ZİNCİR KUYUM kitap kapağı

4. bölüm / 5

ZİNCİR KUYUM

ASLA!

Vaveyla Yazarı: Gece Kuşu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: ASLA!

Gece, dışarıdaki şimşeklerin her çakışında odadaki gerilimi daha da belirginleştiriyordu. Gülçiçek Hanım’ın yüzünde, kimsenin itiraz edemeyeceği kadar kesin ve sarsılmaz bir ifade vardı. Beklediği misafir gelmişti; Ekin, tüm o mağrur duruşuyla odadaydı. Gülçiçek Hanım, her ikisini de yanına çağırırken dudaklarında hafif ama gizemli bir gülümseme belirdi.
"Ha gelun gelun..."
İkisi de tedirgin adımlarla Gülçiçek Hanım’ın etrafında toplandılar. Ekin’in varlığı, odadaki havayı bir anda buz kestirmişti. Güney, merakla "Beni çağırmışsın babaanne?" dediğinde, Gülçiçek Hanım’ın bakışları ikisinin arasında mekik dokudu.
"Barışı nasıl edeceğimizi buldum."
İkisi de aynı anda, sanki tek bir ağızdan "Nasıl?" dediler. O an gözleri birbirine çarptı; ikisinin de bakışlarında aynı şüphe ve inat vardı. Ama Gülçiçek Hanım’ın ağzından çıkan o iki kelime, dünyalarını başlarına yıkmaya yetti:
"İkinizi evlendereceğuk."
"Ne!" Ekin’in feryadı, dışarıdaki gök gürültüsünü bastıracak kadar şiddetliydi.
Güney ise olduğu yerde donup kalmıştı. Bu beklediği en son şeydi; bu bir çözüm değil, bir hapishane ilanıydı sanki. "Gülüm, çiçeğim... Sen ne diyorsun?" diye fısıldadı Güney, inanmak istemeyerek. Ama Gülçiçek Hanım kararlıydı. "Duydunuz. Bu barış gerekli. Yoksa daha çok kan çıkacak!"
"Çıksın kan! Kan çıksın!" diye haykırdı Ekin, gözlerinde intikam ateşi yanarak. "Ben bununla hayatta evlenmem!" Babasının katilinin oğluyla aynı yatağa baş koymak mı? Bu, ölmekten daha beterdi onun için.
"Ula delirdiniz mi! Bu barış siz evlenirseniz sağlanacak!" Gülçiçek Hanım’ın sesi bu sefer bir emir gibi yankılandı. "Ayrıca bu evlilik Ekin’i de koruyacak. Çentinkayalar intikam istiyor; seni abin bile koruyamaz artık!"
Güney istemiyordu, Ekin nefret ediyordu... Ama her ikisi de biliyordu ki kaçacak yerleri kalmamıştı. Oğlum dediği o adamın dışarıda neler yapacağı belli olmazdı; en güvenli yer, en büyük düşmanın yanıydı belki de. Gözleri bir kez daha buluştu. Artık sadece iki düşman değil, aynı kadere zincirlenmiş iki yabancıydılar.
Ekin, hırsla odadan çıkıp dışarıdaki yağmura bıraktı kendini. Sert adımları yerdeki su birikintilerinde yankılanırken, arkasından Güney’in geldiğini hissetti. "Bu barış bize gerekli," dedi Güney, sesi yağmurun altında her zamankinden daha yorgun çıkarak.
Ekin kafasını hızla salladı, gözlerinden akan yaşlar yağmura karışıyordu. "Olmaz. Seninle asla evlenmem."
"Bende çok memnun değilim sana," dedi Güney, o bildik ama bu sefer daha acı bir alaycılıkla. İkisi için de dünyanın en kötü şeyiydi bu. Güney, o kelimenin ağırlığı altında ezilirken daha önce hiç kimseyi sevmediğini, hiç sevdalanmadığını düşündü; şimdi ise nefret ettiği birine mahkumdu.
"Tamam!" dedi Ekin, ellerini sinirle saçlarına atarak. "Sırf bu barış için!"
"Bende istemiyorum seninle evlenmek. Her şey bu düşmanlık bitsin diye."
Ekin çantasını alıp hırsla evine doğru giderken, yarın takılacak o yüzüklerin aslında birer kelepçe olduğunu ikisi de çok iyi biliyordu. O küçük çocukken birbirlerini gördükleri o karlı Maçka akşamı, bu felaketin başlangıcı mıydı yoksa tek kurtuluşu mu?

*
“Tik,tak,tik,tak.”Taygut yine Karaaslanlardaydı.Artık sabrı tükenmiş olmalıydı.”Vaktiniz doluyor!”Çağan birkaç adım attı.Yakınına gelmişti.”Biz arıyoruz.Daha ne istiyosun?”
“İntikam!”Gür sesi konakta yankılanıyordu.Artı son derecesine gelmişti.
Her gece babasının kanının yerde kalmaması için düşünür,gözlerine uyku girmezdi.
“Sonunuz hayırlı olsun.Ben size yeterince vakit verdim!”Arkasına eli ile işaret yaptı.Karaaslanlar kendini korumaya çalışırken,Çetinkayalar hala kurşun yağdırıyordu.
“Durdur şu savaşı!”Çağan elindeki silahı ile ateş etmeye başlamıştı.Bir eliyle Annesi ve babaannesini koruyor,diğer eliyle çatışıyordu.O sırada yerden sert bir ses geldi.
Adımlar çok şiddetliydi.3 el ateş sesi duyuldu.Silahlar susarken herkes pür dikkat oraya odaklanmıştı.Güney ve Ekin gelmişti.Herkes şaşkın şaşkın bakarken Taygut’un gözleri birşeye takıldı.El elelerdi.Hem sinirli,hemde şaşkındı.”O ne lan!”Diyip onların yanına yaklaştı.Güney ellerini yukarıya doğru kaldırdı ve gösterdi.Bu bir kanıttı.
“Çek lan kardeşimin elini!”Ekini çekmeye çalışırken Güney sert çıktı.Tek eliyle Taygut’u ittirdi.”Karuma dokunmayasun!”Taygutun başından sıcak sular döküldü sanki.
Duyduğu ile şaşkın şaşkın dona kaldı.”Karun?Karun?Ne karusu lan!Ne karumu!”
Taygut Güney’e saldıracakken Çağan öne çıktı.”Hop!Uzaklaş!”
Güney Ekinden aile cüzdanını aldı.Tayguta uzattı.Taygut uzattıkları şeye şaşkınca baktı.
“O ney lan?”Dedi arkadan Selim.”Lan bacımız…”
“Evlilik cüzdanı?”Başını salladı Güney.”Evlilik cüzdanı…”
Silahını çıkardı aniden Taygut.”Benim kardeşime…”Silahı Güney’in kafasına doğru uzattı.”Lan benim kardeşime!”Silahı sert bir şekilde dayarken,arkasında bir silah hissetti.Çağan’ın silhı.”O silaho koy cebine!”Silaho cebine koydu aniden Taygut.Yumruk yaptığı eline Güney’e savurdu.”Abi!”
“Kimsin lan sen!”Yumruklarını Güneye savurmaya başlamıştı.”İstediğin Herşeyi yap.Sana karşı gelmem.Nasıl olsa karımın abisisin.”

Bir yumruk daha atmıştı.”Gebertirim lan seni!”

“Sana bişey yapmayacağımı söyledim!”

“Kimsin dedim sana!Ne alaka!”

“Adamlığın varsa,çek o silahı doğrult.”
İşte o an dediği oldu.Cebinden o silahı çıkardı.”Abi!”Diye bağırdı Ekin.
Ama birşeye yaramadı.Taygut gerçekten sinirliydi.Damarları çıkmıştı hatta.
“Yaklaşmayın.

“Seni gerbertirim oğlum!Kardeşime ha!
Kardeşime sevdalık!Ezerim lan seni!’

“İstediğin kadar Herşeyi yapabilirsin!
Ama unutma ki Herşeye rahmen evli olarak kalıcaz!
Beni öldürsen bile.İstersen öldür.
Ama onun soyadı hala Karaaslan olucak.
Hale benim karım olarak kalıcak!!”Taygutun yumrukları havada tepişiyordu.Ama Güney hiçbirşey yapmadı.

“Yürü Ekin gidiyoruz.”
Kolundan tutmuş,götürmek istemişti.

O sırada onun kolundan tutan ise Güneydi.
“Karımı hiçbiryere götüremezsin.”

Bir yumruk daha tmıştı ona.
“Karım deme lan!”

Çağan ayırmak iste işti ama Çetinkayalaılar onu tutuyordu.
Karaaslanlar ise Çetinlayalrı tutuyordu.
Yani aralarında aanlaşamamazlık vardı.

“Karım benim o!
Biz evlendik!”

“Evlenmediniz lan!Evlenmediniz!”

“Evlendik!’

Bir tane daha yumruk atmıştı.
Bu gün yumruktan doyum olmuyordu.
Ama damarları bile görünen adamın sakin olma ihtimali sıfırdı.

O sırada Ekin geri çekildi.
“Abi!Yeter!’
“Ne yeteri!Ne yeteri!Karım diyor!”

“Doğru!Evlendik!”

“Güzelim.Bu seni zorla yalan attırıyordur.
Saçmalama!”

“Ne yalan attırıcam ula!”
Taygut kan fışkırıyordu resmen.
Sinirligözleri Güney ve Ekin’e deydi.

“Ev-len-dik!”

Son bir kez Ekin’e baktı.
İnanmak istemiyordu.
“Ekin…”

“Evlendik abi.”

“Zorla mı dediler güzelim.Ha?”

“Hayır abi.İsteyerek evlendim.”

“Deme…”

“Dedim abİ.”

“Zorla mı evlendirdin lan kardeşimi!”

“Hayır dedik ya!Sevdik,evlendik!”

Anlamıştı.Artık daha üzerine çıkamazdı.
“Hadi eve gidip konuşucaz.”

“Karım burda kalıyor.”

“Evde konuşacağım!Sana sormama gerek yok.Ağzına sıçtırtma bana.”

“Ekin..”

“Konup,yarın gelirim.”

“Bide gün mü veriyorsun?”

“Tamam.”

Bu günden sorna belki araları düzelicek,barış gelicekti.Ama olaylar eksik olmayacaktı belkide.Şu andan itibaren Güneylerin babalarını bulması gerekti.
Bu zorunluydu.İntşkam gerekliydi.

*
“Geç.” Odanın kapısını açarken sesi normalden daha sert çıkmıştı. Yatağa oturmasını istedi. Neler konuşacaklarını ikisi de biliyordu aslında, ama kimse ilk cümleyi kurmak istemiyordu.
Ekin dediği gibi yatağa doğru ilerledi. Dizlerinin bağı çözülmüş gibiydi. Oturdu ve abisini bekledi. Kalbi göğsüne sığmıyordu.

“Bak eğer bu kan davası için evleniyorsan…”

Ekin’in cevabı gecikmedi. Cevabı netti ama sesi düşündüğü kadar güçlü çıkmadı.
“Hayır abi.”

“Emin misin sen peki?” dedi Taygut, sesi bu kez daha yumuşaktı ama içinde bastırdığı öfke açıkça hissediliyordu. Biricik kardeşini ellerine bırakmak istemiyordu. “Bu şerefsizle evlenmeye?”

Ekin başını salladı. Rolünü güzel yapıyordu… ya da yapmak zorundaydı.
“Ne arada için ısındı ona?”
Bu soruya verecek cevabı yoktu aslında. Zihni darmadağındı. Ne diyecekti? Direkt gittim, âşık oldum mu diyecekti?
“Bir süredir…” dedi sonunda. Yalan dudaklarından dökülürken kalbi sıkıştı. Ama bu yalanın arkasında sakladığı daha derin bir gerçek vardı.
“Çocukluktan beri tanıyordum. O evden kaçmıştı bir keresinde… Orada tanışmıştık işte. Kim bilir kaç yıl önce…”

Taygut’un yüzü ciddileşti. Gözleri Ekin’in yüzünde gezindi, en küçük bir tereddüt arar gibi. Bu soruyu son defa soracaktı.
“Gerçekten… sevdalandın mı?”

Ekin’in boğazı düğümlendi. Bir an konuşamayacak sandı.
“Evet.”

“Sen gerçekten öyleysen…” Taygut derin bir nefes aldı, sanki kendini tutuyordu. “Bunun üzerine benim söz söylemem doğru olmaz.”
Bir an durdu. Sesi sertleşti.
“Ama kan davası içinse… ve ben bunu öğrenirsem…”
Gözleri karardı.
“Bu Karadeniz’i yakarım Ekin.”

Ekin başını salladı. İçinde kopan fırtınayı artık tutamıyordu. Bir anda abisine sarıldı. Güçlü görünmeye çalışıyordu ama artık dayanamıyordu. Abisinin görmeyeceği şekilde ağlamak istiyordu. Çünkü ağlamak için güvenebileceği tek omuz oydu.

⸻

Salona annesinin yanına indiler. Ekin’in ayakları geri geri gidiyordu sanki. Annesi bir anda ayağa kalktı, telaşla.
“Ne oldu anlatmadınız?”

Ekin hemen annesinin yanına oturdu. Gözleri doluydu ama saklamaya çalışıyordu.
“Anne… Ben…”
Sesi titredi.
“Evlendim…”

Annesinin gözleri bir anda büyüdü. Yüzündeki ifade dondu kaldı. Sanki zaman durmuştu.
“Ne?” dedi, sesi neredeyse fısıltıydı.

“Evet.”

Hâlâ anlamaya çalışıyordu. Kalbi hızlanmıştı, nefesi düzensizleşmişti.
“Kızım… kim?”

“Güney Kaan Karaaslan.” dedi Taygut sertçe, kelimeleri adeta dişlerinin arasından çıkararak.

Annesinin şaşkınlığı daha da büyüdü.
“Babasının katilinin oğluyla…”

Ekin hâlâ masum görünüyordu. Gözleri doluydu. Bir şey söylemek istiyordu ama kelimeler boğazına diziliyordu.
“Onun bir suçu yok. Hepimiz masum evlatlarız…”

“Sen emin misin?” dedi annesi, sesi kırılmıştı. “Gizli mi evlendiniz?”
Ekin başını salladı.
“Sevdalanmış mısınız?”

Yine başını salladı. Bu kez daha yavaş.

“Sen gerçekten sevdiysen…” dedi annesi, sesi artık daha yumuşaktı ama içinde kırılmış bir kalp vardı.

Ekin gözlerini annesine dikti.
“Beni anlamanız benim için çok önemli.”

O an herkes sustu. Hava ağırlaşmıştı. Söylenmeyen onlarca şey odanın içinde asılı kalmıştı.
Annesi bir süre düşündü. Gözleri uzaklara daldı. Bu kararın dönüşü yoktu. Bunu o da biliyordu.

Derin bir nefes aldı.
“Sakin olmalıyız.” dedi, kendine de söyler gibi.
“Çağır gelsinler o zaman.”

“Neye?”

“Seni istemeye.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18