16. bölüm · Ait Olduğum Yer (Gerçek Ailem)
14. BÖLÜM
Şuan taş köprünün yakınlarında tatlı bir kafede oturmuş çaylarımızı bekliyorduk. Aramızda ise sadece baran abim ve duru yoktu.
En son ikiliyi baya romantik bi şekilde taş köprünün üzerinde bırakmıştık. Bizi aramadıklarına göre hallerinden gayet memnundular.
Yanımda oturan doruk abim de dalgın halini fark edince kulağıma fısıldadı.
“Sen de mi bizim iki deliyi mi düşünüyorsun?” Bıyık altından gülmesini asla saklama gereği duymuyordu.
“Düşünülmeyecek gibi değiller. Ne yaptılar acaba?” Dedim hafif merak ve heyecanla.
Diğer tarafımda oturan mert de iyice bize yaklaştı ve fısıldadı.
“Ben o ikisini gördüm. Ateşle barut gibiler inşallah köprüyü yakmadan dönerler” dedi sırıtık bi ifade ile.
Doruk abimle ben de aynı şekilde sırıtınca üçümüz de kafamızı sakladık.
“Siz 3’ünüz kafa kafaya vermiş neye gülüyorsunuz öyle?” Diyen sese dönünce bu kişinin demir olduğunu gördüm.
“Hiçç mert birşey dedi de ona güldük” diye kıvırdım.
O da anladım dercesine kafasını salladı.
Garson çaylarımızı masaya getirdi ve servis etti ama benim bardağım uzakta kalınca uzanamadım.
Bir el önüme ince belli bir bardakta çay bırakınca bakışlarım ele kitlendi. Bu demirdi, Demir Karahan.
Ben küçük bi tebessümle ona baktım.
“Teşekkür ederim”
Kafasını hafifçe salladı. Sanırım bu onun dilince rica etmekti.
Oğuzhan abim bana döndü.
“Abim duruyu ara bakalım nerdelermiş?”
Kafamı sallayarak çantamdan telefonumu çıkartım ve duruyu aradım. Telefon çaldı.. çaldı… ama açan olmadı.
Ben de bu sefer baran abimi aradım ama yine açan olmamıştı.
“Yok abi açmıyorlar” dedim pes ederek
“Baran kızı kaçırmış olmasın” dedi elif kıkırdayarak.
“Olur mu, olur” diyerek Zeynep de ona katıldığını belli etti.
Doruk abim de hemen araya girdi.
“Abi boşver takılsınlar işte bildiğimiz yer sonuçta” dedi rahat rahat çayını içti.
“Bence de” diyen eren de çayını höpürdetme evresine geçmişti ki çayı gerisin geri karşısında oturan demirin suratına püskürtü.
Biz şaşkınlıkla ona bakarken o aynı şekilde böğürdü.
“Bu ne lann şerbet gibi” dedi.
O sırada hepimizin bakışları sinirden suratı kıpkırmızı olan demire kaydı. Ciddi manada patlayacak gibi duruyordu bir saniyelik bakışlarımız kesişti. Gözlerini kapatıp derin bi nefes aldı ve sakinleşmeye çalıştı.
Gözlerini açtığında hedefi eren di füze fırlatır gibi bakışlar attı. Eren de onun bu haline gülüp, gülmemek arasında kalmıştı.
“Kardeşim iyi misin?” Dedi en sonunda
“Senin ağzının ayarını seveyim eren. Ne yapıyorsun oğlum?”
“Kusura bakma valla yanlışıkla oldu. Hem suç bende değil bu çayı önüme koyanda”
Bakışlar merte kaydı
“Soryy” dedi ve çayını içti.
Ben de bu rahatlıktan istiyorum. Lütfen
Demir masada peçete aradı ama bulamadı. Ben de çantamdaki küçük peçete paketini çıkarıp ona uzattım.
“Buyrun komserim” dedim hafif bi tebessümle
O da aynı tebessümle karşılık verdi ve peçete paketini aldı. Alırken parmaklarımız ufak bi temasta bulunmuştu ama ufak olmasına rağmen üzerimde etkisi büyüktü.
“Teşekür ederim öğretmen hanım” dedi tatlı tatlı.
Aramızdaki bu anı tabiki de Oğuzhan abimin sertçe öksürmesi böldü.
“Demir şu baranı sen ara öğren nerdelermiş” dedi sert bi şekilde
Demir sadece kafasını salladı ve baranı aradı. 3 Kere arayınca baran abim sonunda açtı.
Bağırarak bişeyler anlatıyordu. Sesini ben bile duymuştum. Demir de dinlerken hafif sırıtır gibi oldu ama hemen toparladı.
“Baran Oğuzhan abi çağırıyor hadi gelin artık” dedi ve olduğumuz kafenin ismini söyledikten sonra kapatı.
Ben de tuvalate gitmek için ayaklandığım sırada demir de ayaklanınca doruk ve Oğuzhan abimin bakışları bize döndü. Diğerleri kendi halinde eğleniyordu.
“Nereye abim?” Dedi Oğuzhan abim sorgulayıcı bi şekilde.
“Lavaboya abi”
Kafasını salladı ve demire döndü.
“Sen nereye komser?” Dedi manidar bi sesle
Demirin bakışları ben ve Oğuzhan abim arasında gidip geldi.
“Lavaboya. Şuan birisi üzerime sıçmış gibi hissediyorum” dedi hafif sinirle
Abim bişey demeden kafasını salladı.
Önde ben arkamda demir tuvalete doğru yürüdük. 1 dakika sonra demir de yanımda yürümeye başladı.
“Baranla durunun arası baya iyi heralde” dedi sırıtarak
Ben kafamı ona çevirmiştim ama o önüne bakıyordu. Uzundu boyu. Baya uzun
“Yanii öyle. Ben bile aralarının bu kadar iyi olacağını düşünmüyordum. İyi arkadaş oldular ” diyerek olayı kıvırmaya çalıştım.
Burnundan güler gibi bi sesi çıktı. Artık o da bana bakıyordu.
“Arkadaş mı?”
“Evet. Neden bu kadar şaşırdın?”
“Arkadaştan daha çok hoşlantı gibi gelmişti bana”
“Nerden vardın bu sonuca?” Derken lavaboya yakın bir ağacın yanın da durmuştuk.
Omzunu indirip kaldırdı.
“Ben bu işlerden pek anlamam ama aralarında bariz bi çekim var bunu görmemek için kör olmak lazım”
Şüpheyle süzdüm. Yakışıklıydı. Sarı saçlar, ela gözler, uzun boy ve yapılı bi vücut. Etkilenmek için gayet yeterliydi
“Bence sen bu işlerden baya anlıyo gibisin” gözlerimi kısarak dikkatle baktım.
Bu halime kocaman bi kahkaha attı.
“Maalesef ki göründüğümün aksine gerçekten o işlerden anlamıyorum. Bence aşk tek kişilik ”
“Nasıl yani platonik gibi mi?”
“Hayır. Gerçekten aşık olduğunda hissersin. Yuvanı bulmuşsun gibi ayrılamazsın ondan”
Dedikten sonra kalbinin üzerine iki kez vurdu.
“Sevgilim oldu ama hiçbiri kalbimdeki boşluğu dolduramadı”
Ciddiyetle dinledim.
“Hiçbiri? Sen baya çapkın birisin demiştim”
Kafasını sağa çevirdi ve tekrar küçük bi kahkaha attı ama bi anda ifadesi dondu.
“Asıl çapkın belli” dedi sırıtık bi ifadeyle. Ne olduğunu görebilmem için beni kendine çekerek vücuduna yapıştırdı.
Bir anlık bocaladığım için dibindeyken kafamı kaldırarak yüzüne baktım. İkimiz de alık bi ifadeyle birbirimize bakarken onun bakışları bi saniyeliğine dudaklarıma değdi.
Boğazını temizleyerek kendini toparladı ve kafasıyla karşımızı işaret edince benim de bakışlarım oraya döndü.
Baran abim ve duru yan yanaydı ama ne yan yana…
Sanırım mert haklıydı. Bu ikili ateşle barut gibiydi. Şuan gördüğümüz görüntü de bunu onaylar nitelikteydi.
Abim duruyu lavabonun duvarına yaslamış bi elini de duvara dayamıştı. Ve gerçekten gözlerime inanamayacağım bir şekilde öpüşüyorlardı ama ne öpüşmek…
Ben şokla onları izlerken demirin elleri gözlerimi kapatmıştı. Noluyo lan dememe fırsat kalmadan sırtımı ağaca dayadı
“Ses çıkartma bu tarafa bakıyorlar” diye fısıldadı ama keşke fısıldamasaydı. Ben bi fena olıyordum
Ben de sadece kafamı sallamakla yetindim. Demir kafasını ağacın arkasından çıkartarak tekrar duru ve abime baktı. Yerden bi taş alarak baran abimin kafasına attı.
“Yeter oğlum. Bu ne doyumsuzluk ula” diyerek kendi kendine de söylenmeyi ihmal etmemişti.
“Of hala mı öpüşüyorlar. Yeter yaa” diye ben de isyan da bulundum.
Bakışları bana dönünce gözleri tek çizgi halini alacak şekilde güldü. Ama bakın ben gerçekten bayılırdım şimdi.
Tekrar bi kontrol yaptıktan sonra dibimden ayrıldı. Ama neden ki Yanii?
“Gitmişler. Hadi sen de lavaboya gir biz de geri dönelim” dedi
“Artık girmeme gerek kalmadı”
“Noldu kız altına mı yaptın” dedi ve sırıtı.
“Hahah çok komiksin” dedim ters ters
“Neyse tamam dönelim o zaman” diyerek ilerliyordu ki kolundan tutum.
“Ee sen girmeyecek misin?”
Bi an bocaladı. “Eee benim de giresim kaçtı”
İkimiz de bişey demeden ilerlemeye başladık. Masaya vardığımızda baran abim ve duru karşılıklı sandalyelere oturmuş çay içiyorlardı.
Biz de kendi yerlerimize kurulunca ekip tam olarak burdaydı.
Gözlerim hepsinde gezindi. Hepsi kendi aralarında muhabbet döndürüyordu ve hepsi mutluydu. Artık ben de mutluydum, büyük aile masasında bana da yer vardı.
Gerçek bir ailem, yuvam vardı…
🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿🌿
Uzun zaman sonra yeni bölümle geldikkk 🥳
Aslında başrol karakterlerimiz demir ve nehir ama baran ve durunun kimyası çok hoşuma gitti.
Bu bölümde de iki çiftide yakınlaştırdık
Bölüm hakkında düşünceleriniz neler?
Bakalım 15. Bölümde neler olacakk?
Öpüldünüzzz 💕
