3. bölüm / 3
Ankara rüzgarıTanıdık bir yüz
Bölümler 3Şu an: Tanıdık bir yüz
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir ayı aşkın bir süredir Ankaradaydım. Çoktan alışmıştım bu şehire. Bu şehirde adımımı attığım ilk yerde çalışmaya başlayacağımdan habersizdim. Ama bu pastaneye her gün koşa koşa geliyorum. O yananmersinli kuruvasanlarsanlardan her gün bir tane yiyebiliyordum. Yakında şişip yabanmersinine dönüşmekten korkuyorum, tabii böyle bir sey mümkünse. Sabahın ilk ışıklarıyla evden çıktım . Mevsim kışa yaklaştığı için güneş geç doğuyordu . Üstümde yeşil ve kahverengi çizgilerden oluşan kazak, kot bol pantalon ve deri ceketim vardı. Dün kampüsten çıkarken çantama oylece attığım kablolu kulaklığımı çözmeye çalışıyordum. Ne hale gelmiş bu böyle. Birdahakine daha düzgün bırakmam lazım. Pastane eve cok uzak değildi yaklaşık yirmi dakika sonunda pastaneye varmış oluyordum. Pastanenin sahibi Elif hanım da cok güler yüzlü ve sevecen bi hanımefendiydi. Gerçi buranın yerlileri çoğunlukla öyle insanlardan oluşuyor. Kulaklığımda çalan şarkı benim güne enerjik başlamamı sağlıyor bu yüzden onu seviyorum. Kafamla şarkıya ritim tutmaktan ve ufak ufak mırıldanmaktan keyif alıyorum. Pek de uzun olmayan yürüyüşümün ardından sonunda pastaneye gelmiştim. Bu gün Elif Hanımın yeğeninin dogum gunu olduğu için pastaneye bakıp bakamayacagimi sormuştu. Benimde baska bir planim olmadığı için seve seve kabul ettim . Zaten burası cok işlek olmayan , belli başlı geleni olan küçük bir pastaneydi. İnsanlar burayı daha çok tek başlarına kafa dinlemek için tercih ediyorlardı. Pastaneyi açıp kapıya küçük ve yeşil masaları çıkartmaya başladım. Şarkıyı da kulaklıkla değil direkt telefonun hoparlöründen dinliyordum . Kulaklıkla çalışmak zordu ayrıca benim arkam döndükken ve kulaklıklarım takılıyken gelen müşterilerden haberim olabilmesi icin böylesi daha iyidi. Önceki geceden firinlanmaya hazırlanan tatlıları teker teker firinlanladım. Çıkan tatlıları özenle tezgaha yerleştiriyordum. Yerleştirme işi bittikten sonra henüz kimse gelmemişken masaların tozunu almaya başladım. Kapının önünde tam 3 masa vardı. Herhangi bir is yaparken müziksiz duramayanlardanim ben . Masalari silerken de yine ayni sarkiyla basladim işime. Ilk masayı sildikten sonra şarkının söyledim aşkımı ben Ankara rüzgarına kısmını gözlerim kapali bi şekilde etrafımda dönerken söylüyordum. birden ellerim tuhaf bir sıcaklık hissetti . Gözlerimi açtığımda karsimda şaşkın gozlerle tam karşımda dikilmiş bana göre iri kalan bi beyefendi vardi. Üstündeki yesil kapsonlu gozlerinin yeşilini nasil da ön plana cikartmisti oyle . Utançla geri çekilip yere dusen bezi almak icin egildigim sırada o da benimle ayni anda eğildi. Niye yapmıştı ki bunu . Ve sakarlığım yine is basindaydi sanirim . Çünkü kafalarimizdan tak diye ses yükselmişti. Bi kere de şaşırt be kızım bi kere ya. " ben cok ozur dilerim cidden, sizin burda olduğunuzu bilmiyodum . Bu cadde üstünde bu saatte genelde kimse olmaz ben onda sey etmiştim. " dedim . " ney etmiştin?" Cidden ney etmiştim " şey işte." Diyiverdim birden . Ne sacmaladigimi cidden bilmiyordum . " anlıyorum " dedi. Ee niye hala burda dikiliyor bu çocuk gitsin ya artık. Özür de diledik ne bekliyor ki anlamadim ." Siz bisey mi arıyordunuz acaba ?" " evet." " yardımcı olabileceğim bisey sanırım " dedim . "Evet, bi pastane arıyordum ben." Davranışlarından anladığım kadarıyla buralarda o da yeniydi. Pastaneyi gösterip " gökte aradığımı yerde buldum sanırım." Gökte niye pastane aranır ki . Ne kadar tuhaf biri ya da ben henüz kahvaltı etmediğim için beyin hücrelerim çalışmayı bırakıp beni terk etmişlerdi. icerideki masaya oturmak istediğini söyledi ve ne önerdiğimi sordu . Cevabım tabiiki belliydi . "Yabanmersinli kuruvasan ?" Dedim . Onaylayan bir ses çıkarttı. Ben de fırından çıkarıp tezgaha dizdigim tatlıların arasından kuruvasanı çıkartıp servis ettim . "Baska bi isteğiniz var mıydı efendim ? " diye sordum " zehmet olmazsa bi espresso alabilir miyim ?" Ne zahmeti espresso sizin köpeğiniz olsun demek etik olmadığı için " tabi efendim hemen getiriyorum ." Diyebildim. Bu çocukta nedenini bilmediğim bi cekim hissediyorum ; gördüğüm andan beri içimi kaplayan huzur var sanki onu bir yerlerden taniyormus gibi. Evimdeymis gibi . Kahve makinesi kahveyi hazirlamisti ; ben de alıp masaya götürdüm. "Bu arada ismim Furkan ." "Memnun oldum, bende Nil. Yenisin sanırım buralarda ?"
"Evet, üniversite yerleştirmem buraya çıktı. Psikoloji icin yüksek lisans yapmaya geldim." Şansa bakın kaderin böylesi işte "Aa ne kadar hoşmuş " "sende burda üniversite okuyorsun sanirim?" Yuzumdeki gulumsemeyle onaylayan bir ses çıkarttım . " psikoloji bolumundeyim ben ." Allah Allah ilgincti acaba cidden taniyor muydum çünkü yüzü gözüme cok tanıdık geliyordu. Sohbetimiz aniden çalan telefonla yarida kesilmişti. Ahunun bu gün arkadaşlarıyla minik bir buluşması vardi isim olarak biliyordum daha once bahsetmisti ama hic birini gormemistim daha önce . Ve beni arkadaslariyla tanistirmak istediğini söyledi. Arkadaşının arkadasi da gelicekmis . Arkadaşının evinde toplanacaktık . Normalde tanımadığım insanların evlerine gitmem ama Ahunun arkadaslari olduğu icin güveniyordum. Ve burda tanıdığım kimse yoktu . Cidden yoktu. Bi elif abla bi de ahu . Burda kendimi yanliz hissetmiyim diye ahu elinden geleni yapiyordu . Farkindaydim çabasının. Ama ben hayatına kolay kolay kimseyi alamayanlardanım . Hayatıma aldığım insanlarla da kuvvetli bağlar kuruyorum . Günümüzün yüzeysel ilişkilerinden hoşlanmıyorum. Benim için yapılan seyler ruhunda hissederek olmalıydı. Ben dinlediğim şarkılardan tutun okuduğum kitaplara kadar bag kurmaya ve kurduğu baglara onem veren biriyim . Öğleden sonra Elif hanım abla teyzeyi ,artik her neyse aramızdaki , arayıp erken çıkıp cikamayacagimi sordum . Hiç sorgulamadan cafeyi kapatıp gidebilecegimi söyledi.
Bölüm etkileşimi
