Sesinde bir şüphe vardı . Bana bakışları sakindi .

Önden gidiyorduki kolundan hızla tuttum . Arkasını dönüp noldu dermişcesine baktığımda istemeden utanmıştım ama

korkunun ecele faydası yook !

Koluna iyice sarıldım . Napıyorum ben tövbe estağfurullah ... Yakında boynuna dalarım artık . Olmayan migrenim tuttu yemin ederim .

Koluna sarılmama şaşırmış olucakki bir süre bana bakakaldıktan sonra hemen önüne dönüp geniş adımlarla yürümeye başladı .

Mezarlığı kapısında bulunan insan yığını ister istemez tedirgin ediyordu .

Barlas gelince hemen kapının önündeki yığın dağıldı ama ... Karşıda duran insan yığını hiçbiryere gitmemişti . En önlerinde sağ kaşının üstünde uzun ve derin bir yara olan bir adam bulunuyordu .

Ortalama kırklı yaşlarda olmalıydı . Gözleri aynı benim gibi çimlerde dolaşıyormuş hissi verirmişcesine yemyeşildi .

Yaşının baya olduğu belliydi ama yinede görüntüsünden asla ödün vermiyordu .

Karşımdaki adam kollarını sinsice gülerek kollarını sağa ve sola doğru açtı .

" Mezarlıkta buluşma diyorsun ! Çay , kahve varmıydı , Soysal ? " Kısa bir kahkaha attıktan sonra devam etti . " Pardon ya , gözlerin kıpkırmızı olmuş ! Ağladın sanırım ." Sesi aşağılayıcıydı .

Sanırım artık bazı şeyleri sorgulamamam gerek ...

Adamın sesi olabildiğince tiz ve sinir bozucuydu . Sesindeki o aşalayıcı ses tonu tam bir kötü adam hissi veriyordu .

" Eshan işin ne ? Boş laf istemiyorum . " Bir dakika ?! ben şuan mafyatik bir tartışmanın içindeyim sanırım .

" Çok konuşmaya lüzum yok , Soysal ! "

Silahını belinden çıkarıp , tetiği çekmesi bir oldu . Silah mı o ?

Barlas'ın arkasındaki tüm adamlar bir anda silah çekip Eshan denen adama doğru uzattı .

Barlas eliyle arkasındaki adamların silahları indirmesi için eliyle işaret yaptı .

Elimi Barlas'ın kalbinin üstüne koydum . Belki ölürcek ama bari annem gibi ölmesin . Vurmasınlar onu kalbinden ....

Kalbim hafifçe hızlanmaya başlamıştı . Gözlerim doluyordu ama yinede bozmadım duruşumu .

Göğsümde bir korku vardı . Kaybetme korkusu ...

Yüzündeki ciddi ifadeyi görmek dahada korkutmuştu beni .

" Vur bakalım , Alaguv . "

Bu adam delirmiş olmalı ! Ne saçmalıyor anlamadım ama gerçekten vurulcak birazdan .

Konuşmayı bölmek için elimi kaldırdığımda herkes bana dönmüştü .

" Alaguv bey , bence konuşarak çözülebilir ne problem varsa . Silahı indirirmisiniz ? "

Sözüm bittikten sonra herkes cin görmüş gibi beni süzüyordu . Ama bir anda karşımızdaki tüm adamların kahkaha atması bir oldu .

Bende napıyorsam ? Önünde mafyatik tipli adam var " silohonuzu indorormusunoz ? " Sanki indiricekler değil mi .

Buraya geldiğim zamana lanet ya !

" Hemen hanımefendi silahları indirip , kahve içip derdimizi konuşucaz ."

Anası bunu nasıl büyütmüş acaba . Ben evladım olsa eldivenle severim bu nasıl adam ya !

" İtici herif . " Diye fısıldamıştım . Alaguvmuş soyadı bide ? o ne demekki zaten .

Elindeki silahın sürgüsünü kapatıp bana doğru uzattı . Barlasa baktığımda gözlerinde Bu adam yüksek ihtimalle gerizekalı ! dermişcesine bakıyordu .

" Al bakalım şu silahı . Ya ben vurucam Barlas'ı Ya sen vurucaksın kendini . "

Senin anonim ya ! galiba sıçtık ...

" Kameraya al " yanındaki adamın elindeki büyük kamera bizi çekmeye başlamıştı . Noluyo ya !

" Barlas galiba bu sefer bittik . " Kulağına doğru uzanıp fısıldamıştım . Ardından hiçbirşey olmamış gibi Mal gibi 32 diş adama doğru sırıttım .

Kameraya doğru döndüm . Hadi bakiyim show zamanı !

" İyi akşamlar Baylar ve Bayanlar . Kaydıraktan kayanlar , salıncakta sallananlar ve tahterevalliden düşüp Allahına kavuşanlar . "

Sorgulamayın ... Deliyim ben .

" Kamu spotu ! Kan ve şiddet içerikli şeyler izlemiyorsanız hemen geçmenizi tavsiye ederim . "

Herkesin bana nasıl baktığını çok iyi hissediyordum . Sesim titriyordu hala silah sesleri kulağımda yankılanmaya devam ediyordu .

" An itibari ile havalar soğumaya başladı . İstanbul'un Fatih ilçesinden izleyenlere duyurulur ki birazdan silah seslerini canlı olarak duyabilirsiniz . "

Yüzümdeki o gülümseme hala duruyordu . Alaguv denen adamın yanına doğru ilerledim . Bana doğru uzatıp dona kalmıştı . Ben olsam bu zekalı bir insana bende şaşardım .

Silahı elinden korkumu belli etmemeye çalışarak almıştım .

Silah tutmaya dahi korkuyordum . Kameraya doğru zorca gülümsemiştim .

İçimde resmen bir savaş vardı . Korkuyordum ama bellide etmemeliydim .

Silahın önce sürgüyü çektim . Sürgünün sesi bile beni germeyi becermişti . Yavaşça kafama doğrulttum .

Gözlerim bulanıklaşmaya başlamıştı . Şuan ne yaptığımı dahi anlamıyordum .

Kameraya doğru gülümsedim .

Etraftaki insan yığınından çıt dahi çıkmıyordu . Kamera'nın merceğinin yansımasından Kimse'ye doğru baktım .

Yüz ifadesi değişmemişti sadece kaşlarını çattığını gördüm . Yüzü oldukça gerilmişti .

Sanırım şuan kendimi vurmam lazım ...

Neyse beni kaybedenler utansın napıyım şimdi ben ?

Derin bir nefes aldım ve anında tetiğe basmam bir oldu .

Gözlerimi sımsıkı kapamıştımki ... Eee hiçbirşey olmadı ?

Hızla arkama doğru döndüm .

Barlasın yani Kimse'nin yüzündeki hafifçe dudağını ısırdığını fark ettim . Kaşları hala çatık duruyordu ama daha hüzünlüydü .

Eshan denen adam bana doğru ellerini ovuşturarak ilerledi .

Dudağındaki itici kıvrılma ondan iyice nefret etmeme neden oluyordu .

" Rus ruletimi oynuyoruz ? "

Yağmur yağmaya başlamıştı . Yağmur damlaları saçlarımın arasından yavaş yavaş geziniyordu .

" Hadi madem oynuyalım . O kadar istediğine göre bir bildiğin var . "

Silahı ona doğrulttum . Bu sefer titremiyordum aksine bir nefret vardı .

Bastır Yaz ! Korkma zamanı değil .

Hava iyice grileşmiş kararmaya yüz tutmuştu .

Gün batmadan güneş doğmaz ... Hadi bakalım önce batıralım sonra güzel doğsun güneş !

Silah'ın sürgüsünü çektim ve tetiğe bastım . Silah sesi kulaklarımda yankılandı .

Zaman resmen durmuştu . Herkese hızlıda bi bana yavaştı . Heryer sanki deprem olmuş gibi titriyordu .

Yer kırmızıya boyanmıştı . Tam omzundan vurmuştum onu . Ben vurmuştum ... kendi ellerimle .

Onu omzundan vurdum ama kendim vurulmuş gibi acıdı heryerim .

Boğazımdaki ekşi tat kusucakmışım gibi hissettirdi .

Yerdeki kanlı şekilde yatan adam hafifçe doğruldu .

" Bedeli olucak hemde çok ağır " Hala gülüyordu . Pişkince durması beni cok rahatsız etmişti .

Ellerim çok fena titremeye başladı . Silahı elimden düşürdüm tüm kaslarım sanki işlevini yitiriyordu .

Sağıma doğru baktığımda annemi görmem bir oldu .

Nefes alamıyordum ...

Annem aynı güzelliğiyle duruyordu karşımda . Herkes bana bakıyordu ama ben sadece anneme bakıyordum .

" Anne " kimse duymuycak şekilde acıyla fısıldadım . Kalbim ağzımda atıyordu .

" Niye vurdun ? Senden insan olmaz "

Gözlerim kararıyordu . Elimin tutmadığını hissettim . Göz kapaklarım titriyordu .

Barlasın bana doğru koştuğunu duydum fakat sonrası gelmedi . O an etrafımdaki herşey yok oldu ...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…