13. bölüm · ANLAŞMA

11. Bölüm

✨Zeynoliiiii ✨

Evettt arkadaslar geri döndüm ama hafta da bir bölüm ya da 2 haftada bir bölüm gelicek. Birde sınavima az kaldı biraz kafa dağıtmak için geri döndüm.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Gece.
Oda yarı karanlıktı. Perdenin arasından sızan sokak lambası ışığı, duvarda ince bir çizgi gibi duruyordu. Ev sessizdi… ama o “fazla sessiz” olan türden değil. İçinde bir şeylerin biriktiği, patlamaya hazır olduğu sessizlik.
Ben yatağa uzanmıştım. Gözlerim tavanda, aklımda günün özeti:
şantaj, yüzük, kavga, nişan, aile, Onur…
Yanımda Miray vardı. O ise hiç düşünmüyordu. Çünkü o düşününce değil, konuşunca rahatlayan bir insandı.

Miray yan döndü, dirseğini yastığa koydu.
“Defne.”

“Hmm.”

“Sen farkında mısın?”

“Değilim.”

“Yarın nişanlanıyorsun.”

Gözlerimi kapattım. “Farkındayım.”

Miray birkaç saniye sustu. Bu… Miray için tehlikeli bir durumdu.
Sonra bir anda bana doğru kaydı.
“Gel buraya.”

“Miray saçmalama—”
Cümlem bitmeden beni resmen kendine çekti. Kolunu omzuma doladı, kafamı omzuna bastırdı.
“Sus. Bugün çok savcı oldun. Biraz insan ol.”

“Ben insanım zaten.”

“Yok değilsin. Sen bugün ‘şantaj beni ilgilendirmiyor’ diyen robot savcıydın.”
İstemsizce güldüm.

“Bırak.”

“Bırakmıyorum.”
Daha da sıkı sardı.
“Bak Onur seni alamadı koynuna, ben aldım. Aradaki farkı gör.”

“Miray yemin ederim ittiririm seni yataktan.”

“Denesene.”

Denemedim.
Çünkü… garip bir şekilde iyi geliyordu.
Bir süre öyle sessiz kaldık. Ama Miray’ın beyninin durması mümkün değildi.
Bir anda kafasını kaldırdı.
“Dur.”

“Ne?”

Hiç cevap vermedi. Yavaşça elini uzatıp benim telefonumu aldı.
“Miray…”

“Sus.”

Kilit ekranını açtı. Kamera.
Ben kaşımı kaldırdım. “Ne yapıyorsun?”

“Sanat.”

Beni biraz daha kendine çekti, saçımı düzeltti, kendi saçını savurdu.
“Gül.”

“Gülmüyorum.”

“Gülmezsen atarım yine.”

“Zaten atacaksın.”

“Doğru.”
Çek.
Fotoğrafı çekti. Ekrana baktı.
Sonra yüzünde o tehlikeli sırıtış oluştu.
“Efsane.”

“Sil.”

“Hayır.”
WhatsApp’ı açtı.
Ben bir anda doğruldum. “Miray.”

“Çok geç.”

Onur.
Mesaj yazmaya başladı.
Ben uzanıp telefonu almaya çalıştım ama Miray tek elle beni tuttu.
“Dur ya!”

“Miray yollama—”
Gönderdi.
Bir saniye sessizlik.

Sonra bana döndü, ciddi ciddi okudu:
“‘Sen koynuna alamadın, ben aldım. İyi geceler.’😉”

Ben başımı yastığa vurdum.
“BEN SENİ ÖLDÜRÜRÜM.”

Miray kahkaha atıyordu. “Ağlama çok iyi oldu.”
Telefon titredi.
İkimiz de donduk.

Miray yavaşça bana döndü. “Cevap geldi.”
“Okuma.”

“Okuyorum.”
Mesajı açtı.

Miray’ın yüzündeki ifade değişti. Sırıtmadan… daha tehlikeli bir şeye döndü.
“Ne yazmış?” dedim.

Miray yavaşça okudu:
“ Yarın geri alırım.”
Bir saniye sessizlik oldu.

Sonra Miray bana döndü.
“ABİ ÇOK NET KONUŞMUŞ.”

Yastığı kaptım, Miray’a fırlattım. “SENİN YÜZÜNDEN!”

Miray hâlâ gülüyordu. “Ama iyi yazmış kabul et.”

Defne" MİRAYY"

Kapı çaldı
Defne" Gel."

Yusuf kapıyı açıp " Defne ne yapıyorsunuz?"

Miray" Konuşuyoruz Yusuf."

Defne" Birşey mi oldu Yusuf?"

Yusuf" Eeeee... oldu gibi."

Defne tek kaşını yukarı kaldırıp" Ne yaptın Yusuf?"

Yusuf kapının eşiğinde bir süre öyle dikildi. Yüzünde o tanıdık “ben bir şey yaptım ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum” ifadesi vardı.
Defne kollarını kavuşturdu.
“Ne yaptın Yusuf?”

Yusuf boğazını temizledi.
“Ben bir şey yapmadım. Henüz.”

Miray yatağın üstünde doğrulup heyecanla baktı.
“Bu cümle hiç güven vermedi.”

Defne gözlerini kıstı.
“Konuya gir.”

Yusuf bir adım içeri girdi, kapıyı kapattı.
“Sen… enişteyle konuştun mu?”

Defne Yusuf’a döndü.
“Hayır. Niye?”

Yusuf ciddileşti.
“Onunla işim var.”

Oda bir saniye sessizleşti.
Defne yavaşça doğruldu.
“Senin… Onur’la… ne işin olabilir?”

Yusuf gayet doğal bir şekilde cevap verdi.
“Eğitim.”

Miray’ın gözleri büyüdü.
“Ne eğitimi bu? ‘Nasıl mafya olunur’ kursu mu?”

Yusuf başını salladı.
“Hayır. Daha zor.”

Defne sabrını zorlayarak konuştu.
“Yusuf. Düzgün anlat.”

Yusuf derin bir nefes aldı.
“Yarın akşam ikinci date var.”

Miray dramatik bir şekilde ağzını kapattı.
“DEVAM ET.”

Defne gözlerini devirdi.
“Eee?”

Yusuf ciddiyetle devam etti.
“Ben şimdi… ilk date’i atlattım. Ama ikinci level daha zor.”

Miray kafasını salladı.
“Doğru. Orası boss fight.”

Defne yastığı Miray’a attı.
“Sus bir dakika!”

Sonra Yusuf’a döndü.
“Ne alaka Onur?”

Yusuf hiç utanmadan söyledi:
“Seni nasıl tavladıysa… ben de Derya’yı öyle tavlayacağım.”

Bir saniyelik sessizlik.
Sonra…
Miray yatağa vurup gülmeye başladı.
“BU ÇOCUK CİDDİ!”

Defne şok içinde baktı.
“ Saçmalama Yusuf.”

Yusuf kaşını kaldırdı.
“Abla adam sana bakarken nefes almayı unutuyor. Bu doğal bir şey değil.”

Miray hemen destekledi.
“Evet. Bilimsel olarak açıklanamıyor.”

Defne dişlerini sıktı.
“İkinizi de pencereden atarım.”

Yusuf hiç etkilenmeden devam etti.
“O yüzden strateji lazım. Yarın ne konuşayım, nasıl bakayım, ne yapayım… bunları filozof enişteden öğrenmem lazım.”

Defne ellerini yüzüne kapattı.
“Ben neden bu konuşmanın içindeyim?”

Miray parmak kaldırdı.
“Çünkü başarı hikayesisin.”

Defne: “BEN DEĞİLİM.”

Yusuf bir adım daha yaklaştı.
“Abla ciddiyim. Yarın rezil olmak istemiyorum.”

Defne onu süzdü.
“Zaten olacaksın.”

“Teşekkür ederim moral için.”

Miray yatağın üstünde diz çöktü.
“Tamam bak Yusuf. Sana ders veriyoruz.”

Defne döndü.
“Biz mi?”

Miray parmağını salladı.
“Evet. Hızlandırılmış ‘tavlama teknikleri 101’.”

Yusuf anında sandalyeyi çekip oturdu.
“Hazırım.”

Defne başını iki yana salladı.
“Ben yokum.”

Miray Defne’yi kolundan çekti.
“Varsın.”

Sonra ciddi bir ifadeyle Yusuf’a döndü.
“Birinci kural.”

Yusuf öne eğildi.
“Söyle.”

Miray dramatik bir ses tonuyla:
“Gereksiz konuşma.”

Yusuf durdu.
“…Ben bittim.”

Defne istemsizce güldü.
Miray devam etti.
“İkinci kural: Kız konuşurken gerçekten dinliyormuş gibi yapma. Gerçekten dinle.”

Yusuf not alır gibi yaptı.
“Bu zor.”

Defne araya girdi.
“Üçüncü kural: Saçma özgüven yapma.”

Yusuf başını kaldırdı.
“Benim özgüvenim gerçek.”

Miray ve Defne aynı anda:
“Hayır değil.”

Yusuf derin bir nefes aldı.
“Peki.”

Miray gözlerini kıstı.
“En önemli kural.”

Oda sessizleşti.
Yusuf: “Ne?”

Miray hafifçe gülümsedi.
“Kızın yanında kendin ol.”

Yusuf durdu.
“Bu çok klişe.”

Defne omuz silkti.
“Ama işe yarıyor.”

Yusuf düşünceli bir şekilde başını salladı.
“Yani… ben olacağım.”

Miray: “Evet.”

Yusuf: “Ama biraz daha iyi versiyonu.”

Defne: “Mümkünse.”

Yusuf ayağa kalktı.
“Tamam. Hazırım.”

Kapıya yöneldi, sonra durdu.
Bir an Defne’ye döndü.
“Abla.”

“Ne?”

“Eğer yarın işler kötü giderse…”

Defne kaşını kaldırdı.
“Evet?”

Yusuf sırıttı.
“Üçüncü date için Onur’la ileri seviye eğitime geçerim.”

Miray tekrar gülmeye başladı.
Defne yastığı kaptı.
“ÇIK ODADAN.”

Yusuf kahkaha atarak kapıyı açtı.
“İyi geceler hocamlar!”

Kapı kapandı.
Oda bir an sessizleşti.
Sonra Miray Defne’ye döndü.
“Bu çocuk senden daha tehlikeli.”

Defne yastığa geri yığıldı.
“Bu aile beni bitirecek.”

Miray sırıttı.
“Yarın nişan var.”

Defne gözlerini kapattı.
“…Hatırlatma.”

Miray hâlâ sırıtarak tavana bakıyordu.
“Ben yarın ağlayacağım bu arada.”

Defne gözlerini açmadan konuştu.
“Sen her şeye ağlıyorsun.”

“Bu farklı. Bu ‘duygusal ama biraz da dedikodu var’ ağlaması.”
“Uyuyalım Miray.”
“Tamam.”
İki saniye geçti.
“Defne.”
“…”
“Yarın saçını nasıl yapacaksın?”
Defne yastığı kafasına çekti.
“İyi geceler.”
Miray hafifçe güldü.
“İyi geceler savcım.”
Oda yavaş yavaş sessizleşti.
Bu sefer gerçek sessizlikti.
İkisi de uyudu.

Sabah.
Kapı BANG diye açıldı.
“UYANIIIIIN!”.

Defne gözlerini açmadan mırıldandı.
“…deprem mi?”

Miray bir anda doğruldu.
“Hayır… daha kötü.”

Kapıda Hilal.
“Elif teyze gibi olmayacağım dedim ama oldum. KALKIN.”

Asya arkasından bağırdı.
“KUAFÖRE GEÇ KALIYORUZ!”

Defne gözlerini araladı.
“Daha geceydi…”

Miray telefonu kontrol etti.
“Sabah 8.”

Defne: “Ben istifa ediyorum.”

Miray: “Geç.”

20 dakika sonra.
Evde tam anlamıyla kaos vardı.
Hilal saç düzleştiriyor,
Asya makyaj çantasını dağıtmış,
Miray üç farklı ayakkabı arasında kriz geçiriyordu.
Miray: “Bu mu? Bu mu? BU MU?”

Defne kahvesini içiyordu.
“Farketmez.”

Miray dondu.
“Farketmez mi?”

Defne sakin.
“Yürüyebildiğin sürece farketmez.”

Hilal araya girdi.
“Bu kız bugün nişanlanacak ya, hâlâ ‘farketmez’ diyor.”

Asya Defne’ye baktı.
“Sen robot musun?”

Defne: “Evet.”

Kuaför.
İçeri girdikleri anda ortam değişti.
Saç spreyleri, fön sesleri, kahkahalar…
Miray direkt komuta moduna geçti.
“Bu gelin— yani nişanlı. Önce bunu alın.”

Kuaför Defne’ye baktı.
“Nasıl bir model düşünüyorsunuz?”

Defne aynaya baktı.
“Farketmez.”

Miray araya girdi.
“FARK EDER.”

Sonra hızlıca anlatmaya başladı.
“Şık ama abartısız, güçlü ama zarif, savcı ama kadın—”

Kuaför başını salladı.
“Anladım.”

Defne Miray’a baktı.
“Ben hiçbir şey anlamadım.”

Saatler geçti.
Saç yapıldı.
Makyaj bitti.
Defne aynaya baktığında…
Bir an durdu.
Miray arkasında belirdi.
“Evet?”

Defne hafifçe başını yana eğdi.
“…iyi.”

Hilal şok.
“İYİ Mİ?”

Asya: “ABLA SEN EFSANE OLMUŞSUN.”

Miray gururla:
“Ben yaptım.”

Defne gözlerini devirdi ama dudak kenarı hafif kıvrıldı.
Aynı saatlerde.
Berber.
Emir koltukta oturmuş, telefonla uğraşıyordu.
Yusuf aynada kendine bakıyordu.
“Abi bu saç fazla mı cool oldu?”

Berber: “Biraz.”

Yusuf: “Biraz iyidir.”

Onur köşede oturuyordu.
Sessiz. Gözlemde.
Emir döndü.
“Abi heyecan var mı?”

Onur kısa cevap verdi.
“Yok.”

Yusuf araya girdi.
“Benim var.”

Emir güldü.
“Sen nişanlanmıyorsun.”

Yusuf ciddi:
“İkinci date var. Daha kritik.”

Onur başını hafifçe kaldırdı.
“Derya?”

Yusuf anında döndü.
“Abi biliyorsun demek.”

Onur kısa bir bakış attı.
“Her şeyi bilmiyorum. Ama çoğunu biliyorum.”

Yusuf etkilenmişti.
“Abi bana taktik ver.”

Emir güldü.
“Başladı.”

Onur ayağa kalktı, ceketini düzeltti.
“Gereksiz konuşma.”

Yusuf dondu.
“…Bu bana neden tanıdık geldi?”

Akşam.
Ev hazırlanmıştı.
Salon tertemiz.
Tepsi hazır.
Kahveler, çikolatalar…
Defne merdivenden indiğinde…
Herkes sustu.
Hilal fısıldadı.
“Abla…”

Asya: “Bu ne…”

Miray gururla kollarını kavuşturdu.
“Ben dedim.”

Defne sakindi.
Ama… bu sefer biraz daha farklıydı.
Kapı çaldı.
Herkes dondu.
Annem derin nefes aldı.
“Geldiler.”

Kapı açıldı.
İçeri ilk giren Emir’di.
Arkasında Onur.
Sonra… ailesi.
Efsun zarif ve güçlü duruyordu.
Yanında küçük Ada, meraklı gözlerle etrafa bakıyordu.
Babaanne Sultan ciddi.
Neriman gözlem modunda.

Emir" Eee ne olucak şimdi?"

Miray" Eee bundan sonrası bende yok canım."

Yusuf" Eee hadi isteyin kızı ben daha date gidecem."

Hasan Bey boğazını temizledi. “Önce kahveler.”

Miray anında ayağa kalktı. “Hadi Defne. Görev.”

Defne başını salladı. “Tamam.”

Mutfak.
Kapı kapanır kapanmaz Miray Defne’ye döndü. “Senin yüz ifaden var ya… ‘birazdan hayatım değişecek ama ben hâlâ kahve yapıyorum’.”

Defne cezveyi ocağa koydu. “Hayatım zaten değişmişti.”

Miray kaşlarını kaldırdı. “Doğru. Onur’dan sonra.”

Defne cevap vermedi.
Tam o sırada—
Kapı aralandı.
Yusuf.
Sinsi bir şekilde içeri süzüldü.
Miray gözlerini kıstı. “Sen niye geldin?”

Yusuf kapıyı kapattı. “Operasyon.”

Defne: “Hayır.”

Yusuf tezgaha yaslandı. “Dinle. Eniştenin kahvesine tuz atalım.”

Miray bir anda heyecanlandı. “HA EVET GELENEKSEL!”

Defne net: “Hayır.”

Yusuf: “Abla lütfen ya. Azıcık.”

Defne kahveyi karıştırdı. “Hiçbir şey koymuyorum.”

Miray şok: “Cidden mi?”

Defne: “Evet.”

Yusuf dramatik: “Bu ne biçim kız isteme?”

Defne: “Normal olan.”

Yusuf" Bu normal değil."

Kahveler verildi, kız istendi ve yüzükler takıldı. Ama hiçbir şey olmadı Koray hiçbir şey yapmadı demekki daha büyük birşey yapacaktı. İki ailede birbirine kaynaşmıştı sohbetler ediliyordu ben Onur Emir ve Miray balkonda oturmuş günün analizini yapıyorduk ama benim için hiç rahat değildi. Birşeyler olucaktı ama ne Koray'ın hamlesi ne olacaktı.

Balkon.
Gece serinliği yavaş yavaş kendini hissettiriyordu. Aşağıdan gelen hafif şehir uğultusu, içerideki kalabalık ve kahkaha seslerine karışıyordu.
Ama Defne için hiçbir şey normal değildi.
Onur yanındaki sandalyeye yaslanmıştı. Sessiz. Ama gözleri… her zamanki gibi hareketliydi. Sürekli etrafı tarıyordu.

Emir kahvesinden bir yudum aldı. “Benim fikrim şu…” dedi, rahat bir tonla. “Bu kadar gerilimden sonra bir yere çıkalım.”

Miray anında atladı. “EVET. Ben de onu diyecektim!”

Defne kaşını kaldırdı. “Bu saatte mi?”

Miray omuz silkti. “Daha yeni nişanlandın. İnsanlar kutlama yapar, sen istihbarat topluyorsun.”

Defne soğukkanlı: “Alışkanlık.”

Emir güldü. “Hadi ama Defne. Yarım saat. Bir kahve içip döneriz.”

Defne cevap vermedi. Ama Onur hafifçe başını ona doğru çevirdi.
Kısa. Net.
“Gidelim.”

Defne bir saniye durdu.
Sonra başını salladı. “Tamam.”

Araba
Onur direksiyon da yanda Defne ve arkada Emir ve Miray. Ne olacağını bilmeden yola çıktılar.