1. bölüm / 2
AŞK OYUNU :TEXTİNG:BÖLÜM 1-
Bölümler 2Şu an: BÖLÜM 1-
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ablaaaa! Hadi ama akşam oldu seni mi bekleyeceğiz ya?"diye bir bağırma sesi duydum. Bu sesin sahibi tabi kii otistik kardeşim Emirdi.
"OFF GELİYORUM İŞTE YA! AZICIK BEKLESEN ÖLÜRSÜN SANKİ DİMİ?" diye bağırdım. Eğer bir kızssanız ve özellikle tatile gidecekseniz o evden en son siz çıkardınız. Bu anayasaya bile geçmesi gereken bir kız kuralıydı .
3.valizimin kapağını kapatamadığım için bir yandan da sinir krizi geçiriyordum. Neyse ki en yakın kuzenim Berna bana bu konuda yardım etmişti.
En son onu da hallettim ve kuzenimin yardımıyla valizleri girişe götürmeye başladım. Bir tane kol çantası 3 valiz ve 2 tane de sırt çantasıyla sanki taşınıyormuş gibi bir görüntü mevcuttu.
"A-abla valizinin içine ceset koymadığına emin miyiz? Yani bana normal gelmedi de şuan!" diye şaşkın şaşkın söylendi otistik kardeşim. Hayır yani benim gibi vintage bir kız neden valizine ceset koyardı ki?
Haa tamam eski sevgililerimiz belki olabilirdi!
Ama öyle birşey yoktu. Daha doğrusu benim eski sevgilim yoktu. Sadece flört'üm vardı. Ex flört!
"AY sana sinirliyim zaten ağzını açıp durma! İyi ki bir büyükannemgile gidelim dedik. Burnumdan getirdin sabah sabah!" diye homurdandım. Evet tatile büyükannemgile gidecektik. Yani ANTALYA'YA!
Antalya doğup büyümediğim bir il olsa da orayı İzmir'den daha çok sevdiğim açık ve netti. Orası yazın ayrı kışın ayrı bir güzel oluyordu .
Emir tam ağzını açacaktı ki teyzem bizim konuşmamıza izin vermedi ve konuyu değiştirdi.
"Eğer biraz daha tartışırsanız uçağı kaçıracaksınız. Yani başka bilet de bulamadık bu sizin kararınız çocuklar." dedi. Bir dakika! Teyzem haklıydı. Ve zaten bu evden gitmek için günlerimi saymıştım. Uçağı kaçırmak benim için ölüm gibi olurdu.
Hayır hayır teyzemi ve kuzenlerimi seviyordum. Sadece...Eniştem.... Ondan rahatsız oluyordum. Kendisi 47 yaşındaydı. Ben ise 19. Ama o sanki bana farklı bir amaçla bakıyordu. Farklı bir amaçla bu yaşıma getirmişti sanki beni. Daha doğrusu bizi...
Annem ve babam 10 yıl önce vefat etmişti. Maddi durumumuz iyi değildi ve ev kirasını dahi ödeyemiyorduk. O zamanlar 9 yaşındaydım. Anlamadığım şeyler olsa da bazı şeyleri anlıyordum. Babamın her gece ağlamasını ve annemin de öyle. Bizim hayatımızı kararttıkları için ağlıyorlardı. Ama hayır! Benim hayatım kararmamıştı. Ben onları çok seviyordum oysa ki.
Babamın ölümünün suikast olduğunu 2 yıl önce öğrenmiştim. Aslında net değildi. Ama ben öyle hissediyor ve biliyordum. Sırf bu konuyu araştırmak için lise de çok çalışmış ve İSTANBUL HUKUK FAKÜLTESİNİ kazanmıştım. Bu olayı teyzemgile anlatmıştım. Ve Berna da İSTANBUL HUKUK FAKÜLTESİNİ kazanmak için çok çabalamıştı. Ve kazanmıştı da. En yakın kuzenimle aynı üniversiteyi okumak çok iyi olacaktı. Buna emindim.
Annemin ölümü ise babamdan 2 ay sonra olmuştu. Yetim ve öksüz kaldığımız için baba tarafım bizi istememişti. Neden istesinlerdi ki zaten! Ben 9 kardeşim emir ise 5 yaşındaydı o zamanlar. Kim bu sorumluluğu almak isterdi ki?
Ama teyzem ve büyükannem istemişti. Onlar istemişti. Onlara çok şey borçluydum. Bizi çocuklarından ayrı tutmamışlardı hiçbir zaman. Ömer abime ne yapsalar bize de yaparlardı. Mutlu olmamız içindi herşey. Onların yeri bende her zaman ayrıydı. Onlardan başka kimsem olmadığını biliyordum. Ve zaten ona göre hareket ediyorduk. Onları kırmamaya , yük olmamaya , derslerimizde iyi olmaya çalışıyorduk. Ve olmuştuk da... Anne ve babamızın cennete bizi gururla izlediğini de biliyordum. Nereden mi? Hissediyordum. Benim hislerim beni yanıltmazdı.
"Esila? Daldın gittin kuşum. Ne oldu?" diye sordu teyzem. Ona eskileri hatırladım diyemezdim. Duygulanırdı. Ağlardı. Üzülürdü. Bize belli etmezdi ama ben bilirdim. Herşeyi bilirdim. Bazı geceler oturup 4'e 5'e kadar ağladığını da bilirdim. Bazı geceler teheccüt namazına dahi kalkardı. Ama belli etmezdi hiçbir zaman. Açıktı. Ama ibadete önem verirdi. En çok da namaza! Bu huyu 10 yıl önce başlamıştı. Annemin ölüm haberinden sonra. Sanki oda hissetmişti öleceğini. Sanki anneme 'Çocukların bana emanet Sinem' dermiş gibi..
"Hiiç teyzem ya! Öyle dalmışım. Neyse hadi vedalaşalım artık. Yoksa cidden uçağı kaçıracağız" dedim ve gülümsedim. Oda gülümsedi. Belli ki anlamıştı beni. Ama şuan bunu söyleyemezdim. Anlamamışsa bile benim sayemde anlamasını istemiyordum.
"Tamam madem be kuşum. Gel sarılayım sana Bi şöyle" dedi ve anne şefkatine sarıldı bana. Sanki bedenime değil de ruhuma sarılmıştı. Sanki evlenip uzak bir diyara gidiyordum. Ama hayır sadece yaz tatilinde orada olacaktık. Sonra geri dönecek ve İstanbula üniversiteye gidecektik. Berna ile beraber..
Sarılmamız bittiğinde bana baktı. Beni bizi Berna ve Ömer abi gibi çok seviyordu. 9 yaşımdan beri anne eksikliği görmemiştim çok fazla. Onun sayesinde olmuştu bu.
"Allaha emanet ol kuşum. Esilam. Emir sana emanet. Küçüklüğünden bu yana onu sana emanet ettiğimin sayısı bir eli geçmez. Ama ben sana güveniyorum kızım. Derdiniz olursa bir telefon uzağında olduğumu unutma. Tamam mı canım? Emir teyzesinin asi kralı..." diyip benden uzaklaştı. Çok duygusal bir insan değildim. Ama bu sözler gerçekten beni mahvetmişti. İyi ki benim teyzemdi. İyi ki amcamgil değil de onlar bakmıştı bize...
Sırayla Berna'ya da sarıldım. Aslında enişteme pek sarılasım yoktu. Onun amacı farklıydı. O farklıydı. O ırz düşmanı bir tacizciydi. Ama teyzem bunu bilmemeliydi. Onun hayatını mahvetmek hakkım değildi. Bu güzel aileyi mahvetmek beni daha çok üzerdi. Zaten birkaç ay sonra onu bir daha görmeyecektim. Dayanabilirdim o yüzden.
"Kendine iyi bak Soğuk Esintim. Sakın kendini bırakma salma! Derdin olduğunda beni ara. Annemin de dediği gibi biz size 1 telefon uzaklıktayız." dedi Berna. Onu çok seviyordum. Hemde çok. Ve zaten şüphem yoktu. Ben aramasam onlar arardı beni. Özellikle de Berna ve Teyzem Betül...
En son enişteme sarılmak için ona çevirdim bakışlarımı. Ama hayır sarılmayacaktım. Elimi öne uzattım ve gülümsedim. O sadece bunu hak eden bir insandı. Gerçi insan demek bize saygısızlık olurdu ama neyse.
"Görüşürüz enişte." dedim ve öldürücü bakışlar attım. Oda bana öyle baktı ve elini elime yaklaştırıp elimi sıktı. Tam ağzını açacaktı ki arkamı döndüm. Birşey demesine gerek yoktu. Neden buradaydı onu bile bilmiyordum. İşi olurdu genelde.
"Birşey demene gerek yok Enişte. Duydun kendime en iyi şekilde bakacağım zaten." dedim ve Ömer abinin yanına gittim. Avukat olduğum ilk gün eniştemin ağzından getirecek ve ömür boyu hapse muhtaç edecektim. Evet bunu büyük bir zevkle yapacak ve izleyecektim. Beni taciz ettiği her anın bir görüntüsü vardı elimde. O hapisteyken ona bir don bile getirecek kimsesi olmayacaktı. Teyzem de kuzenlerim de bilecekti onun ne kadar pislik birisi olduğunu.
"Ooo güzellik gidiyorsun demek ha!" dedi Ömer abim. O en sevdiğim erkek kuzenimdi. Üçümüzü de canı pahasına korurdu. Onlar için öl deseler ölecek olan bir manyaktı. Ama bu onun için çok küçük bir şeydi.
"Yaa gidiyorum Ömer abi. Bensiz sakın bizim için ölmeye kalkma tamam mı? " dedim ve gür bir kahkaha attım. Bu sözlerime oda güldü. Kafamız onunla mükemmel bir şekilde uyuyordu.
"Tamam ölmem ölmem. Ama bunun için biraz erken gelmen lazım. Yoksa zira ben gelirim yanına." dedi. Aslında mantıklı bir düşünceydi. Gerçi kendisi o kadar psikoloji son sınıf öğrencisiydi. Ondan sözümü almıştım. Beni bedava motive edecekti.
"Ayrıca psikolojini de bozup gelme! Para alırım bak sonra" dedi. Bu sefer de kahkaha attım. Beyin okuma gibi bir özelliği vardı sanırım. Psikoloji okuyanlar soruyorum size öyle bir durum varmı? Yada ders? Ona göre bende okuyayım dimi yani?
"Amaan be Ömer abi. Ondan para alsan ne yazar almasan ne yazar! Onun psikolojisi hepten bozuk zaten" dedi Emir. Ağzına sıçıcaktım o olacaktı. Bunu istiyordu belli ki.
Ömer abim kahkaha atarken bende sinirli bir şekilde Emir'e bakıyordum. Bu sefer elimden kurtulamayacaktı. Ben antalyada gösterecektim ona !
"5 KARDEŞ Mİ İSTERSİN ABLA TERLİĞİ Mİ? YOKSA HİÇ DENEMEDİĞİM BİR YÖNTEM Mİ? AĞZINA EDERİM ÇOCUK SUS Bİ BAK!" diye bağırdım. Anne terliği demek yerine abla terliği demek daha maküldü bizim için.
"OFF sustum be! Sende hiç şakaya gelmiyorsun. Sanki +65 yaş üstü teyzeler gibisin. Azıcık gençliğini yaşa be abla." dedi. Bu sefer sustum. Belki de haklıydı.
Benim gençliğimi öldürdüler be Emirim. Nasıl bir daha genç olabilirim?
Ama bunu belli etmedim. Niye etseydim ki. Teyzem ne yapacağımı anlamış olacak ki gözlerini büyütüp bana baktı. Zira tekvando sanatlarımı güçlendirme zamanım gelmişti.
Emiiiiirrrrrrr Emiiiiiirrrrrr işin bitti oğlum senin!
"AYY SOĞUK ESİNTİM DUR BAKALIM Bİ AYY ANNE BİŞİ YAP!"
Devamı A HABERDE...
BİRKAÇ DAKİKA SONRA HAVALİMANINA GİDERKEN:
"Allahım şu yüzümün haline bak. Döv dedik de öldür mi dedik abla ya!" diye söylendi Emir. Yola çıktığımızdan beri ilk defa konuşuyorduk. Ki daha fazla konuşmaya devam ederse 2.bir darbenin gelmesi an meselesiydi. Benim için.
"Kaşınmasaydın eşek sıpası." dedim. Ellerimi göğsümde birleştirdim ve yolu izlemeye devam ettim. Ömer abi bizden büyük olduğu için ikimize de bir ayar vermişti. Ama bu arabada olmuştu. Bizim küçük bir çocuk olduğumuzu söyleyip durmuştu zalımca!
"Yahu Emir canımın içi kuzenim. Sende sus bakayım Bi. İkinci bir faciayı yaşamak istemiyorum ben. Ayrıca arabada olmaz. Kaza filan yaparız maazallah." dedi. Haklıydı. Canım Ömer abim iyi ki varsın.
"Abi yaa. Birşey mi dedim sanki. Gerçekleri söyledik diye kabak yine bizim başımızda patladı iyi mi?" dediğinde burada olduğumu belli etmek için derin bir off çektim. Anlamış olacak ki hemen sesini kesti.
"Kötü işte abim. Bende onu diyorum. Neyse neyse boşverin şimdi bu konuları. Hem senin Meryem nasıl bakayım. Onu söyle sen bana!" dediğinde gözlerim yerinden çıkacak gibi oldu. Meryem mi ? Kimdi ki o?
Hazreti İsa'nın annesi Meryem Esila! Buldun mu cevabını?
Dedi iç sesim. Acaba hayatıma ne zaman bir iç ses dahil olmuştu. Neyse konumuz bu değildi. Meryem kimdi? Nereden çıkmıştı? Neciydi? Ve en önemlisi Emir bana bunu neden dememişti?
Hemen pencere kenarından kalktım ve ortaya geçtim. Emir önde oturuyordu. Ben ise arkada. Kafamı hemen öne uzattım ve şaşkın şaşkın baktım. Her ikisine de!
"O kim lan?" dedi Ömer abi. Araba sürdüğü için yandan bir bakış attı ve yüreği ağzına geldi garibimin. Kim olabilirdim ki acaba? Ne bekliyordu ?
"MERYEM KİM? Ablasının gülü benden habersiz sevgili mi yapmış?" dedim ve Emir dondu kaldı. Garibim korkmuştu. Ama umurumda bile değildi. Bizim bir anlaşmamız vardı. Ve o bu anlaşmayı yırtıp atmıştı. Benden habersiz..
"Olum ablanın haberi yok mu lan?" dedi Ömer abi. Yani olmaması normaldi. Korkardı ki o !
"Abi kapa çeneni be! AZICIK ama bak azıcık şu şom ağzın kapalı dursun. Yemin ederim siz beni öldürmek istiyorsunuz dimi? " dediğinde sesi ağlamaklı çıkmıştı. Kıyamazdım. Sinirlensem bile onun ağlaması koyardı bana. Ağlamamalıydı. En çok o ağlamayı hak ediyordu kendince. Ama olmazdı.
O anne şefkatine mahkum kalmıştı. O annemin ninnilerini bilmiyordu. Babamı hatırlamıyordu. Oysa ki ona çok benziyordu. Hemde çok. Tıp demiş burnundan düşmüştü zalimca. O annemin sesini duymamıştı. Babamın ne kadar heybetli bir vücudu olduğunu bilmiyordu. Onlar öldüğünde 5 yaşında bir çocuktu o. Nereden hatırlayacaktı ki? O yüzden ağlamamalıydı. Anneme söz vermiştim. O ölmeden 10 dakika önce onunla son defa konuşmuş ve Emir'i canım pahasına koruyacağıma söz vermiştim.
Çok iyi hatırlıyordum o günü.
10 YIL ÖNCE 11 NİSAN PAZAR SAAT 20:07:
"Kızım Esilam... Öhöö öhöö.."
Annemin sesini duyunca hemen yanına koştum. Bana ihtiyacı vardı. Ben bir süper kız olduğum için hemen yanına koşuyordum. Annem neredeyse 3 haftadır yatakdan çıkmıyordu. Babamın gidişinden sonra çok hasta olmuştu. Teyzem demişti ki "Annen babana çok aşık kuşum. O yolculuğa gittiği için çok üzüldü." . Teyzem anneme iyi bakmamı söyleyip durmuştu o günden sonra.
"Efendim anne. Ne oldu yoksa başın mı dönüyor yine?" dediğimde annem gülümsedi. Sanki birşeyi anlamış gibi bakıyordu suratıma. Ama anlamamıştım. Aynı matematik gibi. Matematik dersini asla anlamazdım ama severdim. Sevip anlamamak garipti.
"Yok kızım... İyiyim ben merak etme. Sadece sana birşeyin sözünü vermeni istiyorum canım." dedi ve ben dikkatle annemi dinlemeye başladım. Emir'e bakmam lazımdı. Şuan uyuyordu. Ama bu uyanmayacağı anlamına gelmiyordu.
"Dinliyorum anniiiişşş" dedim cıvık bir sesle. O tekrar gülümsedi ve zar zor konuşmaya başladı.
"Ben..." dedi titrek bir sesle. Onu anlamıyordum. Neden böyle konuşuyordu? Aç mıydı? Ona yemek yapardım ben.
"Acıktın mı yoksa anne? Acıktıysan hemen söyle sana ekmek arası peynir domates yapıp geleyim." dedim ve arkamı dönüp minik adımlarla koşmaya başladım. Ki annem kolumdan tuttu ve beni kendine çevirdi.
"Hayır kızım aç değilim. Hem... yeni yemek yedim ya! Obur muyum ben hemen yiyip durayım.? " dedi buruk bir tebessümle. Ama yalan söylüyordu. Yeni yemek filan yememişti. En son sabah ona yumurta yapmıştım. Başka da birşey yememişti. Obur da değildi. Max 45-50 kilo civarındaydı.
O güzel mavi gözleri mavinin en soluk rengi haline gelmişti. Siyah saçlarının arasında beyazlık vardı. Dudakları çatlamıştı ve göz altı halkaları ben buradayım diye bağırıyordu. Rengi solmuştu, yüzü zayıflamıştı. Annem iyi değildi. Ama iyi olduğunu iddia ediyordu.
"O zaman ne anne? Ne diyecektin ki bana?" dedim ve yanına oturdum. Ellerini zar zor kaldırdı ve saçlarımı okşamaya başladı. Açık kumral olan saçlarıma baktı. Babamdan almıştım bu rengi. Mavi gözlerime baktı sonra. Bu mavi gözleri de ondan almıştım. Ve bu iki rengin uyumu mükemmel ötesi gibiydi benim için. Annem için de öyle.
"Ben... Yani bana birşey olursa...Kendine bakabilir misin okyanus gözlüm?" dedi. Bu soruyu beklemiyordum. Anneme ne olacaktı ki? Oda mı babamla yolculuğa çıkacaktı. Bizi yanlız mı bırakacaktı. Neden bizi de götürmeyecekti?
"Anne Babamın yanına mı gideceksin? Sende mi iş bulmak için gideceksin yoksa? Peki biz neden gelmiyoruz ki oraya? Anne ... lütfen bizi de götürün bende gitmek istiyorum oraya. Söz veriyorum asla yaramaz olmam orada. Lütfen anne ben-..." derken annem sözümü kesti.
Sarılmıştı bana. O çelimsiz vücudu ile birleşti benim vücudum. Saçlarımdan öptü beni. Daha sonra ise omzumu öptü. Sanki veda ediyordu. Ama neden ki? Bu hasta haliyle nereye giderdi ki?
"Bana lütfen cevap ver Esilam. Lütfen okyanus gözlüm." dediğinde ona yalan söylemek istedim. Ama anlardı ki. Söyleyemezdim. Hem üzülürdü ona yalan söyledim diye.
"Bakarım annem. Bakarım ama neden böyle bir soru sordun ki bana?" dedim. Evet bakardım kendime. Annem bana öğretmişti herşeyi. Gideceğini biliyordu. Ben bilmiyordum ama o Babamın yanına gideceğini hep biliyormuş gibi öğretmişti bana.
"Canımın içi...Kendine iyi bak tamam mı? Emir'ime de bakar mısın kuzum? O daha küçük. Ona annelik babalık yapar mısın? Bu sorumlulukla büyüyebilir misin?" dediğinde anlamıştım gideceğini. Bana da öyle bir acı doğmuştu. Kendini hissettirmişti.
Boğazımda bir düğüm ve ağlamaklı sesimle cevap verdim anneme.
"Bakarım annem..Hemde ne bakmak. Onun için canımı veririm. Canım pahasına korurum onu annem. Anne de olurum ona baba da abla da. Kendime de Bakarım. Yemek yaparım ona. Okumayı da öğretirim. Herşeyi yaparım. Ve sana söz veriyorum babamı bulup sana getireceğim anne. Emir'i canım pahasına koruyacağıma da söz veriyorum. Gözün arkada kalmasın anne." dediğimde ağladığını duydum. O çok ağlardı. Ama ilk defa bu kadar sesli ağlıyordu. Benim içim parçalandı o zaman. Minik ellerim onun saçlarını okşadı. Göz yaşlarını sildi. Ve öptüm kokladım onu.... Son defa gibi yaptım bunu. Sanki bir daha yapamayacakmışım gibi.
Diğer odadan Emir'in ağlamasını duydum. Annemden ayrılıp verdiğim sözü tutmak için diğer odaya koştum. Maviler içinde oturuyordu Emir. Beni görmediği için huzursuz olmuştu belli ki.
"Kardeşim... Uyandın mı sen Emirim.?" dedim. Kendisi ağladığı için ne dediğini anlamıyordum.
"Abla abla ben acıktım. Ben yemek istiyorum" dediğinde onun göz yaşlarını sildim. Anneminkileri sildiğim gibi.
"Tamam ablam. Ben sana ekmek ve süt getiricem. Bekle beni tamam mı?" dedim. Başını olumlu bir şekilde salladı ve bende koşarak mutfağa gittim. Dolaptan sütü çıkardım ve bardağa koydum. Ekmek dolabından da bayat bir ekmek alıp içeriye gittim. Ekmeği sütün içine böldüm ve Emir'e uzattım. Yaptığım şeyi yemeye başladı. Ve o sırada annem aklıma geldi. Onu nasıl unuturdum!
Koşarak annemin yanına gittim. Uyuyordu. Ne ara uyumuştu bir fikrim yoktu. Hemen yanına gittim ve yatağa oturdum. Ağzının çevresinde kan vardı. Bu kan yastığa ve battaniyeye de geçmişti. Normale asla böyle kusmuyordu. Şimdi ne olduğunu merak ettim. Ve annemin telefonunu alıp teyzemi aradım.
O evimizin birkaç mahalle ötesinde oturuyordu. O yüzden hemen gelirdi. Hele ki ben aradıysam. Teyzemi aradım ve olanları anlattım. Sesi en son titrediği zaman hemen geleceğini söyledi. Emiri diğer odadan alıp annemin yanına getirdim. Benim de çok uykum vardı. Emirin de öyle. Ve annemin yanında iki kişilik yer açıp oraya yattım. Annemin ateşine bakmak için elimi anlına koydum ama buz gibi soğuktu solgun teni. Sarı olan yüzü şimdi beyaz olmaya başlamıştı. Ama birazda mor. Yada mavi. Yada yeşil. Ama annem gözünü asla açmadı.
Teyzem de akşam gelmişti. Ama hiçbirimizin haberi yoktu. Ben uyandığımda anneannem, teyzelerim... Hepsi ağlıyordu. Ve biz başka bir odada yatıyorduk. Ne zaman buraya geldiğimiz hakkında ufak bir fikrim dahi yoktu.
Yataktan kalktım ve saate baktım. Sabah 04:51'di. Acaba annem uyanmış mıdır diye düşündüm. Ama çok geçti. O uyanmamıştı. Gözleri sonsuzluğa yumulmuştu. Bunu cenazede anlamıştım. Ağlamaktan gözlerim şişmişti. Halam yukarıdan bakıyordu bana. Adeta iğrenerek. Annem de Babamın yanına gitmişti. Ve bu terimin ÖLÜM olduğunu anlamam aylarımı almıştı. Nereden mi anlamıştım?
Antalyada 5 kişilik grubun anne babasız olduğum için beni dövmesi ve taciz etmesiyle... Ben öksüz ve yetimdim. İlk defa doğum günümü kutlamıştım. Gözüm annem ve babamı aradı. 10.yaş günümde olacaklarını demişti ama yoktu. O GÜNDEN SORNA ASLA GELMEDİLER. İKİSİ DE GELMEDİ. VE BEN ANNE DE BABA DA OLMAYI ÖĞRENDİM O ZAMAN. KARDŞEİM İÇİN ÖĞRENDİM.
GÜNÜMÜZ ESİLA ÖNGÖREN'İN DİLİNDEN:
Uçağa bineli 20 dakika olmuştu. Belki de olmamıştı. Bilmiyordum. Tek bildiğim şuan acayip korktuğum gerçeğiydi. 9 yaşımdayken bana yapılanlar. Antalyada yapılmıştı bunlar bana. Ama unutmuştum. Nasıl olmuştu ki bu?
Bu olayı kimse bilmiyordu. Ama kimse. Ne Ömer abi ne Berna! Düştüm demiştim gözüm morluklar içindeyken. İnanmamışlardı ama ben ağlayarak öyle olduğunu savunmuştum. Eğer öyle olmasaydı teyzem de ölecekti çünkü. Tehdid etmişlerdi beni. O yaşımda.!
"ABLAAAA HEYYO ORADA MISIN?" diye ellerini önümde salladı Emir. O an bakınca tekrar eskileri hatırladım. Eskiler...
"Buradayım canım. Ne oldu?" dediğimde direk ateşime baktı. Hayret eder bir şekilde yüzüme baktı. Daha sonra vücudumu inceledi. Ama bişey yoktu.
"Hasta mısın? Ateşin yok ama şaşırıyorum şuan" dediğinde gözlerim istemsizce devrildi. Ne demek istiyordu ki o?
" Ne ima ediyorsun yine?" dediğimde derin bir oh çekti. Ne olduğunu hala anlamamıştım. Birisinin bana ne olduğunu söylemesi lazımdı. Delirecektim mübarek!
"BENİ TERSLEMEDİN İLK BAŞTA"
"EEEE NE OLMUŞ YANİ"
"Abla sen beni hep terslersin kızarsın ne bileyim beni deney olarak kullanırsın ama hiç sıcak kanlı hissettirmezssin. Hasta olduğunu düşünmem normal değil mi sence de?"
Haklı mıydı? Kötü bir ebeveyn miydim ben?
"Ben... özür dilerim Emir. Sana kötü davrandığım için. Vurduğum için. Üzdüğüm için. Sana sıcaklık hissettirmeden yaşadığım için... özür dilerim kardeşim. Özür dilerim orman gözlüm." dedim ve yanağımdan bir yaş aktı. Nadir ağlayan kişilerdendim.
BEN BABAMIN CENAZESİNDW DAHİ AĞLAMAMIŞTIM. MİLLETE DEDİKODU KONUSU OLMUŞTUM O YAŞTA. AMA ÖLÜM KAVRAMINI ANNEMİN CENAZESİNDE ÖĞRENMİŞTİM. O ZAMAN İKİSİ İÇİN DE AĞLAMIŞTIM. BİN DEFA ÖZÜR DİLEMİŞTİM BABAMDAN...
Emir bana şaşkınca bakarken ben sesli ağladığım için herkes bize bakıyordu. Ben daha da çok ağlamaya başladım. Nasıl olurdu da sözümde tam durmazdım ki ben? Neydim ben? Kötü birisi miydim?
"Abla ne oldu? Özür dilerim. Ne dedim farkında mıyım ben sence? Abla?" dediğini işittim ama hiçbir şey yapamadan sadece ağladım. İçimden ise sadece şu cümleyi söyledim. Özür Dilerim Anne...Emanetine kötü baktım...
BİRKAÇ DAKİKA SONRA ANTALYA:
"Hanımefendi...Hanımefendi beni duyuyor musunuz?" diye bir ses duydum. Ama kimin sesi olduğunu kestiremedim. Emir değildi. Berna ve Ömer abi de olamazdı. O zaman bu kimdi?
"Aaaayy ne oluyor be? Kimsin sen? Ayrıca duyuyorum sizi. Ne bağırıyorsun HANIMEFENDİ diye?" diye çıkıştım. Ve o zaman fark ettim ki biz uçaktaydık. Karşımda bir host vardı ve onun çaprazında bana tiksinirek bakan bir hostes.
"Kusura bakmayın hanımefendi. Uçağımız 10 dakika sonra iniş yapacak. Sizi uyandırmamız icap etti de. Tekrar kusura bakmayın." Dediğinde mahcup bir ifadeyle yüzüne baktım. Ama o benim birşey dememe fırsat kalmadan gitmişti. Hemde göz devirerek?
ANLAMADIM KAR TANESİ? TRİP ATAN ERKO İLE OLMAZ KIZLAR!
Ya sabır çekip önüme döndüm. Daha inmemize 10 dakika olduğu için (?) suyumu çantamdan çıkardım ve kapağını açıp içmeye başladım. Tam içiyordum ki uçağın ani bir hareketi suyun üstüme dökülmesine sebep oldu.
"Haaaayy bennnnn" derken uçakta olduğumuzu anladım ve o cümleyi söylemekten vazgeçtim. Elime bir peçete aldım ve üstümü silmeye başladım. Ama daha da beter etmiştim. Beyaz tişörtüme yapışan peçete içimi hem belli ediyordu hemde kötü görünüyordu. Neyseki mavi kot şortum pek ıslanmamıştı.
Maazallah millet altıma kaçırdım filan zannederdi. Ama şuan taktığım tek sorun host"un bana yalan söylemesiydi. Hayır yalana ne gerek vardı aklım almıyordu. Herkesin bana Bi garezi vardı sanırım.
Biraz sonra farkettiğim şey ile yüreğim ağzıma geldi. Emir yoktu. Ve nereye gittiği hakkında minnacık bile olsa bir fikrim yoktu. Telefonu ve diğer eşyaları buradaydı. Ama kendisi yoktu. Nereye gitmişti? Uçaktan da kendini atacağını zannetmiyordum. Zira onun harikulade hayalleri vardı.
Biraz sonra Emir geldi ve beni görünce gülümsedi. Bende ona gülümsedim. Tekrar yanıma oturduğunda bana Meryem olayını anlattı. En açık şekilde. Kızın fotoğrafını da gösterince şaşırmıştım. Kız sandığımdan daha güzeldi. Ve gördüğüm kadarıyla uzundu da.
Sarı saçlarını topuz yapmıştı. Önden de birkaç tutam saçını çıkarmıştı. Gözleri kahverenginin en açık tonuydu. Dudakları kiraz gibi kırmızı ve güzeldi. Beyaz teni ise ona çok yakışıyordu. Acaba benim kardeşim bu kızı nasıl tavlamıştı?
"Pekii kızı o kadar anlattın. Nasıl tanıştığınızı da söyle bari." dediğimde gülümsedi. Belli ki kıza baya aşıktı. Bu yaşta bu ciddi ilişki bana garip gelmişti.
"Abla bak şimdi. Biz bu kızla Bayadır sevgiliyiz. Yani bu yılın Kasım ayında 1 yıl olacak." dediğinde çok şaşırmıştım. Biz şuan Haziran'daydık. Ne yani benim kardeşimin 8 aydır sevgilisi mi vardı? Beni öldürün şurada!
"Lan 8 aydır ne saklıyorsun o zaman? Mal mısın kardeşim sen? Ömer abiyi anlarım ablasının gülü. Ama Berna ne alaka?" dediğimde tekrar gülümsedi. Gülümsemeden durmuyordu iki gözümün çiçeği.
"Abla sana birşey diyeyim mi? Bu bir acı gerçek ama." dediğinde düşündüğüm şey olmaması için dua ettim. Ama 6.hissim bana hiç yardımcı olmuyordu bana bu konuda.
"Sakın bana 'kızı zaten Berna Abla ayarladı' deme! Vallahi ağzına ederim çocuk" dediğimde neredeyse kahkaha atacaktı. Ulan Berna! Aldatmam dedin aldattın be sarışın yellozum.
"Tam isabet. Vallahi ablam diye demiyorum ama sana Bi zekilik gelmiş. Hayrola?" dediğinde omuzlarımı dikleştirdim ve çenemi havaya kaldırdım. Zira ablasından gurur duyan erkeği ilk defa görüyordum.
"EMİR ÖNGÖREN. Senin karşındaki insan yani ablan 4 yıl sonra AVUKAT ESİLA ÖNGÖREN olacak paşam. Sen hayırdır yani?" dediğimde ellerini ağzına kapattı. Açarsa gümleyeceğini bende dahil oda biliyordu.
"Ablam olmandan çok gurur duydum majesteleri. İyi ki ablam olmuşsunuz" dediğinde cümlenin gerçeklik oranını hesaplamaya başladım. Matematik sevmezdim. Ama ben YKS MATEMATİKTEN 28 doğru 1 boş 1 yanlış yapmıştım. O yüzden bunu hesaplayabilirdim.
"Daha deminki cümlenin doğruluk oranı %69 diye hesapladım. Acaba doğru mudur paşamzade?" dediğimde telefonu ile meşgul olduğu için bana beni anlamamış gibi baktı. Ki anlamaması normaldi benim için.
"Hangi cümle?"
Boş boş baktım yüzüne. Sadece bunu yaptım.
Aklına gelmiş olacak ki AYDINLANMA ÇAĞI'NI tekrar yaşadı kendisi.
"Boş yapma be!"
Kesinlikle beklediğim cevap bu değildi. Beni daha mutlu edecek cevaplar bekliyordum oysa ki.
"Eğer bana adam akıllı cevap vermezsen Meryem midir nedir ona ig'den bütün ifşalarını atarım." dedim. Beni umursamadan göz devirdi. BANA!
"İnstegramını bilsen korkacağım ama işte bil-..." derken telefonumdan ig'ı açtım ve kızın hesabına girdim. Bulmak zor olmamıştı. Telefonu elimde salladım ve pis pis sırıttım.
"Lan ne ara anasını satayım?" dediğinde hala yüzüne cevap arar gibi bakıyordum.
"AY TAMAM TAMAM ABLA DOĞRU DOĞRU YETER Kİ ATMA O FOTOĞRAFLARI... OF DELİRECEĞİM CİDDEN"
Abla olmak bunu gerektirirdi.
Bölüm etkileşimi
