3. bölüm / 5
1 Sonsuza dek3 bölüm ikinci şans
Bölümler 5Şu an: 3 bölüm ikinci şans
İntihar günü
Bazı insanlar ikinci şansı hak ederdi birşeye tekrar başlamak tan bahsetmiyorum hayata iki kere tutunmaktan bahsediyorum ben galiba bir ker tutunacak tım bu hayata aklımdaki düşünceler susmuyordu Akını itip kızı tutum ve yanıma çektim Akın bana sert ve serseri bir şekilde bakıyordu Akın karışma işime biraz eleniyorduk dimi fıstık diyerek arkamda ki kıza baktı onu belime yasladım kıza dönüp iyi olacaksın diyerek önüme döndüm Akın beni iterek ezik karışma işime zaten gününü göstericem daha çok mu dayak yemek istiyorsun Alpçik elini iterek Akın yeter kızı rahatsız etme sana ne lan git sene biraz elenicem dimi fıstık kız elimi tutu ve hafifçe sıktı kulağıma doğru lütfen yardım et sessizce tamam diyerek onu bir kenara çektim Akın lan sen niye laf anamıyorsun bırak dediysem bırak ezik anlamıyor musun o nu itim napıyon lan sen sinirlendim mi Alpçik ona sert bir yumruk geçirdim ve kızın yanına gittim kızın elini tutum ve koştum onu revire götürü cektim topladığını gör düm ona yürüyemesen seni taşırım istersen başını saladı onu yavaşça kucaığma aldım üstümdeki çekedi eteyini üstüne koydum yürürken gözükmemsi için hızlı adımlarala revire girdim Akının gelemesini hiç istemiyordum revir boştu onu kucağımdan indirip sandalyeye oturtum birkaç tane ilaç alıp yara bandı da alıp yanına döndüm bacak bileyi yaralan mıştı koşuşturma yüzünden konuşamamştık nazik bir şekilde bacaığını aldım ona ben Alp Erdem sen ben Elif Ilgaz ikinci sınıf öğrencisiyim bende ikinci sınıf öğrencisiyim teşekkürler Alp sen olmasaydın bana daha çok zarar verirdi bişey değil ama kendini niye savunmuyorsun seni yaralamasına izin verme kendini savun mayı öğrenmelisin Elif böyle insanlar gücü yettiği insanları ezmeyi çok severler bunu sende bend e iyi birliyoruz Elfe zorbalık yapıldığını görmüştüm önceden ama ben müdahale etmeden başka kişiler onarı ayırmıştı ama bugün kimse yoktu kim olursa olsun Akının zarar vermeye çalıştığı insanlara yardım edicektim Elif sessizce mırıldandı acıyormu diye sordum Elif hayır biraz yakıyor ama ondan da bir şey olmaz ben seni yordum zaten gidim tam bacaığını çekic ekti ben ondan daha hızlı davrandım ve bacaığını çektim daha pansuman bitmedi Elif bitsin gidersin sanda zahmet oldu Alp kusura bakma sonra San bir şeyler ısmarlarım ödeşiriz olur ama bir şartım var neymiş Alp kendini savunmayı öğreneceksin başını salladı yaraya hafifçe üfledim Elif kendisini sıkıyordu yarası çok büyük olmasa da acıtı yordu bundan emindim pansumanı bitirip aya kalktım
İlaç ları yerine götürdüm Elifin yanına döndüm Elif yürüyebilir mis yürüyemesen seni taşırım sana daha zahmet vermim Alp bugünkü herşey için teşekkürler Alp iyikivarsın ne demek ama seni eve götürene kadar kitmem yok eve gitmicem sınıfımda dinlenilenicem tamam ozaman Elif durdu ve şey numaranı alabilir miyim diye sordu başımı hafifçe saladım numaramı ona verip sınıfına bırakayım bari Elif diyerek onu kucağıma aldım omzunda elrini birleştirdi revirden çıkıp sınıfına doğru yürüdüm sınıfa gelince sınıfın kapısını çaldım hoca geldiyince kapıyı bacağımla açtığım birana herkesin bakışları bize döndü hoca a bize bakıyordu durumu yanış anamamları için hocam dersinizi böldüm için üzür dilerim Elif arkadaşım yaralandığı için onu revire götürdüm yürüyemediği için onu getirdim Elife dönerek sıran hangisi Elif diye sordum elini orta sıra sonara doğru bir sırayı gösterdi onu sırasına doğru gittim onu yavaş ça sıraya oturtum sonbirkez dah teşekkürler Alp iyikivarsın başımı salayıp sınıfın kapısına yöneldim ve hocaya iyi dersler diğer sınıftan cıktım sınıfıma ilerledim sınıfıma girdim de içerde Akın gördüm napıyorsun Alpçik sinele homurdandım dersimiz Spor ve beden eğitimi olduğu için sınıfta kimse yoktu ne istiyorsun Akın hiç ölmenin istiyorum Alpçik neden diye sordum çünkü her işime burnunu sokuyorsun sokmaman için seni uyardım ama sen ne yaptın işime burnun soktun sen orda kızı taciz etmeye çalış bende ağaç gibi durmamımı bekliyordun Akın sana ne lan istedim her şeyi yaparım
Seni ilgilendirmez ilgilendiriyor Akın bunu dedim de hiç beklemeden yüzüme bir yumruk atı ne ye uğradığımı şaşırdım bir yana savruldum bacağıma tekme atıp benim üstüme çıktı yüzüme ard arda yumruk atmaya başladı sen hangi hakla ban karışırsın seni küçük ezik ağzımın içinde kantadı Alanya başlamıştım ona sert bir yumruk yapıştırdım olan üstümden inip bir yere savruldu ne ye uğradığını şaşırmaşa benziyordu bunu benden beklemiyordu bundan emindim kendisini bir şey dandığı için insanarı kolayca aşalıya bileceğni sanıyordu ama yanılıyordu
ayağı kalkıp yüzünü tutu sen dedi bunu bana nasıl yaparsın seni bir kelimemle bu okuldan hata bu şehirden atığırım anladın mı babamın tekbir kelimesiyele seni kovarım Alpçik anadınımı beni dedikten sonra bana doğru yürümeye başladı yanıma gelip bir bıçak verdi bıçak üstünde ya savaş yada öl yazıyordu anamıyarak bu ne diyerek ona baktım o da kahkahalar atıyor du bu dedi gelecekte seni öldürecem pıçak Alp noldu korktuğnumu yoksa merak etme seni öyel güzel öldürücem ki zevkten dört köşe olucaksın bıçağı elimden kaptı gibi sınıftan çıktı savaş yada öl nedemek isedini anamıştım demek istediği şey ya onunla savaşıp mücadele edicektim yada beni Elife bulaştım ve onu korudum için beni öldürecekti adi herif anca insanlarla uğraşırdı sınıftan çıkıp Spor salonuna indim basketbol sahasına indim de herkesin bir şeylerle uğraştığını gördüm içimden acaba hocalara söylemelimiyim diye düşündüm ama bir anda aklıma gelen kararla vazgeçtim çünkü hocaların beni dineyeceklerini sanmıyorumdum hepsi Akının babasından rüşvet alarak susturluyordu gidip onlara söylersem onlar için daha çok para demekti insanlar para için herşeyi yapıyordu bir bir lerini kandırıyor hata öldürüyodu herkes para için savaşıyordu ama o paradan gözlerini ayırıp etrafa baksalrdı ve elrindekiyle yetinselerdi böyle kötü insanlar artmazdı aslında dünya iyi leri öldüren yerdi kötüler yaşardı daha çok iyi insanlar elerindeklerle yetinir daha çok çabalradı ve çabalrın karşlını alrdı ama bir kıskanç gelip onu sokakta öldürebilirdi ailesi tarafından sevilmeye bilirdi toplumda adları inek diye geçerdi ama onar kıskanır lardı kötü insanlar bilirlerdi kendileri bu kadar başarılı olamayacaklarını ve amaca kıskanırlardı başımı hafifçe salayıp düşüncelerimi susturmaya çalıştım
ama sus muyorlardı hayatın nekadar acımasız oldunu haykıryorlardı aklımın içinde haklı olsalarda her dakika başım zokluyordu tam osırada birsi beni omzumdan iti ne olduğunu anamamıştım beni iten kişiye baktım biz sınıfatan Ömerdi Akının ikiziydi
Bir bir lerinden nefret ederlerdi kardeş olmalarına rağmen ama ikisinin kötü yanı kötü insanlardı insanlar zarar verirlerdi bundanda keyif alırlarfı noldu ezik ağlama tamamı acıtımı diyerk bana baktı benden kısaydı yüzüme bakmak için başını kaldırmıştı ona karşılık vererek omzundan itim asıl sen ağlama cüce diyerk duvara onu serçe itim bu kadar dayandığım yeterdi hiç beklemdim bir anda kafamın arkasından bir arı hisetim noldunu anamadan gözümün önü karardı ve yere yığıldım
Gözlerimi açtığımda yerdeydim her yerimden kanar akıyordu bacağımı hisetmiyordum aynı şekilde elimide hisetmiyordum nolmuştu bana başımda bir önceki ağrıma göre daha çok bir ağrı vardı başım o kadar ağrıyordu ki kafamı alıp yerinden kopartasım geliyordu en son neler yaşadığımı hatırlamaya çalıştım ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu en son Ömer'i hatırlıyordum onun beni itini ve benim o onu da itimi hatırlıyordum ama şu an ben neredeydim kapkaranlık bir odayı içerisinde yere yığılmıştım ellerim ve kollarım bağlıydı ne yapıyordum acaba burada
benim burada ne işim var diye düşünmeden edemiyordum neden buradaydım en sonunda birisinin benim başıma bir şeyele vurdun ve başıma bir ağrı girdiğini hatırlıyordum ama şu an o Ağrı daha da artmıştı bacağıma baktığım sırada bacağımdan kanlar aktığını o gördüm bu nasıl olmuştu ardından elime baktım ve elimde kanlar akıyordu o kadar çok akıyordu ki sanki kopmuştu elimin resmen kopacak kadar ağrıdığını hissettim şu an neden buradaydım hiç bilmiyordum etraf kapkaranlıktı önümü görmüyordum bile başımdan akan kanları yerde gördüm resmen kan gölü olmuştu yerde bu benim kanımdı kim bunu bana yapmıştı nasıl hala yaşayabiliyordum anlayamıyordum kan kaybından ölebilirdim resmen gözümü bile açamıyordum zar zor açıyordum gözümü bir gözüm açık diğer gözüm kapalıydı gözümde bir ağırlık hissediyordum sanki birisi gözüme yumruklar atmıştı sağ gözüm açık sol gözüm ise kapalıydı önüme bile doğru düzgün görmezken birisinin adım seslerini duydum bu kimdi bu kimdi diye düşünülmeden edemedim sen kimsin diye onu sormaya çalıştım ama sesimi bile çıkmıyordu o kadar sesiz söyledim ki ben bile duyamadım sesimi yanıma yaklaştı ve küçük bir kahkaha attı bu Kimin kahkahasıydı bu akın'ın kahkahasıydı nerede olsam onu tanırdım o onun yüzünden hayatım zaten felakete dönmüştü ve şu an o beni kaçırıp ölesiye dövmüş müydü bacağım ve elimi hissetmiyordum resmen sol bacağım ağrıdan sızlıyordu hatta kırıldığını hissediyordum bacağımı mı kırmıştı acaba sağ elimde ise çok çok ağrıyordu onunla kırmış mı ediyor yoksa sonra ardından bir adım sesi daha geldi onları göremiyorum sadece zar zor bacaklarını görebiliyordum gölgeleri yere düşüyordu siz kimsiniz dedim son bir cümle ikisi de kahkaha attı evet bu Ömer ve akındı hem birbirlerinden nefret ediyorlardı hem de beni tutup ikisi de dövmüştü nasıl bunu yapabilirlerdi şimdi benim buradan kaçmam gerekiyordu ama bunu nasıl yapabilirdin diye düşünmeden edemiyordum siz bunu neden bana yaptınız diye güçlükle söyledim neden mi ezik dedi Akın neden dedim çünkü bize bulaşıyorsun seni ezik Alpçik ne oldu üzüldün mü yoksa ağrıyor mu bir yerlerin hastaneye gitmek ister misin diyerek bir kahkaha attı ardından Ömer yanıma geldi ve beni karnımdan ezmeye çalıştı bacağıyla Ağrı ile inledim yapma demeye çalıştım ama ses çıkmıyordu yapma lütfen dediğimde ise ne oldu acıyor mu kıyamam sana diyerek kahkaha attı neden bunu bana yapıyorsunuz diye sordum senin ölmeni istiyoruz çünkü dediler ben size bir şey yapmadım ki dediğimde sen bizim işimize karışıyorsun bu yüzden gitmelisin seni istemiyoruz bunu anla dediklerinde lütfen beni bırakın demeye çalıştım ama sesim çıkmıyordu ağzımdan kanlar geliyordu ciden ölecek miydim bugün hayır olamazdı bu pisliklerin yanında ölemezdim bir şartla seni bırakırız dediler ne diye sordum işlerimize karışmicak ve bidaha etrafımızda gözükmiceksin ve bunu sana kim yaptı diye sorarlarsa bizim yaptığımız söylemeyeceksin merak etme bir tane deli bulduk onu hapse tıktırız olur biter arkadan bir adam geldi elinde Orta yaşlarda bir adam vardı ona dönüp sen bu çocu bu hale getirdin tamamı polislere teslim olursun ve Alpe zarar verdini itiraf edersin adam çaresiz bir halde hayır yapamam ailem var benim bunu yapamam dedi onar işe biz bu Alp için hapse mi gircez ya kabul edersin yada aileni öldürüz karını çocuklarını hepsini
öldürüp suçu sana atarız zavalı dedi hepsi bir aığzdan hayır diye inedim ama beni fuymafılar adama ağlamay
Başladı Akın ağlama önümde zavalı dedi insanarı küçük görüyorlardı eziyorlardı adamı zorluyorlardı kendi işledikleri duçu onun üzerine yıkmak istiyorlardı istedikleri olmasa ailesine zarar vereceklerini ve hepsini teker teker öldüreceklerini söylüyorladı bide bu yetmez miş gibi busuçları ona yıkacaklardı adamın ne suçu vardı benimyüzümden bir insanın hayatını mahvetmek istemedim asla ne yapmalıydım ne bilmiyordum hem onu ve kendimi kurtarmalıyd ama nasıl adam isteksizce başını saladı tamam yapacağım dedi aileme dokunmayın yeter dedi hayırdedim son güçümle yine duymadılar ne yapmalıydım çok çaresizdim ne yapabilirdim o sırada Ömer konuştu güzel ezik şimdi polis karakoluna git ve itaraf et ama sakın bizimle ilgili bir şey söyleme eyer söylersen anında aileni ve seni öldürüz anadınmı beni diyerk adamın sacını çekim yukarı çekti adam acıyla inedi kimdi bu adam çok tanıdık geliyordu biraz daha odaklandım ve onun Laranın babası Fatih bey oldunu gördüm ne nasıl olurdu geçen gün onu kabusumda görmüştüm Fatih beyi çekip orada duran adama yardımcısına seslendi al şu eziği polis karakoluna götür sonra beni işaret eti bu eziği alın hastaneyi önüne atın dedi Akın bana dönüp eyer seni kim bu hale getiriler diye sorarlarsa şu eziği söyleyeceksin Fatih beyi işaret eti eyer bizim adımızı verirsen onu ve ailesini öldürüz tamamı Alpçik söz dinele dedi
ne yapacağımı bilmiyordum adam Fatih beyi akıp götürdü ne yapacaktım ne hadi düşün Alp düşün dedim kendime iki adam beni kaldırdı birsi kolarımdan birisi bacağımdan tütü ve kaldırdılar beni bir arabayın içine bindirdiler başım başım ağrıdan çatlıyor belim resmen sızlıyordu elim resmen kopacak gibi ağrıyordu bacağım ise felaket haldeydi sanki bir daha yürüyemeyecektim çünkü o kadar ağrıyordu ki o kadar çok ağrıyordu ki ne yapacaksım bilemiyordum ağrıdan kıvranıyordum adamlardan biri resmen beni işgence etmek ister gibi bıçak çıkartı ve ban döndü araba salanıp duryordu arabanın içinde oturmuş ağrı'dan sızlanıyordum adam zaten bu haldesin seninle bir az oynasak bir şey olmaz herhalde dimi diyer adama dönerek oda başını saladında bıçağı hiç acımadan bacaklarıma sapladı birisi sağ bacağıma diyeri sol bacağıma sapladılar çektim ağrılar yetmezmiş gibi bacaklarıma bıçak saplamışlardı arıyla inedim kahkaha atmaya başladılar bacaklarımdan kan akıyordu şimdi sahada akmaya başlamıştı bir kaç dakika sonra arabanın içi resmen kan gölüne döndü onar bana bakıp kahkahalar atıyorlardı ve acıdan ölüyordum orda geçirdim süre yılar gibiydi her yerimden kanlar akıyordu ya sakat kalırsam ya bidaha yürüyemesem aileme yük olurdum zaten onlara yeterine yük oluyordum varlığım yüktü benim için ben sakat kalırsam yürüyemesem ne yapacaktın aileme yük olacaktım zaten onlara yeterince yük oluyordum her zaman yüküm onlar için bence çünkü onlara yaşatmadığım şey kalmamıştı şimdi onların bana bakmak zorunda olmaları çok kötüydü ya bana bakmak zorunda kalırlarsa ya ben bir daha yürüyemezsem bu düşünceler beynimi karıştırıyordu o kadar karıştırmaya başlamıştı ki ağlamaya başladım arabanın içinde ağlıyordum hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım her yerimden kanlar aktı yetmezmiş gibi ağlamaya başladım ailemi yükolmak istemiyordum onları çok seviyordum canımdan çok seviyordum onları yük olup onları yormak hiç istemiyordum ama neden böyle oluyor neden hayat böyleydi benim için neden böyleydi anlayamıyordum her zaman acımasız mı olması gerekiyordu hayat benim için ne yapmalıydın neden böyleydi hayat benim için neden böyleydi anlayamıyordum her zaman kötü olaylar kötü kişiler kötü olan her şey başıma geliyordu neden neden diyerek ağlamaya başladım adamlar bana bakarak kahkaha atmaya başladılar ne oldu ezik niye ağlıyorsun çok mu acıyor diyerek beni küçümsediler ve kahkaha atmaya devam ettiler ben onların yüzüne bile bakamıyordum sadece ailem yükolmak istemiyordum bu düşünce bile beni boğarken onlara bunu nasıl söyleyeceğimi nasıl açıklayacağımı düşünüyordum nasıl açıklayacaktım ben onları bunu nasıl bilemiyordum benim ölmem lazımdı benim bu dünyadan gitmem lazımdı benim aileme yük olmamam lazımdı onu o kadar çok seviyordum ki onları çok seviyordum onlara zarar vermek hayatlarına kötü izler bırakmak istemiyordum onlar yük olmak hiç istemiyordum bu düşünceler beni boğuyordu ama ne yapacaktım nasıl bu dünyadan yok olacaktın bilmiyordum yok olmam lazımdı benim buradan ben olamazdım onları yük olamazdım onların hayatında bir leke olarak kalamazdım herkesin tarafından zaten kötü olarak anılıyordum ailem de beni kötü olarak anarsa zaten hayat benim için bitmişti bunların devam etmesini istemiyordum hayatımın böyle devam etmesini istemiyordum hayatım bitmeliydi ya ben böyle yaşamaya devam edemezdim böyle yaşayamazdın araba durdu arabanın camından dışarı baktım ve hastaneye gelmiştik adamlar beni kollarımdan ve bacaklarımdan tutup kapıyı açtılar kimsecikler yoktu ortalarda akşam akşam olmuştu gökyüzü kararmıştı hafif de olsa güneş vardı adamlar beni yere atıp bıraktılar bir adam arkasını dönüp görüşürüz ezik umarım ölürsün dedi ve hiç zaman kaybetmeden arabaya doğru ilerlediler arabaya bindiler ve kapı kapandı araba gidene kadar onları izledim ne yapacaktım şimdi ben sesimi çıkarmaya çalıştım kimse duymadı imdat diye bağırmaya çalıştım kimse sesimi duymadı ben bile sesimi duyamıyordum sesim o kadar çok kısık çıkıyordu ki ne yapmalıydım ben şu an burada ölecek miydim ölseydim daha iyiydi aslında aileme yük olmaktan kurtulurdum çünkü bu gidişle bakıyordum ben yürüyemezdim galiba ne yapacaktım tam bu düşünceleri de daldığım sırada gözlerim kapandı simsiyah bir oda simsiyah bir yerdeydim şu an sonsuzluktu hayır burası bir oda değildi sanki bir deliğin içindeydim Kara bir delik hafifçe gözlerimi açtım gözlerimi açtığımda tavandaki lamba gözlerimin içine girdi resmen gözlerin parlamaya başladı o sırada hastanede olduğumu fark ettim hastane odasındaydım etrafım baktığım sırada bir hemşire bana dönüp doktorum uyandı dedi kapı açıldı ve içeri doktor girdi doktor geldi yanıma iyi misiniz diye sordu iyi değilim diye cevap verdim çünkü hala her yerim ağrıyordu vücuduma baktım sırada bacaklarımın elim sarılıydı bana ne oldu diye sordum bana ne oldu her yerim kırıldı mı yürüyemeyecek miyim Bir dah elimi kullanamayacak mıyım diye sordum lütfen doktor cevap verin dedim doktor sakin olun yavaş yavaş konuşun dedi şuan durmunz iyi elinizde ve bacaklarınızda kırıklar var ve yaralar ama üç aya iyileşir siniz ve bide gözünüz o an gözümden bahsedince gözümün yaralı olduğunu farkettim en son o karanlık odada sol gözüm yaralıydı gözüm bandajla sarılmıştı doktor gözünüzde bir hasar yok ama en az bir ay sarılı kalmalı bu süre içinde su değdirmeyin dedi başımı saladım aileme nasıl anatacaktım onara bu halimle yük olucaktım o Ömer ve Akın yüzündedi ben onlara ne yapmıştım onar beni ölesiye dövmüşlerdi benim ne suçum vardı
Peki Fatih bey ona ne olmuştu boş yere hapse girecekti benim yüzümden ben eğer Akın ve Ömer karışmasaydım
Fatih bey bunarı yaşamazdı ailesinden kopmazdı o iki pisliğin suçlarının bedelini ödemezdi o duruma düşmesine ben sebep olmuştum onu
Kurtaracaktım ne olursa olsun o iki pisliğin yanına bırakamazdım bana ne olursa olsun bir şey olmazdı ben bile kendimi umursamıyorudum onu kurtaracaktım bunu yapmalıydım düşüncelere daldığım farkettim kendimi toparlayıp oldum ana geri dönme ye çalıştım doktor bey bir şeyler söylüyordu Alp bey yakınınız varmı diye sordu başımı salladım ama bu halde mi onarın önlerine çıkacaktım çıkamazdım telefonum neredeydi o an aklıma geldi olay yaşanmadan önce telefonumu okul çantama koymuştum
çantam okulda kalmıştı ne yapacaktım aklıma gelen fikirle
doktor bey döndüm rica etsem telefonunuzu alabilirmiyim birisiyle konuşmalıyım da doktor bey başını saladı telefonunu cebinden çıkardığı ve bana uzattı teşekkür edip kimi telefondan aricamı düşündüm annemi ve babamı arıyamazdım onlara yük olmazdım ablam Rüyayı da arıyamazdım hemen annem ve babam söylerdi kim Elif olabilir miydi saçmalama dedim kendi kendime onu uğraştıramaz dım ne yapmalıydım aklım
çok karışmıştı ama şuanda ondan başka kimsem yoktu mecbur onun numarasını tuşladım ve beklemeye başladım bir iki kere çalıdıktan sonra tefonu açtı alo kimsiniz nayif sesi kulama doldu merhaba Elif seni bu saatte rahatsız etim için üzürdilerim ben Alp dedim ne rahatsız olması noldu Alp ben hastandeyim ve aileme söyleyemiyorum rica etsem gele bilirmisin telefondan saatte baktığım saat akşamın onuydu büyük ihtimalle
teklifimi red edecekti olur gelirim iyimisin sen diye sordu iyim dedim sen konum at geliyorum dedi Elif onaylıyarak tekrar teşekkür edip telefonu kapatım konumu atıp telefonu doktor bey verdim teşekkürler doktor bey rica ederim ne demek dedi odadan çıktı hemşirede doktor peşinden gitti o dada tek başıma Elif'in gelmesini bekliyordum ona olayı nasıl anatacaktım bilmiyordum ne demliyidim bu durumda görünce normal bir insanın yaptığı gibi bana ne olduğunu soracaktı kapıcaldı gir mesini söyledimde içeri polis memurları girdi ama girmelerini söylememiştim polis memuru geç miş olsun ifadenizi almaya geldik yataığım yanındaki sandalyey oturdu fiyer polis ayakata bekledi ban ilk sordu soru ban bunun Kimin yaptığıydı ne diyecektim
eyer gerçekleri söylersem Fatih bey ve ailesi zarar verceklerdi ve öldürüceklerdi kekelemeye başlamıştı polisler biraz şüpeci bakışlarla baksalarda doğal davrandılar ne demliydim eyer Fatih bey söylersem boş yer hapse girecek ve hayatı mahvolucaktı bunu yapamazdım polisler cevabınız diye sordu bir şeydiyemedim
ne demeliydim şey Fatih Nar diye cevap verdim hayır bunu dememliydim
size neden bunu yaptığını biliyor musunuz olumsuz anlamda başımı saldım neredeydiniz bize hatırladınız kadarıyla anlatabilir misiniz başımı olumlu anlamda saldım eyer doğruları söylersem bir aile yok olucak ama Fatih bey ne olursa olsun onu kurtaracaktım ama şimdi buna katlanmalıydım karanık bir odadaydım
elerim ve bacaklarım bağlıydı Fatih Nar
karşımda duruyordu Akın bana ne demem söylememşti bende kafamda kurarak antıyordum malesef Fatih bey nedersem diğim onu kabulene cekti
o iki pislik ona ne dersem kabul etmesini söylemişti saat kaçta olduğunu hatırlıyor musunuz başımı olumsuz anlamda saldım ayağa kalktı polis memuru kapıyı açıp gidecek ken geçmiş olsun Alp bey diyerek çıktığı komik bir polisti bir kaç dakika sonra kapıçaldı gel diye seslendim de içeri Elif girdi elrinde iki poşet vardı ne getirmişti geçmiş olsun dieyerk yanıma yaklaştı yanımdaki sandalyey
Oturdu ve odayın bir köşesinde ki masayı sandalyenin yanına çekti yanıma geçip nasıl olduğumu sordu bir şey diyemedim bir şey yememisindir diye süşündüm geçen gün sarma sarmıştım
Sanda getirdim teşekkürler Elif Elif ban döndü neden ailene söylemedin Alp bildim kadarıyla ablam var hiç bir şey diyemedim azım düğümlendi Alp iyi misin diye sordu Elif başımı salladım neden ailene söylemedin sonuçta ailenin bilmesi gerekmiyor mu diye soru değilim ne diyecektim ona dönüp alemin yok olmak istemiyorum ondan Elif diye söyledim şok oldu yüzünde şaşkın bir bakış vardı ağzı çok az bir şekilde açık kaldı neden aileni yük olacağını düşünüyorsun ki niye sordun çok uzun hikaye söylerim ama ne olursa olsun ailen yanında olur çünkü o senin ailen diye söyledi biliyorum evet yanında olacaklar ama ben onlara yük olmak istemiyorum onları yormak istemiyorum onların hayatlarını bıktırmak istemiyorum onlar zaten benim yüzünden çok acı çekiyorlar daha çok acı çekmelerini ve daha çok yorulmalarını istemiyorum diye söyledim hala şaşkındı ailen ne olursa olsun senin yanında olur diye söyledi Elif çünkü onlar hiçbir zaman seni tümsemezler seni hiçbir zaman yük olarak görmezler çünkü zaten sen onların biricik oğullarısın diye söyledi bu konuyu daha fazla konuşmayalım çünkü ben senin aileni arayıp buraya gelmelerini isteyeceğim dedi tam kalkacağı sırada elinden tuttum dur dedim lütfen biraz benimle konuş ve benimle kalır mısın sonra ailemle konuşmak istiyorum diye söyledim tamam ama ailenle konuşacaksın diye söyledi başımı salladım hafifçe poşeti açıp içinden bir kalp çıkardı ve kabahattı kabın içinde sarma vardı ne gerek vardı buna Elif kendini yormuşsun hem akşam akşam niye getirdin ki diye sordum o ise bu akşam bu saatte bir şey yemedin diye düşündüğüm için geçen gün annemle birlikte kendi ellerimizle sardığımız o sarmayı sana getirdim hafifçe başımı sağlayarak teşekkür ettim Elif'e poşetin içinden iki tane çatal çıkardı ve ve birisini bana verdi sonra elimi sargı olduğunu hatırlayıp elimden aldı bugün ben sana yedirebilirim diye söyledi biraz gülerek ona dönüp hayır kendim yiyebilirim o kadar da elim acımıyor dedim elimden çekmeye çalıştı kapı hayır ben yiyebilirim dedim tam elimden çektiği sırada onu fark etmeden hızlıca çektim ve o an burun buruna geldik onun nefesi yüzme değiyordu benim nefesimle onun yüzüne nefeslerimiz birbirimize karışmıştı gözleriniz birbirimize bakıyordu bana kalmıştık yavaşça gözlerim dudaklarına kaydı o güzel dudakları o dolgun ve güzel dudakları parıl parıl parlıyordu o yemyeşil güzel gözü sanki bir elmastı saçları altın sarısıydı o saçları yumuşacıktı mis gibi kokuyordu her yanıma geldiğinde o gül kokusunu hissediyordum yavaşça kendimi çekip özür dilerim dedim yavaşça seni senden kabı çekmek istiyorum sorun değil dedi ama hala şaşkındı yanaklarında kızarmıştı benim de yanaklarım kızarmıştı açıkçası utanmıştım çatalı alıp hafifçe sarmaya batırdı sarmaya ağzıma doğru götürdü hadi aç bakalım ağzını dedi ama hayır ben yiyeceğim kendimi yiyebilirim Elif diye söylediğinde hayır dedim diye söyledi daha fazla diretmek istemedim ve ağzımı açtım ve sarmayı ısırdım cidden de bayağı güzel sarma yapabiliyordu teşekkür ederim Elif dedim sarmaların çok güzel ellerine sağlık afiyet olsun ne demek diye söyledi Bir sarmayı çatala batırıp ağzına götürdü sonra alaylı bir şekilde bana döndü cidden de güzel yapıyorum ya diye söyledi ikimiz de küçük bir kahkaha attık onunla konuşmak güzeldi onunla konuştuğum zaman kendimi iyi hissediyordum hayat ne kadar kötü olsa da onunla beraberken fena değildi açıkçası onunla konuşmak güzeldi huzur vericiydi ama bu rüya hemen bitecekti galiba bana dönüp getirdiği poşetten bir şeker çıkardı iki tane lolipop çıkardı o an geçmişe gittiğimi hissettim küçüklükten belli bir daha lolipop yememek için yemin ettiğim zamanı hatırladım ama bunu nasıl ona diyecektim
On yıl önce
Annemden izin alıp dışarı çıkmıştım bizim oradaki parkta oturuyordum parkın kaldırımda oturuyordum kafamın üstünde kocaman bir çınar ağacı vardı çok güzeldi onun gölgesinde oturmak hoşuma gidiyordu evden çıkmadan önce annemin bana verdiği lolipopu yiyordum tadı çok güzeldi çok tatlıydı hem de çilekliydi çileği kim sevmezdi ki etrafıma bakınıyordum oynayan çocuklar zıplayan kişiler trambolinde zıplayan çocuklar salıncakta sallanan kişiler kaydıraktan kayan kişiler bir sürü çocuk vardı bizim parkta trambolin vardı çoğu parkta bu olmazdı bizim parkta vardı ama bu konuda şanslıydık ama ben oynayamıyordum trambolinde herkes zıplıyordu herkes vardı trambolinde ve bir tek ben yoktum beni istemiyorlardı beni almıyorlardı içlerine her zaman sevilmeyen bir çocuktum dışlanan sevilmeyen o çocuk olurdum çoğu zaman bunu maalesef ki altı yaşında öğrenmem gerekiyordu ama bu konudan pek şikayetçi değilim açıkçası çünkü kimse beni istemiyordu ama yapabileceğim pek bir şey yoktu önüme bakmam lazımdı hayatımın devam etmesini sağlamam lazımdı onlara takılamazdım ama yalnız gezmekte kötü hissettiriyordu aslında benim insanlara ihtiyacım var mıydı bence biraz vardı oynamak istediğim çok kişi vardı ama hiç kimse beni istemiyordu her zaman bana sesimin çok ince olduğunu sesimi kızların sesine benzediğini hatta kızların sesinden bile daha kötü olduğunu söylüyorlardı bu benim suçum değildi ki ben böyle yaratılmayı ben seçmemiştim istememiştim sonuçta sesimin böyle olmasını ben istememiştim sesimi dalga geçiyorlardı zaten sesim yüzünden beni yanlarına almıyorlardı sesim çok ince değildi bence biraz inceydi evet ama bence çok ta ince değil alışabilirlerdi değil mi diye soruyordum kendi kendime yere baktım sırada Güneş yüzünden iki çocuğun gölgesi üzerime düştü
Başımı kaldırdım ve onlara baktım bunlar kimdi ve bir baktığımda beni her zaman zorbalamayı seven beni döven o iki çocuk adlarını dahi bilmiyordum onlar buraya yeni taşınmıştı ama haftaya gidecekleri söylentileri etrafta yayılıyordu bir ihtimalle haftaya gideceklerdi ve bu durumu hakkında çok mutluydum çünkü her zaman beni zorbalıyorlardı beni dövüyorlardı aşağılıyorlardı ve hiçbir şey yapamıyordum onlar iki kişiydiler ben tek kişiydim ne yapabilirdim ki kendimi savunmaya çalışsam da gücüm onları yetmiyordu korkuyla arkaya sendeledim birisi daha uzundu diğeri daha kısaydı ama bildiğim kadarıyla söylentileri duyduğum sırada ikisi de aynı yaştaydı ama galiba birisi fazla süt içmiş diğeri de daha az süt içmişti çünkü neden boyu bu kadar uzundu ki aslında çok uzun değildi benimle aynı boyda sayılırdı benden sadece birkaç parmak uzundu herhalde benden daha çok fazla süt içiyordu herhalde bundan benden birkaç parmak daha uzun olması bence normaldi uzun olan bana doğru eğildi ne olduğunu anlamadım ve bir anda lolipop'u ağzımdan çekti bir anda bunları söylemeye başladı ezik bize de lolipop yok mu diye sordu başıma olumsuz anlamda salladım diğeri kısa olan ise şunu söyledi lolipop yoksa sana da yok diye söyledi ama ben de yoktu ki ne yapabilirim onlar lolipop getiremezdim ki yanımda şu an yoktu beni dövmelerini istemiyordum elimi kaldırdım ve lolipopu almaya çalıştım benden birkaç parmak uzun olsa bile ona yetişemiyordum ayağa kalktım ve almaya çalıştım zıplayarak almaya çalıştım o da zıpladığı için alamadım bir anda lolipopumu aldı ve toprağa fırlattı hayır olamazdı en sevdiğim aromalı alanı lolipopumu atmıştı neden bunu yapmıştı ben onlara hiçbir şey yapmıyordum lolipopumu attığı yere doğru gittim ama lolipopum artık yenmeyecek haldeydi bütün pislikler üstündeydim onu bir kenara attım yanaklarımdan yaşlar akıp yanağımı ıslatmaya başlamıştı küçük bir çocuktan ne istiyorlardı ki benden ne istiyorlardı uzun olan bana döndü ve eğer bize lolipop getirmezsen sana da lolipop yok işte diye söyledi diyeri ona katıldı neden neden bunu yapıyorsunuz diyerek ayağa kalktım yetmişti de artık ya yetmişti ben onları hiçbir şey yapmıyordum ama onlar bana zarar veriyordular istiyorsak yaparız ezik diye söyledi uzun boylu çocuk bizi lolipop getirseydin seni seni üzmezdik en fazla birkaç tokat atar giderdik diyerek gülmeye başladı diğeri de ona katıldı neden bunu yapıyorlardı bunu bana söylentilere göre onların kardeş olduklarını öğrenmiştim bu söylentiler de zaten küçük çocuklardan duyduyduklarımdıbparkta oturduğum sırada herkes konuştuğu için konuşmalarına dikkat kesiliyordum ve o sırada duyduğum şeyler bunlardı işte uzun olan yanıma geldi ve beni itti yere düştüm acıyla inledim ne yapıyorsun diye sordum bize lolipop yoksa sana da biraz dayak böylece sana ders olur hem haftaya gideceğiz seninle biraz oynamış oluruz Alpçik diye söyledi bana Alpçik deme diye söyledim sana kaç kere bana Alpçik deme benim adım Alp diye söyledim Alp anlıyor musun diye söyledim tam ayağa kalkacağım sırada diğer çocuk yanıma geldi ve beni itekledi ikisi de benim karnımdan yumruklamaya tekme atmaya başladılar vurmaya başladılar uzun olan çocuk yüzünden vurmayacağız merak etme Bir de annene söylemene uğraşamayacağız ispiyonlamanı istemiyoruz başımıza bela alamayız diye söyledi diğer çocuk eğer annene bunları söylersen sana daha kötüsünü yaşatırız anlıyor musun diye bağırarak söyledi benden ne istiyorlardı benden ne ne düşünerek ağlamaya başladım benden ne istiyorlardı ben onlara ne yapmıştım ki ben Kendi halimle geçinen küçük bir çocuktum insanların sevmediği dışladığı o çocuk bendim
Günümüz
Geçmişe daldığımı hissettim düşüncelerden kurtulmamı sağlayan Elifti bana dönerek ne oldu diye sordu iyi mi iyiyim diye söyledim önündeki sarma kabından bir sarma daha alıp ağzıma attım geçmişimi düşünmek bana kötü gelmişti ama o bunu ona belli etmeyecektim seversin diye düşündüm diye söyledi Elif iki tane lolipop getirdim ben lolipopi severim özellikle çileklisini diye söyledi o an ağzındaki sarmayı zar zor yutkundum benim gibi çilekliyi seviyordum bir insan sanmaz tetiklenir ya o an onu hissettim lolipopum paketini açıp bana uzattı al ye diye söyledi seversin diye düşündüm başımı salladım teşekkür ederim Elif uzun zamandır yemediğim lolipop ağzına koydum tadı eskisi gibi çok güzel ama o bıraktığı acı ben de büyüktüm bunu belli etmeyerek lolipopumu yedim helali popomu yemezsem hem onu anlatmak zorunda kalacaktım hem de kendisini kötü hissettim hissettirecektim bunu yapmak istemiyordum sonuçta bu kadar şeyi benim için getirmiş hazırlamıştı biraz da susmam bir şey olmazdı herhalde şu anki olduğum durumdan memnundum sadece bir lolipoptu değil mi acı dolu bir lolipop Elif lolipopunu yerken bir anda benimle konuştuğu için dalgınlıkla lolipopunu yere düşürdü ve kırıldı tart şeker olduğu için kırılması normaldi ya olamaz diyerek lolipopunu yerden aldı bu çöp oldu ama ya diye geçirdi sessizce ama duyabiliyordum ağzımdan lolipopumu çıkartıp eğer İrenmiyorsan al benimkini ye diye söyledim elime ve Lori popo baktı sonra gözlerinin içine yüzümü biraz inceledi ve aldırış etmeden bir şey demedi ve reddetmeden aldı ve lolipop ağzına attı oan biraz garip hissettim ama aldırış etmedim teşekkür ederim Alp diye söyledi rica ederim sorun değil dedim hayatından gittikçe soğudumu fark ettim neden böyleydi bilemiyordum cidden hayatımdan soğuduğumu fark ediyordum yavaş yavaş bu dünyada olmuyordum artık neden böyleydi acaba neden böyleydi diye düşünüyordum ama yaşamamam gerekiyormuş gibi hissediyordum bu dünyada olmam var olmamam gerekiyormuş gibi hissediyordum işte olmamış olmam gerekiyormuş gibi hissediyordum ruhumun bile olmaması gerektiğini düşünüyordum bazen bazen değil her zaman o an Elif'in telefonu çaldı bana doğru dönüp Küçük bir işim çıktı diye söyledi yarım saate gelirim burada beni bekleyebilir misin diye söylediğinde başım hafifçe salladım tabii beklerim düşüncelerime dalmıştım bu dünyadan yok olmalı mıydım gerçekten diye düşünüyordum bunu yapmalı mıydım ailem vardı benim ama onlara yük olmak istemiyordum özellikle bu halimi hiç olmak istemiyordum onları canımdan çok seviyordum canımdan da daha değerlilerdi onlar onlara böyle yük olursam hayatları zorlaşacak benim hayatım bitmeliydi bitmeliydi Elif sandalyesinden kalkıp kapıya doğru ilerledi bana döndü ve kendine iyi bak tamam mı birazdan gelirim diye söyledi başımı salladım kapıyı kapattı ve o derin sessizlikle boğuştum derin sessizlik her yerimi sessizlik kaplamıştı
Yaşamaya devam etmeli miydim evet etmeliydim hayır etmemeliydim edersem yük olacaktım insanlara aileme zaten insanlar beni sevmiyordu bunun bence bir nedeni vardı ya da nedeni yok muydu bilemiyordum çok kararsız bir insan tavan da bir tane çengel vardı çoğunlukla bacağı kırılan hastalara bacakları sarıldığı zaman o bacaklarını tutmaları için olan bir çengeldi bunu ipi tuttururlardı böylece hastayın bacağı havada kalırdı o çengeldi galiba ona bakıyordum o anda hem hayatımı son verdirecek hem de belki Yeni bir hayata başlatacak o şeyi düşündüm oraya çarşafı serip urgan olarak kullanabilir miydim kendimi asabilir miydim şu an diye düşündüm çok korkunç bir düşünceydi biliyordum ama kesinlikle kimseye yük olmak istemezdim insanları da daha fazla uğraştırmak istemezdim ama bacağım kırıktı bunu nasıl yapacaktım ince ama güçlü olan çarşafı aldım doğruldum ve bacağımın izin verdiği kadar ayağa kalkmaya çalıştım çarşafı çengele doğru attım çengele ilk atışımda tutmadı ikinci atışımda tuttu onu tutuna tutuna ayağa kalk boyum yettiği için çengele iyice ipi bağladım ve başımı geçireceğim deliği hazırladım evet hayatıma son verecek o deliği hayatımın son saatleriydi hayır son saatlere değildi son saniyeleriydi son kere etrafıma baktım en son düşündüğüm şey ailemde başıma organdan geçirdim ve beni yatırdıkları yatağa ittim bacağım boşlukta sallanmaya başladı çırpınmayacaktım biraz çırpınmaya başlamıştım istemsizce nefesim kesiliyordu yavaş yavaş gözümün önüne karardı ve son dediğim şey ailem sizin ne kadar çok sevdiğimi unutmayın sizleri çok seviyorum son dediğim cümle buydu sonrası yoktu kapkaranlık bir deliğin içine girmiştim sanki evet ölmüştüm galiba ölmüş müydün emin değildim boşlukta dolanıyordum sanki kapkaranlık bir boşluk son duyduğum ses Bir çığlık sesiydi kim bağırmıştı acaba
Bölüm etkileşimi
