7. bölüm · Adaltenin Gölgesinde

7.Bölüm-İtiraf Edilemeyen Aşk

Lavinia Çelik

Aradan iki hafta geçmişti.

Vera ve Kaan artık neredeyse her gün birlikte çalışıyordu. Aynı dosyaların başında saatler geçiriyor, tanıkları birlikte dinliyor, delilleri birlikte inceliyorlardı.

Bir zamanlar birbirlerini yalnızca rakip olarak gören iki avukat, şimdi aynı amaç için omuz omuza mücadele ediyordu.

Fakat değişen sadece bu değildi.

Artık birbirlerinin gülüşlerini ezberlemişlerdi.

Kaan, Vera'nın kahvesini nasıl içtiğini biliyordu.

Vera ise Kaan'ın düşünceli olduğunda yüzüğünü çevirdiğini fark etmişti.

Hiçbiri bunu dile getirmiyordu.

---

O gün yeni bir tanıkla görüşmek için şehir dışındaki eski bir malikâneye gittiler.

Yaşlı tanık onları içeri aldı.

Konuşma bittikten sonra yaşlı adam, Vera ile Kaan'a uzun uzun baktı.

"Evli misiniz?"

İkisi de aynı anda konuştu.

"Hayır."

Yaşlı adam gülümsedi.

"Öyle görünüyorsunuz."

Vera utançla gözlerini kaçırdı.

Kaan ise istemsizce gülümsedi.

Malikâneden çıktıklarında Vera hafifçe omzuna vurdu.

"Güldüğüne göre hoşuna gitti."

Kaan kahkaha attı.

"Biraz."

"Demek öyle."

İlk kez birbirleriyle bu kadar rahat şakalaşıyorlardı.

---

Akşam üzeri dönüş yolunda aniden şiddetli bir yağmur başladı.

Kaan arabayı küçük bir dağ evinin önüne çekti.

"Yağmur biraz dinsin."

İçeri girdiklerinde yaşlı işletmeci onlara sıcak çay getirdi.

Dışarıda gök gürültüsü duyuluyordu.

Elektrikler birkaç saniyeliğine kesildi.

Vera irkilince Kaan fark etmeden elini tuttu.

İkisi de birkaç saniye boyunca öylece kaldılar.

Kaan yavaşça elini çekti.

"Özür dilerim..."

Vera başını iki yana salladı.

"Önemli değil."

İçinde garip bir sıcaklık hissetmişti.

Keşke elini biraz daha geç bıraksaydı diye düşündü.

Bu düşünce karşısında kendi kendine gülümsedi.

---

Yağmur hafiflediğinde dışarı çıktılar.

Dağın yamacından bütün şehir görünüyordu.

Bulutların arasından gün batımı yavaşça ortaya çıkıyordu.

Vera sessizce manzarayı izledi.

"Çok güzel."

Kaan onun yerine baktı.

"Evet..."

Ama gözleri şehirde değil, Vera'nın üzerindeydi.

Rüzgâr saçlarını savuruyordu.

Vera bunu fark edince ona döndü.

"Ne oldu?"

Kaan kısa süre sustu.

Sonra cesaretini toplayıp konuştu.

"Son zamanlarda..."

Vera bekliyordu.

"...iyi ki seni tanımışım diye düşünüyorum."

Vera'nın kalbi hızlandı.

Gözleri dolacak gibi oldu ama belli etmedi.

"Ben de."

Sadece bu iki kelimeydi.

Ama ikisi de bu iki kelimenin taşıdığı anlamı hissediyordu.

---

Gece...

Vera evine döndüğünde kapısının önünde küçük bir kutu buldu.

Kutunun içinde beyaz papatyalar vardı.

Yanında ise isimsiz bir not.

"En saf insanlar, en acı sonları yaşar."

Vera'nın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.

Hemen Kaan'ı aradı.

"Kaan..."

"Sakin ol. Ne oldu?"

Vera titreyen sesiyle notu okudu.

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu.

Kaan derin bir nefes aldı.

"Beni dinle."

"Evet?"

"Kapıyı kilitle."

"Peki."

"Ben geliyorum."

---

Yirmi dakika sonra Kaan kapının önündeydi.

Vera kapıyı açar açmaz derin bir nefes aldı.

Nedense onu görünce korkusu azalmıştı.

Kaan evi kontrol etti.

Kimse yoktu.

Tam çıkacakken Vera sessizce konuştu.

"Teşekkür ederim."

Kaan ona döndü.

"Her zaman."

Bu iki kelime Vera'nın kalbine dokundu.

İlk kez, yalnız olmadığını hissediyordu.

Ama ikisinin de bilmediği bir gerçek vardı.

Sokağın karşısındaki park etmiş siyah aracın içinde biri onları izliyordu.

Elindeki fotoğrafa baktı.

Fotoğrafın arkasında tek cümle yazıyordu:

"Birbirlerine âşık oldular... Şimdi sıra onları ayırmakta."