1. bölüm / 2
Zamanda ağlarBazı Bölümler ZAMANDA AĞLAR
Bölümler 2Şu an: Bazı Bölümler ZAMANDA AĞLAR
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Önsöz
Zihin, bazen gerçek dünyanın soğukluğundan kaçmak için inşa ettiğimiz en güvenli sığınaktır. Deniz için bu sığınak, beyaz hastane koridorları, ilaç kokuları ve penceresine vuran yağmur damlalarından ibaret. Dışarıdaki dünya akıp giderken, Deniz zamanın durduğu o odada, zihninin labirentlerinde kendine bir çıkış yolu arıyor. Herkesin "hastalık" dediği, doktorların teşhislerle sınırladığı o koca boşlukta, Deniz’in tutunabildiği tek bir gerçek var: Uzay.
Uzay, o hastane odasının kasvetini dağıtan, annesinin (doktor hanımın) otoriter adımları arasında Deniz’e nefes olan tek kişi. Bir yanda annesinin ve ablasının o trajik kazada yok olup giden hayatlarının gölgesi, diğer yanda Deniz’in dizinin dibinden ayrılmayan, siyah tüyleriyle karanlığı kucaklayan kedi Gece... Deniz, herkesin bitti dediği yerden Uzay’ın ellerine tutunarak yeniden doğuyor.
İnsanlar Deniz’e baktığında sadece boş bir bakış görüyorlar; oysa Deniz o bakışların ardında Uzay ile koca bir evren kuruyor. Uzay onun sesi, onun hafızası, onun dış dünyaya açılan penceresi. Peki, etrafımızı saran bu duvarlar mı gerçek, yoksa sadece bizim duyabildiğimiz o fısıltılar mı?
Zamanda Ağlar, iyileşmek istemeyen bir ruhun, zamana ve ölüme meydan okuyan sessiz çığlığıdır. Bu hikaye; bir kedinin siyahında kaybolanların, beyaz önlüklerin soğukluğunda üşüyenlerin ve her şeye rağmen bir başkasının zihninde sonsuza kadar yaşamayı seçenlerin hikayesi.
Hazır olun; çünkü Deniz’in dünyasında gerçek, sizin bildiğinizden çok daha farklı bir yerde saklı. Ve bazen, birini kurtarmanın tek yolu, onunla birlikte kaybolmayı göze almaktır.
RZ
BÖLÜM 1: Sadece GİTME.
Hastanenin o ağır, insanın genzini yakan dezenfektan kokusu bugün Deniz’e her zamankinden daha keskin geliyordu. Sanki bu koku, zihnindeki anıların üzerine dökülen bir asit gibiydi; her şeyi yakıyor, geriye sadece bembeyaz bir boşluk bırakıyordu. Deniz, pencere kenarındaki metal sandalyeye tünemiş, dışarıdaki gri gökyüzünü izliyordu.
Onun dünyasında her şeyin bir ismi, bir de rengi vardı. Hastane "beyaz"dı ama bu saflığın değil, terk edilmişliğin beyazıydı. Kedisi Gece, odanın içindeki tek gerçek "siyah"tı. Ve sonra... Uzay vardı. Uzay, Deniz’in dünyasındaki tüm renklerin birleşimiydi.
Kapı yavaşça açıldı. İçeriye giren adımın sahibini Deniz, gözü kapalıyken bile tanırdı. Adımlar o kadar hafifti ki, sanki yere temas etmiyordu.
"Yine mi gökyüzüne bakıyorsun Deniz?" dedi Uzay.
Deniz arkasına dönmedi. Uzay’ın sesindeki o kadife yumuşaklığı duymak yetiyordu ona. "Gökyüzü bugün çok ağır, Uzay. Sanki her an üzerimize yıkılacakmış gibi duruyor. Bak, bulutlar bile hareket edemiyor."
Uzay, Deniz’in yanına geldi ve elini onun omzuna koydu. Deniz, omzunda o tanıdık sıcaklığı ama aynı zamanda bir tüyün ağırlığı kadar belirsiz olan o dokunuşu hissetti. Uzay’ın üzerinde, annesinin asla onaylamayacağı kadar salaş, mor bir hırka vardı. Saçları ise hastane ışıkları altında sanki kendi ışığını yayıyordu.
"Annemden mi korkuyorsun yine?" diye sordu Uzay, sesi fısıltıya dönüşerek.
"Doktor Nur Hanım’dan korkmamak mümkün mü?" dedi Deniz acı bir gülümsemeyle. "O bu hastanenin kraliçesi. Her şeyi kontrol etmek istiyor. Kalp atışlarımı, düşüncelerimi, hatta seninle geçirdiğim dakikaları bile... Ama seni benden alamıyor, değil mi?"
Uzay gülümsedi ama bu gülümsemede tarif edilemez bir hüzün vardı. "Annem... O sadece iyileşmeni istiyor Deniz. Ama onun 'iyileşmek' dediği şeyle benimki çok farklı. O seni bu dünyaya bağlamaya çalışıyor, ben ise senin dünyanda yaşamayı seçiyorum."
O sırada koridorda sert, otoriter ve ritmik bir topuk sesi yankılandı. Bu ses, yaklaşan fırtınanın habercisi gibiydi. Doktor Nur Hanım geliyordu. Kapı hızla açıldı. Nur Hanım, bembeyaz önlüğü, kusursuz toplanmış saçları ve elindeki tabletle içeri girdi. Hemen arkasında ise ablası Venüs vardı.
Venüs, ismine yaraşır bir güzellikte ama bir o kadar da soğuk görünüyordu. Şehrin en iyi hukuk bürolarından birinde çalışan, annesinin gurur kaynağı, "mükemmel" evlat Venüs... Deniz’e her zaman sanki kırılması an meselesi olan antika bir vazoya bakarmış gibi bakardı; acıyarak ama dokunmaya korkarak.
"Deniz, nasılsın bugün?" dedi Nur Hanım, gözlerini tabletten ayırmadan. "Verilerin dalgalı görünüyor. Gece yine odada mı? Sana kaç defa söyledim, hijyen kuralları gereği bu kedi burada olmamalı."
Gece, sanki konuşulanları anlamış gibi yatağın altından Nur Hanım’a tısladı. Deniz, "O benim tek dostum," dedi kısık bir sesle. "Uzay’dan sonra tabii..."
Nur Hanım’ın parmakları tabletin üzerinde aniden dondu. Yanında duran Venüs, derin bir nefes alıp başını yere eğdi. Odada saniyeler süren, boğucu bir sessizlik hakim oldu. Nur Hanım, gözlerini ağır ağır Deniz’e çevirdi. Bakışlarında bir doktorun profesyonelliğinden ziyade, bir annenin paramparça olmuş ruhu vardı.
"Uzay mı?" diye fısıldadı Nur Hanım. Sesi ilk kez titriyordu. "Deniz... Yine mi?"
Venüs, annesinin koluna dokundu. "Anne, gidelim artık. Rezervasyona yetişmemiz lazım. Zaten geç kaldık."
Nur Hanım kendini toparladı, yüzüne o buzdan maskeyi geri taktı. "Evet, haklısın Venüs. Deniz, akşam ilaçlarını hemşire getirecek. Hepsini içtiğinden emin olacağım."
Nur Hanım ve Venüs odadan çıkmak için döndüklerinde, Uzay kapının eşiğinde durmuş annesine bakıyordu. "Anne!" diye seslendi Uzay. "Anne, ben de gelmek istiyorum! Beni neden görmüyorsun?"
Ama Nur Hanım ve Venüs, sanki orada kimse yokmuş gibi, Uzay’ın içinden geçip gidercesine koridorda uzaklaştılar. Uzay, olduğu yerde donup kalmıştı. Elleri yanlarına düştü.
"Beni duymuyorlar Deniz," dedi Uzay, gözlerinden bir damla yaş süzülürken. "Venüs bile... Ablam bile yüzüme bakmıyor. Sanki ben onlar için çoktan bir hayalet olmuşum."
Deniz, yerinden kalkıp Uzay’a sarılmak istedi. "Ben seni duyuyorum Uzay. Ben seni görüyorum. Onlar kör, onlar sadece kendi mükemmel dünyalarında yaşıyorlar."
Dışarıda yağmur hızını artırdı. Şimşekler hastane odasını anlık olarak bembeyaz bir ışığa boğuyordu. Aşağıda, otoparkta siyah arabanın motoru hırıldayarak çalıştı. Nur Hanım direksiyondaydı, Venüs ise yanında telefonuna bakıyordu.
Uzay aniden pencereye koştu. "Gitmem lazım! Onları korumam lazım! Annem çok üzgün, dikkati dağılıyor. Venüs ise hep o telefonda... Deniz, bir şeyler olacak, hissediyorum!"
"Gitme Uzay! Kal burada!" diye bağırdı Deniz.
Ama Uzay, kapıya doğru süzülürken arkasına bile bakmadı. "Zamanın ağlarına takıldık Deniz. Eğer geri dönmezsem... Gece’ye iyi bak."
Deniz, cama yapıştı. Siyah araba, sağanak yağmurun altında hızla hastane bahçesinden çıktı. Kırmızı stop lambaları, karanlığın içinde iki kanlı göz gibi kayboldu. Deniz, kalbinin üzerine elini koydu. Orada, tam göğsünün ortasında bir şeylerin kırıldığını, cam parçaları gibi ruhuna battığını hissetti.
O gece, sadece yağmur ağlamıyordu. Zaman da, yaklaşan o metal yığınına ve feryatlara hazırlanıyordu.Deniz derin bir nefes aldı Uzay'a bakındı o da gittimi diye bakındı gitmişti "Sendemi Uzay neden gittin ki yine tek kaldım ."
Gecee! Nerdesin bebegim sende mi bıraktın gittin beni...
BENİ BIRAKMA UZAY GİTME.
2. Bölüm : SON VEDA
Hayat çok zor hergün biri veda ediyor biri doğuyor yaşamın kuralları bunlar şuan birileri daha veda etti biri doğdu.
Vedaları sevmem helede geri gelmeyecekse bu o kadar zor ki ... Her neyse Uzay da annesi ve ablasıyla gitmiş,Gece ise Nur hanım tarafından dışarıya konulmuştu , bir tek ben vardım ben yani DENİZ bu hastanede tekrar doğdum yeni biri oldum bazen ne oluyor bilmiyorum bana "Bazen serum sesleri bazen bağırış çağrış ."Aniden kapı açıldı hafifçe baktım bir kadın geldi etrafa baktı ve gitti galiba hastaydı Uzay sanmıştım.. Belkide gitmedi kim bilebilir ki? Daha sonra biri daha geldi yemek getirmişti odama zaten biliyoruz her zamanaki gibi Burcu ona abla demiyorum hiç abla gibi değil çocuk gibi
Deniz bugün nasılsın? Uzay nerede? Ne yapıyorsun? Ne oldu?
Hep soru soruyor her durumda ama onu seviyorum..
Normal,Uzay annesi ile gitti, oturuyordum ve hiç birşey olmadı normal bir gün
Nerden bileyim morelin bozuk gibi duruyor bir sorun varsa bana anlatabilirsin biliyorsun değil mi?
Biliyorum ama artık gidermisin? Tek kalmak istiyorum
Deniz sen yaşam enerjini kaybetmişsin ama neyse ne halin varsa gör
Hem nasılsın diyorsun bide ne halin varsa gör diyorsun öff çık hadi
Tamam görüşürüz Deniz
Hadi artıkk
Dedigim an çıktı artık eskisi gibi değilim dedim ya buraya düşene dek iyiydim ama Uzay varken eski Deniz oluyorum o beni yargılamıyor tam tersine sevgisi artıyor
Yemeğe baktım hiç iç açıcı değildi kuru fasulye, pilav,ayran ve salata vardı canım hiç istemiyordu köseye koydum yatağıma uzandım tavana baktım zaten tek bakabildiğım şey oydu uyumaya çalıştım ama Uzay yada Gece yoktu daha sonra nasıl olduysa uyuya kalmışım
Sabah kalktığımda etrafa bakındım kimse yoktu kalktım Uzayı soracaktım kapıya yöneldim ve hemen dışarı çıktım etrafta pekte biri yoktu biri aniden Burcu geldi
Uyandın mı?
Sence?
Ya tersindenmi uyandın yine sen?
Her neyse Burcu Uzayı gördün mü?
Hayır gelmedi bugün
Peki Geceyi
Onu gördüm mama bile koydum o halinden mutlu
Onu getirirmisin özledim
Tamam tek istegin o olsun
Teşekkürler Burcu
Rica ederim
Uzay nerede olabilirdi ki o her zaman ya haber verir yada gelir anlatırdı belki işi vardır
Okula gitmistir,Uyuyordur bir çok neden var
Ama ben düşünürken Burcu geldi;
Alsana Gece suna bak yaramaz her yeri toz toprak al bakalım
Ayy bebeğim sen toprakmi oldunn
Gerçekten tek bana soguksun Deniz her neyse görüşürüz
Gece yanimdaydi en azından gerçekten mutluyum o yanımdayken o benim ailem , odama geçtim yatağa oturdum Gece siyah türleriyle üstündeki beyaz giyside çok şirin duruyordu
"O bir hayvan değil dünyam o benim"
Burcu geldi aniden üzgündü haliyle anlaşılıyordu
Ne oldu ?
Deniz..... Uzaygil
Evet
Bir kaza yapmışlar
Aniden kalbim sıkıştı
Ya ona birşey olursa?Ya annem gibi giderse? Tek kalırsam? Aklımdan herşey geçti.. odam dahafa sessizlesti ben Burcuyla bakıyordum oda bana..
Aniden sessizce
Nasıl? Diye sordum
Bilmiyorum benimle gelip öğrenmek istermisin?
Ama söz ve kimseye seni çıkardığımı söylemeyeceksin anlaştık mı?
Anlaştık hadii
Çıktık beraber bu galiba 2 yılda en uzun dışarı ve çıkısımdı
Çok endseliydim Venüs yada Nur hanım hiç biri umarım değildi sadece Uzay...
Varmıştık inelim dedi Burcu hemen indim bu hastane benimkinden daha da iyiydi daha normal...
Elimi tuttu ve içeri girdik hemen o birileriyle konuşuyordu ben ise etrafa bakıyordum yeni doğan bir bebek gibi beni çekti bir odaya gidiyorduk Uzayın babasıda buradaydı ama çaresiz ve hüzünlü bir şekilde ona bakarken kalbim az daha sıkıştı ne oluyor anlamadım Burcu birine durumlarını sordu ama işte doktor cevap verdiği an zaman durdu Burcu şaşırmıştı nasıl dedi hemen dahada kalbim sıkıştı yere çöktüm ne duymuyordum kendi hayal dünyamda kaybolmuştum gözümden yaş geldi ve.....
BAYILMIŞTIM
Gözümü astım Burcu ağlıyordu
Ne oldu ? Ne olmuş Uzaya?
Burcu sessizce bana baktı ve yutkundu
U-u-zay yoğun bakımda ama Nur abla ve Venüs... cennette
Nefesim kesildi Daha 2 gün önce gördüğüm kişiler artık yoktu aniden annemi gôrdüm önümde bana bakıyordu yorgun ve hüzünlü bir şekilde öldu zamandaki gibi kollarındaki gibi
Ona baktım ve ellerime titriyordu bu berbattı çünkü durmuyordu her ne yapsamda...
Burcu bana baktı ve iyimisin Denizzzz dedi ama ben anneme bakıyordum oda bana anne dedim o sadece baktı anneminki gibi önce yoğun bakım sonra cennet ya Uzayda giderse ya yine tek kalırsam şuan biri sen öleceksin ama Uzay kalkacak dese anında kabul edicem ama nefesim kesiliyordu sadece kalbimin sesi ve serumun sesi birde Burcunun iyimisin çığlıkları nasıl iyi olabilirdim ki ?O içerde can çekisirken
Nasıl?... Hayat acımasız bugün 02.08.2021 Bir veda noktası
"Vedalar hep acımasız olur"
Bölüm etkileşimi
