6. bölüm · Alex Smith The Last Hybrıd

Bölüm 6(1.cilt final):Karanlığın İçindeki Işık

Alex Micholsen

Bir anda tüm laboratuvar derin bir sessizliğe ve zifiri karanlığa gömüldü. Kırmızı güneş ışığı yayan o devasa lambaların vızıltısı kesildi. Lex’in elindeki tablet karardı, yüzündeki o kibirli gülümseme yerini şaşkınlığa ve öfkeye bıraktı. "Sullivan! Ne yaptığını sanıyorsun?" diye bağırdı karanlığa doğru.
Kırmızı radyasyonun baskısı kalkar kalkmaz, Kriptonlu hücreleriniz Smallville'in sarı güneşinin (hala dışarıda parlayan o dolaylı enerji) kalıntılarıyla hızla şarj olmaya başladı. Damarlarındaki o karıncalanma hissi geri dönmüştü.
"Güçlerimizi geri alıyoruz," dedin Clark’a bakarak. Gözlerin karanlıkta mavi bir parıltıyla yanmaya başladı.
Lex, korumalarına ateş açmaları için bağırdı ama artık çok geçti. Sen, mermilerin havada yavaşladığı o süper hız evresine girdin. Clark ise sadece bir el hareketiyle Lex’in elindeki siyah Kriptonit cihazını parçalara ayırdı. Ancak tam o sırada, laboratuvarın derinliklerinden gelen bir ses sizi durdurdu.
Siyah Kriptonit’in parçalanmasıyla birlikte, Lex’in "Project Genesis" kapsamında tuttuğu ana kapsüllerden biri çatladı. İçeriden yayılan enerji, ne senin mavi ışığına ne de Clark’ın sarı güneş gücüne benziyordu. Bu, Karanlık Madde (Phantom Zone) enerjisiydi.
"Lex, ne yaptığının farkında mısın?" diye gürledi Clark. "Oraya sadece bizim dünyamızı değil, bizim dünyamızın hapishanesini getirmişsin!"
Kapsülün içinden çıkan gölge benzeri bir figür, Lex’in korumalarını birer birer savururken doğrudan sana ve Clark’a odaklandı. Bu, General Zod’un gönderdiği bir "Hayalet" habercisiydi.
Laboratuvarın sarsılan temelleri arasında, bu gölge varlığın yaydığı karanlık her şeyi yutmak üzereydi. Kaçacak yer kalmamıştı.
Kripton'un İki Güneşi
"Clark, tek başımıza yetmeyiz!" diye bağırdın, rüzgarın uğultusu arasında. "Güçlerimizi birleştirmeliyiz!"
Clark tereddüt etmeden elini uzattı. Elini tuttuğun anda, iki farklı dünyanın enerjisi çarpıştı. Senin damarlarında akan o antik, mavi Kripton enerjisi ile Clark’ın sarı güneşten aldığı saf, altın sarısı güç birbirine dolandı. İkinizin etrafında devasa bir ışık sütunu yükselmeye başladı.
"Şimdi!" diye haykırdınız.
Bu birleşik güç, laboratuvarın tavanını delip gökyüzüne ulaşan devasa bir patlamaya dönüştü. Mavi ve altın rengi ışık, General Zod’un o karanlık "Hayalet" habercisini parçalarına ayırarak onu geldiği boyuta geri savurdu. Patlamanın yarattığı şok dalgası, Lex’in tüm yasadışı deneylerini ve verilerini küle çevirdi.
Toz bulutu dağıldığında, harabeye dönmüş maden ocağında sadece sen ve Clark ayaktaydınız. Lex Luthor, uzakta bir moloz yığınının yanında, şaşkınlık ve yenilgi içinde size bakıyordu. Chloe, sistem üzerinden son bir vuruşla tüm kanıtları silmişti.
Epilog: Yeni Bir Şafak
Ertesi sabah, güneş Smallville’in mısır tarlalarının üzerine her zamanki gibi doğdu. Ama sizin için hiçbir şey aynı değildi.
Kent çiftliğinin sundurmasında, Anastasia, John, Martha ve Jonathan ile birlikte oturdunuz. İki aile, çocuklarının sadece "özel" değil, dünyanın kaderini değiştirecek birer kahraman olduklarını artık kesin olarak biliyorlardı.
"Bize çok şey öğrettiniz," dedin ailene ve Kentlere bakarak. "Gücün değil, ahlakın ve sorumluluğun ne olduğunu sizden öğrendik. Martha ve Jonathan... Anastasia ve John... Sizler olmasaydınız, biz sadece birer canavar olurduk."
Clark, ufka bakarak gülümsedi. "Yolculuğumuz yeni başlıyor, Alex. Mon-El ve Kal-El... Smallville artık ikimize emanet."
Lex Luthor malikanesinde, yanan laboratuvarından kurtarabildiği tek bir şeye bakıyordu: Senin madalyonundan kopan küçük, sönmüş bir parça. Gözlerindeki intikam hırsı sönmemişti, aksine daha da bilenmişti.