2. bölüm · Yüzmeyi öğreten dalgalar
Bölüm 2: saçlarına düşen yağmurlar
"
Kuşlar ötüşü yordu gözlerimi hafif araladım sabah güneşi yüzüme vurdu gözlerimi açtığımda kendimi bahçe nin koltuğunda buldum dün gece annemlerin Trabzon'a taşındığının haberi ni alınca gece boyu ağlamıştım sevdiğim insanların uzakta olması beni üzüyordu zaten sevdiğin insanlar uzakta olur genelde bağ kurmak için yakınında olmaları çok önemli değil insanlar sevdiği insanların uzakta olduğu için üzülür ama o sevdiğimiz uzaktaki insanlar istediği kadar uzakta olsun içimizde yaşar her türlü bağ kurarız
Annemleri görebilir dim arada sırada istediği kadar uzakta olsunlar onlar benim kalbimde yaşadıktan sonra isterlerse dünyanın bir ucunda olsunlar yine bağ kurardım onlarla sadece beni en çok korkutan şey yanlızlık hata dün gece bunun için yanlız kalmaktan korktuğum için ağlamıştım
Dün gece yamanın dizlerinde mi uyudum ben? hayır ya salak kafam üzgünken her türlü salaklığı yapacak kadar aptaldım!
şimdi onun suratına nasıl bakıcam
Masal evin içinde beni arıyordu
" Sedef abla nerdesin? "Bu sesi hergün sıkılmadan dinleyebilirim hızlıca koltuktan kalkıp masalın yanına gittim kucağıma aldım bana çok fazla bağlan mıştı
" Burdaymış masalın sedef ablası kahvaltıda meyveli pankek e nedersin canım" Pankek ı duyunca gözlerin içi ışılda dı yamanın kopyası gibi çok benziyorlar ikiz gibiler masal sevinçle
" Evett " Dedi tebessüm ederek sandalyesine oturdu sevinçle pankek ini bekliyordu pankek ı hazırdı yanına bir bardak süt koydum iştahla yedi aslında evde birsürü hizmetçi vardı ev büyük olduğu için heralde masalın yemeklerini hazırlıyan normalde çalışan vardı kahve saçlı ela gözlü sevimli bir kadın yapardı kadından rica edip bugün masalın kahvaltısını ben hazırladım masal iştahla pankek lerini silip süpürmüş dü anlışılan pankek leri çok seviyor masalı alıp ona animasyon açtım oturup izledi bende o sırada hava almak için bahçeye çıktım çiçek bahçesine girdim aklıma o gün geldi yaman beni eve bıraktığında benim evime gelmişti ben kapıyı açarken bahçedeki bi kaç tane çiçek vardı ve onlara tebessümle bakıyordu yamanın kendi evinde de kocaman bir çiçek bahçesi vardı anlaşılan çiçeklere zaafı vardı ilk defa bir erkeğin çiçek sevdiğini görüyordum çiçek bahçenin içi muazamdı adını bilmediğim bir sürü çiçek vardı ben çiçeklere bakarken arkamdan adım sesleri geldi bu adımlar yaman dan geliyordu ve sıcak nefessi boynuma üflüyor du
"sedef.. " Adımı fısıldadı hızlıca arkama döndüm siyah takım giymişti saçları hafif dağınıktı naif bir kokusu vardı burdan geliyordu kokusu şu hayata ilgimi çeken ilk erkeklerden di
"şey.. Çiçek bahçesini biraz gezmek istedim " Diye mırıldandım
"Beğendin mi bari çiçek bahçemi"
" Evet çiçek bahçesini çok beğendim ama.. "Gözlerinin mavisini benim yeşil gözlerime kenetle di dikkat Le beni dinliyordu
" İlk defa bir erkeğein çiçek lere bu kadar önem verdiğini sevdiğini şahit oldum"dedim gözleri hala benim üzerimdeydi
"Erkekler çiçek sevemez mi? " Dedi tok bi sesle
"Hayır tabikide elbette sevebilir ilk defa gördüğüm için şaşkınım"
"Bence çiçeklere kıyamayan bu hayata kimseyi kolay, kolay kırmaz" Dedim bana sırıtarak
"Düşüncen de bence haksızsın çiçeklerle insanları bir tutma ben öyle pamuk kalpli bir adam değilim"
Dedi hayır yanılıyordu onun kimseye kıyamayacağını biliyordum oda bunun farkında ama yaman duygularını içinde tutup başkasına yansıtmayan bir karaktere sahipti kısa bir sürede onu bu kadar nasıl iyi tanıdığımı bende bilmiyorum ama gözleri herşeyi anlatıyordu
Çiçek bahçesinden çıktık saat sekizdi eve girip çantamı hırkamı alıp gidiyordum arkamdan masal bana seslenip beni durdur du
"Sedef abla bizimle akşam yemeyi yemeden gidecekmisin" Onlarla akşam yemeği yemiyecek tim artık evime gitmek istiyordum odamı yatağımı çok özlemiştim
"Masal cım ben aç değilim ki sizin ile akşam yemeği yiyemem ama sana söz yarın en erken saatinde yanında olucam " Masalın boncuk gibi olan mavi gözleri hüzünle dolmuştu kafasını öne eğmişti bunu gören yaman direk bana odaklandı
"Bizimle bi kaç saat yemek yesen olmaz mı masal ağlayacak şimdi onun üzülmesine katlanamam sedef.. " Masal yamanın neyi oluyordu babası gibi sahipleniyor du masalı belkide babası ve karısıda onu terk etti bir türlü sormaya cüret edemiyordum ama
Daha fazla sormazsam kafamda bam başka senaryolar kuracaktım
" Ama evimi özledim.. " Masal boncuk gözlerinden yaşlar süzülmeye başlayınca yamanın yüzü gerildi burnundan sertçe nefes verdi gözleri sürekli masal daydı bakışlarını çevirip bana baksa korkudan titrerdim ama bana bakmıyor du ortamı daha fazla germe den kabul ettim
" Peki tamam kabul pirenses sen kazandın" Başını kaldırıp bana baktı masal göz yaşlarını silip bana sarıldı yaman da biraz sakinleşip rahatça nefesini verdi
Masa nın üstünde bir sürü yemek vardı açık büfe gibiydi bunca yemek 3 kişi için fazlaydı masaya oturduk hizmetçiler servis yaptı yemeklerimiz ı yedik hemen arkasından hizmetçiler tatlı servis ediyorlardı tatlı olark fıstıklı baklava vardı kadın tabaıma baklavayı koyacak ken reddettim
Yaman şaşkın gözlerle bana bakıyordu
"Sevmez misin masal seviyor diye özelikle yaptılar" Benim fıstığa alerjim vardı fıstıklı bir şeylerler yediğimde nefes alamaz vücudum kızarırdı fıstığa alerjim olduğunu dokuz yaşımda öğrendim o günden beri fıstığa elimi bile sürmüyordum yamana bakarak
" Fıstığa alerjim var beni hastanelik ediyor"
" Bunu öğrendiğim iyi oldu " Yaman beni önemsiyor muydu yoksa banamı öyle geliyordu bence bana öyle geliyor
Saat epey geç olmuştu hızlıca ayağa kalkıp yaman a dön düm
" Saat epey geç oldu benim artık gitmem lazım yarın erkenden burda olurum"
"Bekle" Dediğini işittim arkamı dön düğümde yaman çoktan ayağa kalkmıştı
" Geç oldu ben bırakırım seni " Arabamla geldiğimi bilmiyordu heralde
" Arabamla geldiğimi unutun galiba"
"Arabanın tekeri inmiş cam parçasınıda görmedin heralde " Laf mı soktu o bana allahın pis sarısı işte
" Laf mı soktun sen bana pis sarı!"
Sırıtarak bana baktı " Pis sarı demeni bile özlemişim" Bu sefer daha fazla kahkaha atarak bana
" Ne hadime size laf sokmak kraliçem" Kraliçem mi bu adamda hiç insaf yokmu yakışıklığı yetmiyormuş gibi nefesim kesilicek bu pis sarı yüzünden
"Ee ben nasıl şimdi evime gidicem" Yavru kedi gibi yamana bakıyordum oda dudaklarını kıvırtarak
" Benim elime düştün yabani" Yabanimi kraliçem de kalsaydık keşke
" Ben miyim yabani benim ne yaba ni liğimi gördün be"
" Kafama merdani yi kuşlar geçirmedi ya 2 gündür baş ağrısından adam akılı uyuyamadığım" Tamam merdaneyi biraz sert geçirdim kafasına ama oda beni sinir etmeseydi
" Ama da nazlıymış bizim ikinci prensesimiz" Yamanın mavi gözlerinde bi an boğuldu mu hissetim gözleri ölümcül bakıyordu o bana bakarken ben ecel terleri döküyordum ben bi kaç adım arkaya gittim o üstüme üstüme geldi fazla sinirlendi azımdan kaçtı boşluğuma geldi ne varki bunda canım
"Ne dedin sen ben miyim pirenses" Sesi zaten kalındı sinirlenince iki kat daha kalın çıkınca ürkmüştüm
" Sen kaşındın kızım götürmüyorum seni evine hatta bir hafta seni burda tutuyorum hadi git şimdi evine yiyorsa" Sinir den ağlıyacaktım hangi devirdeyiz biz o kim de beni alı koyuyor
" Sen beni burda zorla tutamazsın derhal beni evime bırak pislik herif " Diye olabildiğince yüksek sesle bağırdım
"Öyle bi tutarımki aklın şaşar " Allah benim belamı versin bu eve gelip işe başlamak büyük hata
" Tam burda solonun ortasında ayakta sabit durucam ve sen beni evime eşek gibi götüreceksin"
" Kızım sen inatsan ben daha inatım seni bir hafta geçmeden burdan evine götüren namert ulan" Beni burda zorla tutuyor pislik herif bu işi derhal bırakmalıydım başımı dik tutum
" İşi bırakıyorum " Gözlerinin içinde alaycı bir ifade vardı
" Sözleşmeleri okumayı unutun heralde yabani" Sözleşmeler uzun olduğu hiç birini okumadan imzalamıştım gerizekalı kafam!
" Madde bir ben kovmadan işten çıkarsan yüksek miktarda tazminat ödersin" Keşke ellerim kopsaydı da sözleşmeleri imzalamasaydım
" Evimden başka hiç biyerde uyuyamam ben bir hafta uykusuz nasıl durucam" Sesim çok kısık çıkmıştı uykusuz kafayı yerdim
" Yalan söyleme yabani bahçede dizlerimde uyumuştun " Bilmiyorki onun kokusuna uyuduğumu hiç bir zaman öğrenemi yecekti
" O gün çok ağlamıştım o yüzden uyku basıp uyumuştum" Yalan söyledim çok da inanan mamıştı gözlerinden herşey beli oluyordu
" Ben masalı alıp uyutmaya götürüyorum sen istersen oda da yat istersen salonda gul yabini gibi dikil" Bu kadar umursamaz olamaz dı ben burda uykusuzluk lâ Cebeleşirken o mışıl mışıl uyuyacakmıydı? Ayrıca o kim bana gul yabani diyor sinirden ayaklarımı yerlere vurmuştum o çoktan yukarı kata çıkmıştı harika bi alı koyulmadığım kalmıştı o da oldu sinirden çantamı yere attım saat gece yarısı iki olmuştu ben hala ayakta duruyordum
Beş saat sonra..
Sabah yedi olmuştu hiçbir şekilde uyuyamadım o yamanı ellerimle boğasım vardı merdivenlerden masalın sesini duydum
"Sedef abla" Boncuk gözlüm yine beni arıyordu masal yanıma geldiğinde gözlerime bakıyordu
" Gözlerin uf olmuş" Göz kapaklarımın şiştiğini hisede biliyordum eğilip masalının bebek pembesi yanaklarına öpücük kondurdum
" Bugün kahvaltında ne yemek istersin boncuğum" Bir kaç dakika düşünüp
" Meyveli pankek" Bu kız daki pankek aşkı beni öldürüyordu
" Canım daha dün yedin ama"inatçı bir tutumla ayaklarını yere vurdu inatçılığını kimden kazandığı maalesef belli oldu
" Hayır pankek istiyorum" Başımı sağlayarak onay verdiğimde hızlıca sandalyesine oturdu pankek lerini yapıp verdim yemeye başladığında merdivenlerden yamanın indiğini gördüm siyah takım giymiş gömleğin bi kaç açık düğmesi yine hafif dağı nık saçları ile ortalığı yakıyordu hayvan herif
"Beni yeterince süzdüysen kahvaltımı hazırla lütfen" Utançtan yutkunup kızardım açık sözlük de üstüne kimseyi tanımam
" Ben senin bakıcınmıyım yaman"
"Değilsin zaten" Dedi
" Ben sana hizmet etmek için işe girmedim evde adlarını bilmediğim bir sürü hizmetçi var onlar hazırlasın" Zaten bütün gece uyuyamadım bide onun boğazını doyuramazdım
Bakışlarını sertleştirip bana baktı
" Bana kahvaltı hazırlamasan bir hafta daha tutarım seni burda"
Yeter diye isyan etmek istiyordum ateş çıkan gözlerimle yamana odaklandım
"Elimi kolumu da bağla bari" Gülmemek için yanaklarının içini dişleri
"Uslu durursan bağlamam" Dalga geçiyor resmen benimle sertçe burnumdan nefesimi verdim mutfak tezgahına doğru gitim yamanın kahvaltısını hazırlarken yamana döndüm
" Fare zehri varmı bulamadım burada" Yamanın göz bebekleri büyüdü bir anda sandalyesin den hızla kalkıp üstüme yürümeye başladı ben geri geri gittim gidecek alan kalmadığı için durmak zorunda kaldım
"Delirdin mi sen sana kahvaltı hazırla dedim azrailim ol demedim yabani"
" Kahvaltını hazırlasam sonrada beni eve biraksan gözlerim ağrıyor artık" Sesimi olabildiğince sevimli çıkarmaya çalışıyordum
" Koskoca evde nasıl uyuyamıyorsun ve cevabım tabikide hayır seni bir hafta dolmadan evine bırakmıyacağım "
"Daha kaç kere söylemem lazım evimden başka bir yerde uyuyamıyorum uyku problemim var" Sesimde hüzün vardı yaman omuzlarını dik leş tirip
" Uyku ilacı versem uyur musun"yok artık kafama bişey geçir de bayılayım tam olsun
"Yok artık yaman" Gerçekten ciddiydi bu!
" Yarışmaya varmısın"ciddi bir ifadeyle bana bakıyordu
" Ne yarışması? "
" İlk uyuyan kaybeder ben kazanırsam beni direk evime götürecek sın eyer sen kazanırsan bir hafta daha burda durucam kabul mü" Bu teklifi rahatça sundum çünkü benim uyku problemim olduğu için asla uyuyamaz acı çekerdim yaman da zaten 2 güne giderdi
"Kabul ulan"
Akşam ezanı çoktan okunmuştu masalla vakit geçirdim gün boyu son olarak onunla boyama yaptık boyama dan sonra masalı odasına götürüp uyutum keşke bende uyuya bilseydim aşağıya indim yaman arkasına dönük bir şekilde koltukta oturuyordu salonda onu boğmamak için bahçeye çıktığımda yaman bana seslenip
"Nereye gidiyorsun" Dediğini işittim onu sinir etmek hoşuma gittiği için
"Kaçıyorum gözlerin görmüyor heralde " Ayağa kalkıp üzerime yürüyüp eli ile çenemi tutu
" Ben sana ne dedim unuttun mu"
"Ney? " Kendi sesimi duyamadım bir anda
"Uslu durmazsan seni bağlarım şimdilik uyardım bir daha kine uyarmayıp bağlıyacağım " Sertçe yutkunurken eli hala çenemi tutuyordu
"Bıraksana çenemi be" Dediği mi dakikalar sonra işitince derhal elini çenem den çekip uzaklaştı benden
" Bu arada kaybedecek sın"
"Büyük konuşma iki güne uyursun bak" Bu süzme malla daha kaç kere uyku problemim olduğunu söylemem lazım?
Üç saat sonra..
İki gündür uykusuzdum gözlerimin durumu nu bilmek dahi istemiyorum uyursam bir hafta daha burda durmak zorunda kalıcaktım sık dişini kızım herkese yenilirim ona asla
Elime yeşil çayımı alıp bahçeye çıktım rüzgar yüzüme estikçe üşüyordum üstümde hırkamın olmasına rağmen bahçedeki koltuklara yürürken bir den adımlarım durdu havuzun içinde yaman yüz üstü kolları ve bacakları açıktı hareket etmeden duruyordu
"Yaman! " Ses vermedi bir kaç kez seslendim gene cevap alamadım korkudan çay bardağını yere düşürdüm hızlı bir şekilde hırkamı çıkartıp havuza atladım yamana doğru ilerlerken dibe çöktüm bir dakika ben yüzme Bilmiyorumki bu pis sarı ile beraber ölücem hayır! Ellerimi çırptım daha sonra yaman kalktı bu pis sarı boğulmamıştı yaman elleriyle yüzünü sildi ve benim boğulduğumu gördü
"Sedef" Diye bağırdı bağırıcana tutsana beni salak çok sükür boğulduğu mu anlayınca hızla yanıma gelip belimi tutup yukarı kaldırdı beni yüzlerimiz birbirine çok yakındı
"Napıyorsun sen deli yüzme bilmiyorsan ne diye havuza atladın manyak" Hödük bu iyi olup olmadığımı soracağına hesap soruyor bide
" Boğuldun sandım seslendim duymadın napıyordun sen orda? "
" Halay çekiyordum yüzüyordum gözlerin körmü senin " Hala belimi tutuyordu ondan uzaklaşmaya çalıştığımda daha sıkı türü belimi
" Bi dur boğulup kalıcaksın başıma"
"Bırak sana beni " Ellerim ile onu göğüsünden itmeye çalıştığımda bu sefer ellerimi tuttu
"Kuş gibi çırpınıp durma "
" Ağızımın içine girdin sapık herif"
"al bıraktım yüz şimdi tabi yüzebilirsen " Yaman beni bırakın ca yeniden dibe çöküp çırpınmaya başladım kahka atarak beni izliyor bide
"Yaman tutsa- " Bir kaç dakika çırpındım yaman kılını bile kıpırdatmadı en sonunda daha fazla çırpınmadan dibe battım batığımı görünce hızlıca suya dalıp beni çıkardı çimlerin üzerine çıktığımızda beni yan yatırdı çok şükür bilincim kapan mamıştı
"Sedef şşt iyimisin "
"Çok iyiyim sen nasılsın " Dudak larını kıvırtarak
"İyiyim çok güzel yüzdün banada öğretir misin " Kahka atıyor bide pislik hızla ayağa kalktığımda gülüşü saniyesinde söndü birden üzerine koşunca yaman hızla koşmaya başladı
" Gel buraya! "
"Gelirsem azıma sıçarsın " Baçede hala koşuyorduk
" Gel lan buraya " Diye cırladım yaman hala köpek görmüş gibi koşuyordu
" Ölmek için daha gencim ben sedef şaka yaptım sadece " Yaman da maşallah çıta gibi koşuyordu hızımı artırınca yamanın dağınık saçlarını tuttum ikimizde yere yapışınca ben yamanın üzerine düştüm ve malesef ki yarı çıplaktı bian taşın üzerine düştüm sandım meğersem yamanın üzerine düşmüşüm yamanın etkisinden çıkıp yamanın göğsünü yumrukla maya başladım
" Kızım dursana kumtorbasına mı benziyorum ben "
"Kumtorbası gibi sertsin ellerim acıdı" Bunu duymayı beklemiyordu sertçe yutkundu
"Sedef.." Diye fısıldadı
"Hım" Diye mırıldandım
"Üzerimden kalkıcakmısın" Dedik lerini dakikalar sonra işittiğim için hızlıca üzerinden kalktım ıslak kıyafetler Le kalınca hapşurmaya başladım
" İnsan kıyafetleri ile havuza atlarmı bu rüzgarda" Diye homurdandı
" Dedi bu rüzgarın ortasında yarı çıplak gezen yaman" Diye homurdandım söyledik lerim hoşuna gitmiş olmalıki güldü
"Hoşunamı gitti " Gözlerimi kaçırdım
"Hayır bana örtü getirir misin üşüyorum" Erkekler ilgimi çekmiyor du ama.. Yaman farklıydı
Yaman evin salonuna gidip siyah büyük bir örtü getirdi
"Kücük bir örtü yeterdi bana fazla büyük değilmi bu? "
"Bize anca yeter" Bize mi? Kaşlarımı çatarak yamana
"Biz derken? " Allah tan üzerine tişört giymişti
" Bende bahçede oturucam"inşallah bahçede yamanla oturur ken onun kokusuyla uyumam
"Peki" Yaman yanıma gelip örtüyü sırtımıza örtü sohbet etmeye başladık
" Ee senin ailen nerde? " Yanlış bişey söylemişim gibi sertçe yutkundu gözleri boşluğa daldı yamanın elini tutup tebessüm ettim
"Bana anlatıp içini döke bilirsin " Gözlerinin içinde tarif edemediği çaresizlik vardı
"Anlatırsam benden nefret edersin" Yamandan nefret edeceğim kadar ne yapmış olabilir ki
"Bana anlatabilirsin" Derin nefes alıp anlatmaya başladı
Geçmiş zaman
Yaman karaaslan
Ben o zamanlar on dört yaşındaydım kardeşim masal bir buçuk yaşındaydı onu herkesten çok seviyordum annem hande hergün babam olacak şerefsizden şidet e maruz kalıyordu babama rağmen annem dimdik durup direniyordu ben tecavüz çocuğu olsamda annem beni sevmek den asla vaz geçmemişti yine bir gece babam çok fazla içmişti tüm hırsını annemden çıkarmıştı annem acıyla inliyordu babam soner durmuyordu kapının bi köşesine geçip kulak larımı kapatıyor dum ama sesler beynimin içinden yankılanıyor du daha sonra bir kurşun sesi geldi.. Korkuyla salona çıktığımda babam annemi karnından vurmuştu..
"Anne" Diye haykırdım babam bana döndü öfkeyle
"Gel buraya! " Diye sesini yükselti gözüm yerdeki silah ile oyalandı silahı alıp babama yöneltim bu gece ya o beni öldürecekti yada ben onu tetiği çektim ve kafasına nişan alıp bir el ateşettim babamı saniler içinde yere serdim her taraf kan içinde kalmıştı ellerimde babamın kanı vardı ilk cinayetimi on dört yaşında işlemiştim karaaslan ailesinde geriye iki kardeş kalmıştı artık
Yamanın geçmişi oldukça karanlık olduğunu bu gece öğrendim on dört yaşındaki bi çoçuğun piskolojisi bunu nasıl kaldırdı ?dinlerken benim kanım çekildi o bunu nasıl kaldırdı nasıl kafayı yemedi ve bu karaaslan ailesinde yanan hande olmuştu yaman annesini anlatırken gözlerinin içi parlıyordu gözlerinin içi gülüyordu babasını anlatırken dibe çöküp gözlerindeki kin i öfkeyi göre biliyordum yaman boş gözler ile bana bakıp
"Öz babamı ben öldürdüm benden nefret ediyorsan seni anlarım sedef.. " Hayır yamandan nefret etmek aklımın ucundan bile geçmemişti
"Yaman senin adını kim verdi? " Derin nefes alıp
"Annem.. Verdi" Sesin den anlıyordum yamanın annesine olan özlemini
"peki adının anlamını biliyormusun? " Kaşlarını çatıp gözlerimin içine odaklandı
"Saçma salak soruları neden soruyorsun ayrıca adımın anlamına hiç bakmadım" Kafasını çevirip yine boşluğa daldı
"Kurnaz becerikli cesur.. Ve güçlü" Kafasını yine bana çevirdi
"Anlamadım? " Tebessüm ederek yamana
"Saydıklarımın içinde hepsi sende mevcut özellikle cesur ve güçlüsün her anlamda" Söylediklerimin sayesinde hafifte olsa dudağının kenarı kıvrılmıştı ama gerçek bir gülümseme den oldukça uzaktı
"Adımın anlamını mı taşıyorum yani ben" Bu sefer daha fazla gülümseyip elini tutum
"Adının anlamını fazlasıyla taşıyorsun " Yaman bu sefer içten gülümseyip
"İyki varsın sedef.. " Diye fısıldadı kafasını omzuma yerleştirdi huzur veren okyanus kokusu geliyordu buram buram saniyeler içinde omzumda uyuyağa kaldı elimi yamanın saçını okşamak için kaldırdım daha sonra buna cesaret edemeyip yumruğumu sıkıp geri indirdim
İdayı ben kazandım şükürler olsun
Ben gece boyu uyuyamamıştım sabah olması bekliyordum dört göz ile uykusuzluktan gözlerim yanıyordu artık eve gidip uyusam aralıksız iki gün uyuyabilirdim sabah güneşi doğmaya başladı yaman da hafif ten gözlerini açıp nihayet omzumdan kalktı omzum uyuşmuştu artık
"İdayı kaybettin hadi evime götür beni arabamın tekeri hala? patlakmı arabamla da giderim" Yaman bıkın gözler ile bana bakıp
"Sanada günaydın yabani"
"Günaydın ve evime gitmek istiyorum "
"Tamam sende ne bızıkladın turşunu kurmayacağım kızım dur üstümü giyip geliyorum" Koltuktan kalkıp eve girdi ben kalkıp ötür tüyü aldım katladım beyaz sıpor ayakabalırımı giyip saçımı düzeltim yaman bahçeye doğru geldi yine siyah bir takım giymişti bu adam niye sürekli takım giyiyor saçları hafif dağınıktı dağınık saç çok güzel duruyordu onda evden çıktık yamanın arabasına bindik yaman bir restaurant in önünde durdu arabadan inip kapımı açtı ve elini uzatı elini tutmadım ve arabadan inip
"Burda ne işimiz var ? "
"Kahvaltı yapıcaz açım ben"
"Yaman uykusuzluktan bayılacağım artık" Beni dinlemeyip elimden tutup resturantın içine getirdi bir masaya geçip oturduk yaman garsonu çarıp sipariş verdi bi kaç dadikanın ardından serpme kahvaltı geldi yaman kahvaltısını yapmaya başladı ben elimi çatala bile sürmemiştim uykusuzluktan kolumu kaldıramıyordum
"Kahvaltını yap sedef"
"Yapmıyacağım"
"Sebep? " 2 gündür uykusuz olduğumu unutu galiba
"İki gündür uyuyamadım yorgunum kolumu kaldıracak halim yok sadece evime gidip uyumak istiyorum" Yaman ağzını peçete ile silip kalktı
"Hadi gidiyoruz" Bian sevinçten gözlerimin içi parladı bende masadan kalktım restoranta n çıkıp arabaya bindik koltukta otururken yamanın huzur veren okyanus kokusu buram buram gelince yan koltukta sızıp uyumuşum
Kendimi yatağımda buldum hava karanlıktı başım zonkluyordu telofunumdan saate baktım kaç saat uyuduğumu merak ediyordum telefona baktığımda gözlerim büyüdü bir anda sedef ne saati kızım günlerce uyumuşun! İki gün aralıksız uyumuşum cidden şimdi anlıyordum başımın neden bu kadar ağrıdığını yatağımdan kalkıp soğuk bi duşa girdim ayılmak için çok iyi gelmişti bornoz umu giyip odama gittim ayıcıklı pijamalarımı giyip şaçımı dağınık topuz yaptım çıplak ayak gezemediğim için yazın ortasında uzun beyaz çoraplarımı giydim kitaplığımdan bir idam mahkumun son günü olan kitabı aldım okumaya başladım kitap çok iyiydi ben mutlu mutlu kitabımı okurken birden gülüşüm soldu çünkü zil çaldı kitabımı bırakıp salona yürüdüm kapıyı açtığımda karşımda bigeyi gördüm
"Hangi rüzgar attı seni buraya " Bige birşeyler görmüş gibi gülerek eve girip balkona geçti
Arkasından bende balkona geçtim balkonda oturduk
"Sen ne ara sevgili yaptın ayrıca benim niye haberim yok " Dedi
"Bige sakın ol yaman sevgilim değil olamazda" Bige sırıtırak
"Kendisi gibi adıda karizmatik miş nasıl sevgili değilsin kızım gördüm gördüm adam resmen seni seni kucağına alıp evinin içine kadar taşıdı seni gece boyu naptınız anlatsana merak ettim" Dedi sırıtırak kaç tane soru sordu sayamadım? Ayrıca son sorduğu soru sorumluydu?
"Bige! " Dedim öfkeyle bigede inatla omuzlarını silkti
"Sorularımı cevap lamazsan kendi gördüklerime inanaırım" Çok inatcıydı burnumdan sertçe nefesimi verip soruladını cevaplamaya başladım
"Yamanın kız kardeşinin bakıcısı olark işe girdim sonra yamanla kavga ettim yaman da bana ceza verdi üç gün yanında tutu beni sonra beni eve bırakmadan önce beni bir restaurant a götürdü kahvaltı yapmak için biraz kahvaltısını yaptı ardından biz arabaya geçtik ben günlerdir uykusuz kaldığım için arabada uyudum ben uyanmayınca yatağıma bırakmış beni sonu banada süpriz oldu uyandığımda yoktu evde zaten " Bige beni ağzı açık dinliyordu
" Herşeyi geçtim işe ne ara girdin üstelik yaman ın kız kardeşi nin bakıcısı olarak bu arada adam seni cezalandırmak için yanında zorla tuttuysa ben bu işin altından birşey ararım " Hiçte bişey aramazdım
"Sen bırak beni de sen nasılsın herşey yolundamı? " Bige sıkıntıyla nefesini verdi
"Yok be iki gündür annemden yemediğim azar kalmadı" Allah bilir gene ne yaptı
"Neden? "
"Eve köpek aldım " Semoş teyzeye acıyorum valla semoş teyzenin köpeklere alerjisi vardı
"Semoş teyzenin köpeklere alerjisi yokmuydu "
"Evet o yüzden köpeği sana vericem" Ney! Köpekle kendimi hayal bile edemiyorum
"Ben köpeğe nasıl bakcam kızım"
"Ya sen almazsan annem beni köpekle evden kovacak" Sesli kahka atmıştım bige cebinden telefonunu çıkarıp bana fotarafını gösterdi köpek diyince aklıma büyük bişey gelmişti ama beyaz tüylü yerden bitme gibi bişeydi çok sevimliydi
"Bige bu çok tatlı bişey alabilirim ben"
"Tamam ben bi eve gi deyim getiriyim sana mamasını suyunu yatağı tuvalet kabı falan hepsi var bende " Dedi sandalyeden kalkıp evden çıktı bende mutfaktaki bi kaç kirli tabakları makineye yerleştirip tezagı sildim işim bitince bige zile bastı bende bigeye kapıyı açtım
"Biz geldikk" Köpek çantanın içindeydi bige ile salona doğru gitik bige yere dizlerinin üzerine oturup çantayı açtı köpek çantadan direk fırladı evin içinde dönmeye başladı tebessüm ederek bakıyordum köpek e bige ye döndüm
"Adı ne bu bücürün "
"Adı yok sen koyarsın hadi ben alışverişe kaçıyorum aşkım" Bige yi kapıya kadar geçirdim salona köpeğin yanına geçtim köpeği kucağıma aldım
"Ne koysam ki adını? "
"Buldum bundan sonra senin adın peluş " Bence adı kendisine uyuyor yumuşacık tüyleri vardı ben kucağımda peluş lâ oynarken telefonum çaldı arayan malesef yamandı
