2. bölüm / 6
AĞA'NIN TUTKUSUİlk karşılaşma
Bölümler 6Şu an: İlk karşılaşma
- 1 Zehra582 kelime
- 2 İlk karşılaşma744 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 PLAN475 kelime
- 4 EZMAN AĞA1.048 kelime
- 5 ZEHRA812 kelime
- 6 Amcaoğlu'nun planı501 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2.bölüm
Zehra'nın anlatımıyla
Kapının zilini iki kez çaldım.
Kapıyı Yağmur'un ablası Hasret açtı.
"Kız Zehra geleceğini bilmiyordum, nasıl izin aldın?"
Bunu derken ben ayakkabılarımı çıkarıyordum.
"Annem izin verdi ama babam bilmiyor, kimseye söyleme."
Dedim, ondan bir sır çıkmayacağını biliyordum. Aslında tüm ailesinden sır çıkmayacağını biliyordum.
"Anladım canım, gel beni takip et, azıcık yardım et. Hiçbir şeye yetişemiyoruz." diye hayıflandı. Ben de peşinden mutfağa girdim ama girmez olaydım. Mutfakta o kadar büyük bir kalabalık var ki girmeyle ruhum daraldı.
Yağmur beni görünce aynı sorularla beni boğmaya başladı. Ona da durumu anlatıp mutfağa yardıma başladım.
Menüde yok yoktu. Menü, Mardin'e ait yemeklerle, bizim kültürümüze ait yemeklerle doluydu.
İçten içe o bahsedilen ağayı merak etmeye başlamıştım. Nasıl birisi olduğu sorusu içimi yiyordu.
Yemeklerin çoğu ben gelmeden önce servis edilmiş, içerden gelen boş tabaklara yeni yemekler servis ediliyordu.
Ben hep kadınların olduğu sofraya servis ettim.
Servisler bitince yemeklerin yenilmesini beklemeye başladık.
Artık boşlar sofradan alınmaya başlanınca ben de merakıma yenik düşüp erkeklerin olduğu masaya boşları almaya gittim. İçeride her yaş arası erkekler vardı. Girmeyle pişman olmam bir oldu ama artık girmiştim, korkup kaçmaya gerek yoktu.
Ağayı gerçekten merak ediyordum ama hangisinin o olduğunu bilmediğim için masada rastgele boşları almaya başladım ama benim çok büyük anksiyetem vardı.
Bu kalabalıkla ve bu kadar erkekle bir arada olmamaya alışkın olmadığımdan ellerim titremeye başladı. Boşları alırken bir anda elimden yarıya kadar dolu olan su bardağı devrildi. Yer yarılsaydı da içine girseydim. Ben utançla masanın suyunu peçete ile silerken bulunduğum yerin karşısında bulunan sandalyenin yanındaki, yani en baştaki sandalyedeki adam bana yüzünden bir şey anlamadığım bir şekilde ama koyu siyah harelerinden anladığım kadarıyla eğlenerek...
Erkeksi kalın bir sesle, "Dikkat et küçük hanım." dedi.
Ben de ona bakıp kekeleyerek "Özür dilerim." dedikten sonra başını tam anlamında salladı.
Elimdeki boşlarla mutfağa doğru gittim.
Boşları tezgâha bırakmayla bir bardak su alıp içtim. Dilim damağım kurumuştu stres ve utançtan.
Çaylar dağıtılmış, artık çalışan herkes genel olarak dinlenmeye başladığında ben, Yağmur ve Ecrin kapının önüne çıktık.
Ecrin çapkın bir tipti, erkek ayağı fazlaydı.
Odadaki tüm erkekleri gözden geçirmiş ve bize anlatmaya başladı.
"Kızlar, orda 4 tanesi çok hoşuma gitti." dedi.
Yağmur gülerek hangileri olduğunu sordu. Haspama bak, aşağı yukarı evde 25-30 tane erkek var ama hanımefendi aşırı seçici olduğu için 4 tanesini beğenmiş!
Ben de içimden bunları geçirirken yüzüne bakıp ne anlatacağını dinlemeye başladım.
Oradaki iki erkeği anlattığında pek dikkatimi çekmedi fakat "Ama ağa ve ağanın kuzeni mi kardeşi mi, çok yakışıklıydılar." Ben de meraktan,
"Ağa hangisiydi ki?" diye sordum.
Ecrin, "Kanka şu en başta oturan adam, kara kaşlı, saçlı, esmer olan ama var ya, o erkek değil, daha fazlası ya. Ona tapılır, o kadar yakışıklı." dedi.
Bana "Dikkat et." diyenin o olduğunu anlayınca istemsizce hem heyecanlandım hem de utandım.
Benim asla erkek ayağım yoktu. Hiç sevgilim olmadı. En son ne zaman âşık olduğumu dahi hatırlamayacak kadar uzun süredir bu işlerle uğraşmıyordum.
Biz kapının önünde sohbet ederken en başta o ağa ve arkasında bir sürü erkek ile dışarı çıkıyorlardı. Ben de kapının önündeki kurma salıncakta oturuyordum. Kapının açılmasıyla onunla göz göze geldim. Yüzünde gram mimik yoktu, bense bahse girerim yanaklarım domates gibi olmuştu.
Fazla beklemeden erkekler kapıdan çıktıktan sonra hemen içeri geçtik son kez ağaya bakacaktım mi elinde sigarasıyla bana bakıyordu az kalsın bayılıp düşerim mutfağa kendimi nasıl attığımı bile zor hatırlıyorum sandalyeye oturduktan sonra ecrin ve yagmur bir şeyler anlamış gibi suratıma bakarlarken bende "ne oldu be be neden öyle bakıyorsunuz" diye sordum ecrin kısık ama heyecanlı bir sesle "ağa sana bakıyordu sende çooook utandın aşık mı oldunuz kızz" diye ateşli ateşli söylerken bende
"Yok be ne alaka bir daha açmayın" diye cırlarken telefonum çalmaya başladı annem arıyordu saate baktım ama saat baya geç olmuştu hemen açtım
"Nerdesin kızım ne zaman geliyorsun acele et baban kızmaya başladı"
Bende,
"Anne saate bakmayı unutmuşum kusura bakma hemen geliyorum." dedim.
"Tamam acele et bekliyorum." dedi annem.
Bende aceleyle kalkıp kızlara söyledim, ikisine de sarılıp:
"Hiç beklemiyordum, iyi ki geldin." dedi Yağmur.
"Ben de en az senin kadar beklemiyordum." dedim.
Ecrin'e de sarılıp kapının önüne geldim.
Ayaklarımı giyerken ağaya baktım. Arkası dönük, telefonla uğraşırken sigara içiyordu ama ne kadar da sigara içiyor diye düşündüm.
Kızlara görüşürüz dedikten sonra yürümeye başladım ağanın yanından geçerken ağır erkeksi bir koku aldım ama bu asla parfüm değildi.
Geçerken konuşmaya başladı:
"Sen de evden çıkabilmişsin sonunda."
Arkama döndüm ama elindeki telefonla konuşuyormuş. Göz göze tekrar geldik. Ben o heyecanla arkamı dönüp giderken:
"Bekle!" diye yüksek sesle konuştu ama bir rica gibi değil, bir emir gibiydi.
Bu kelimeyle put gibi olduğum yerde taş kesilip kaldım desem yeridir.
Bölüm etkileşimi
