2. bölüm / 6
Aşk SargısıBölüm 2
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2
- 1 Bölüm 1824 kelime
- 2 Bölüm 2668 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm 3247 kelime
- 4 Bölüm 4385 kelime
- 5 Bölüm 5355 kelime
- 6 Bölüm 6197 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annemle bir süre sarılıp ağladıktan sonra kendimize gelmemiz gerektiğinin farkına vardık. Hemen annemin al al olmuş, pamuk gibi yumuşacık yanaklarına birer öpücük kondurdum. Elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra annem mutfağa geçti. Bu evde son günüm olduğu için benim en sevdiğim şeylerde hazırlayacakmış, öyle söyledi. Ben de kardeşimi uyandırmak için odamın yanındaki odasında girdim. Mışıl mışıl uyuyordu. Öyle huzurlu görünüyordu ki uyandırmak istemedim. Ama büyük ihtimalle öyle bir şey yapsam benimle uzun bir süre konuşmaz, burnumdan getirirdi. Ne kadar arada kavgalar etsek de çok iyi anlaşıyorduk. Yaş farkımız çok fazlaydı. O doğduğunda ben yaklaşık 19 yaşlarımdaydım. Bu yüzden benimle çok dalga geçiyordu. O bebeklere has konuşmasıyla sürekli yaşlı diyerek beni sinir etmeye bayılıyordu. Öyle yaptığında ben de onu yalvarana kadar gıdıklıyordum. Onu gıdıklamak hayatta en çok sevdiğim şeylerden olabilirdi.
Yavaşça yanağından öptüm ve “ Günaydınlar Minay Hanım, erkenden uyandırmak zorunda kaldım maalesef. Biliyorsun bugün…” daha sözümü bitirmeme fırsat vermede yataktan kalkarak kucağıma atladı. Kollarını boynuma öyle bir doladı ki koala gibi görünüyordu. Ben de onu düşmesin diye hemen sıkıca tuttum ve sarıldım. “Günaydın yaşlı aba, naşılşın?”diyerek olmayan dişleriyle sırıttı. Daha iki üç yaşlarında olduğu için çok konuşamıyordu ama yaşına göre bakarsak maşallahı vardı. Hele ki bir kelimeye takarsa birkaç gün asla ağzında düşmezdi. Geçen hafta nereden öğrendiğini çözemediğimiz bir şekilde alaşım deyip duruyordu. Çok komikti. Artık televizyonda mı duydu, ben ders dinlerken videodan mı duydu bilmiyorum ama çok tatlıydı.
“İyiyim miniğim sen nasılsın bakalım?”diyerek karnını azıcık gıdıkladım. Hemen kıkırdamaya başladı. İyiyim dedikten sonra Minay’ı kucağıma alıp kokusunu iyice içime çektim. Bebek kokusu çok ayrıydı. Mis gibi kokuyordu. Tam sarılırken annem mutfaktan kahvaltı hazır kızlar diye seslendi ve Minay kucağımda mutfağa gittik. Annem bize hem hüzünlü hem de gurur dolu bir şekilde bakıyordu.
Hızlıca kahvaltımızı yaptık. Uçağımı kaçırmaktan korkuyordum. Minay tam olarak neler olduğunu anlayamıyordu. Sanırım benim sadece şaka yaptığımı sanıyordu çünkü hiç garipsemiyordu bizim dediklerimizi.
Çıkmadan saçımı topladım uçakta, otobüste rahat etmek istiyordum. Son kez unuttuğum bir şey var mı diye odamı gözden geçirdim. Aklımdan almam gerekenleri saydım. Eksik bir şey görünmüyordu. Valizimi kapattım, eve son bir kez bakmak için annemden beş dakikalık izin istedim. Annem tabi ki anlayışla karşıladı ve Minay sıkılmasın diye onunla oyun oynamaya başladı. Eve bakarken annem, babam, ben hep birlikteyken olan anılarımız aklıma geliyordu. Yola çıkmadan ağlamak istemediğim için dolaptan soğuk bir su içtim ve sonra eve bakmaya devam etmedim. Kendimi tanıyordum, biraz daha baksam hemen ağlamaya başlayacak ve ağlamamı durduramayacaktım. O yüzden en iyisi gitmek diye düşündüm. Evden çıkıp araba park alanına indik. Neyse ki kapalı otoparka asansör iniyordu. Yoksa elimizde bu kadar eşya ile canımız çıkardı. Valizi arabanın arkasına yerleştirdik, Minay’ı çocuk koltuğuna oturttuk.
Evimizden havaalanı yaklaşık bir saat civarıydı. Uçağım saat 13.00’te kalkacaktı. En az bir saat önce varabilmek için 11’e doğru yola çıktık. Hafta içi olduğu için yol çok kalabalık değildi. Bu yüzden şanslıydık. Havaalanına yaklaştığımızda trafik biraz çoğalmaya başladı. Ama neyse ki daha vaktimiz vardı bu yüzden sıkıntı etmedik ve planladığımız gibi bir buçuk saat önceside oradaydık. Hem ilk defa uçağa binecek hem de ilk defa Mersin’den ayrılacaktım. İstanbul gibi büyük bir şehir gözümü korkutmuyor değildi. Ama buna alışacaktım.
Uçağın kapılarının açılmasına az kalmıştı. Annem ve kardeşimle son kez vedalaşmam lazımdı. İlk önce Minay’ı kucağıma aldım “Bir tanem, tatlı kardeşim abla gidiyor. Çok seviyorum seni bunu sakın unutma olur mu? Sen benim için çok değerlisin. Hem zaten annemin telefonundan beni istediğin zaman arayabilirsin anlaştık mı? Oraya gidince sana hediyeler de alcam ablam. Dikkat et kendine.”dedikten sonra sıkıca sarılıp öptüm. O mis kokusunu gitmeden bir daha içime çektim. Minay daha çok küçük olduğu için şimdiye kadar ne olduğunu anlamasa da şu anda fark etti. Ağlamaya başladı. Annem onu sakinleştirmeye çalıştı ama nafile. O da aynı ablasına çekmişti. Ağlamaya başladı mı çok uzun sürerdi. Minayı yanımızdaki koltuğa oturttuktan sonra sıra annemle vedalaşmaya gelmişti. Tekrardan anneme sıkıca sarıldım. Birbirimize güzel dilekler diledik, her gü konuşacağımıza, aramızın asla açılmayacağına söz verdik. Bir ihtiyacı, bir sorun olursa muhakkak araması konusunda sözünü aldım. Çünkü annem kolay kolay bana sıkıntılarını belli etmez, kendi çözmeye çalışırdı. Sözünde duracağına güvenerek içim biraz rahatladı. Görüşürüz diyerek uçak kapısına doğru gittim.
Bölüm etkileşimi
