4. bölüm · Alex Smith The Last Hybrıd
Bölüm 4: Fırtına Öncesi Sessizlik
Duman dağılırken Clark yavaşça ayağa kalktı, hala halsizdi. Anastasia ve John yanınıza koştular. Gökyüzündeki LuthorCorp dronu ise görevini tamamlamış gibi sessizce uzaklaştı.
"Alex," dedi Clark, kolunu omzuna atarak destek alırken. "Sana ne söyledi? Yüzün kireç gibi oldu."
"Kripton’dan bir isim," dedin, sesin titreyerek. "Zod. Lex bu ismi nereden biliyor olabilir? Veya bu yaratık nasıl olur da bizim dilimizi konuşur?"
O akşam iki aile Kent çiftliğinde toplandı. Martha ve Jonathan, Anastasia ve John ile mutfakta fısıldaşırken, sen ve Clark ahşap sundurmada oturdunuz. Artık sadece Smallville'in lise dramalarıyla uğraşan gençler değildiniz. Geçmişinizden gelen gölgeler, sessiz kasabanıza sızmaya başlamıştı.
"Eğer Lex bu ismi biliyorsa," dedi Clark ciddiyetle, "bu demektir ki kapsüllerimizden sadece biz çıkmadık. Belki de Lex’in elinde sadece meteor taşları yok, bizim dünyamıza ait bilgiler de var."
Tam o sırada, Alex’in telefonuna bilinmeyen bir numaradan kısa bir mesaj geldi. Mesajda sadece bir koordinat ve şu not yazılıydı:
"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, Luthor Malikanesi'ne gel. Tek başına, Mon-El."
Önemli:Kuşku ve korku kalbini sarmışken, Lex'in davetine hemen icabet etmek yerine köklerine dönmeye karar verdin. Ahırın en karanlık köşesine çekildin ve mavi madalyonu avuçlarının arasına aldın. Bu sefer niyetin sadece dinlemek değil, soru sormaktı.
Generalin Gölgesi
Madalyon, iradenle birleşince her zamankinden daha parlak, neredeyse kör edici bir beyaz-mavi ışık yaymaya başladı. Jor-El’in silüeti bu kez çok daha netti; yüzündeki keder çizgileri bile seçilebiliyordu.
"Baba," dedin titreyen bir sesle. "Bir yaratık... senin ismini ve Zod ismini zikretti. Zod kim? Ve neden bu dünyada bir canavarın ağzında senin düşmanının adı var?"
Jor-El'in hologramı ağır ağır başını salladı. Sesindeki yankı sanki binlerce yıl öteden geliyordu:
"Zod, Kripton’un kılıcıydı Mon-El, ama o kılıç zamanla bizi yok eden bir zehre dönüştü. Ben onu Hayalet Bölge’ye hapsettim, ancak o ve yandaşları asla pes etmediler. Eğer ismi bu dünyada anılıyorsa, bu bir uyarının ötesindedir. Lex Luthor, farkında olmadan yasaklı bir frekansı, Kripton’un karanlık arşivlerini uyandırmış olabilir. Dikkatli ol oğlum; Zod sadece bir isim değil, bir yok ediştir. Kal-El'in gücü ve senin zekan birleşmezse, dünya Kripton'un kaderini paylaşacak."
Hologram aniden parazitlendi ve Jor-El'in görüntüsü yerine, üzerinde Zod'un aile amblemi olan kırmızı bir sembol belirdi. Bu bir saldırıydı; Lex Luthor’un teknolojik altyapısı, madalyonun sinyalini takip ederek Kripton veri akışına sızmaya çalışıyordu!
Clark yanına geldiğinde, madalyonun elini yaktığını fark etti. "Alex, dur! Madalyon ısınıyor!" dedi ve seni geri çekti. Madalyon sustuğunda oda zifiri karanlığa büründü. Ama artık biliyordun: Lex sadece sizi izlemiyordu, Kripton'un en büyük savaş suçlusunun hayaletini uyandırmaya çalışıyordu.
Chloe Sullivan’ın namıdiğer "Meşaleci" (The Torch) ofisi, yani lisenin bodrum katındaki o gizli sığınağı, şimdiye kadarki en büyük gizemi çözmek üzereydi. Chloe, senin ve Clark’ın bu kadar ciddi bir ifadeyle içeri girdiğini görünce hemen bilgisayarının başına geçti.
