6. bölüm · Zamanın Gölgeleri
Gölgelerin Fısıldadığı Sırlar
Auralia’nın taht üzerindeki hakimiyeti güçlenmiş, halk ona güvenmeye başlamıştı. Ancak her zaferin bir bedeli vardı. Kuledeki büyücü, laneti kaldırırken “her zaferin bir bedeli vardır” demişti. Bu söz, Auralia’nın zihninde yankılanıyor, onu huzursuz ediyordu.
Krallığın karanlık köşelerinde, Karanlığın Kulesi’nden kurtulan bir büyücülük tarikatının hâlâ var olduğu söylentileri yayılıyordu. Bu tarikat, büyücünün lanetini başka bir şekilde geri getirmeye çalışıyor ve Auralia’nın yükselişine gölge düşürmek istiyordu.
Gizemli Bir Mesaj
Bir gece, saray kütüphanesindeki çalışma odasında Auralia, bilinmeyen bir elden gelen mühürsüz bir mektup buldu. Mektupta şunlar yazıyordu:
“Gölgelerin ardında unuttuğun bir bedel yatıyor. Büyücü yalnız değildi. Kule yıkıldı, ama geçmişin karanlığı hâlâ krallığın içinde dolaşıyor. Eğer görmek istiyorsan, yarın gece Karanlık Orman’ın sınırına gel.”
Auralia mektubu dikkatle inceledi. Yazı, eski bir dilde şifrelenmiş gibi görünüyordu. Mektubu Cassian’a gösterdiğinde, o bir an bile tereddüt etmedi.
“Bu bir tuzak olabilir,” dedi Cassian. “Ama aynı zamanda büyücüye bağlı olan başka sırları öğrenmemizi sağlayabilir.”
Auralia başını salladı. “Her ihtimale karşı hazır olmalıyız. Bu krallık için hiçbir tehdidi görmezden gelemem.”
Karanlık Orman
Ertesi gece, Auralia ve Cassian, gölgelerin içinde kaybolmuş gibi görünen Karanlık Orman’ın sınırına ulaştılar. Orman, büyüyle dolu eski bir yerdi; her ağacı sanki fısıldıyor, her yaprağı bir sır saklıyordu.
Auralia’nın elinde yanan büyülü bir ışık, onların yolunu aydınlatıyordu. Ancak ışık, ormanın derinliklerine indikçe soluklaştı. Cassian, kılıcını elinde sıkıca tutarak çevreyi izliyordu.
“Burada bir şeyler yanlış,” diye mırıldandı.
Tam o anda, bir sis tabakası ikilinin etrafını sardı. Sislerin içinden çıkan figür, uzun siyah bir cübbe giymiş ve yüzü gölgelerle örtülmüş biriydi.
“Kraliçe Auralia,” dedi soğuk bir sesle. “Büyücünün laneti yalnızca başlangıçtı. Bizler, onun mirasını devam ettiriyoruz. Ve senin hükümdarlığın, onun intikamını tamamlamamızı sağlayacak.”
Yeni Bir Lanet
Figür, Auralia’ya bir sözleşme sundu. Eğer krallığın tahtını terk eder ve halkın önünde laneti kabul ettiğini ilan ederse, büyücülerin kalan güçleri onu ve halkını rahat bırakacaktı. Ancak kabul etmezse, lanet daha da güçlenerek krallığın her yerine yayılacaktı.
Auralia, bu tehdide karşı soğukkanlılığını korudu. “Benim ailemin hatalarını düzeltmek için yaptıklarım yetmedi mi? Karanlık kuleyi yok ettim. Sizin varlığınızı krallıktan tamamen sileceğim.”
Büyücü alaycı bir kahkaha attı. “Kuleyi yok etmiş olabilirsin, ama büyü yalnızca yapı taşlarında değil, kanında dolaşıyor. Sen ya da Cassian, bir fedakarlık yapana kadar bu lanet peşinizi bırakmayacak.”
Auralia’nın gözleri parladı. “Halkımı korumak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmam. Ama kanımı almak için önce cesaretimi kırmanız gerek.”
Gölgeyle Mücadele
Büyücü, Auralia ve Cassian’a saldırdı. Ormanda çatışma başladı; ağaçların gölgeleri, büyücünün silahı gibi hareket ediyor, onları sıkıştırıyordu. Cassian, büyülerin arasında kılıcıyla savaşıyor, Auralia ise büyü gücünü kullanarak karşı koyuyordu.
Ancak büyücü, onların tahmin ettiğinden daha güçlüydü. Cassian, gölgelerin bir darbesiyle yere düştü. Auralia, Cassian’a doğru koşarken büyücünün kahkahası kulaklarında yankılandı.
“Birini kurtarmak için diğerini feda etmek zorunda kalacaksın, Auralia!”
Bu sözler, Auralia’nın zihninde yankılanırken, Cassian’ın elini tuttu. “Ben kimseyi feda etmeyeceğim!” diye bağırdı. Gücünü, Cassian’ı korumak için odakladı ve bir enerji patlaması yaratarak büyücüyü geri püskürttü.
Bilinmeyen Bir Müttefik
Tam o anda, gölgelerin içinden başka bir figür belirdi. Bu kişi, Auralia’nın kayıp bir akrabası olduğunu iddia eden, eski bir büyücüydü. O da Karanlık Kule’den kaçmış, ancak tarikatın ideolojisini reddetmişti.
“Karanlığın gücünü anlayabilmek için önce onunla yüzleşmen gerek,” dedi. “Büyücüler tamamen yok olmadı, ama onların köklerini kazıyacak kişi sensin.”
Auralia, bu gizemli akrabaya güvenip güvenemeyeceğinden emin olamadı. Ancak bu kişinin yardımıyla büyücüyü yenmeyi ve Cassian’ı kurtarmayı başardı.
Saraydaki Yankılar
Auralia ve Cassian, saraya döndüklerinde Auralia’nın halkına karşı yeni bir yemin etti: “Bu krallık, gölgelerin ve entrikaların değil, cesaret ve fedakarlıkların mirası olacak.”
Ancak Auralia, bu yeni büyücünün sözlerini unutmadı. Tarikatın tamamen yok olmadığını ve büyüyle olan mücadelesinin henüz bitmediğini biliyordu. Cassian ise, Auralia’nın yanında kalmak için bir kez daha ant içti.
