Bölümler 9Şu an: 7.Bölüm:Oda İçindeki Fırtına ve Sabır Taşının Çatlaması
- 1 1.Bölüm: FURTUNA KONAĞI OLAY BAŞLANGICI283 kelime
- 2 2.Bölüm :Her şeyin başlangıcı bir felaket458 kelime
- 3 3.Bölüm: KOÇARİ416 kelime
- 4 4.Bölüm:İso ve fadimenin İlk gecesi668 kelime
- 5 5.BÖLÜM:Aile Olarak İlk Kahvaltı ve Oda Hesaplaşması444 kelime
- 6 6.Bölüm: Furtuna Konağı’nda Beklenmeyen Misafir ve Kıyamet773 kelime
- 7 7.Bölüm:Oda İçindeki Fırtına ve Sabır Taşının Çatlaması732 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.Bölüm: Furtuna Konağı’nda Büyük Aile Savaşları: Akşam Yemeği Baskını1.099 kelime
- 9 9.BÖLÜM: Yayla Evinin Ayazı ve İnat Ateşi883 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
7.Bölüm:
Fadime’nin parmağı İso’nun göğsüne sertçe saplanmış, odanın içi genç kadının soluk soluğa kalan öfkesiyle dolmuştu.
İso ise kadının bu hırsından adeta gözlerini alamıyor, işin ucunda kendi başının yemek olduğunu bilse de bu inatlaşmadan acayip bir zevk alıyordu.
İsmail: "Ula Fadime, parmağımı deleceksin göğsümde!
Alt tarafı eski sevgilim dediğin o kadını salonda gördük, ben mi davet ettim buraya?
Annemin planı işte, anlamayacak kadar saf mısın?"
Fadime: "Bana saf deme Furtunacık! Annenin planı olduğunu ben de biliyorum;
ama o Ebru musun nesin, o konakta kaldığı sürece ne sana rahat huzur var ne de bana!
Eğer o kadın yarın sabah da o masada sırıtmaya devam ederse, yemin ederim ne Zarife ana dinlerim ne de bu konağın duvarlarını!
Önce o kadının biletini keserim, sonra da sırayı sana getiririm!"
İsmail: "Hadi ordan! Sen ancak gürültü yaparsın, başka bir şey yaptığın yok.
Hem dün dündür, bugün bugün; o kadının burada işi yok zaten, annem aklınca sıra oyun oynuyor."
Fadime: "Oyun oynuyorsa o oyunu başına yıkarım senin!
Şimdi çekil önümden, başım şişti senin bu havalarından!"
Fadime arkasını dönüp odanın diğer köşesine geçerken, İso ellerini ensesinde birleştirip odada bir o yana bir bu yana adımlamaya başladı.
Aralarında ne bir yumuşama ne de tatlı bir bakışma vardı; tam tersi, ikisi de birbirinin sinir uçlarıyla oynamaktan keyif alan iki inatçı keçi gibiydiler.
Odanın içinde esen bu sert rüzgar, dışarıda dönen dolapların habercisi gibiydi.
Sabahın İlk Işıkları ve Furtuna Konağı’nda Yeni Baskın
Gecenin ilerleyen saatlerinde konakta derin bir sessizlik hakim olmuş gibi görünse de, alt kattaki mutfakta ve Zarife ana’nın odasında yapraklar kıpırdıyordu.
Zarife ana, gündüz kurduğu planın Fadime’yi korkutmaya yetmediğini, aksine kızın daha da çok bilet keser gibi diklendiğini anlamıştı.
Kararlıydı; bu evliliği bitirmek için daha sert ve kurnazca bir hamle yapması gerekiyordu.
Sabahın ilk ışıkları Furtuna Konağı’nın pencerelerine vurduğunda Fadime gözlerini açar açmaz kendini yine o gergin atmosferin ortasında buldu.
Üzerine geçirdiği kıyafetlerle kapıyı açıp koridora fırladı; hedefi belliydi:
Ebru’ya konakta gününü göstermek ve Zarife ana’ya bu evliliğin öyle kolay harcanamayacağını göstermek.
Tam o sırada, karşı odadan çıkan İso da uykulu gözleriyle esneyerek ona yetişti:
İsmail: "Ula sabahın köründe yine hangi savaşa gidiyorsun? Dur soluklan biraz, gece rüyamda bile senin kavgalarını gördüm."
Fadime: (Başını sertçe çevirip İso’ya dik dik bakarak) "Rüyanda beni gördüysen iyi dua et Furtunacık, çünkü gerçekte seni o rüyalardan uyandırmaya geliyorum!
Yürü, önce o salondakilere günlerini gösterelim, sonra sıra sana gelecek!"
İso keyifli bir sırıtmışlıkla başını sallayıp peşinden yürümeye başladı:
İsmail: "Hadi bakalım inatçı keçi, görelim bakalım bugün konağı kimin başına yıkacaksın..."
Kahvaltı Masasında Kopan Kıyamet
İkisi merdivenlerden aşağıya, Furtuna Konağı’nın büyük yemek salonuna indiklerinde karşılaştıkları manzara tansiyonu anında tavan yaptırmaya yetmişti.
Uzun ahşap sofra çoktan kurulmuştu; Zarife ana baş köşeye kurulmuş, hemen yanındaki sandalyeye ise o sinsi gülümsemesiyle Ebru yerleşmişti.
Ebru, sanki evin geliniymiş gibi İso’nun her sabah kahvesini koyduğu yere taze kahve dolduruyordu.
Fadime bunu gördüğü an gözlerinden şimşekler çaktı. Adımlarını hızlandırıp masaya doğru yürüdü, İso ise arkasından "Ula yine ne kaşınıyorsun" der gibi başını sallayarak yerini aldı.
Zarife ana, bardağını keyifle yudumlayarak lafı uzatmadan konuya girdi:
Zarife: "Günaydın uşaklar... Uyandınız nihayet. Baktık ki gençsiniz, sabah kahvesini Ebru kızım kendi elleriyle İso’ya ikram ediverdi. Eski alışkanlıklar kolay unutulmaz madem..."
Ebru hemen tepsiyi İso’ya doğru uzattı, cilveli bir sesle:
Ebru: "İsom, senin seversin o taze filtre kahveyi, doldurdum hemen bak..."
Fadime, bardağı eline aldığı gibi masaya öyle bir vurdu ki kahve fincanı zıpladı. Öfkeyle ayağa kalktı:
Fadime: "Ula Ebru musun, belalısın başımıza nesin!
Sen hangi yüzle kalkıp benim kocamın kahvesini dolduruyorsun ha? O 'İsom' kelimesini o boğazına dizerim senin! Kendi evinde bulamadığın huzuru burada arıyorsan, sana bu konağı dar ederim!"
Zarife: "Edepli ol Fadime! Misafire öyle bağıramazsın!"
Fadime: "Misafir dediğin kapıdan girer, insan gibi oturur Zarife Furtuna ! Bu evdeki o yılışık yılanı misafir sanıyorsan yanılıyorsun. Kocamın adına bir daha kahve sunanın elini o tepsiyle birlikte yakarım!"
İso, Fadime’nin bu deli kıskançlık ve öfke patlaması karşısında içten içe sırıtmasını gizlemeye çalışsa da, ortalığın tamamen kontrolden çıktığını görüp araya girmek zorunda kaldı.
Sandalyesini sertçe iterek ayağa kalktı:
İsmail: "Yeter ya! Sabah sabah kahve kavgasıyla kaldırdınız ayağa tüm konağı!
AEbru, sen de al tepsini çekil önümden, neyin peşindesin sabah sabah! Fadime, sen de otur yerine, delirtme insanı!"
Fadime başını çevirip keskin bir dille İso’ya dikti gözlerini:
Fadime: "Bana otur demesene ula! Asıl sen o kadına göz kırpmayı kes, yoksa bu masayı başınıza yıkacağım!"
Furtuna Konağı’nda sabah kahvaltısı kanlı bitti bitecek derken, bu iki inatçı keçi arasındaki savaşın fırtınası giderek daha da şiddetleniyordu!
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Bölüm etkileşimi
