18. bölüm · Asenalar ve Bozkurtlar
18.Bölüm
Büyük savaş öncesi, karargahta son hazırlıklar nerdeyse tamamlanmıştı. Herkes tedirgin, ama bir o kadar da kararlıydı. Artık geri dönüşü yoktu.
Anka timi, görev için hazırlanmaya başlamıştı. Bu sıradan bir operasyon olmayacaktı. Bu defa her adım gizlilikle örülmüş bir plana dahildi.
Operasyonun yükünü taşıyacak özel tim, alanlarında en iyiler arasında titizlikle seçildi. Bu insanlar sadece yetenekli değil, aynı zamanda güvenilir olmalıydı. Çünkü artık kimseye tam anlamıyla güvenilemiyordu. Her şeyin arkasında bir hain vardı ve kim olduğu hala bilinmiyordu.
Sinyal takibi için oluşturulan ekip, daha önce defalarca bu tür gizli operasyonlara katılmış, farklı yollarla sinyalleri kurup çözümleyebilen uzman kişilerden oluşuyordu. Onlar da tıpkı diğerleri gibi karargaha çağırıldı. Ancak görevleri sadece teknik değil, aynı zamanda çok stratejikti. Dışardan belli olmadan çalışmaları, gözleri üzerlerinde olmadığını hissettirmeleri gerekiyordu.
Albay kerem, Emniyet Müdürü Murat ve istihbarat Başkanı yıldırım artık açık hedeflerdi. Özellikle Albay Kerem için ekstra güvenlik önlemleri alındı. Onu korumak üzere beş kişilik bir ekip görevlendirildi. Bu ekipten ikisi doğrudan Albay'ın aracında yer alacak, diğer üçü ise onu arkadan takip eden başka bir araçta gölge gibi ilerleyecekti.
Emniyet Müdürü Murat ve İstihbarat Başkanı Yıldırım'ın yanlarında ise 3'er koruma olacaktı. Onların da kimseyle göz göze gelmeden, sadece görevlerine odaklanmaları gerekiyordu. Toplantıdan hemen sonra herkes görev yerlerine ulaştı ve operasyonun görünmeyen tarafı çoktan başlamıştı.
Artık herkesin omuzlarında görünmeyen ama ağır bir yük vardı. Sessiz kalmak, doğru kişilere güvenmek ve bir adım geriden gelen ihanetin kokusunu sezmek gerekiyordu.
İstihbarat başkanlığı, hainin kimliğini açığa çıkarmak için sessiz bir plan devreye soktu. Bu plana göre, karargahın farklı noktalarına kasıtlı olarak birbirinde farklı ama birbirini tamamlayan üç sahte bilgi sızdırılacaktı. Her bilgi, farklı bir birimde çalışan ve güvenirliği sorgulanan üç kişiye dolaylı yollarla ulaştırılacaktı.
Bu bilgi sızdırmaları öylesine ustaca yapılmalıydı ki, hedef kişiler bunu farkına bile varmayacaktı.verilen bilgiler, operasyonun yönüyle, hedef kişiyle ve zamanıyla ilgiliydi.
Sızdırılan bu sahte bilgilerden hangisi düşmanın eline ulaşırsa, gerçek hainin hangi hatta olduğu da böylece belli olacaktı.
Yıldırım'ın emriyle istihbaratçılar, sahte haberlerin yayılması için hazırladıkları protokolü başlattılar. Sinyal uzmanları, dijital izleri dikkatle takip etmeye başladı. Aynı zamanda sosyal medyada ve kapalı haberleşme ağlarında küçük sızıntıların olup olmadığı kontrol altına alındı.
Günler geçmeden ilk işaret geldi. Hain, içeri sızdırılan bilgileri dışarıya aktarmıştı.
Doğu cephesi'ne dair verilen sahte bilgi, yabancı bir dijital ağda kodlanmış biçimde ortaya çıkmıştı. Bu bilgiye yalnızca bir kişi ulaşmıştı: karargahta iletişim subayı olan Binbaşı Serhat.
Bu, onu doğrudan hain yapmazdı. Belki de sadece bir aracıydı. Ancak dikkatler artık onun üzerindeydi. Gözaltına alınmadan önce birkaç gün boyunca sessizce izlendi. Görüştüğü herkes, yazdığı her şey ve adımları takip edildi. Bu süreçte, onun belirli bir şifreleme sistemini kullandığı ve küçük bir dış bağlantıya veri aktardığı tespit edildi.
İşte bağlantı noktası, çözüldüğünde hainin kim olduğu da anlaşılacaktı.
Ancak karargahta bir sorun daha baş göstermişti: İçlerinden birileri bu takip sürecini fark etmiş olabilir miydi? Yoksa Serhat da bir yem miydi?
&&&&&&&
Alıntıları paylaştığım bir Instagram hesabım var.
Takip ederseniz sevinirim🩷
@dans_eden_kelime
