5. bölüm · ZEHİRLİ GÜL

Zehirli Gül Bölüm 5 – İlk Çatlak

Ercan Aydın

Pazartesi sabahı Gül okula giderken midesi bulanıyordu. Aç değildi. Hasta da değildi. Sadece içi huzursuzdu.
Son zamanlarda her sabah aynı hisle uyanıyordu.
Sınıfa girdiğinde Mert yerinde yoktu. Gül kısa bir an rahatladı. Bu rahatlama onu bile şaşırttı.
Demek ki yanında olmayınca nefes alabiliyordu.
Ders başladı. On dakika sonra kapı açıldı. Mert içeri girdi. Öğretmene özür dileyip yerine geçti. Ama bakışları direkt Gül’deydi.
Telefon titredi.
Mert:
“Niye günaydın yazmadın?”
Gül yazmadı.
Bir mesaj daha:
“Yok sayıldığımı hissettiriyorsun.”
Gül’ün parmakları klavyede durdu. Ne cevap verirse versin yanlış olacak gibiydi.
Öğle arasında Berke yanına geldi.
“Matematik için not var mı?”
Gül defteri uzattı. İkisi iki dakika konuştular. O kadar.
Uzaktan bir sandalye sertçe itildi.
Mert.
Gül kalbinin hızlandığını hissetti.
Okul çıkışı Mert konuşmadan yürüdü. Sessizlik daha kötüydü.
Sokağın köşesinde durdu.
“Beni aptal yerine mi koyuyorsun?”
“Ne yaptım yine?”
“Ben sana dedim o çocukla mesafeni koru.”
“Grup çalışmasıydı. Bugün sadece not istedi.”
Mert bir adım yaklaştı.
“Benim sınırlarımı test etme.”
Bu cümle farklıydı.
Tehdit gibiydi.
Gül ilk defa geri adım attı.
“Ben kimseyle yanlış bir şey yapmadım.”
Mert çenesini sıktı.
“Yaparsan ne olur biliyor musun?”
Bu soru havada kaldı.
Cevap vermedi.
Ama Gül’ün omurgasından aşağı soğuk bir şey indi.
Akşam Gül mesaj atmadı. Telefonu sessize aldı.
Yarım saat sonra kapı zili çaldı.
Annesi işteydi.
Kalbi boğazına çıktı.
Pencereden baktı.
Mert.
Nasıl bulmuştu evi?
Zil tekrar çaldı.
Gül kapıyı açmadı.
Telefon titredi.
“Kapıyı aç.”
Gül yazdı:
“Niye geldin?”
“Konuşacağız.”
“Şimdi olmaz.”
Bir saniye sonra mesaj:
“Benimle böyle oyun oynayamazsın.”
Zil üçüncü kez çaldı.
Gül perdeyi kapattı. Sessizce bekledi. Beş dakika. On dakika.
Ayak sesleri uzaklaştı.
Ama kalbi uzun süre sakinleşmedi.
O gece annesi geldiğinde Gül bir şey anlatmadı. Anlatmaya kalksa cümle kuramayacaktı.
Odasına geçti. Defteri açtı.
Bu sefer uzun yazdı.
“Birinin evime gelmesi normal mi?
Bu sevgi mi?
Yoksa ben mi abartıyorum?”
Kalemi bastırarak yazdı. Mürekkep biraz dağıldı.
Ertesi gün okulda Mert normal davranıyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Teneffüste yanına geldi.
“Dün abarttım. Kusura bakma.”
Bu kadar.
Sanki kapıya dayanmak sıradan bir şeymiş gibi.
Gül baktı.
“Evimi nereden buldun?”
Mert omuz silkti.
“İsteyince bulunuyor.”
Bu cevap rahat verilmişti.
Ve işte o an Gül ilk defa net bir korku hissetti.
Bu sadece kıskançlık değildi.
Bu takipti.
Bu kontrolün başka bir seviyesi.
Akşam telefonuna uzun bir mesaj geldi:
“Ben seni çok seviyorum.
Beni kaybetme.
Beni delirtme.”
Sevgi ile tehdit aynı paragraftaydı.
Gül mesajı okudu.
Silmedi.
Ama cevap da yazmadı.
İlk defa cevap yazmamak bir tepkiydi.
Küçük ama önemli.
Çatlak oluşmuştu.