17. bölüm · ALPHA
FİNAL - SESSİZ İSYAN
Köy, bir sabah Alpha'ya bakarak uyandı. Kimse bunu fark etmedi ama oldu. Bazı değişimler duyurulmazdı.
Alpha kapının önündeydi. Her zamanki gibi. Sekerek ama dimdik. Gözleri yolda, kulakları rüzgârdaydı. Artık koşmuyordu. Ama kaçmıyordu da.
Gitmek zorunda değilim, diye düşündü.
Buradayım.
Rıza Bey dışarı çıktı. Alpha'ya baktı. Bir zamanlar "yük" gibi görünen bu can, şimdi evin en sağlam parçasıydı. Kırılmıştı ama eğilmemişti.
"İyi misin?" diye sordu.
Alpha başını kaldırdı. Göz göze geldiler. Bu, kelimelerin yetmediği bir andı. Ama yeterliydi.
Naime Hanım kapının eşiğinde durdu. Eskisi gibi korkmuyordu. Eskisi gibi hesap yapmıyordu. Çünkü bazı hesaplar, insanı eksiltirdi.
"Bugün pazara gideceğim," dedi.
"Bir şeyler satarız belki."
Rıza Bey başını salladı.
"Döneriz," dedi.
Alpha ayağa kalktı. Sekerek ama kararlı. Onlarla birlikte yürüdü. Köyün içinden geçerken bakışlar geldi. Eskisi gibi sert değildi. Merak vardı. Sessiz bir kabul.
Bir çocuk durdu. Alpha'ya baktı. Taş yoktu elinde. Sadece bakıyordu.
"Bu köpek," dedi,
"neden topallıyor?"
Rıza Bey durdu.
"Çünkü," dedi,
"kalmayı seçti."
Çocuk bir şey demedi. Ama Alpha'ya bakışında bir şey değişti.
Pazar dönüşü akşam oldu. Yorgundular ama boş değillerdi. Biraz un, biraz sebze... yetmezdi belki ama vardı.
Deli Fikri kapının önünde bekliyordu.
"Bitti mi?" diye sordu.
"Hayır," dedi Rıza Bey.
"Devam ediyor."
Fikri Alpha'ya baktı.
"Zaten," dedi,
"hiçbir şey bitmez. Ya görmezden gelinir ya taşınır."
Alpha Fikri'ye yaklaştı. Başını dizine koydu. Sekik bacağıyla ağırlığını verdi.
Taşıyorum, diye düşündü.
Beni taşıyanlarla.
Gece çöktü. Köy sustu. Ama bu sessizlik korkudan değil, kabulleniştendi. Kapılar kapandı. Işıklar söndü.
Alpha kapının önünde uyudu. Rüyasında koşmadı. Topallamadı. Sadece yürüdü. Yanında Rıza Bey vardı. Naime Hanım vardı. Fikri biraz arkadaydı. Ama kimse geride kalmıyordu.
Sabah olduğunda köy yine aynı köydü. Yoksul, sert, sessiz. Ama bir şey değişmişti.
Bir evde,
bir köpek gitmemişti.
Ve bazen bir hayatın gitmemesi,
bin kişinin vicdanına dokunurdu.
Bu bir devrim değildi.
Bir isyan da değildi.
Ama sessizdi.
Ve kalıcıydı.
