Zorunlu intikam kitap kapağı

1. bölüm / 4

Hastane

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Hastane

Arkadaşlar
Bu benim yeni kitabım ilk defa yazıyorum
İsmim İrem umarım beğenirsiniz iyi okumalar

Başlayabilirsin🌷

Bismillah

Elzem

Bazen sessizliği dinliyorum... Sadece nefesler, uzaklardan gelen ayak sesleri ve metelik bir tıkırtı...
O onlar da zamanın yavaşladığını hissediyorum. Ellerim titriyor gibi geliyor ama sadece biraz. Dokunduğum her şey bana bir şekilde geri dönüyor; bir hasta, bir alet, bir kağıt parçası. Hepsi kendi hikayesini fısıldıyor gibi

Bazen kendi kendime soruyorum, neden bu kadar dikkatli?
Neden her şeyi fark ediyorum ama hiçbir şeyi kontrol edemiyorum?
Hastane koridorları... O uzun, beyaz ve soğuk koridorlar...
İçinde yürürken bir yandan güvenli, bir yandan da ürkütücü geliyor.

Ellerimi izlemeyi seviyorum. Parmaklarımı oynatıyorum, tırnaklarımı kontrol ediyorum...
Küçük bir çizik bile dikkatimden kaçmıyor.
Her dokunduğum şeyin bir etkisi olduğunu bilmek... Hem ilginç hem de korkutucu

Bazen konuşuyorum kendi kendime. Kimse duymasa da fark etmiyor... Ama konuşmak iyi geliyor
Fısıldıyorum, bazen yüksek sesle söylüyorum...
Kelimeler odada dolaşıyor, yankılanıyor.
Ve bazen düşünüyorum, belki de bazı şeyleri anlamak istemiyorum ama farkındayım.

Işıklar çok parlak... Ama o parlaklık bana her zaman huzur vermiyor.
Bazen öyle bir an oluyor ki, sadece bir ışığın altına durup nefes alıyorum, ve düşünüyorum, 'her şey bu kadar sessiz ve düzenli olabilir mi gerçekten?'

Ve sonra sessizliğin içinde kendi sesimi duyuyorum.
Kendi düşüncelerim, kendi sorularım...
Belki de konuşmak, sadece var olduğumu hatırlatmak için.
Kimse fark etmese bile... Ben hala konuşuyorum,
Hala dinliyorum ve hala hissediyorum

ELZEM KAYA

Ben Elzem Kaya, Mehmet Kaya'nın biricik kızıyım. Babam polis; onun görevi insanları korumak, hayatını riske atmak, ama bana her zaman zaman ayırmayı başarıyor. Annem çok çok yaşlı hayatımdan ayrıldı, anneannemize ben daha 5 yaşındayken vefat etti. Bu yüzden anne sevgisini hiç bilemedim. Ama babamın sevgisi, ilgisi ve rehberliği, eksik olan her şeyi bir şekilde tamamlıyor.

Şu anda kendi evimdeyim. Babam kendi evinde, işleri ve görevlerini dengine genellikle yoğun; biz birbirimizi sık görmesek de aramızdaki bağ her zaman güçlü. Babamla iletişimimiz genellikle telefon kısa mesajlarla oluyor ama bu bile bana güven ve huzur veriyor. Kendi başıma yaşamayı öğrendim, sorumluluk almayı ve kendi hayatını yönetmeyi.

Bugün sabah saat 6.00'da uyandım. Ilık bir duş aldım; suyun tenime değdiği o an, günün yorgunluğunu bir yanını unuttum. Banyodan çıktıktan sonra giyinme dolabıma yöneldim. Siyah bir kot etek ve siyah crop seçtim;rahatım ışık bir kombin. Makyajımı hafifçe yaptım, fazla değil ama yüzümdeki o yorgunluğu alacak kadar. Saçlarımı düzelttim ve aşağı indim. Saat 9.30'da hastanede olmam gerekiyor, ama hala saat 7.10'du.

Mutfaktan kendini pankek yaptım, üstüne bal döktüm bir yandan meyve suyu aldım. Meyve suyu içerken kendimi çok enerjik bir rahat hissediyorum; her zaman kahvaltımı yaparken bu ritüeli uyguluyorum. Kahvaltımı yaparken pencerenin önüne oturdum; dışarısı aydınlanıyordu ve kuşlar cıvıl diyordu. Böyle anlar da yalnız olsam bile içimde bir huzur vardı.

Yemeğimi bitirdikten sonra siyah kabanımı giydim, siyah çizmelerimi de taktım ve arabama doğru yöneldim. saat 7.30 olmuştu. Gün başlamıştı ve ben hazırdım. araba bindiğimde telefonuna baktım;babamdan kısa bir mesaj vardı:
"Günün güzel geçsin, güzel elzemim". Mesajı okuyunca yüzümde hafif bir gülümseme; babam her zaman beni hatırlıyordu.

Arabamı çalıştırdım ve hani hastaneye doğru yola çıktım. Yol boyunca kalmadı benim planlarını gözden geçirdim; hastalar, işlemler, ben yetiştirmem gereken evraklar... Ama bir yandan da kendime zaman ayırdığım sabah ritüelini düşündüm. Kahvaltı, makyaj, giyinme... Hepsi bana hem enerji veriyor hem de içimi sakinleştiriyordu

Hastanenin önünde arabamı parmde saate baktım. 9.25’ti. Kontağı kapatıp bir an olduğum yerde oturdum. Gün başlamıştı ama ben sanki çoktan yorulmuştum. Derin bir nefes alıp arabadan indim. Hava serindi; yüzüme çarpan rüzgâr uykumu biraz daha açtı.

Giriş kapısından içeri girdiğimde tanıdık bir koku sardı etrafı. Dezenfektan, temizlik ve o hastaneye özgü ağır ama alışılmış hava… Kartımı okuttum, çantam omzumda koridora doğru yürüdüm. Sabah saatleri olmasına rağmen içerisi şimdiden hareketlenmeye başlamıştı. Hızlı adımlar, alçak sesli konuşmalar, sedye sesleri…
Kimseye takılmadan doğruca kendi odama yöneldim.

Kapıyı açıp içeri girdiğimde her şey bıraktığım gibiydi. Masam, sandalyem, dosyalar… Çantamı sandalyenin arkasına astım, önlüğümü giydim. Pencereye yaklaşıp kısa bir an dışarı baktım. Şehir uyanmıştı. Ben de öyle.
Tam masama oturmuştum ki kapı hafifçe tıklatıldı.

“Girebilir miyim?”

Gizem’in sesi daha kapı açılmadan belliydi.
“Gel,” dedim.

İçeri girdiğinde elinde kahvesi vardı. Yorgun görünüyordu ama her zamanki gibi enerjisini saklamayı biliyordu. Sandalyeye oturdu, kahvesinden bir yudum aldı.

“Bugün seni erkenci gördüm,” dedi.

“Evet,” dedim. “Gün erken başlayınca daha kontrollü oluyor sanki.
Gizem gülümsedi.

“Sen zaten her şeyi kontrol altında tutmayı seviyorsun.”

Omuz silktim.
“Belki de mecburumdur.”

Bir süre konuştuk. Hastanedeki yoğunluktan, dün gelen hastalardan, bitmeyen mesailerden… Sonra konu ister istemez hayata kaydı. Gizem bana bakıp bir an durdu.

“Biliyor musun,” dedi, “sen hep çok sakin görünüyorsun ama sanki her şeyi tek başına taşıyorsun.”

Bir şey demedim. Çünkü bazen susmak daha kolaydı. Gizem de fazla üstelemedi. Birkaç dakika sonra ayağa kalktı.

“Ben geçiyorum,” dedi. “Görüşürüz.”
“Görüşürüz,” dedim.

O çıktıktan sonra dosyalarımı aldım ve hastaları görmeye başladım. Odadan odaya geçtim. Kimi halsizdi, kimi endişeli, kimi sadece konuşmak istiyordu. Hepsine aynı dikkatle yaklaştım. İşimi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.
Koridorda yürürken arkamdan bir ses duydum.

“Elzem.”

Durup döndüm. Serhat’tı. Elinde birkaç dosya vardı. Yüzü her zamanki gibi sakindi.
“Bir şey sorabilir miyim?” dedi.

“Tabii,” dedim.

Yan yana yürümeye başladık. Birkaç saniye konuşmadı. Sonra, sanki sıradan bir şey soruyormuş gibi:

“Bugün biraz yorgun görünüyorsun.”

“Yoğun,” dedim kısaca.
Başını salladı.

“Her zaman öylesin zaten,” dedi. Sesinde yumuşak ama tanımlayamadığım bir ton vardı.

“Babanla konuşabildin mi?”

“Mesajla,” dedim. “O yeter.”

Serhat bir an bana baktı ama ben fark etmedim.
“Kendine dikkat et,” dedi sadece. “Herkesin yükünü almak zorunda değilsin.”
Gülümsedim.

“İyiyim,” dedim. “Merak etme.”

Ama o hâlâ bakıyordu. Söylemek isteyip söyleyemediği bir şey var gibiydi. Sonra geri çekildi.

“İyi çalışmalar,” dedi.

“İyi çalışmalar,” diye karşılık verdim.

Gün bitene kadar işime devam ettim. Evrakları tamamladım, bilgisayarı kapattım, önlüğümü çıkardım. Hastaneden çıktığımda hava kararmıştı. Eve döndüm. Ayakkabılarımı çıkardım, üzerimi değiştirdim ve koltuğa oturdum.

Televizyonu açtım. Kanallar arasında biraz dolaştıktan sonra rastgele bir filmde durdum. Koltuğa uzandım, bir süre izledim ama aklım ekranda değildi. Günün yorgunluğu üstüme çökmüştü.

Tam o sırada zil çaldı.

İrkilerek doğruldum. Saate baktım. Bu saatte kim gelmiş olabilirdi ki? Beklediğim kimse yoktu. Film durdu, ev sessizleşti. İçimde tuhaf bir huzursuzluk oluştu. Yavaşça ayağa kalktım ve kapıya doğru yürüdüm.

Kapının deliğinden baktım.
Üç tane adam vardı. Hepsi uzundu. Öndeki, diğerlerinden daha da uzundu. Duruşları sertti, kıpırdamadan bekliyorlardı. Konuşmuyorlardı. Sanki aceleleri yoktu ama gitmeye de niyetleri yok gibiydi.

Kalbim hızlandı.

Kapıyı açıp açmamak arasında kaldım. Bir adım geri çekildim, sonra tekrar kapıya yaklaştım. Zil bir kez daha çaldı. Bu kez daha uzun, daha sabırsız bir şekilde.

Kapının arkasında durup derin bir nefes aldım. Kim olduklarını bilmiyordum ama içimde kötü bir his vardı. Yine de onları görmezden gelmek de kolay değildi. Buraya kadar gelmişlerdi ve belli ki benimle konuşmak istiyorlardı.

Elim kapı koluna gitti.
Bir an duraksadım.
Bu kararı verirken, o kapının arkasında beni neyin beklediğini bilmiyordum.

DEVAM EDECEK...

Devamı gelecek takipte kalın

Umarım beğenmışsinizdir bu benim ilk kitabım bu kitabım daha çok mafya,kavga,silah,hastane,doktor ve en önemlisi de AŞK konuludur.❤️⚔️🗡️

Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın.🤍

Hoşçakalın umarım tekrardan görüşürüz.

Sizleri seviyorum.😊🌺

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 23beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…