1. bölüm / 3
Alfa kurtSESSİZLİĞİN DİŞLERİ
Bölümler 3Şu an: SESSİZLİĞİN DİŞLERİ
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece, ormanın üzerine ağır, kadifemsi bir örtü gibi serilmişti. Şehirde yaşayanlar karanlığı sadece bir yokluk, güneşin çekilişi olarak bilirdi. Oysa burası için karanlık, gerçek hayatın, maskelerin düştüğü ve asıl kuralların başladığı saatler demekti.
Demir, pencerenin kenarında durmuş, dışarıdaki buz gibi dağ havasını ciğerlerine çekiyordu. Gündüzleri kasabanın insanları onu sessiz, kendi halinde, kimseye zararı dokunmayan biri olarak tanırdı. Omuzlarındaki yükün, zihninde kilitli tuttuğu o devasa gücün hiçbiri farkında değildi.
Aynaya baktığında gördüğü yüz, bir insana aitti. Ama damarlarında akan kan, ta köklerinden gelen kadim bir çağrıyı fısıldıyordu.
“Bırak gelsin,” dedi içindeki o derin ses.
Demir gözlerini kapattı. Çoğu kurt-adam efsanesinde anlatılanın aksine, o, ayın çekimine ya da ilkel bir öfkeye teslim olanlardan değildi. Dönüşüm onun için bir zindan değil, bir taçtı. Zihni, kasabayı ele geçirmeye çalışan o yabancı ellerin, doğaya saldığı zehrin kokusunu çoktan almıştı. Sürünün geri kalanı, bu yapay uyuşturucuya boyun eğmek üzereydi. Güçlerini, iradelerini kaybetmek üzere olan o zavallı kurtlar...
Ama o buradaydı.
Kemiklerinin sızlamaya başladığını, derisinin altında kıpırdayan o muazzam gücün serbest kalmak için kabuk değiştirdiğini hissetti. Acı mı? Acı yalnızca zayıf zihinler içindi. Demir, insan aklının keskinliğini ve kurdun kusursuz, vahşi içgüdüsünü aynı bedende harmanladı.
Gözlerini açtığında, odanın loş ışığında parlayan göz bebekleri inatçı bir sarıya dönmüştü.
Dışarıdan gelen o hafif tıkırtıyı, rüzgarın taşıdığı yabancı ayak izinin kokusunu ilk o aldı. Avcılar zannediyorlardı ki bu dağın hakimi onlar. Yanılıyorlardı.
Demir, pencereyi yavaşça açtı ve geceye doğru adımını attı. Artık ne bir insan ne de sadece bir hayvandı; o, bu dağın sarsılmaz Alfa’sıydı. Ve sürüsünü korumak için avlanma vakti gelmişti.
Bölüm etkileşimi
