AŞKI KILIÇ YÖNETİYOR

Vaveyla Yazarı: Jennie_balz 95

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: AŞKI KILIÇ YÖNETİYOR

𝟑. 𝑩Ö𝑳Ü𝑴: 𝑲𝑰𝑳𝑰𝑪𝑰𝑵 𝑮Ö𝑳𝑮𝑬𝑺İ𝑵𝑫𝑬 𝑽𝑬 𝑮İ𝒁𝑳İ 𝑻𝑬𝑴𝑨𝑺

Sabah gözlerimi huzurlu bir gökyüzüne değil, içimi kemiren o amansız öfkeye açmıştım. Babamın dün gece önüme koyduğu o Adrian ile evlilik dayatması zihnimde bir zehir gibi dolanıyordu. İtaat etmek benim hamurumda yoktu, asla da olmayacaktı. Yataktan hırsla kalktım ve gardırobumun karşısına geçtim. Bugün kendimi saklamayacak, krallığın leydisi olarak gücümü gösterecektim. Üzerime tam olarak göğüs kısmı vücudumu sıkıca saran zarif kemik rengi korseli, askılı, etekleri asaletle yere dökülen görkemli bir elbise geçirdim. Dirseklerime kadar uzanan beyaz ipek eldivenlerimi takıp, saçlarımı serbest bıraktım. Odadan çıkmadan önce lavanta kesemin kokusunu içime çekip derin bir nefes aldım ve merdivenleri indim.
Sarayın iç bahçesine çıktığımda, babam Gideon’un her sabah olduğu gibi lavantalarıyla ilgilendiğini gördüm. Beni fark edince elindeki budama makasını bırakıp doğruldu. Yüzünde amansız, geri adım atmayan bir baskı vardı.
"Valeria," dedi, sesi taş duvarlar kadar sert ve zorlayıcıydı. "Dün geceki saygısızlığını Eros ve ailesinin hatrına sineye çektim. Ama bu evlilik bir tercih değil, Valeria. Bir zorunluluk. Topraklarımızı korumak için Adrian ile evleneceksin, bu konu benim için kapanmıştır!"
"Benim için kapanmadı!" diye bağırdım, gözlerimin içine batan lavanta dallarının arasında. "Ben o züppeyle evlenip kendimi feda etmem!"
Biz tam bu konuda hararetli bir kavgaya tutuşmuşken, arkamızdaki çalılıkların oradan aniden o tanıdık, ağır postal sesleri yankılandı. Kalbim bir an teklemedi ama damarlarımdaki kanın hızla ısındığını hissettim. Arkamı döndüğümde, tıpkı omuzlarında karanlık bölgenin asaletini taşıyan görkemli siyah pelerini, yüksek yakalı, göğüs kısmı ince işlenmiş metalik nakışlarla bezeli simsiyah askeri tuniği ve siyah deri eldivenleriyle Karn dikiliyordu. Duruşundaki o tekinsiz, karanlık karizma bahçedeki tüm havayı bir anda değiştirdi.
Karn, adımlarını lavanta bahçesinin tam ortasında durdurdu. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Boran artık çok yaşlandı ve köşesine çekildi, General Gideon," dedi sesi bahçede yankılanarak. "Karanlık Bölge’nin yeni komutanı benim. Ve buraya babamın yarım bıraktığı o koca toprağı almaya geldim."
"Kendi çöplüğünde komutan olman burada sökeceğini mi sandın? Sana tek bir karış bile toprak vermeyeceğiz!" diye bağırdım doğrudan karşısına dikilerek.
Karn bana doğru bir iki adım attı. Aramızdaki mesafeyi tamamen sıfırladı. Elini yavaşça arkasına götürdü ve parmaklarının arasında tuttuğu kıpkırmızı, taze bir gülü ortaya çıkardı. Gözlerimin içine baka baka, ani ve cüretkar bir hareketle gülü elbisemin göğüs kısmındaki o sıkı korsenin bağcıklarının arasına, tam kalbimin üzerine sıkıştırdı.
"Sana lavantadan nefret ettiğimi söylemiştim, süs bebeği," diye fısıldadı, sesi sadece benim duyabileceğim kadar derinden geliyordu. "Bu bahçenin kokusu içimi bayıyor. Sana gül kokusunun yakışacağını söylemiştim."
Bahçede tam bir kaos çıkmıştı. Babam öfkeyle öne atılarak, "Sen ne hakla benim sarayında benim kızıma dokunursun! Niye buradasın, baban nerede dedik sana!" diye kükredi. Karşılıklı bağrışmalar, tehditler havada uçuştu. Karn ise o soğukkanlı ama tehditkar tavrıyla babamı çileden çıkarıyordu. Kavga iyice büyümüştü.
Tam o sırada bahçe kapısından Adrian belirdi. Üzerinde yine o gösterişli mor-altın işlemeli kıyafetleri vardı. Bize doğru yürürken bakışları Karn’ın üzerindeki komutanlık zırhına ve ikimizin arasındaki o tehlikeli yakınlığa kaydı. Adrian’ın yüzü anında gerildi. Benim yanıma gelip kolumu sertçe kavradı, beni kendine çekmeye çalıştı. O narsist ve manipülatif dilini hemen devreye soktu:
"Valeria, ne oluyor burada? O barbarın sana bu kadar yaklaşmasına nasıl izin verirsin? Gerçekten çok safsın, erkeklerin seni nasıl kullanmak istediğini anlamıyorsun. Benimle evlenmek zorundasın. Senin gibi fevri, ne yapacağını bilmeyen bir kızı benden başkası koruyamaz. Benim gölgemde yaşamazsan, o vahşiler seni ilk savaşta çiğner atar. Şimdi içeri gidiyoruz ve benim arkamda duruyorsun."
Kendimi ondan kurtarmaya çalışırken Adrian, Karn'a döndü. "Sen kimsin ve müstakbel eşime bu kadar yakın durma cüretini nereden buluyorsun? O benim müstakbel eşim sayılır!"
Müstakbel eşim mi? O lafı duyduğu an Karn’ın gözleri, Adrian’ın kolumu tutan eline kaydı ve saliseler içinde kapkara oldu. Çenesi öyle bir kasıldı, yumruklarını öyle bir sıktı ki eldivenlerinin derisi gıcırdadı. O alaycı adam gitmiş, yerine içindeki canavarı zor zapt eden bir katil gelmişti. Deli gibi kızmıştı, içten içe çıldırıyordu ama buradaki diplomatik dengeler yüzünden o öfkeyi dışarı vurursa her şeyin boka saracağını, planlarının mahvolacağını biliyordu. Bu yüzden dişlerini sıktı, renk vermemeye çalışarak kendini geriye doğru çekti.
Karn, sesini ruhsuz, buz gibi bir tona bürüyerek bana baktı, ardından Adrian’ı tamamen görmezden gelerek babama döndü: "Toprak meselesini salonda konuşacağız, General," diyerek arkasını döndü ve sarayın içine doğru yürüdü. Babam da öfkeyle onun peşinden gitti.
Salona girdiğimizde ortam barut fıçısı gibiydi. Adrian, Karn’ın karşısına geçip göğsünü kabarttı. "Bu topraklardan tek bir çakıl taşı bile alamayacaksın, barbar Komutan. Valeria benimle evleniyor ve bu krallığın ordusu artık benim arkamda. Buradan defolup gideceksin!" diye kükredi.
Adrian’ın bu sözleri üzerine Karn oturduğu sandalyeden ağır ağır kalktı. "Ne yapıyorsun sen? Sen kimsin de bana emir veriyorsun çocuk?" dedi buz gibi bir sesle. Adrian öfkeden çılgına dönerek kılıcını çekti, Karn da aynı hızla o devasa kılıcını kınından sıyırdı ve salonda resmen büyük bir kavga patlak verdi. Kılıçlar birbirine vuruyor, muhafızlar ne yapacağını bilemiyordu.
Ama ben Valeria'ydım. Birilerinin benim adıma savaşmasına ya da beni bir ödül gibi paylaşmasına asla izin vermezdim.
"DURUN!" diye kükredim.
İkisi de hamle yapamadan, belimdeki uzun kılıcı büyük bir hızla çektim ve ikisinin tam ortasına, aralarındaki boşluğa sertçe savurdum. Kılıcımın keskin metali, ikisinin kılıcının arasına girerek kıvılcımlar çıkardı. İkisi de şok içinde durup bana baktı. Kılıcımı indirmedim, arabuluculuk yaparcasına ikisinin tam ortasında dikildim.
Önce Adrian’a döndüm: "Adrian! Kafana o kuştan hafif beynine sok bunu! Ben senin oyuncağın ya da korumana muhtaç o zavallı kızlardan değilim! Benimle evlenmeyeceksin! Sana bu hayatta eş falan olmayacağım, o yüzden o kibirli çeneni kapat ve kılıcını kınına sok!"
Ardından kılıcımın ucunu doğrudan Karn’ın göğsüne doğrulttum. "Ve sen, Komutan Karn... Bu ülkeden tek bir çakıl taşı bile alamayacaksın. Şimdi defol git bu saraydan!"
Karn, göğsüne dayalı kılıcıma baktı, dudaklarında yine o sinir bozucu gülüşle salondan çıktı. Adrian da öfkeyle başka bir yöne dağıldı.
Salondaki o büyük kavgadan sonra sinirden ellerim titreyerek kendimi sarayın arka bahçesine, karanlığın çöktüğü at ahırlarının oraya atmıştım. Göğsüme sıkıştırdığı o kırmızı gülü hışımla çekip yere fırlattım, tam botumun topuğuyla ezecektim ki... Arkamdan gelen o tanıdık zırh gıcırtısı beni durdurdu.
Karn, karanlığın içinden bir gölge gibi sıyrıldı. Gitmemişti.
"Sen hala burada mısın?" diye tısladım, elim refleks olarak yine kılıcımın kabzasına gitti. "Ben salonda ne dedim duymadın mı? Askerlerine ve sana leydi olarak emir verdim, Karn bu bölgeye girmeyeceksin, adım bile atmayacaksınız dedim! Sen benim sözümü, benim otoritemi mi sorguluyorsun Komutan?"
Karn hiç acele etmeden bana doğru yürümeye başladı. Aramızdaki mesafeyi tamamen sıfırlayana kadar durmadı. En sonunda tam önümde durduğunda, sırtım ahşap duvara yaslanmıştı. Boy farkından dolayı üzerime öyle bir eğildi ki, nefesi doğrudan dudaklarıma fırçalandı. Bayaaa yakındı; zırhının metalik soğukluğunu göğsümde, kendi sıcaklığını ise tenimde hissedebiliyordum.
Gözlerini kısmış, doğrudan gözlerimin derinliklerine bakıyordu. Yüzünü yüzüme biraz daha yaklaştırdı, neredeyse burunlarımız birbirine değecekti. O kadar yakındı ki kalbimin sesini duyabilirdi.
"Bana ve askerlerime bu bölgeye girmeyeceksin dedin..." diye fısıldadı, sesi pürüzsüz ve tehlikeli bir tınıya bürünmüştü, resmen salondaki lafımı bana sorgulatıyordu. "Ama bak, buradayım. Senin bölgende, senin sarayının dibinde, tam karşındayım. Ve senin o aciz şövalyelerin ruhu bile duymadı. Şimdi söyle bana Valeria... Beni buraya girmekten gerçekten ne alıkoyabilir? Benim askerlerimi ve beni bu bölgeye sokmayacak gücü kendinde gerçekten görüyor musun, leydi? Yoksa sadece havlıyor musun?"
Göğsüm öfkeden ve heyecandan hızla inip kalkıyordu. Geri adım atmadım. Çenemi dikleştirip gözlerimi o kapkara gözlerine diktim.
"Beni ve askerlerimi sorgulamayı kes, Karn," dedim, sesimi güçlü tutmaya çalışarak. "Seni buradan alıkoyacak olan şey askerler değil, bizzat benim. Bir dahaki sefere karşıma böyle çıktığında, kılıcımı sadece araya koymam. Doğrudan kalbine saplarım."
Karn, bu sert çıkışıma karşılık hafifçe güldü, yüzünü yüzüme milim kalacak kadar yaklaştırdı. "Dene leydi..." diye mırıldandı. "Sırf o kılıcı kalbime saplamanı izlemek için bile o sınırı geçebilirim. Ama şimdilik... bu kadar yakınlık sana fazla." Birden geri çekildi ve karanlık pelerinini savurarak gecenin içinde kayboldu. Ben ise arkasından bakarken, kalbimin ritmini düzeltmeye çalışıyordum. Gün bitiyordu ama benim şahsi savaşım yeni başlıyordu.

DEVAM EDECEK...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18