1. bölüm / 2
ZİNCİR1.BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 1.BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben bu kitap yazma işinde pek iyi değilim. Lakin okursanız ve oy verirseniz gerçekten mutlu olur ve emeğimin karşılığını almış olurum. Şimdien teşekkür ederim.
Keyifli okumalar dilerim.🌝
Hazırsan Başlıyorum...💖
1. BÖLÜM — TANIŞMA FASLI
Hayat, içinde neler olduğu bilinmeyen bir bohça gibidir.
Geçen her gün ise o bohçanın bir düğümünü açmak gibi; biraz uğraşlı, biraz heyecanlı.
—Fadi Kılıçzade
Sabah gözlerimi açtığımda saat henüz beşe geliyordu.
Yeni bir time atanmıştım… ama içimde bir yük vardı.
Eski timimde can yoldaşlarımı toprağa vermiştim.
Onlar şehadet şerbetini tatmış, ben ise aile acısını tatmıştım.
Evet, aile dedim.
Çünkü beni ailem daha beş aylıkken yurda bırakmıştı.
Onlar yokken kardeşlerim ailem olmuştu.
Adımı da yurttaki müdüre hanım koymuştu: Yasemin.
Yeni time alışabilir miyim diye düşünüyordum ama aslında konu alışmak değildi…
Asıl mesele, eski timimden sonra yeniden savaşabilecek miydim?
Onlara “eski” demek bile zor geliyordu.
Kalbim hâlâ sızlıyordu.
Her gece olduğu gibi bu gece de uyuyamamıştım; son halleri, son sözleri, son bakışları rüyama giriyor, gecem kabusa dönüyordu.
Yataktan kalkıp banyoya gittim, hazırlandım ve üniformamı giydim.
Sonra güzelimin yanına çıktım.
Güzelim kim mi?
Biraz eski ama iş gören siyah doblom.
Bazen kitap okurum; Gökçen diye bir kitap vardı, oradaki “barbonun doblosu” yüzünden heves edip ben de almıştım. Belki biraz özenti… ama seviyorum.
Arabaya binip çalıştırdım.
Askeriyeye doğru yola çıktım.
Lojmanda bir daire hazırlanmıştı; eşyalarımı toplamıştım, direkt yerleşecektim.
Askeriyeye girince kimliğimi nöbetçi askere gösterdim. İçerde bir er gördüm.
— “Oğlum, bir baksana.” dedim.
Beni görünce asker selamına geçti.
— “Emredin komutanım!”
— “Adın ne senin aslanım?”
— “Kamil komutanım.”
— “Tekmil ver oğlum.”
— “Kamil Oktay Vural, Kayseri! Emredin komutanım!”
İçimden: Kamil ve Oktay’ı nasıl yan yana koymuşlar lan…
— “Kamil, al benim bavulları lojmana götür.”
— “Emredersiniz komutanım.”
Bavulları alıp yürüdü.
Ben ise Albayın odasına doğru ilerledim.
Beni gören düşük rütbeliler selam verip geçiyorlardı. Üniformamdaki yıldızlardan Binbaşı olduğum belliydi.
“Bu yaşta nasıl Binbaşı oldun?” diye soracaksınız ama… birazdan öğrenirsiniz.
Kapıyı çaldım.
— “Gel.”
İçeri girip selam verdim.
— “Yasemin Karataş, Çorum! Emredin komutanım.”
— “Gel kızım, otur şöyle.”
Oturmayınca bakış attı.
— “Asker, bu bir emirdir.”
Oturmak zorunda kaldım.
— “Komutanım, yeni tim için geldiğimi biliyorsunuz.”
— “Evet kızım, aşağıdaki toplanma alanındalar. İstersen gidip tanış.”
Ama önce asıl konuyu soracaktım…
— “Komutanım… Ben annemle babamı arıyorum. Öldüler mi, yaşıyorlar mı bilmek istiyorum. Beni beş aylıkken neden bıraktılar öğrenmek istiyorum. Belki maddi durumları yoktu… belki başka bir sebepleri vardı. Onları masum sanmak için bir sebebe ihtiyacım var.”
Adam bir an sessiz kaldı.
Sonra:
— “Tamam kızım. Elimden geleni yapacağım.”
İzin alıp dışarı çıktım. Yeni time bir göz atma vaktiydi.
Toplanma alanına girdiğimde herkes ayağa kalktı.
Albaydan sonra en yüksek rütbe bendim.
— “Rahat çocuklar.”
Timin bulunduğu tarafa yöneldim.
Bir kadın, beş erkek… Benimle yedi kişilik bir tim.
Kadın asker beni görünce selam verdi ve tüm tim ayakta bekledi.
— “Rahat. Ben yeni tim komutanınız, Binbaşı Yasemin Karataş. Şimdi en yüksek rütbeliden en düşüğe doğru tekmil verin.”
Sırayla tekmil verdiler:
— “Yüzbaşı Karan Miran, Mardin. Hoş geldiniz komutanım.”
— “Kıdemli Üsteğmen Gökhan Özen, Kahramanmaraş.”
— “Üsteğmen Azra Akın, Bursa.”
— “Teğmen Salih Dumancı, Malatya.”
— “Asteğmen Demir Çelik, Yozgat.”
— “Astsubay Kıdemli Başçavuş Fırat Değirmenci, Zonguldak.”
Hepsi kalıplı, disiplinliydi.
— “Birbirimizi tanıyalım. Aranızda evli olan var mı?”
Karan el kaldırdı.
— “Ben evliyim komutanım. Bir kızım var.”
— “Allah bahtını güzel eylesin.”
— “Amin.”
Sonra sıra bana geldi… Fırat sordu:
— “Komutanım… siz ailenizden bahsetmediniz.”
Derin bir nefes aldım.
— “Ben beş aylıkken yurda bırakıldım. Altı yaşında evlat edinildim.
Evlat edinildiğim aile tarafından şiddet gördüm. Üvey abim tarafından tacize uğradım.
Sonra asker oldum.
Beni istemediler… Şu anda nerede olduklarını bile bilmiyorum.”
Hepsinin yüzü düştü. Fırat pişman olmuştu.
— “Komutanım özür dilerim, bilmiyordum.”
— “Sorun değil. Siz nerden bileceksiniz.”
Ama Fırat hâlâ soruyordu:
— “Komutanım… Bu kadar genç yaşta Binbaşı olmanızın sebebi?”
— “Tekli görevlerdeki başarılarım.”
Sonra yine sordu:
— “Komutanım siz nerede kalıyorsunuz?”
İç sesimdeki Kamuran bağırıyordu:
— “Bu çocuk çok konuşuyor Yasemin! Sen de bir sus deyiver!”
Ama dışarıdan sakin kaldım.
— “Lojmanda kalıyorum.”
Az sonra Salih sordu:
— “Akşam bir şeyler yemeye gidelim mi?”
Karan da araya girdi:
— “Seni tanımak istiyoruz. Müsaitsen tabii.”
— “Müsaitim. Herkes isterse gideriz.”
Hepsi kabul etti.
Ben de eve gidip hazırlanmak için timden ayrıldım.
---
Şimdi belki diyeceksiniz bu ne böyle? Biliyorum çok ok hızlı ilerledim ama diğer bölümlerde gerçekten iyi olacağına eminim.
Bölüm etkileşimi
