4. bölüm · Zamanın Kırık Camları
3. BÖLÜM
Görselde bir tek Ülkü Hilal'i tanıyorum ama neyse. Bunları referans alabilirsiniz. Pinterest'den buldum. Salak ChatGPT oraya buraya yazı yazıp silmiyor sinirlerim bozuldu. Neyse iyi okumalar...
İlk etkinliğin karanlık hediyesi
İki gün geçmişti. Bu gün ilk etkinliğimiz vardı. Akıl ve zeka oyunları. Bildiklerim vardı mesela abluka, beş nokta ... İkisine de hazırlanmıştım. Şimdi ise turnuva için ısınacaktık. Dolabımdan siyah eşofman ve bordo tişört giydim. Aynanın karşısına geçip saçımı at kuyruğu bağladım. Kirpiğimi kıvırdım ve göz altıma kapatıcı sürdüm. Dudaklarımı bordo dudak kalemi ile çerçeveledim ve içine dağıttım. Çok az allık kullanıp çıktım. Yürürken Asya ve Afra ile karşılaştım. "Yine parıldıyorsun" diyen Asya'ydı
"Her zaman" onlara katılıp mutfağa doğru gittim. İçerde Savaş ve Berk vardı. "Günaydın kızlar" diyen Berk'di "Günaydın" dedik hepimiz. "Günaydın" dedi Savaş. Ona da günaydın dedikten sonra dolaba ilerledik. Ben yulaf aldım. Afra, meyve suyu; Asya, yumurta aldı. Ben yulafı hazırlarken Asya da yumurta kırıyordu. Üç tabak çıkardım. Hepsinin kenarına yulaf koydum. Hemen ardından Asya, yumurtayı tabaklara dağıttı. Afra, meyve sularını masaya koydu. Masaya oturup yemeye başladık. "Tövbe robot musunuz lan siz? Ne yaptınız benim arkadaşlarıma?" Dedi Berk. "Ne zırvalıyorsun sen be?" Diyen Afra oldu tabi ki. "Birileri tersten kalmış" ellerini havaya kaldırıp teslim oluyor gibi yaptı. Afra, göz devirdi. "Beyinsiz" Diye mırıldandığını duydum. "Duyuyorum" Dedi Berk. Afra samimiyetsiz bir şekilde gülümseyip kafa salladı.
...
Önümdeki masada abluka ve Aslı vardı. Kendisi bizim sınıftan bir çocuktu baya dişli rakipti. Sarı saçları,yeşil gözleri, buğday yeni ve yumuşak yüz hatları ile güzel bir kızdı. "Sen başla" dedim. İlk hamlesini siyah taşı öne almak ve kırmızı taşlarından birini benim taşımın önüne koymak oldu. Taşımı sağ çapraza oynadım ve kırmızı taşımı onun taşının sol çarprazına koydum. Bu şekilde onu kendimden tarafa çekebilecektim.
...
Turnuva zamanı gelmişti. Teker teker rakiplerimle oynadım. Bazılarını yendim bazılarına yenildim ama iyi oynamıştım vallaha yalan yok. Sıla abla konuşma yapmak için ayağa kalktı "Evet sonuçlar iç açıcı. Kazananları söylüyorum. Savaş, Ecrin, Asel, Hilal, Berk, legolas, Levent, Yüksel, Ahmet, Kaya, Aslı, İlayda, Afra, Asya. Şimdi kazananlar size bir sorum olacak kaybedenlere ödülünüzü paylaşmak istiyor musunuz?"
Tüm salondan ses yükselince bir kere daha bağırdı. "Tamam! Tamam! Susun! Oylama yapıcaz evet el diyenler kaldırsın." Elimi kaldırdım. Sıla abla, tek tek saydı. "Tamamdır paylaşıyorsunuz. Akşam bahçede yemek yapacağız. Hepinizi bekliyoruz"
...
Akşam olmuştu. Savaş, Berk, Sıla abla ve öğretmenler mangal yapıyordu. Biz üç kız salata yapıyorduk. Diğerleri görev paylaşımıyla sofrayı kuruyordu. Birkaç kişiye görev düşmediği için oturuyorlardı. Salata bitmişti.
"Siz gidin yağını tuzunu atıp geliyorum." Dedi Asya. Kafa salladım. "Tamam" Dedi Afra. Elimizi yıkayıp çıktık. Aşşağı indiğimizde sofra kurulmuştu. Sandalyemize oturduk. Mangalın başında tek Savaş ve Sıla abla vardı. Savaş, Sıla ablanın boynuna kolunu dolamıştı. Sıla abla, kolunu Savaş'ın beline dolamıştı. Savaş, Sıla ablayı kendine çekip kafasını öptü. Asya, yanıma gelip sandalyeyi çekti ve oturdu. Ortamdaki herkes bir birine bir şey anlatıyordu, bir biz sessizdik. Önceden hiç böyle değildi. Bu sene hepimizin üzerinde bu kırgınlık vardı. Berk'in kalktığını gördüm. Savaş ve Sıla abla'nın yanına gitti. Ellerini bir birine kenetledi ve bir şeyler söyledi. Az çok duyuluyordu. "Romantik anınız bittiyse biz acıktık" bir de tatlı tatlı gülüyordü ya. Sıla abla da Savaş da güldüler. Gülerken gözleri kısılıyordu. E bana ne? "Geliyoruz. Geliyoruz geç hadi Berk" dedi Sıla abla. Berk masaya doğru yürümeye başladı.
...
Tüm sınıf çardakda oturuyorduk.
"Eee ne yapıcaz?" Dedi Asya.
"Kulaktan kulağa oynayalım" dedi Hilal, heyecanla. "Tamam o zaman." Ayağa kalktım ve parmağımla işaret ederken konuşmaya başladım. "Oynamak isteyenler şuraya yan yana otursun ben başlamak istiyorum"
Ecrin bir anda lafa atladı ve kibirle "yere, boş betonun üzerine mi oturacağız?" Savaş araya girdi. "Aslında yere serebileceğimiz bir örtü bulabilirim"
"Güzel olur" dedim. Hızla ayaklandı ve terasdan indi. Birkaç dakika sonra geri geldi. Elinde iki halı vardı. Yere serdi. Oynamak isteyenler çember şeklinde halıya oturdu. "Başlıyorum" dedim ve yanımdaki legolas'ın kulağına fısıldadım. "Ben döner sandım. O, lahmacun çıktı" Lego gülerken Ahsen'in kulağına yaklaştı ama bunlar olurken bir şey fark ettim. Savaş, boş bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Benim, ona baktığımı fark eder etmez başka tarafa döndü. Aynı saniyelerde Afra'nın telefonu çaldı ve "buna bakmam gerekiyor. Sonra gelirim" deyip çemberden kalktı. Çember diğer yanımdaki Ahmet'de bitti. "Söylüyorum " dedi. "Makara sardım. Sonra da yedim. Bu ne İlayda?" Deyip bana baktı. Herkes bir anda gülmeye başladı. "Ben onu demedim ki"
"Ne dedin acaba"
"Ben döner sandım. O, lahmacun çıktı"
"En azından sandım benziyor "
Kafa salladım. Bu sefer çemberin başka tarafından başlamıştı. Çardakda oturan Berk kalktı ve " Size iyi oyunlar " deyip gitti.
...
"Tamam anne. Görüşürüz" Afra, telefonu kapatıp cebine koydu.
Başının üstünde duvara koyulan ele bir baktı bir de elin sahibine. "Ne haber?" Dedi Berk.
"Ne istiyorsun?" Dedi Afra bıkkın bir sesle. "Canım arkadaşımın halini hatrını soruyorum, verdiği cevaba bak!" Dedi Berk yalan bir terslikle.
"İyiyim Berk. Oldu mu?"
Berk, elini indirdi "Ha şöyle" Gülümsedi. Ellerini cebine soktu. "Kitabın bitti mi?"
"Bitti! Çekil" Yalandı bitmemişti. Bu gözler üzerindeyken nasıl bitirebilirdi ki. Çekilmedi. "Ne? Niye çekilmiyorsun? Çekil"
"Bir dur ya. Bak bir. Bir bak bak."
"He"
"Sen niye böyle yapıyorsun?"
"Nasıl?"
" Bana hayvan gibi davranıyorsun"
"Yok be hayvanları daha çok seviyorum"
"Sebep ne?" Gözlerin demek istedi Afra ama diyemedi.
Onun ki ilk görüste aşk mıydı? Bilmiyordu ama kendine bu konuda çok kızıyordu. Bir kere daha olamazdı. "Off bir çekil ya" Berk'i ittirdi ve yürümeye başladı.
Berk'in ise yine gözleri saçına takıldı. Bir kere dokunsa kızar mıydı? Kızardı.
...
Herkes odasına dağılmıştı. Telefonumu yatağın üstüne bıraktım. Kulaklığımı almak için masaya ilerledim ama yoktu. Çantama baktım yoktu. Teker teker herkere baktım ama yoktu. Yatağın üstüne oturdum. Düşünmeye başladım. Nerde unutmuş olabilirdim ki? Düşündüm ama bir türlü aklıma gelmedi. En son mutfakta ya da salonda olabileceğine karar verdim. Mutfağa doğru ilerlerken kaç gündür kilitli olan odadan ses geldiğini duydum durdum ve kapıya yaklaşmadan mırıltı şeklinde sesleri dinlemeye başladım.
"Bu testte ki rapor ne hocam" dedi bir ses.
"Savaş... Hiç kayıp etmemiş"
"En başından biliyordum. O çocukta bir şeyler var ama ne? Boşuna gönderilmiş olamaz"
"Katılıyorum. Diğerlerinde durum ne?"
"Onlarda baya iyi sonuçlar verdi?"
"Buldum!" Diye yükseldi bir ses. "Bakın, bu bölgelerde etkileşim var. Taş buralarda olabilir"
Ne taşı? Sesler kesilmeye başlamıştı.
"İlayda" dedi bir ses. Kanımın donduğunu hissettim.
...
Ayy en uzun bölüm oldu ama güzel oldu. Zamanla uzatıcam artık bölümleri. Yani uzarsa... Neyse sorum var. Sizce bu kişi kim ve Savaş bu oyunun içinde mi? Görüşmek üzere🌜😊👋
