4. bölüm / 4
YUVA4
Bölümler 4Şu an: 4
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabağ erkenden uyandım. Evin bu saatteki sessizliği hoşuma gitmişti. Üzerimi değiştirip , masaya bıraktığım dosyalarını alıp salona indim. Önümde iki farklı dosya vardı. Birinde üzerinde çalışmam gereken elbise çizimlerim , diğerinde yiğit için bulduğum okulun isimleri ve aldığım notlar duruyordu. Önce bir süredir üzerinde çalıştığım elbisenin çizimini önüme çektim. Kumaşın dökümünü , bel kısmını ve etek kesimini tekrar gözden geçirdim. Kalemle attığım her yeni çizgi çizimi daha karmaşık gösterirken aksine zihnimi yavaş yavaş temizliyordu. Bu iyi gelmişti çünkü buraya geldiğimden beri kendimi sürekli bir kaosun, tartışmanın içinde bulmuştum. Daha 3 gün olmasına rağmen kendi hayatımın da olduğunu unutuyordum. Çizimin kenarına bir kaç not daha aldıktan sonra kalemi elimden bıraktım. Çizimler son halini aldığında anneme atmalı ve onunda görüşünü almalıyım. 3 gündür onuda aramıyordum ve muhtemelen beni bir deste azar bekliyordu.
Bu sefer diğer dosyayı elime alıp arkama yaslandım. Yiğit için baktığım bazı okulların eğitim programları iyiydi ama sınıfları kalabalıktı. Bazıları ise eve uzaktı. Aralarında aklıma yatan ve eve yakın olanları işaretledim , önce okulla görüşecek hatta yiğitle ziyarette bulunacaktım. Onun bu evde milattan kalma hocayla ders görmesine daha fazla göz yumamazdım , heleki son olanlardan sonra...
-Bugün erkencisin.
Batur'un sesiyle başımı kaldırdım. Salonun girişinde duruyordu. Üzerinde koyu renk bir pantolon ve gömlek vardı. Saçları her zamanki gibi özenle taranmış,bir eli cebinde masadaki dosyalara bakıyordu.
-Huzur buraya kadarmış dedim mırıldanarak.
-Duyamadım
Kasıntı herif
-Evet diyorum, bugün öyle oldu.
Dediğimde tam arkasını dönüp gidecekken tekrardan ona seslendim.
-Batur
Adımları duraksayınca yerimden kalkıp elimdeki dosyayı ona uzattım.
- Bu ne?
Dedi elimden dosyayı alıp
-Yiğit için baktığım okullar. İşaretlediklerim aklıma yatanlar sende bir bak istersen.
Batur kaşlarını çattıp bana baktı. Merak ediyorum bu adam zaten çatık olan kaşlarını daha ne kadar çatabileceğini düşünüyordu. Hayırlı böyle giderse botoks şart.
-Okul mu?
-Evet
Sıkıntıyla nefes aldı.
-Yiğit zaten evde eğitim görüyor
-Artık görmüyor
-Ne demek bu
-Şöyle ki o çok kıymetli hocana dün mesaj atıp artık evde ki derslere devam etmeyeceğimizi söyledim.
Baturun çenesi hafifçe gerildi.
-Sen kimsin ki benden habersiz buna karar veriyorsun
Hayır sinirlenme sakin ol. Derin bir nefes alıp başımı dikleştirdim.
- O hocanın yiğit 'e hiç bir faydası yoktu dedim savunmaya geçerek
-Bu sonuca bir gündemi vardın.
-Evet. dedim gülümseyerek " Senin aksine "
-Peki, öyle olsun
Dediğinde şaşırarak ona baktım. Ciddi miydi?
-kabul mu ediyorsun yani
-Evet diyip duraksadı "ama"Parmağını kaldırıp sözüne devam etti
-Yaşanacak tek bir sıkıntı, tek bir problemde muhatabım ilk sen olursun ona göre
Küçük tehditi görmezden gelip heyecanla el çırptım
-Evet işte bu dedim zaferle
-Merak etme hiç bir sıkıntı veya problem olmicak
-Göreceğiz diyip arkasını dönerek salondan çıktı. Baturun tartışmayı uzatmadan kabul etmesi iyiye işaretti belki oda artık yiğitin okula gitmesinin mantıklı olduğunu düşünüyordu yada bu kadar kolay kabul etmesinin altında başka bir sebep mi vardı?
Bir hafta sonra...
Bu bir haftanın nasıl geçtiğini anlamamıştım bile. Günlerim yiğitle okulları gezmekle,onun okula alışmasına yardımcı olmakla ve boşta kalan zamanlarda çizimlerimi bitirmeye çalışmakla geçmişti.
Yiğiti ilk gün okulda yanlız bırakmamış, onunla sınıfına kadar gidip öğretmeniyle konuşmuş ve diğer çocuklarla tanışmasını izlemiştim. Gözlerindeki tedirginliği görmemek mümkün değildi. Neyseki korktuğum gibi olmamış hemen adapte olmuştu. Öyleki her okul dönüşü önce yanıma uğruyor gün içinde yaşadıklarını, oynadıkları oyunları anlatıyordu. Yüzündeki tebessüm ve anlatırken ki heyecanı görülmeye değerdi.
Birde Batur vardı, onu bir haftadır hiç görmemiştim işlerinin yoğunluğundan mı yoksa başka bir sebepten mi bilmem eve gelmiyordu, geldiği zamanlarda ben çoktan uyumuş oluyordum ama sabahları odası yine boş oluyordu. İlk günler bunu önemsememiştim. Hatta onunla karşılaşmamak işime geliyordu. Çünkü bir zamanlar yiğiti kilitlediği odayı boşaltılmış yeniden boyatıp sinema odasına çevirtmiştim. Yiğit'in oradaki kötü anılarını silemezdim ama o odada ona yeni güzel anılar hediye edebilirdim. Baturun olmaması da işte bu yandan iyiydi çünkü öğrendiği gibi kesin ya karşı çıkacak yada kızıcaktı genelde ikisinide yapıyordu.
Bu gece yiğit' in uyuması uzun sürdü. Okulda yaşadığı bir olayı anlatmış sonra konuyu değiştirip bu hafta sonu neler yapmak istediğinden bahsetmişti. En sonunda yorgunluğuna yenik düşüp gözlerini kapayınca yorganı omuzlarına kadar çekip alnına bir öpücük kondurdum. Yarın ona odayı gösterecektim ve tepkisini çok merak ediyordum. Odasından çıkıp sessizce kapıyı kapattım saat geç olmuştu, odama doğru ilerlerken adımlarım baturun odasının önünde duraksadı. Elim kulpa uzandğı an aşağıdan gelen gürültü ile kaşlarımı çattım. Bu saatte evde personel olmazdı hepsi çoktan müştelimata gitmişti. Tekrar gelen sesle temkinli adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Girişin ışığı aydınlandığında karşımda baturu gördüm. Bir an olduğum yerde kaldım, bir haftadır yüzünü görmediğim adam şimdi girişte duruyordu her zamanki gibi takım elbisesi üstündeydi ama üstü başı normalinkinden daha dağınık yüzünde ise belli bir yorgunluk vardı.
-Neva
Diyip adım attığın da sendeledi, sarhoş muydu?
-Batur dedim şaşkınlıkla onu böyle görmeye alışık değildim.
Merdivenlerden inip karşısında durdum.
-İyi misin
-iyiyim dedi sırtını duvara yaslayıp.
-Belli oluyor, bir haftadır ortalarda yoksun
Yaslandığı duvardan uzaklaşıp sendeleyerek yanıma yanaştı
-Benimi merak ettin.
-Hayır cevabım fazla hızlı çıkmıştı. Batur gözlerini benden ayırmadan bir kaç saniye durdu.
-Öyleyse sorun yok diyip merdivenlere doğru giderken tekrar sendeleyince hızla koluna girdim. Batur önce bana baktı, ardından bir şey söylemeden ağırlığını bana verdiğinde merdivenlere yöneldik.
-Neden bu kadar içtin
-Ne
-boşver dedim sıkıntıyla
Merdivenleri yarısında durup biraz dinlendim. Bu adam gittikçe ağırlaşıyordu.
- Yiğit nerede
-uyuyor dedim merdivenlerden çıkmaya devam ederek
-okula alıştı mı?
Sorduğu soruyla şaşırdım
-Alışıyor dedim mırıldanarak"ilk gün biraz zorlandı ama şimdi daha iyi"
-İlk gün yanında kaldın mı
-Evet onu yanlız bırakmadım hafifçe başını salladı
-Sende orda olmalıydın dedim dayanamayarak
Sesini çıkarmadı. Kalan basamaklarını çıkıp odasından içeri girdik. Odasına kısa bir göz gezdirip onu yatağa oturttum.
-Duş alıp uyu çok kötü gözüküyorsun
-Yardım etmeyecek misin?
-Ne !!
Kolumu tutup ayağa kaktığında bir anda yüzlerimiz birbirine çok yaklaşmıştı. Aramızdaki mesafeyi tek bir hareketle açabilirdim ama yapamadım. Batur'un gözleri önce yüzümde gezindi ardından dudaklarımda durdu. Sertçe yutkundum. Bakışları yeniden gözlerimi bulduğunda nefesimi tuttuğumu fark ettim. Ne o geri çekildi ,ne de ben geriye bir adım atabildim.
--Neva
Adımı söylerken sesi alçalmıştı, yüzümün alev aldığını hissettim şuan çok yakındık ve bundan rahatsız olmam gerekiyordu. Batur dudaklarıma doğru eğilmeye başlayınca ne yapacağımı bilemedim. Sonunda kendimi toplayıp göğsünden hızla ittirdim. Sarhoşluğun verdiği sersemlikle yatağa yığıldığında şaşkınlıkla birkaç saniye öylece ellerim havada kaldım. Kalbim hala deli gibi atıyordu.
-En iyisi sen uyu
Dedim hızlıca ama zatten o çoktan gözlerini kapatmış yatağa yayılmıştı. Odadam tam çıkacakken yeniden sesini duydum.
-Neva
Başımı çevirip ona baktım hala gözleri kapalı uzanıyordu.
-Efendim
- ben o değilim Dediğinde kaşlarım çatıldı.
-Onun gibi olmicam dedi tekrardan.
-kimden bahsediyorsun
Uzun bir süre ses gelmeyince odadan çıkıp yavaşça kapıyı kapattım. Söylediklerinin bir anlamı var mıydı, bilmiyordum. Bahsettiği kişi kimdi, onu da bilmiyordum. Ama içeride yaşadığımız o an bir türlü zihnimden çıkmıyordu. Bu yakınlık hiç yaşanmamalıydı. Üstelik Yiğit'e yaptıkları, bana karşı sergilediği o sert tavırlar ortadayken ona karşı böyle hissetmem bile kendime kızmama yetiyordu. Bir anlık yakınlığın bütün bunları unutturmasına izin veremezdim. Batur sarhoştu ve aramızda yaşananları bu yüzden unutmalıydım. Ama ne kadar kendime bunu söylesem de o anı aklımdan çıkaramıyordum.
.
.
.
.
.
Bölüm etkileşimi
