Zincirin Ardında kitap kapağı

2. bölüm / 4

Zincirin Ardında

2.Bölüm: Kamp

Vaveyla Yazarı: Muna Mansur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2.Bölüm: Kamp

Yüzüme çarpan soğuk rüzgarla gözlerimi açtığımda kendimi bir ata bağlı halde bulmuştum. Ama sadece karnım atın üstündeydi. Başım ve bacaklarım aşağı sarkıyordu. Bileklerim kalın bir halatla bağlanmıştı.
Gözlerimi yere diktim. Kar...
Pozisyonum el vermese de kendimi kafamı kaldırmaya zorladım. Devasa ağaçlar, biraz da sis...
At tökezleyince ilerlediğimizi fark ettim. Benimle beraber atın üstünde başka biri daha vardı. Az önce beni kementle yakalayan adam.
Az önce mi? Ama hatırladığım kadarıyla her şey gece olmuştu. Kafamı biraz daha kaldırıp etrafa bakmaya çalıştım ama boynum zonklamaya başladı.
Bu nasıl olabilirdi? Ne kadar zamandır baygındım¬?
O gece olanları hatırlayınca içimi bir ürperti sardı. Annem...
''Ceylanımız uyanmış,'' diyen alay dolu sesi duymamla görüş alanıma bir at girdi. Sarışın asker.
Ne istiyordu bu benden? Uğraşacağı başka kimse yok muydu?
''Şu kızı bırak artık, Valrek,'' dedi benim üzerinde olduğum atı süren asker, uyarır gibiydi.
Arkamızdan gelen at kişnemeleri çok fazlaydı. Bizimle başka kaç kişi daha geliyor diye merak edip kafamı yana doğru çevirdiğimde, ardımızda neredeyse ordu kadar askerin olduğunu gördüm. Bir kasaba basıp insanları esir almak için bu kadar askere ihtiyaçları varmış. Askerlerin hepsi at üstündeydi ve her bir atın arkasından bağlı bir esir sürükleniyordu. Morveth halk.
Yüreğim sızlamıştı.
''Annen için gözyaşı dökmeyecek misin artık?,'' diye sordu, adının Valrek olduğunu öğrendiğim asker.
''Onlar duygusuzdur,'' dedi öteki adam.
Biz duygusuzsak, diye geçirdim içimden. Siz misiniz çok duygusal ve şefkatli olanlar?
Hiçbirine cevap vermeden etrafa bakınmaya devam ettim. Devasa ağaçlar çok fazla ve ürkütücüydü. Burası bir ormana benziyordu. Hayır. Burası Sınır Ormanı'ydı. Zehretar ile Morveht topraklarını ayıran orman.
Valrek atını durdurdu ve ardımızdaki orduya döndü. Zihnimi okumuş gibi düşüncelerimi doğrularcasına, ''Sınır ormanından çıkmamıza çok az kaldı. Kamp alanına varmak üzereyiz,'' dedi.
Gerçekten de öyleydi. Ormanın sonuna yaklaşmıştık. Çünkü ağaçların sıklığı git gide azalıyordu.
At tekrar harekete geçmişti. Bir süre daha yürüdük.
Valrek kamp alanına yaklaştığımızı söylemişti. Yani birazdan duracaktık.
Açıklık bir yere vardığımızda atlar durdu. Yanımdaki asker attan aşağı atladı ve beni de çekerek indirdi.
Çevremizde çok fazla çadır vardı. Kampın en sonundaki gözetleme kulesi buradan görülebiliyordu. Her tarafta uzun ve kalın direkler vardı. Direklerin etrafında da zincirler vardı. Yakaladıkları esirleri bu kampta tuttukları belli oluyordu.
Askerler atlardan inip atlara bağlı, yaralı ve yorgun oldukları her halinden belli olan esirleri çözmeye ve onları direklere bağlamaya koyuldular. Sonra da atları ağaçlara bağladılar.
Valrek yanıma gelerek beni kolumdan tuttu. Diğeri ise yüksek sesle talimat vermeye başladı. ''Askerler,'' dedi sertçe. ''Bugün iyice dinlenin, yarın gündoğumunda erkenden yola çıkıyoruz. Esirlerden biri kaçmaya yeltenirse öldürün.''
Askerler çadırlara doğru dağılırken Valrek ile diğer asker beni gözetleme kulesine doğru sürüklemeye başladılar. Neden beni direğe bağlamamışlardı?
Kapının önündeki muhafız girmemiz için çekilince beni merdivenlerden çıkarmaya başladılar. Tepeye çıktıktığımızda ise yere bıraktılar. Orası askerlerle doluydu. Bizi görünce hepsi ayağa kalktı.
Liderleri olduğu belli olan biri bize doğru gelip, ''General Valrek. Komutan Hark. Hoşgeldiniz,'' diye onları selamladı. Bu ikisi komutan mıymış?.
''Maelor, seni tekrar görmek güzel,'' dedi Valrek. ''Seninle konuşacaklarımız var.''
Maelor, ''Tabi ki de, buyrun,'' diyerek daire şeklinde dizilmiş sandalyeleri işaret etti. İkisi de beni yerde oturmuş halde bırakıp sandalyelere yöneldiler. Maelor karşılarına oturup, ''Bir şey içer misiniz?'' diye sordu. Valrek, Hark'a sorarmışçasına baktı sonra da ''Varsa bira,'' dedi kısaca.
Maelor elini işaret verirmiş gibi salladığında askerlerden biri yerinden fırlayıp merdivenden indi. Kısa bir süre sonra bir şişe ve üç kadehle geri döndü. Elindekileri sandalyelerin ortasına yerleştirilmiş küçük, kısa masaya bırakıp geri çekildi.
Valrek şişeye uzanıp kadehini yarısına kadar doldurdu. Sonra da hepsini tek yudumda kafasına dikti.
''Morveht ziyaretiniz nasıl geçti?'' diye sordu Maelor. Bağlı bileklerime bakıp, ''Ve gördüğüm kadarıyla bir ganimetle dönmüşsünüz,'' dedi.
Valrek derin bir nefes aldı. Yüzünü ciddi bir general ifadesi kaplamıştı. ''Beklediğimden daha kolay, hızlı ve bol ganimetli geçti. Her şey planladığımız gibi oldu. Geçen sefere göre çok daha fazla ceylan avladık. Teslim olmaları pek vakit almadı. Ve yarın erkenden yola çıkıyoruz, şehre ineceğiz. Esirleri satmak için''
''İneceğiz mi? Karaşato'nun tüccarlarına satmayacak mısınız onları?'' dedi Maelor, anlamıyormuş gibiydi. ''Onlarla anlaşma yaptık. Bu anlaşmayı bozamayız.''
''Bozmayacağız zaten,'' diye homurdandı Valrek. ''Şu an Gölge Saray ile aramızda neredeyse bir günlük mesafe varken, Karaşato ile aramızda üç günlük mesafe var ve iki gün sonra bir baskın daha yapacağız. Anlayacağın, vaktimiz karışık ve böyle bir durumda ne Karaşato'ya gidebiliriz ne de esirleri burada tutabiliriz. Tek çare bunları Gölge Saray'da satmak olacak. Zaten Tharos'a durumumuzu açıklayan bir mektup gönderdim, sen merak etme. Bir seferlik anlaşmayı bozarsak da bir şey olmaz.''
Başını hafifçe sallayan Maelor, ''Siz yokken saldırıya uğradık, haberiniz var mı?'' diyerek konuyu değiştirdi.
Valrek ile Hark şaşkınlık ve ciddiyet karışımı bir ifadeye büründüler. İkisi de bir şey demedi. Devam etmesini bekliyorlardı.
''Morveht isyan birliklerinden yirmi kişiye yakın kılıçlı saldırdı kampa. Biri ormana doğru kaçmayı başardı ve izini kaybettik. Kalan hepsini öldürdük. Dört ağır yaralımız ve bir ölümüz var.''
''Bu çok kötü bir haber. Şu an kampı gözetliyor olabilirler. Kamp yerini nasıl buldular ki? Her tarafımız ağaçlarla çevrili,'' dedi Valrek, düşünceli bir sesle.
''Aramızda bir hain olma olasılığını düşünmek bile istemiyorum,'' dedi Maelor.
Şimdiye kadar hiç sesini çıkarmayan Hark, ''Olabilir. Ama ben olsam bir an önce önlem almaya başlardım. Kamp yerini değiştirirdim mesela,'' diyerek kendisine bir kadeh doldurdu.
''Ama bu imkansız. Başka gidecek bir yer yok. Sınıra yakın ve yerleşim alanlarından uzak tek yer burası,'' dedi Valrek.
Kendinden emin bir şekilde, ''İşte ben bu yüzden size bu haberi verdim. Şehre indiğinizde bunu Lord Kael'e iletin diye. Bırakın ordunun güvenliği için gerekli önlemleri onlar alsınlar. Çünkü biz saldırıya uğramaya devam edersek askerler tükenecek,'' dedi Maelor kadehini sallayarak.
Valrek başını hafifçe sağa doğru yatırdı.
Kısa bir sessizlikten sonra Maelor, ''Benimle konuşacağınız asıl konu neydi?'' diye sordu.
Valrek askerlerden birine beni işaret etti. Asker beni kollarımdan yakalayınca tutuşundan kurturulmak için çırpındım. Beni çekiştirerek Valrek'in ayak dibinde diz çöktürdü. Valrek bana yukarıdan bakıyordu. Yüzünde yine o alaycı ifade vardı. ''Üzgünüm Küçük Ceylan, böyle haberleri duyunca seni unuttum. Anlarsın ya komutanlık işte,'' dedi. Tekrar Maelor'a döndü.
Maelor, ''Yani benimle bir esiri konuşmaya mı geldiniz? Neyi var onun?'' dedi kaşlarını çatarak.
Valrek bana baktı. ''Onu yarına kadar burada tutmanı istiyoruz. Tabi kaçmasını imkansızlaştırmak için.''
Maelor sessiz kaldı.
Valrek, ''Baksana gözleri çok tuhaf,'' diyip çenemi tuttu ve gözlerimi Maelor'a gösterdi. ''Gözleri heterokromili. Bu nadir ve mucizeye benzer bir şey. Askerlerimin dikkatini dağıtır ve onun kaçmasını istemiyorum. Bu kadar güzel ve nadir bir şey çok altın getirir.''
''Galiba haklısın. Onu burada tutarız. Kaç yaşında?''
Valrek bana baktı ama cevap vermeyecektim. Sinsice sırıtıp, ''Hayır Küçük Ceylan,'' dedi. ''Bu sefer susarak kaçamazsın.''
Kısa bir süre bekleyip benim asla cevap vermeyeceğimi anlayınca askere tekrar işaret verdi. Asker yanıma yaklaşıp ellerini omuzlarıma koydu. Beni bastırarak omuzlarımı acıtıyor aynı zamanda beni yerde hafifçe sürterek Valrek'in bacaklarına yaklaştırıyordu. Valrek beni kızıl saçlarımdan tutup kendisine çekti.
''Küçük Ceylan,'' dedi. ''Eğer hemen cevap vermezsen birazdan çığlık atarsın.''
Asker ellerini omuzlarımdan çekti, sonra da kolunu boynuma dolayıp sıkmaya ve nefesimi kesmeye başladı. Hayır.
''On dokuz,'' dedim kısık ve boğuk bir sesle.
Asker beni bırakıp çekilirken, Valrek saçımı avucunda tutmaya devam etti. Dudak kenarı kıvrılmıştı. ''Demek konuşabiliyorsun, Küçük Ceylan.''
Sonunda beni bıraktığında Maelor'a dönüp, ''Şunu alın,'' dedi.
Asker kolumu tekrar yakaladı ve beni ayağa kaldırdı.
Maelor, ''Onu kulenin iç odalarından birine kapatın. Zincirleyin ve kapısında iki muhafız dursun ama sakın onunla konuşmayın,'' dedi.
''Ayrıca ona su ve yemek bir şeyler verin. Bir gündür baygındı ve dolayısıla bir gündür bir şey yemedi, içmedi,'' diye ekleme yaptı Valrek.
Bir gündür mü?
Asker emredilen her şeyi yaptı. Dar ve havasız odanın kapısı kapandığında hissetiğim tek şey derin bir boşluktu. Zincirlerin tıngırtısı ve dışarıda nöbet tutan muhafızların ayak sesleri dışında hiçbir şey duymuyordum.
Buradan kaçışım yoktu ve yapayalnız kalmıştım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18