3. bölüm / 3
Anı arşiviBölüm 3
Bölümler 3Şu an: Bölüm 3
- 1 Bölüm 1 Sıradan bir gün.680 kelime
- 2 Bölüm 2 Fotoğraflar896 kelime
- 3 Bölüm 3439 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Ece.”
Sesim sertleşmişti.
“Ne demek silinmişti?”
Ece dudaklarını birbirine bastırdı.
Pencerenin dışına baktı.
Sonra tekrar bana döndü.
Sanki ne söylemesi gerektiğini seçmeye çalışıyordu.
“Ece.”
Bu kez daha yavaş konuştum.
“Benimle oyun oynama.”
“Oyun oynamıyorum.”
“O zaman anlat.”
Ece derin bir nefes aldı.
“Eğer anlatırsam bana kızacaksın.”
“Şu an zaten kızgınım.”
Bir anlığına gözlerini kapattı.
Sonra ellerini masanın üzerine koydu.
“Lilith.”
“Evet?”
“Altı ay önce sen çok kötü durumdaydın.”
Kaşlarım çatıldı.
“Nasıl yani?”
“Psikolojik olarak.”
Kalbim biraz daha hızlandı.
“Bunu neden hatırlamıyorum?”
Ece acı bir şekilde gülümsedi.
“İşte sorun da bu.”
Midemde kötü bir his oluştu.
Telefonuma baktım.
Maya hâlâ ekranda gülümsüyordu.
Sanki hakkındaki konuşmayı duyuyormuş gibiydi.
“Ece.”
“Ne?”
“Bu kız kim?”
Ece birkaç saniye boyunca cevap vermedi.
Sonra başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum.”
“Yalan söylüyorsun.”
“Bilmiyorum.”
“Fotoğrafların silindiğini biliyorsun ama kızı tanımıyorsun öyle mi?”
Ece gözlerini kaçırdı.
Sessizlik her şeyi anlatıyordu.
Ben de bunu fark ettim.
Ve ilk kez gerçekten sinirlendim.
Telefonu masaya bıraktım.
“Ece.”
“…”
“Benden ne saklıyorsun?”
Bu soru havada asılı kaldı.
Dakikalar gibi gelen birkaç saniye geçti.
Sonra Ece fısıldadı.
“Ben seni korumaya çalışıyordum.”
İçimde bir şey koptu.
İnsanların en sevdiğim bahanesiydi.
Ve aynı zamanda en nefret ettiğim.
Seni korumaya çalışıyordum.
Bu cümlenin arkasına her türlü yalan saklanabiliyordu.
Ayağa kalktım.
Ece de bana baktı.
“Lilith.”
“Otur.”
“Hayır.”
“Lütfen.”
“Hayır.”
Çantamı omzuma geçirdim.
Kafamın içinde yüzlerce soru dönüyordu.
Hiçbirinin cevabı yoktu.
Ve Ece cevap vermeye niyetli görünmüyordu.
Tam dönüp gidecekken Ece’nin sesi beni durdurdu.
“Anı Arşivi.”
Olduğum yerde kaldım.
Yavaşça ona döndüm.
“Ne?”
Ece yutkundu.
Sanki bu kelimeleri söylemek bile onu korkutuyordu.
“Anı Arşivi.”
“Bu ne?”
“Bilmiyorum.”
“Bir kez daha bilmiyorum dersen masayı üzerine devireceğim.”
Ece istemsizce güldü.Ama o gülüş yarım kaldı.
“Bir şirket.”
“Ne şirketi?”
“Hatırlamıyorum.”
“Şaka mı yapıyorsun?”
“Hayır.”
Yüzündeki ifadeye baktım.
Şaka yapmıyordu.
Gerçekten hatırlamıyor gibiydi.
İşte bu daha korkunçtu.
“Ece.”
“Evet?”
“Bu şirketle benim ne ilgim var?”
Ece cevap veremedi.
Ya da vermek istemedi.
Ama gözlerinde gördüğüm şey yeterliydi.
Benim ilgim vardı.
Hem de büyük bir ilgim.
Anı Arşivi.
Bu isim zihnimin içinde yankılanıyordu.
Bir yerden tanıdık geliyordu.
Ama nereden?
Telefonumu çıkardım.
Arama motoruna yazdım.
ANI ARŞİVİ
Ekran birkaç saniye yüklendi.
Sonra sonuçlar açıldı.
İlk bağlantı resmi siteydi.
Sade bir sayfa.
Beyaz arka plan.
Siyah yazılar.
Ortada tek bir cümle vardı:
“Geçmişinizi geride bırakın.”
Boğazım kurudu.
Aşağı kaydırdım.
Şirket, travmatik anıların silinmesi üzerine çalışıyordu.
Kayıplar.
Kazalar.
Travmalar.
Psikolojik yaralar.
Her şey.
İnsanların unutmak istediği şeyler.
Telefonu biraz daha sıkı tuttum.
Çünkü tam o sırada ekranın alt kısmında küçük bir bilgi dikkatimi çekti.
Müşteri Kayıtları
Giriş yap.
Kullanıcı adı.
Şifre.
Normalde geçip giderdim.
Ama ekranın sağ üst köşesinde bir şey vardı.
Bir isim.
Benim ismim.
Lilith Rosier
Kalbim duracakmış gibi oldu.
Ben…Zaten giriş yapmıştım.
Bölüm etkileşimi
