2. bölüm / 2
Zamana MâhkumYabancı dünya
Bölümler 2Şu an: Yabancı dünya
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Üçlü, Alya'yı atlı arabaya bindirerek kendi mahallelerine götürdü. Üç kişiden biri olan Kerem, Alya'yı kendi evine götürdü. Azra ve Ege de onlarla birlikte geldi.
Kerem, Alya'ya dönerek ciddi bir ses tonuyla konuştu.
“Şimdi bize kim olduğunu ve nereden geldiğini anlat.”
Alya şaşkınlıkla etrafına bakındı.
“Benim adım Alya. Burası neresi? Hatırladığım kadarıyla en son bir kuyuya düştüm. Sonra buraya geldim,” dedi.
Ege kaşlarını çatarak Alya'ya baktı.
“Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Bize doğruları söyle!”
Azra şaşkınlıkla Ege'ye döndü.
“Evet, böyle bir şey mümkün olabilir mi?” dedi.
Alya endişeyle başını salladı.
“Yemin ederim, hiçbir şey hatırlamıyorum. Sadece bir kuyuya düştüğümü hatırlıyorum. Gözlerimi açtığımda karşımda siz vardınız,” dedi.
Kerem bir süre sessiz kaldı. Alya'nın anlattıklarına inanmak zordu. Üçü de birbirine bakarken akıllarında aynı soru vardı: Alya gerçekten nereden gelmişti?
Alya, cebinden telefonunu çıkararak saate bakmak istedi. Ancak telefonu eline aldığı anda Azra, Kerem ve Ege şaşkınlıkla ona baktılar.
“Bu da ne?” diye sordular
Alya şaşkınlıkla yüzlerine baktı.
“Telefon işte. Bilmiyor musunuz?”
Üçü birbirine baktı.
“Telefon mu? Öyle bir şey mi var?” diye sordu Ege.
Alya'nın gözleri büyüdü.
“Ne yani, sizde yok mu?”
Üçü de başlarını iki yana salladı. Artık Alya'nın anlattıklarına inanmaya başlamışlardı. Kerem bir adım yaklaşıp şaşkınlıkla sordu:
“Yoksa sen gelecekten mi geldin?”
Alya ne diyeceğini bilemedi.
“Öyleyse… Bu mümkün olabilir mi?” diye mırıldandı.
Tam o sırada Alya'nın gözü odanın duvarındaki takvime takıldı. Takvimde yazan yılı görünce donup kaldı.
“Bir dakika… Biz şu an 1000 yılında mıyız?” diye sordu dehşetle.
Azra şaşkınlıkla ona baktı.
“Evet. Bunda ne var ki?”
Alya'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Ben… Ben 2016 yılındaydım,” dedi titreyen bir sesle.
Odadaki herkes sessizliğe gömüldü. Artık bunun sıradan bir olay olmadığı kesindi. Alya, tam 1016 yıl geçmişe gelmişti.
Alya, etrafına bakınarak konuşmaya başladı.
“Burada bir tuhaflık olduğunu zaten fark etmiştim. Herkes atlı araba kullanıyor, kimsenin elinde telefon bile yok. Evler de taştan yapılmış.”
Azra merakla Alya'ya baktı.
“Peki, sizin yaşadığın yerde her şey nasıldı?”
Alya anlatmaya başladı.
“Bizim orada otobüs ve araba diye şeyler vardı. İnsanlar telefon kullanıyordu. Üstelik evler tuğladan yapılmıştı ve çoğunlukla apartmanlarda yaşıyorduk.”
Ege şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
“Otobüs ve araba ne?” diye sordu.
Alya derin bir nefes aldı.
“Benzinle çalışan, direksiyonla kullanılan araçlar. Gaza bastığında hareket ederler. İnsanlar onlarla bir yerden başka bir yere giderler,” diye açıkladı.
Üçü de şaşkınlıkla Alya'ya bakıyordu. Anlattıkları, onlar için masallarda bile duyulmamış şeylerdi. Kerem Ege ve Azra Alya'ya köyü gezdirdi.
Bir süre boyunca Azra, Kerem ve Ege, Alya'ya yardım ettiler ve ona bir iş buldular. Bu iş, bir hanın mutfağında yardımcılıktı.
Alya, önceki hayatından öğrendiği lezzetli yemekleri yapıyordu. Geçmişte kimsenin tatmadığı bu yemekler sayesinde insanlar yeni lezzetler keşfediyor, handaki müşteriler her geçen gün artıyordu.
Alya, yaptığı birbirinden lezzetli yemekler sayesinde kısa sürede köyde ün kazandı. Herkes onu “Mutfağın Kraliçesi” diye anıyordu.
Bölüm etkileşimi
