17. bölüm · Asenalar ve Bozkurtlar

17.Bölüm

Hasret Arıkan

Albay Kerem, sorguda aldığı suikast bilgisi sonrası vakit kaybetmeden acil bir toplantı planladı.
Ama bu sıradan bir karar değildi.
İçlerinde bir ihanetçi olduğunu biliyorlardı.
Bu yüzden toplantının varlığından sadece sınırlı kişiler haberdardı.

Toplantıya yalnızca üç kişi katıldı:

Albay Kerem,

İstihbarat Başkanı Yıldırım,

Emniyet Müdürü Murat.

Toplantı odasının dışında ise, içeride konuşulanları kimsenin duymaması için, sorgu sırasında görev alan ve tamamen güvendikleri istihbarat yetkilileri güvenliği sağlıyordu.
Onlar sadece korumadaydı. İçeri girmeleri yasaktı.

Toplantının amacı, alınan suikast ihbarına karşı önlem almak, ihanetçiyi ortaya çıkarmak ve Berxan'a son darbeyi indirecek operasyonu planlamaktı.
Bu, sadece bir güvenlik toplantısı değildi.
Bu bir hesaplaşmaydı.
Ve sonunda, şehitlerin kanı yerde kalmayacaktı.

Toplantı odasında derin bir sessizlik hâkimdi.
İlk konuşan Albay Kerem oldu.

"Zamanımız yok. Suikast planlandı, yer belli değil ama hedef benim. Bu sadece bana değil, hepimize yönelik bir mesaj. Ve içeride bir hain var."

İstihbarat Başkanı Yıldırım kaşlarını çatıp söze girdi:
"Berxan'ın bu kadar cesur hareket etmesi, içeriden bilgi aldığına işaret. Hemen harekete geçmeliyiz. Ama herkesin gözü önünde değil."

Emniyet Müdürü Murat ise elindeki belgeleri masaya koydu.
"Şu anda bize lazım olan, tamamen gizli bir operasyon planı. Hem seni hem bizi koruyacak, hem de Berxan'ı bitirecek bir yapı."

Alınan ilk karar, üst düzey güvenliği olan özel bir ekip oluşturmaktı. Bu ekip, yalnızca bu üç ismin bilgisi dâhilinde kurulacaktı.

Kadroyu Albay açıkladı:

10 Uzman Çavuş

7 Astsubay

5 Teğmen

3 Üsteğmen

2 Yüzbaşı

Bu ekip, Anka Timi'yle birlikte operasyona katılacak; ancak dağda aktif görevde oldukları için, şehirde üç büyük ismi koruyacak ayrı bir ekip de kurulacaktı.

Kartal Timi, hastanedeki patlamadan sonra görev dışıydı. Yaralıydılar ve toparlanmaları zaman alacaktı.
Bu yüzden, şehirdeki güvenliği sağlamak için sadece en güvenilir polislerden oluşan, isimleri açıklanmayan bir başka koruma grubu daha oluşturulacaktı.

Ayrıca, suikast günü sinyal kesintilerini engellemek için sadece dört kişilik özel bir teknik ekip görev alacaktı. Bu ekip, teknolojik takibi sağlayacak, iletişim ağlarını kontrol edecekti.

Hiç kimse bu görevlerin detayını bilmeyecekti. Emniyet içinden bile kimse.
Çünkü hain, hâlâ içlerindeydi.

Albay Kerem bir an sustu, bakışlarını duvardaki saate çevirdi.
Zaman daralıyordu.

"Berxan'ın planı sadece beni ortadan kaldırmak değil," dedi sessizce, ama kararlılıkla. "O, bu ülkenin savunma mekanizmasına saldırıyor. Kalbine. Bizi parçalamaya çalışıyor."

Yıldırım hemen araya girdi:

"Berxan'ı sadece askeri yöntemlerle alt edemeyiz. Onun gibi birinin arkasında sistemli bir ağ, güçlü bir istihbarat ve içeriden bir destek olmazsa bu kadar ileri gidemez. Bu operasyon, onun sonu olacak. Ama bu sefer dikkatli olmak zorundayız."

Emniyet Müdürü Murat ise dosyaları tekrar açtı, yeni belgeler ortaya koydu.

"İfade veren teröristin verdiği bilgiye göre, saldırı üç aşamalı. Önce dikkat dağıtma, sonra iletişimi kesme, ardından infaz. Bu, profesyonel bir plan. İçeride biri bunu destekliyor."

Masaya bir harita serildi. Şehir planı. Kırmızı işaretli noktalar hedef bölgeleri gösteriyordu.

Masaya serilen şehir haritası, odadaki sessizliği bir anda dağıttı.
Kırmızı işaretli noktalar, olası saldırı alanlarını gösteriyordu. Her biri farklı bir tehdidi simgeliyordu; ama hepsinin ortak noktası: Albay Kerem'di.

Yıldırım, haritayı parmağıyla işaret ederek konuştu:
"Bu noktalar, Berxan'ın dikkati dağıtmak için kullanacağı hedefler olabilir. Ama asıl saldırı, bizim bulunduğumuz merkez hattın bir yerinde yapılacak. Hedef doğrudan sensin, Albay."

Murat hemen ardından ekledi:
"Bu yüzden şehirdeki güvenliği, dışarıdan görünen klasik yöntemlerle sağlayamayız. Her şey normalmiş gibi görünecek. Polis merkezindekiler bile ne olup bittiğini bilmeyecek."

Bu noktada hainin bulunması için özel bir plan önerildi.
Yıldırım, çantasından çıkardığı ikinci bir dosyayı masaya koydu.
"İçimizdeki hain, ya bu bilgi sızdırmalarının merkezinde... ya da dışarıyla bağlantıyı sağlayan köprü. Onu ortaya çıkarmak için sinyal takibi ve çapraz sorgu yeterli değil. Onun dikkatini çekecek bir yem atmalıyız."

Albay'ın bakışları keskinleşti.
"Yani Berxan'a bilerek yanlış bilgi mi sızdıracağız?"

Yıldırım başını salladı.
"Evet. Ama bu bilgi sadece bir kişiye verilecek. Ve o bilgi dışarı sızarsa... ihanetin izi de açık olur."

Murat düşünceliydi.
"Peki ya o kişi masumsa?"

Yıldırım sessizce, "Masum olanlar zaten sır verildiğinde korkmaz," dedi.
"Suçlular, içgüdüsel olarak tepki verir. Biz sadece tetikleyici olacağız."

Plan netleşmeye başlamıştı.

- Hedef bölgeler takip altına alınacak,
- Teknik ekip sinyal frekanslarını kontrol edecek,
- Özel ekip operasyon hazırlıklarına başlayacak,
- Ve... içerideki hainin belirlenmesi için sahte bir bilgi, dikkatlice sızdırılacaktı.

Albay Kerem başını kaldırdı, gözlerini iki adama dikti.
"Bu bir savaş. Sessiz ama ölümcül. Eğer başarılı olursak, sadece bir terörist değil... bir yapı çöker. Ama hata yaparsak, bir daha asla toparlanamayız."

Saat gece yarısını geçmek üzereydi.
Toplantı odasında alınan her karar, dışarıda onlarca hayatı etkileyecekti.

Albay ayağa kalktı, kısa ama etkili bir emir verdi:

"Yarın sabah, görevlileri çağırıyoruz. Her biri sadece kendi görevini bilecek. Tetik çekilmeden önce... savaş başlamış olacak."

####
Alıntıları paylaşmış olduğum Instagram hesabı:
@dans_eden_kelime