4. bölüm · Adaltenin Gölgesinde

4.Bölüm-Çatlakların Ardındaki Gerçek

Lavinia Çelik

Sabahın ilk ışıkları Vera'nın ofisinin camlarına vururken, masanın üzerindeki dosyalar hâlâ açıktı. Gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştı. Aklından çıkmayan tek cümle vardı:

"İkisi de ölecek."

Bu sözleri bilmiyordu. Henüz duymamıştı. Ama içindeki huzursuzluk, yaklaşan büyük bir felaketi fısıldıyordu.

Telefonu çaldı.

Arayan Kaan'dı.

"Adliyeye gel. Sana göstereceğim bir şey var."

---

Yarım saat sonra...

İkili, adliyenin eski delil odasında buluştu.

Kaan, masanın üzerine sararmış bir dosya bıraktı.

"Bu dava on iki yıl önce kapanmış."

Vera dosyayı açtı.

"Cinayet..."

"Hayır." dedi Kaan. "Cinayet gibi gösterilmiş."

Vera sayfaları çevirdikçe yüzündeki ifade değişmeye başladı.

Dosyada adı geçen şirket, bugün yargılandıkları davadaki şirketle aynıydı.

"Bu imkânsız..."

Kaan derin bir nefes aldı.

"Hayır. Birileri yıllardır aynı yöntemi kullanıyor."

Vera, tanık ifadelerini okumaya başladı. Bazı sayfalar eksikti.

"Bunlar koparılmış."

"Bilerek."

İkisi de sessizce birbirine baktı.

Artık bunun tek bir cinayet davası olmadığını anlamışlardı.

Bu, yıllardır süren büyük bir suç zinciriydi.

---

Tam çıkacakları sırada yaşlı bir görevli yanlarına yaklaştı.

"Avukat Kaan Demiray?"

"Evet."

"Bu dosyayla ilgilenmeyin."

Kaan şaşırdı.

"Neden?"

Görevli etrafına bakındı.

"Çünkü bundan önce ilgilenen herkes ya görevini bıraktı..."

Sesi titredi.

"...ya da öldü."

Adam daha fazla konuşmadan hızla uzaklaştı.

Vera'nın elleri buz kesmişti.

"Şaka yapıyordur..."

Kaan başını iki yana salladı.

"Hayır."

---

Akşam saatlerinde...

Yağmur yeniden başlamıştı.

Vera adliyeden çıkarken şemsiyesini açtı.

Tam merdivenlerden inerken ayağı kaydı.

Düşeceği sırada güçlü bir el kolundan tuttu.

Kaan.

"İyi misin?"

Vera kısa bir an ona baktı.

"Evet..."

İlk kez göz göze geldiklerinde mahkeme salonundaki soğukluk yoktu.

Yerini anlayamadıkları bir sıcaklık almıştı.

Vera elini geri çekti.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim."

Birlikte otoparka doğru yürümeye başladılar.

Yağmur sessizce yağıyordu.

Ne konuşuyorlardı ne de sessizlik onları rahatsız ediyordu.

---

Tam o sırada...

Karşı binanın çatısından uzun namlulu bir dürbün doğrultuldu.

Nişangâh önce Vera'nın üzerine geldi.

Sonra Kaan'ın.

Tetiğe uzanan parmak yavaşça sıkıldı.

Fakat tam ateş edilecekken kulaklıktan bir ses geldi.

"Hayır."

"Henüz zamanı değil."

Silah geri çekildi.

---

Vera arabasına binecekken Kaan seslendi.

"Vera."

Genç kadın arkasını döndü.

"Bence bu davayı kazansak bile hiçbir şey bitmeyecek."

Vera hafifçe gülümsedi.

"O zaman sonuna kadar gideriz."

Kaan da ilk kez içten bir gülümsemeyle karşılık verdi.

"Sonuna kadar."

O gece ikisi de bilmeden aynı gökyüzüne baktı.

Aynı yıldızları gördüler.

Ve aynı soruyu düşündüler.

Gerçek ortaya çıktığında, ödeyecekleri bedel ne olacaktı?