5. bölüm · AŞKIN KÜLLERİ
BAZEN KAYBETMEK GEREKİR
Herkesin bir yaratılış nedeni vardır . Bazıları şarkı söylemek için bazıları dans etmek için bazılarıysa sadece bilgi öğrenmek için gelir dünyaya .
Ama bunu sonra fark edersin . Büyürsün , gelişirsin . Sevdiğin renk değişmez tek bir tane olur mesela . . . En sevdiğin kitap'da öyle bir tanesinde aklın kalır " Keşke unutsam da tekrar başlasam . " dersin .
Büyürsün , gelişirsin ve bulursun . Ama ben hala bulamadım . Tam elime ipleri aldım diyorum fakat elimden kayıyor . Kendi hayatımı kontrol edemiyorum ama birgün o kontrol paneli tamamen bana ait olucak .
Ve bu sefer orayı terk etmiycem . Çok küçükken yaptığım gibi .
(...)
Artık bazı geçekler beni üzmüyordu . Sadece şaşkınlık oluşturuyordu yüzümde . ". Ben bugün birini öldürdüm . " Bu cümle bu kadar kolaymıydı ? Ne kadar basit bir cümleymiş gibi yazmıştı .
Salih ' e döndüm . Yüzünde korkmuş bir ifade vardı . Bazı gerçekleri bilmediğinden annem'den bunu beklemiyordu . Yüzüme takındığım şaşkınlık ifadesini düzeltmeye çalışmıştım .
Artık yüzümde olabildiğince duygusuz bir ifade vardı . Salih " Yaz , annem bunu yapmadı dimi ? Doğruyu söyle . " Omzumu silktim . Bilmiyordum ama annemden bunu beklemiyor değildim .
Annem birşey yapmıştı . Birini öldürmüştü , adını bile bilmediğim kimse ' nin hayatını mahvetmişti . Hemde o kadar mahvetmiştiki annemi öldürtücek gücü dahi bulmuştu .
" Bilmiyorum fakat onun böyle birşey yapıcağına eminim . "
Salih korkuyla tam önüne döndü . Derin nefesler alıyordu . Ayağa kalktım . Birileriyle artık bazı şeyleri konuşmam gerekti fakat bu Salih olmazdı . Hemen Ela'yı aradım .
Salih kimi aradığımı merak eder gözlerle bana bakıyordu . Ela telefonu açtığı an " Asena ile bize gel . " Dedim ve Ela'yı dinlemeden yüzüne kapattım .
Salih delirmek üzereydi . " SEN BUNU NASIL BU KADAR KOLAY SÖYLERSİN . . . BU, BU KADAR KOLAY BİRŞEYMİ ? " bağırıyordu . İrkilmiştim çünkü Salih'ın ilk defa bu kadar yüksek sesle konuştuğunu görüyordum .
" Demekki bu bu kadar kolay birşeymiş değilmi ? Salih benim son zamanlarda annem hakkında neler öğrendiğimi anlatsam burda ne tepki verirsin . Herşeyi geçtim herkes ne tepki verir kestiremiyorum bile . Biraz sabret herşeyi anlatıcam sanada . Artık annem öldüğü için üzülemiyorum , anla neler ögrendiğimi artık ! "
Sesimi sonlara doğru yükseltmiştim . Salih annemi küçüklüğünden beri tanıdığından ona çok bağlıydı . Kendi annesinden bile üstün görürdü annemi . Kendi annesi böyle birşey yapsa illa etkilenirdi . Ama benim annemin yapması onu daha çok korkutuyordu .
Salih sinirle bana yaklaşıyordu . Bana her an dalabilir gibiydi . Yavaş adımlarla geriye doğru ilerliyordum . " Salih sen iyi olduğuna emin misin ? " Artık cidden korkmaya başlamıştım . Bir anda dış kapı açılmıştı . O an hatırladımki anahtarımı Asena'ya vermiştim .
Hala Salih üstüme yürüyordu . Bunu istemsizce yaptığının farkındaydım ama durdurucak gücüm yoktuda . Ela hemem içeri koştu . " SALİH , ne yapıyosun sen ?! " Hemen önüme geçmişti .
Salih'te duraksamıştı tabii . Salih'ın gözlerinin büyüdüğünü fark ettim . Kendinden korkmuştu . Evet Salih az önce kendi hareketlerinden korkmuştu .
" N- Naptım ben . " Derin nefesler alıyordu . Asena , Salih'ın koluna girdi . " Salih şuan sen iyi değilsin . Gel sen misafir odasında uyu . "
BİR SÜRE SONRA
Ela " Yaz noluyo çağırdın sonrada yüzüme kapattın . Salih niye bu kadar sinirlendi . " Bi anda telefonum çaldı . Asena arıyordu . " Yaz ben gelmiycem aşağı . Salih'e yatmasına yardımcı oluyordum tuttu kolumu . Sarılıp uyuyor şuan koluma bırakmıyorda . "
Ela ağzından küçük bir kahkaha kaçırmıştı . Bende gülmeden edemedim tabiki . Asena " Ne gülüyosunuz lan ! Tuttu kolumu bırakmıyo diyorum . Lan napıyo bu parmağımı emcüklüyo Ebesinin nikahı ama . Ben senin bu yaşındaki bebekliğini uyandıktan sonra sikicem oğlum . "
" Ağzına sıçıyım senin Salih . " Ela ile artık dayanamamış kahkaha atıyorduk . Bazen ânın tadını çıkamalıyız . . . " Kurtarın beni . . . " Asena bize bildiğin yalvarıyordu artık . Ela " Asena emcüklemek ne demek ya " Ela daha çok gülmeye başladı .
Malesefki yüzüne kapattım çünkü rahat vermiycekti . Ela ' ya anlatmaya başlamadan önce odaya gidip Salih ' in annemin yatağına bıraktığı defteri alıp geldim .
Ela sorgulayıcı bakışlarla deftere bakıyordu . Diğer sayfalarını hiç incelememiştim . Ama şuan önemli olan onlar değildi . Elime gelen ilk sayfayı açmıştım . Ela okumaya başladı .
Ela garipçe baktı " Yaz birşey diyicem ama bunun neresi garip burda ' Bugün kızım . . . doğdu . ' Yazıyor . " Hemen defteri kendime çevirdim . Gerçekten öyle yazıyordu . Bu defterin amacı neydi ?
Hiç umrumda olmazmışcasına göstermemem gerek sayfayı açtım . Tekrar yüzleştim o cümleyle . . . Yutkundum . Ela ' ya çevirdim ve yine o dikkatli gözlerle okumaya başladı .
Ela'nın ağzı açılmıştı . " Yok anasının kulağı ama ya . " Ela 'nım ettiği hakaret beni şok etmişti . O nasıl hakaret ya " anasının kulağı " diye birşeymi var ? . " Gerçekten bu tepkiyimi verdin ? Annem birini öldürmüş ve bir deftere yazmış . "
" Nasıl öldürmüş ? " " Sanane nasıl öldürmüş Allah Allah öldürmüş işte nasılı mı var ? " Ela tek kaşını kaldırdı . Sanki inanmamış gibiydi . Defteri elimden aldı ve ilk sayfasını açtı . Ela'nın dudakları aralanmaya başladı . " Y-az burda annenin adı yazıyor ve - "
Kafamı salladım yargılarcasına " vee . " Dedim uzatarak . Ela " pişman olduğum şeyler . Yazıyor . " Ela'ya " Yapma ya " dermişcesine baktım . Gözlerim dolmuştu . Artık ağlamak istediğimde ağlıyabiliyordum .
Defteri elimden çektiğim gibi almıştım . Gerçekten öyle yazıyordu . Annem beni doğurduğuna pişman olmuştu . . .
Her yükü kaldırırdım ama bu çok zordu . Bunu taşıycak gücüm hiç ama hiç kalmamıştı .
Elimin tersiyle gözümden akan yaşı sildim . Dudaklarım titriyordu . Derin nefes aldım . Ela " Özür di- " lafını böldüm . " Sen niye özür diliyorsunki ? Zaten üzülmedim ben . "
Gözlerim dolmaya devam etti . Üst dudağımı ısırdım . " Ben parka gidicem merak etmeyin beni . Asena ' yada haber verirsin . " Kapıya doğru ilerledim . Kabanımı giyip şalımı boynuma attıktan sonra kapıyı hızla kapatıp çıktım .
Taksi tam kapımın önünden geçen bir taksiye hemen elimi salladım . Yağmur yağıyordu şimdiden sırılsıklam olmuştum . Taksi durdu hemen kapıyı açıp oturdum .
" Karakolun ordaki parka götürürmüsünüz ? " Ağlıyarak konuşuyordum . Taksici yaşlı , 40 - 45 yaşlarında biriydi .
" İyimisin kızım ? Havada soğuk üşümezmisin ? "
Başımı birçok kez sağa ve sola salladım . Pencereyi açtım , yağmur damlaları yavaş yavaş yüzüme geliyordu . Yağmur damlalarının soğuk hissi beni rahatsız etmemişti .
Kısa bir süre sonra parka gelmiştik . Hiç ücrete bakmadan cebimden dörtyüz TL yo çıkardığım gibi uzattım . Kapıyı hızla açıp parka ilerledim .
Taksici bana arkadan bağırıyordu . Parayı fazla verdiğimi üstünü almamı söylüyordu . Umrumda bile olmadan ilerlemeye devam ettim .
Hıçkıra hıçkıra ağlıyarak banka oturdum . Aynı bank'a . . . Gökyüzünden hızla inen yağmur damlalarına baktım . Daha çok ağlamaya başladım . Çok acı kaldırdım ama bu en zoruydu .
" Kar yağsın lütfen . Lütfen yağ yalvarırım ! Ona ihtiyacım var lütfen , lütfen . "
Artık tüm ama tüm gerçekleri öğrenmeliydim . Bu yüzden ona ihtiyacım vardı ya !
Eve gittiğimde hemen annemin odasına tekrar bakıcaktım . Birde o deftere , tüm sayfalarına . . .
Yanıma birden arkadan gelen birinin oturduğunu fark ettim . Hemen yanıma baktım omu gelmişti . Kimse . . .
Yanıma döndüğümde yaşlı ama bir o kadarda genç duran , montlu , saçları azcık eğermiş biri vardı . Gözünde bir damla yaş olduğunu fark ettim . Yağmur damlası olamıycak kadar yaştı .
" Özür dilerim . " Neden özür diliyorsunki ? Hayatımda hiç görmediğim bir insan az önce benden özür dilemişti . " Beyefendi nedem özür diliyorsunuz ? Biriyle karıştırmış olmasınız . "
Ağlamaktan hıçkırık tutmuştu . Adam bana baktı . Sol elini bir anda yüzüme değdirdi . Göz yaşlarımı silmişti . " İyimisi- . " Lafımı yarıdan bölerek " Tanımadınmı ? Babanı . "
Gözlerim kocaman oldu . Geriye çekildim . Babanı mı demişti o ? Başımı sağ sola durmadan salladım . İnanmıyordum yıllar önce terk etmişti bizi şimdimi gelmişti .
" S-sen o olmazsın . " Korkmuştum . Babamdan korkmuştum . " Yaz büyümüşsün " benim her önemli anımda o yoktu . Mezun oldum yoktu , annemle aile günü yapardık o yoktu , doğum günü kutlardım o yoktu . . .
" Ben niye doğdum . " Gözlerimden yaşlar hızlı hızlı ilerliyordu . Peşinden bir diğeri tekrar geliyordu . " Madem bende nefret edicektiniz neden doğdum ben . Annem beni doğurduğuna neden pişman oldu ? Neden beni terk ettin . "
Karşımdaki adam pişmanlık göz yaşlarıyla ağlıyordu . " Benim hayatım aynen böyle bir sürü " NEDEN? " sorusuyla geçti .
" Özür dilerim . Anneni anneni ben öl- " dedi tekrar . Kalbimden vurulmuşa döndüm . Karakolun olduğu yere koşmaya başladım . Annemi babam öldürmüş ve neden diye düşünüyordum .
Arkamdan hiçbir seslenme sesi yürüyüş sesi gelmiyordu . Koşuyorum diye duymuyorum zannediyordumki bir anda yere düştüm . Ayağım kaymıştı . Üstüm sırılsıklamdı . Çok ilerleyememiştim .
Bu olay 15 saniye içerisinde gerçekleşmişti . Arkamı döndüm peşimden geliyormu diye . Ozaman daha çok şok oldum çünkü bankta kimse oturmuyordu .
Hayalmi görmüştüm yani ? Oturduğum yerden kalkmadım . Derin derin enfesler alıyordum . Delirmiştim bildiğin ! Az önce olmayan birini görmüş ve onunla konuşmuştum .
Karakola doğru ilerledim . Kameralar illa göstermiş olmalıydı , delirmemiş olabilirdim . O an fark ettiğim birşey vardı . Kimse'yle kameralarda çıkmış olabilirdim .
Bir taşta iki kuş vurma ihtimalim vardı . Adımlarım hızlandı . Üstüm çamurlu ve sırılsıklamdı .
Hemen karakola girdim . Önemdeki yetkili polis bana döndü . " Parktaki kameraların kayıtlarını izlememlazım . Lütfen . " Polis tek kaşını kaldırmıştı .
Arkadan biranda Yayhan ' nı gördüm . " Yayhan gelirmisin ? Lütfen . " Herkes bana garip bakıyordu . Eminimki beni tanımamıştı bile fakat umrumda değildi . " Kamera kayıtları , Park , bakmam lazım . " Tek tek inanılmaz alakasız kelimeler söylemiştim .
Yayhan başını salladı . Kafasıyla yanına gelmem için gel işareti yaptı . Bir kdaya girdik . Bir odaya girdik masa'nın üstünde " Emniyet Memuru Yayhan CANALI " yazıyordu . " Adam emniyet müdürüymüş lan . " Diye fısıldadım .
Sandalyesine oturdu . " Hangi tarih Yaz hanım . " Adımı hatırlamıştı şaşırtıcı şekilde . " On dakika öncesi felan ben bakabilirmiyim ? Bide 5 gün önceki kamera kayıtları . "
Yayhan biraz kamera kayıtlarının olduğu yeri karıştırıp açmıştı . Biraz geriye aldı . Bir süre sonra ağlıyan ben kameranın kadrajına girdim . Polis memürü şaşırmıştı .
Bir süre bekledim . Ve bir anda ekranda kafam diğer tarafa döndü . Biraz daha bekledim ve ben orda konuşmaya başlamıştım . Yayhan ' a baktım . Sonra kamerada bir anda koşmaya başladım ve düştüm .
Ben gerçekten olmayan biriyle konuşmuştum . Kaşlarım yukarı kalktı . Tek elimle gözlerimi ovaladım . Yayhan hala şaşkındı . Hiçbirşey olmamış gibi davranmaya çalışıyordum .
" Beş gün öncekinide açarmısın ? Rica etsem . " Hemen açtı . Yine aynı bankta ağlıyorum . Yayhan endişenlenmeye başlamıştı . Biraz zaman geçti ve tam kadraja kimse giricek'iken . . .
Kamera'nım görüntüleri bir anda gitti . Biraz ilerlettim . Yarımsaat ilersine aldım . Tam o saatte kamera tekrar çalışıyor ve kadrajdan kimse çıkıyor .
Bende o sıra uyuyorum tabii . " Çıldırcam yemin ederim ÇILDIRICAM ? "
" Seni evine bırakmamı istermisin ? Islanmışsında hasta olursun . " İstemiyordum çünkü orda beklemeye devam edicektim . Başımı sağa ve sola bir kaç kez salladım .
Daynamıyordum . Herşey çok zordu . İstenmiyordum , hayal görüp o kişiyle konuşuyordum , ailemi öldüren kişiye ihtiyacım var ve en önemlisi kafayı üşütmeme az kalmıştı .
Yavaş yavaş dışarı doğru ilerledim . Yağmur damlaları yavaş yavaş bedenime işliyordu . Derin bir nefes aldım . . . Hiç nefes almamışcasına . Yayahan'a doğru döndüm " Teşekkürler polis bey . İyi akşamlar ve iyi geceler . "
Parka doğru tekrar ilerlemeye başladım . Kollarım kendi bedenini sardı . Yokluktan kendime sarılıyordum ?! Yine aynı bank'a oturucaktımki . . . Korktum
Hemde çok korktum . Yine babamın halüsinasyonunu görürüm diye korktum , Kimse yine gelmez diye korktum , yine yalnız kalkmaktan çok ama çok korktum . . .
Bu sefer ağlamadım . En zoruda buydu dışa vuramıyordum ama içim içime ağlıyordum aslında .
Yanıma bir adam geldi yine irkildim . Bana doğru baktı . Bana bir şemsiye uzattı . " Bazen kaybetmek gerekir . " Ve koşarak gitti . Peşinden gitmek istedim ama ayağa kalkamadım .
Bazen kaybetmekmi gerekir ? Artık bazeni kalmamıştı . Ben direk herşeyimi kaybettim .
Şemsiyeyi yukarı kaldırdım ve açma düğmesine bastım . Açmamla kafama birşey düşmesi an meselesi oldu . Kucağıma baktığımda bir mektup gördüm . Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü ama bu mutluluk şaşkınlığıydı .
Ama birşey eksikti . Çiçek yoktu bu sefer . . . Ama yinede çok mutluydum . Ayağa kalktığım gibi mutlulukla zıplamaya başladım . " EVET ! " Buna ihtiyacım vardı .
Sevgilerle Zümrüt gözlü Yaz'a ;
" İyimisin ? " Diye sorucam ama iyi değilsin . " Kalbin yaşadıklarına karşı dayanabiliyormu ? " Diye sorucam ama dayanamıyor . Evet bazen kaybetmek gerekir ama sen o kadar şey kaybetti ki artık kaybedebileceğin tek bir umut kalmadı . Ama seni saklıycam Zümrüt Göz . . . Seni tüm kötülüklerden koruycam . Sonrada Kendimden .
" Dünyanın gürültüsünü arkana alıp en uzak ufka yürü; yollar tükendiğinde bulutlara omuz veren o devin gölgesine sığın, toprağın kalbinden sökülmüş sert dilsizlerin arasından geç; ruhunun sustuğu yerdeki o tek eşik senin sığınağın olacak . "
Elveda Zümrüt Göz . Ama bu süreçte seni bu Tekin dalgaların arasında tek bırakmıycam - Kimse
Okurken göz yaşlarım mektuplara damlıyordu . Bana bir bulmaca vermişti ve çözmemi istiyordu .
Fakat bana acı vereni bu değildi . Karanfil vermeyi unutmuştu . . . Mektup'da bunun için özür dahi dilememişti .
Gece geç olmuştu . Uykum gelmişti yine . Buğlu görüyordum . Ağlıyordum bu sefer acı veriyordu birine sarılıp dertleşememek .
Yanıma biri oturdu . Burunuma gelen kokuyla hemen başımı yana çevirdim . O ferah koku . . . Gözlerim hala buğulu görüyordu . Kumral sarı saclarını gördüm .
Ayağa kalktı . Gitmeisni istemiyordum . Ağlamam arttı . " Gitme . . . Lütfen gitme yalvarırım gitme . " Bende ayağa kalktım . Bir kaç saniye sonra sol elimle yüzümü kapattım . Sağ elimlede onun kolunu tuttum .
O an birşey oldu . Sarıl bana . . . Kafamı onun göğsüne dayadım . Ellerimi kabanının altından geçirdim ve sarıldım ona .
" Bende evimi kaybettim . " Dedi . Sesi titriyordu ama bir o kadarda düz bir sesle konuşuyordu . Burnunu çekti . Ben hala hıçkırarak ağlıyordum .
Daha çok sardı beni . Kopmak istemezmişcesine . " Herşey benim suçum . Yaşadığın herşey benim suçum . Ben kaybettim diye sende kaybet istedim benim suçum . "
Oda ağlıyordu . Hafif bir titredi . Konuşamadım . Kafamı sağ , sola salladım . " Neden karanfil yollamadın bana ? Neden yanıma geldin ? Hani seni bulmam için sığnağa gitmem gerekiyordu ?! NEDEN BENİ ÇARESİZ BIRAKTIN ? "
Ona vuruyordum , ona kızgındım ama yine ona sarılıyordum . Onu ikinci görüşümdü ama ona bağlanmıştım . Birşey vardı beni ona , onu bana bağlayan ip incecik bir çizgi .
Ayrıldı benden yavaşca . Ellerini yüzüme koydu . Baş parmağıyla yüzümü okşuyordu . " Kıbleyi kalbine kur ki, sırlar dile gelsin,
Sen yuvana mühürlen ki, bu sürgün nefes bilsin . "
Son bi kez sarıldı bana . " Kendini üzmemeye dikkat et . Sana karanfil buketi göndericem bir sürü . Son bir hakkın kaldı bir daha gelmiycem . Sen yuvana mühürlenene kadar . . . " Kulağıma fısıldadı .
Gitti . . .
Yağmurun sesi bir anda sessizleşti, sanki dünya onunla birlikte sustu. Kollarımın arasındaki o boşluk, az önce hissettiğim ferah kokunun yerini paslı bir yalnızlığa bıraktı.
"Mühürlenmek" demişti. "Yuva" demişti. Benim yuvam neresiydi ki? Annemin pişmanlık dolu sayfaları mı, yoksa hiç var olmamış bir babamın hayali mi?
Dizlerimin bağı çözüldü, az önce onun durduğu yere, ıslak toprağın üzerine çöktüm. Kimse’nin sıcaklığı hala kabanımın kumaşında gizliydi ama ruhum üşüyordu.
Elimdeki mektubu sıktım, buruşmasına aldırmadan göğsüme bastırdım.
"Son bir hak..." diye fısıldadım, sesim yağmurun içinde kayboldu. "Bir daha gelmeyecek."
Eğer o Kimse ise, ben de Hiç Kimse'ydim artık. Parktan çıkarken bacaklarım beni eve değil de, bir uçuruma götürüyormuş gibi ağır geliyordu.
Taksideki o yaşlı adamın acıyan bakışları, Yayhan’ın şaşkınlığı, Ela’nın anlamsız şakaları... Hepsi birer dekordan ibaretti.
Gerçek olan tek şey, annemin o defterdeki el yazısı ve babamın ya da o hayalin itirafıydı .
Eve vardığımda kapıyı açan Ela’nın yüzündeki endişeyi görmezden geldim. Asena’nın misafir odasından gelen horlama sesini, mutfaktan sızan o huzurlu kokuyu reddettim.
Doğruca annemin odasına girdim.
Odaya girdiğimde ağır bir küf kokusu karşıladı beni. Sanki sırlar burada çürümeye bırakılmıştı .
Işığı açmadım. Karanlıkta, annemin makyaj masasının önündeki o pufa oturdum. Elindeki defteri masaya bıraktım.
" Şimdi " dedim kendi kendime, dişlerimi sıkarak. "Şimdi mühür sökülecek."
Defterin sayfalarını hırsla çevirmeye başladım.
"Bugün kızım doğdu" sayfasını geçtim, "Pişman olduğum şeyler" kısmına geldim. Ama bu sefer durmadım.
Daha derine, en sona gittim. Sayfalar kuruydu ama her harf sanki kanla yazılmış gibi ağırdı.
En son sayfada, sadece bir isim vardı.
" Beni affet . . Elif "
Elif... Annem ne yapmıştı ? Ve en önemlisi Kimse neden kendi evini kaybettiği için benimkinide enkaz'a çevirmişti ?
Pencereye vuran yağmur damlalarını izlerken, yarın sabah o sığınağı bulacağımı biliyordum .
Artık kaçmak yoktu. Kendi kontrol panelimin başına geçecektim, gerekirse o paneli ateşe verecektim ama o koltuktan yinede bir daha kalkmayacaktım.
Çünkü bazen kaybetmek gerekirdi , Evet. Ama her şeyini kaybeden bi insandan daha tehlikeli hiçbir şey yoktu bu dünyada . . .
