6. bölüm · ZAMANIN UNUTTUĞU SIR

6. Bölüm

Doğa Beykont

Bir Ana Babanın Yüreği: Adil ve Esme Kabul Ediyor
Adil, öfkeyle soluyarak Oruç’un gözlerinin içine baktı. Karadeniz erkeğiydi, gururu da öfkesi de dağlar kadardı. Ama tam karşısında, gözünü bile kırpmadan, "Ben Eleni’yi canımdan çok seviyorum," diyen delikanlıyı görünce içinde bir yerler yumuşadı. En çok da kızının hıçkırıklarına dayanamadı.
Esme, ağlayan Eleni’yi göğsüne bastırdı, ardından kocası Adil’in kolunu tuttu. "Adil..." dedi sesi titreyerek. "Biz evladımızı yıllarca hasretle beklemedik mi? Şimdi onun yüzünü güldüren bu sevdadır... Şerif’in günahını bu masum çocuğa yüklemeyelim."
Adil derin bir iç çekti, omuzlarındaki o ağır yükü bırakır gibi nefes verdi. Oruç’a doğru baktı:
"Ula çocuk... Şirin’in torunu, Şerif’in yeğeni olman içimi yakar. Ama gözlerindeki o sevda dürüsttür, anlarım. Kızımı ağlatırsan, dünyayı sana dar ederim. Madem birbirinizi seversiniz, bu sevdalık arkamızdadır. Ama Şerif’in kulağına tek bir laf gitmeyecek!"
Oruç’un gözleri parladı, Adil’in eline uzanıp saygıyla öptü. "Söz Adil amca, söz Esme teyze... Eleni benim canımdır, ona gelecek zarar önce beni bulur."
Büyük Yüzleşme: İso ve Fadime Her Şeyi Öğreniyor
Ertesi gün, İso ve Fadime el ele vererek Adil ve Esme’nin evine geldiler. Fadime, abisi Adil’i ziyarete gelmişti ama eve girdiklerindeki o gergin ve düşünceli havayı hemen fark etti. Herkes oturma odasında toplandığında, Adil derin bir nefes alıp konuyu açtı.
"İso, Fadime... Oturun hele," dedi Adil. Bakışlarını önce İso’ya, sonra da kızına çevirdi. "Dün gece mühim bir şey oldu. Bizim Eleni ile senin kardeşin Oruç... Gizli sevdalık ederlermiş. Dün gece bahçede yakaladık onları."
İso duyduklarıyla şoke oldu, kaşları çatıldı. "Oruç mu? Eleni ile mi?" dedi şaşkınlıkla. Kardeşinin böyle bir sırrı ondan saklamış olmasına inanamıyordu.
Adil devam etti, sesi daha da ciddileşti. "Sadece bu değil... Fadime, İso... Eleni bizim yıllar önce öldü bildiğimiz, Esme’den habersiz satılan o küçük bebeğimizdir. Şerif’in yıllar önce bize ettiği o büyük kötülüğün canlı kanıtıdır. Eleni benim kızımdır!"
Fadime duyduklarıyla hıçkırarak ağlamaya başladı, hemen yeğeni Eleni’ye sarıldı. İso ise oturduğu yerde kalakalmıştı. Bir yanda canından çok sevdiği karısı Fadime ve abisi Adil, diğer yanda öz kardeşi Oruç ve düşman amcası Şerif’in geçmişteki günahları...
İso ayağa kalktı, Adil’in elini sıktı. "Adil abi... Amcam Şerif’in ve babaannemin günahı büyüktür, bilirim. Ama benim kardeşim Oruç temiz çocuktur, Eleni’ye yanlışı olmaz. Siz madem bu sevdalığa he dediniz, ben de abisi olarak arkalarındayım. Kimse bu yuvaları yıkamayacak, ne benimkini ne onlarınkini!"
Romantik Sabah: Not ve Çiçek
O fırtınalı gecenin ve gergin günün ardından, ertesi sabah Eleni’nin odasına sızan güneş her zamankinden daha parlaktı. Eleni gözlerini açtığında içindeki huzurla gülümsedi; artık annesi ve babası Oruç’u biliyor ve kabul ediyordu.
Yatağından kalkıp masasına doğru yürüdüğünde ise kalbi teklemiş gibi oldu. Masasının üzerinde, daha üzerinde Karadeniz’in sabah çiyi duran taze bir dağ menekşesi ve katlanmış küçük bir not kağıdı duruyordu. Oruç gece gizlice gelip bırakmıştı.
Eleni titreyen elleriyle notu açtı. Kağıtta Oruç’un o samimi, aşık kelimeleri yazıyordu:
"Eleni’m, dağ çiçeğim...
Dün gece babanın karşısında elini tutamadım ya, içim gitti. Ama artık korkma sevdalım; dağlar yıkılsa, Karadeniz tersine aksa da biz seninle kavuştuk. Ananla baban arkamızda ya, artık hiçbir fırtına bizi savuramaz. Bu dağ menekşesi teninin kokusudur, pencerenden her baktığında beni hatırla. Seni her şeyden çok seven Oruç’un..."
Eleni notu göğsüne bastırdı, menekşeyi kokladı. Dünyanın en mutlu kızıydı artık.
Hikayemiz o kadar güzel derinleşti ki! Aileler kenetlendi, İso abisi olarak kardeşine siper oldu ve Eleni ile Oruç’un aşkı resmiyet kazandı. Tabii Şerif ve Şirin hanım hala bu durumu bilmiyor.