16. bölüm · Arkadaşımın arkadaşı °TEXTİNG
SORUN
Toplantı odasındaki bu eğlenceli ve utanç dolu anın ardından, Begüm'ün ısrarlarıyla herkes soluğu şehrin popüler ve şık bir mekanında aldı. Güneşli bir Ankara sabahında, açık havada kurulan büyük masaya yerleştiler. Masada yok yoktu; taptaze simitler, menemene banılacak sıcak ekmekler, reçeller ve demli çaylar eşliğinde kahvaltı neşeyle başladı.
Derin hâlâ az önceki pot kırma olayının utancını üzerimden atamamış olacak ki, Mert'in uzattığı reçel kavanozuna ters ters bakıp söyleniyordu:
— Bir daha seninle hiçbir yere yan yana oturmayacağım, tüm karizmamı çizdin!
Mert kahkahasını bastırmaya çalışarak, — Ama sevgilim, yalan mı? Sen söyledin, ben bir şey demedim ki! diyerek takılmaya devam etti. Begüm ise hamileliğin verdiği iştahla tabağını doldururken, — Boş ver Derin, tadını çıkar. Yakında aşermeler başlar, o zaman görürsün gününü, diyerek gülüştü.
Arya önündeki çaydan bir yudum alırken, bir yandan da tabağındaki peynirle oynuyordu. Kuzey ise yan sandalyede oturmuş, tek kolunu masanın arkasına atmış, gözlerini bir an olsun Arya'dan ayırmıyordu. Sessizce eğilip, — Kahvaltıda pek bir dalgınsın, küçük belalı. Yoksa dünkü performans testi hala aklından çıkmadı mı? diye fısıldadı.
Arya aniden başını kaldırıp yanaklarına yayılan kızıllığı saklamaya çalışarak Kuzey'in ayağına masanın altından hafifçe vurdu:
— Önüne dön ve kahvaltını yap, Kuzey!
Erkekler kahvaltılarını hızla bitirip çaylarını tazelerken, ortamdaki neşeli hava yerini yavaş yavaş iş sohbetlerine bırakmaya başladı. Berk, ceketinin düğmelerini biraz gevşetip söze girdi:
— Evet beyler, dünkü ihale detayları netleşti. Haftaya yapılacak olan ortaklık toplantısı için bizim ekibin hazırladığı raporları Kuzey'e sunmamız lazım. Özellikle inşaat maliyetlerindeki artış bütçeyi zorlayabilir.
Mert başını sallayarak onayladı:
— Haklısın, lojistik tarafında da bazı aksamalar var ama onları son dakikadaki tedarikçi anlaşmasıyla çözdük sayılır. Kuzey, senin bu konudaki son kararın ne olacak?
Kuzey’in yüzündeki o rahat ve alaycı ifade bir anda yerini tamamen profesyonel, sert ve odaklanmış bir iş adamı duruşuna bıraktı. Çenesini hafifçe yukarı kaldırıp ellerini masada birleştirdi:
— Maliyet artışını kabul edemeyiz, tedarikçi maliyetlerini yüzde on aşağı çekecekler aksi takdirde o sözleşmeyi imzalamam. Raporu gün sonuna kadar masamda göreyim, toplantıya eksiksiz hazırlanın.
Berk ile Mert kurumsal bir dille başlarını sallayıp, — Anlaşıldı başgan, dediler.
Kızlar ise erkeklerin bu ani değişimine gözlerini devirerek kendi aralarında düğün ve bebek planlarına geri döndüler. Arya, Kuzey'in saniyeler içinde büründüğü o otoriter ve havalı haline istemsizce hayranlıkla baktı ama hemen toparlanıp gözlerini başka yöne çevirdi.
Kahvaltının neşe dolu havası, masanın ortasında titreşen telefonun sesiyle bir anda bölündü. Mert, ceketinin cebinden telefonunu çıkardığında, ekranda yazan ismi görünce yüzü aniden sapsarı kesildi. Arayan, şirketin en büyük tedarikçilerinden ve son günlerde lojistik krizin baş aktörü olan mafya bağlantılı bir iş insanıydı.
Mert telefonu açmadan önce etrafındakilere çaktırmamaya çalışarak gözleriyle Kuzey ve Berk'e manidar bir şekilde "kaş göz" yapmaya, başıyla da arka taraftaki tenha otopark çıkışını işaret etmeye başladı. Durumun ciddiyetini anlayan Kuzey’in yüzündeki o rahat ifade anında buz kesti; çene kasları gerildi ve gözleri tehlikeli bir karartıyla kısıldı. Berk de hemen telefonu masaya bırakan Mert'in hareketini takip etti.
Mert telefonu açıp kulağına götürdü, sesi hafifçe titrese de profesyonel tutmaya çalıştı:
— Evet? Dinliyorum... Ne demek sevkiyat durdu?!
Kuzey oturduğu yerden yavaşça kalktı, ceketinin düğmelerini iliklerken masadakilere dönerek soğuk ve net bir sesle konuştu:
— Masada küçük bir acil durumumuz çıktı. Beyler, kalkıyoruz.
Begüm merakla kaşlarını çattı:
— Hayırdır inşallah, yine ne işi çıktı sabah sabah?
Arya ise Kuzey'in gözlerindeki o tehlikeli ve aceleci parıltıyı anında fark etmişti; adamın bir şeyler sakladığını biliyordu ama şimdilik sorgulamadı.
Kuzey, Arya'nın sandalyesinin arkasına geçip hafifçe eğildi ve kulağına fısıldadı:
— Kızları eve bırakıyoruz. İtiraz istemiyorum, akşam evde görüşeceğiz.
Hızlı bir hesap ödeme telaşının ardından ekip arabalara bindi. Kuzey, Arya'yı, Begüm'ü ve Derin'i evlerine bırakana kadar direksiyonda neredeyse hiç konuşmadı; arabadaki gerginlik neredeyse elle tutulacak kadar yoğundu. Kızları hızlıca güvenli bir şekilde evlerine bıraktıktan sonra, Kuzey, Mert ve Berk hemen şirketin lojistik merkezine doğru gaza bastılar.
Araba otoyolda hızla ilerlerken Kuzey, torpido gözünden siyah metalik bir dosya çıkarıp Mert'e uzattı:
— Adamlar sınırda sıkıntı çıkarıyorsa, b planını devreye sokma vakti gelmiştir. Bakalım bizim masada atıp tutanlar, karşılarında bizi görünce aynı cesareti gösterebilecekler mi?
Nasıl devam ettirecem aklıma gelmiyor düşüncelerinizi yazarsanız devam ettirebilirim💗😻
