2. bölüm · Akıncının emaneti

BÖLÜM 2

Semanur Hantaş

Sarayın Taş Duvarları
Atların nal sesleri sarayın avlusunda yankılanıyordu.Devasa kapılar ağır ağır açılırken Aybike’nin gözleri istemsizce yukarı kaydı.Yüksek surlar…Altın işlemeli sancaklar…Koşuşturan görevliler…Hayatı boyunca böyle bir yer görmemişti.“İn…” dedi Bayezid.Aybike hiç cevap vermeden Kıraç’ın üzerinden çevik bir hareketle indi.Atının boynunu okşadı.“Uslu dur.”Kıraç hafifçe kişnedi.Tam o sırada birkaç seyis koşarak geldi.“Atı biz alalım, Hatun.”Aybike dizginleri bırakmadı.“Gerek yok.”Bayezid derin bir nefes verdi.“Sarayda herkes görevini yapar.”Aybike kaşını kaldırdı.“Ben de görevimi yapıyorum.”“Atımı kimseye emanet etmiyorum.”Seyisler şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar.Bayezid sonunda gülümsedi.“Tamam.”“Kıraç’ı sen götür.”Aybike şaşırmıştı.İlk kez onunla tartışmayı uzatmamıştı.İçinden mırıldandı.“şehzade bugün sessiz.”Bayezid hiç dönmeden yürümeye devam etti.“Duydum.”Aybike gözlerini devirdi.“Sen gerçekten her şeyi duyuyorsun.”“Alış.”Sarayın koridorları birbirine benziyordu.Mermer sütunlar…Renkli camlardan süzülen ışıklar…Duvarlardaki işlemeler…Aybike yürürken etrafına bakmaktan kendini alamıyordu.Tam o sırada karşıdan gelen cariyeler onu görünce eğildiler.Aybike olduğu yerde durdu.“Neden eğildiler?”Bayezid omuz silkti.“Sana.”“Niye?”“Çünkü artık saraydasın.”Aybike sessizce söylendi.“Ne tuhaf yer…”Bir süre sonra büyük kapının önüne geldiler.Kapıda iki yeniçeri nöbet tutuyordu.Kapılar açıldı.İçeride Fatih Sultan Mehmet onları bekliyordu.“Hünkârım.”Bayezid saygıyla eğildi.Aybike ise sadece başını hafifçe öne eğdi.Fatih bunu fark etti ama bir şey demedi.“Aybike.”“Kızım.”“Sarayı nasıl buldun?”Aybike hiç düşünmeden cevap verdi.“Çok büyük.”“Ama duvarları fazla yüksek.”Fatih gülümsedi.“Yüksek duvarlar bazen korur.”Aybike’nin cevabı gecikmedi.“Bazen de hapseder.”Odadaki herkes sessizleşti.Fatih birkaç saniye Aybike’yi izledi.Sonra hafifçe gülümsedi.“Akıncı Yusuf seni gerçekten iyi yetiştirmiş.”Aybike’nin yüzü yumuşadı.“Beni kılıç tutmayı da…”“Özgür olmayı da babam öğretti.”Fatih başını salladı.“Bunu biliyorum.”“Fakat artık saraydasın.”“Burada da öğrenmen gereken şeyler olacak.”Aybike derin bir nefes aldı.“Hünkârım.”“Bir isteğim var.”“Söyle.”“Ben savaşlara katılmak istiyorum.”Odadaki vezirlerden biri şaşkınlıkla başını kaldırdı.Bayezid ise kaşlarını çattı.Fatih ise sakinliğini bozmadı.“Savaşlara katılmak mı istiyorsun?”“Evet.”“Öyleyse önce bana gücünü göstereceksin.”Aybike tek kelime söyledi.“Nasıl?”Fatih bakışlarını Bayezid’e çevirdi.“Bugün öğle vakti…”“Şehzade Bayezid ile talim yapacaksın.”Bayezid’in gözleri büyüdü.“Ben mi?”Tam o sırada Aybike yavaşça arkasını döndü.O keskin bakışlarını Bayezid’e çevirdi.Bayezid bir anda sustu.Fatih hafifçe gülümsedi.“Anlaşılan birbirinizi tanımak için güzel bir fırsat olacak.”Aybike hiç konuşmadan odadan çıktı.Bayezid ise içinden söyleniyordu.“Ben bu kıza mı yenileceğim?”Koridorun sonunda yürüyen Aybike’nin aklından ise bambaşka bir cümle geçiyordu.“İnşallah düşündüğüm kadar güçlüdür, Şehzade…”Ve öğle vakti yaklaşıyordu…
Talim Meydanı
Öğle güneşi sarayın taş avlusunu aydınlatıyordu.Talim meydanının etrafı askerlerle, seyislerle ve meraklı görevlilerle dolmuştu.Herkes aynı şeyi konuşuyordu.“Şehzade Bayezid, yeni gelen kızla talim yapacakmış.”“Akıncı Yusuf’un yetiştirdiği kız değil mi?”“Bakalım ne kadar iyiymiş…”Bayezid odasında zırhını kuşanıyordu.Lalası kemerini bağlarken gülümsedi.“Şehzadem.”“Bugün fazla zorlamayın.”Bayezid kaşını kaldırdı.“Niye?”“Sonuçta bir kız.”Bayezid hafifçe güldü.“Merak etme.”“Birkaç hamlede biter.”Kemerini düzeltti.Sonra küçük bir şişeyi eline aldı.Boynuna hafifçe güzel kokulu yağ sürdü.Lala şaşkınlıkla baktı.“Şehzadem…”“Talim için bu kadar hazırlık?”Bayezid omuz silkti.“İnsan her zaman düzenli görünmeli.”Tam o sırada kapının önünden Aybike geçti.Üzerinde sade bir talim kıyafeti vardı.Belindeki kılıç yürüdükçe hafifçe sallanıyordu.Bayezid’i baştan aşağı süzdü.Sonra yürümeye devam ederken kendi kendine mırıldandı.“Süslü Pakize…”Bayezid gülümsemeden cevap verdi.“Duydum.”Aybike durmadan yürümeye devam etti.“Her şeyi duymak zorunda mısın sen?”“Evet.”Aybike başını iki yana salladı.“Ne büyük dert…”İkisi de talim meydanına çıktığında herkes sessizleşti.Fatih Sultan Mehmet de locadan onları izliyordu.“Amaç kazanmak değil.”“Tekniğinizi görmek.”İkisi de başını salladı.Kılıçlarını çektiler.Metal sesi avluda yankılandı.Bayezid ilk hamleyi yaptı.Hızlıydı.Ama Aybike geri çekilmedi.Kılıçlar havada çarpıştı.Tak!Bir…İki…Üç…Art arda gelen darbeler meydanı dolduruyordu.Askerler hayranlıkla izliyordu.“Şehzadeye karşı hiç korkmuyor.”“Tam tersine üstüne gidiyor.”Bayezid saldırılarını hızlandırdı.Aybike ise her darbeyi ustalıkla karşıladı.Bir an geldi.Bayezid güçlü bir hamle yaptı.Aybike son anda yana çekildi.Bayezid’in dengesi bozuldu.Tam toparlanacakken…Aybike bileğini hafifçe çevirdi.Bayezid’in kılıcı elinden fırlayıp birkaç adım öteye düştü.Meydanda derin bir sessizlik oluştu.Bayezid olduğu yerde donup kaldı.Aybike kılıcını onun boğazına doğrultmadı.Sadece yere sapladı.Bir adım geri çekildi.“Talim bitti.”Fatih Sultan Mehmet ayağa kalktı.Yüzünde memnun bir ifade vardı.“Yeter.”“Aybike…”“Beklediğimden daha iyisin.”Askerler kendi aralarında fısıldaşmaya başladı.“Şehzadeyi yendi.”“Gerçekten yendi.”Bayezid yere düşen kılıcını aldı.Bir an Aybike’ye baktı.Sonra istemese de hafifçe başını eğdi.“İyi dövüşüyorsun.”Aybike kollarını bağladı.“Sen de fena değilsin.”Bayezid gülümseyerek,“Bunu iltifat sayıyorum.”Aybike omuz silkti.“Say.”Tam o sırada Fatih Sultan Mehmet seslendi.“Aybike.”“Evet, Hünkârım.”“Bugünkü talimin ödülü…”“Öğleden sonrayı dinlenerek geçir.”Aybike şaşkınlıkla gülümsedi.“Emredersiniz.”İçinden ise tek bir cümle geçti.“Demek ki sarayda ilk zaferimi kazandım…”Ama onun haberi yoktu.Asıl sürpriz…Henüz başlamamıştı.