9. bölüm · YOLUN SONU YOK

YAKIN TEHLİKE

Anya Vespera💫

Herkes dağıldı.Gecenin sessizliğinde Chris ve ben arabayla eve gidiyorduk.
Ben hâlâ Daon'u düşünüyordum. Keşke onunla evlensek.İki çocuğumuz olsa...Yok, beş tane olsun! Hepsi ona benzesin. Bu düşünceleri sesli düşünmüş olmalıyım ki Chris "Oha Ryan! Hızlı çıktın, biraz yavaş!" dedi.

Gülerek eve doğru giderken Chris arabayı benim evimin önünde durdurdu."Tamam, burası senin yerin," dedi ve kendi evine gitmek üzere arabayla ayrıldı.Ben çantamdan anahtarı çıkardım, kilidi takıp çevirmeye hazırlanıyordum ki aniden etraf karardı.

Arabada oturuyordum, kalbim göğsümde deli gibi çarpıyordu.
Ellerim bağlıydı,her hareketim kısıtlıydı.
Cral direksiyonda oturuyordu, gözleriyle beni süzüyordu ve her bakışı ile korkumu artırıyordu.Motor homurtusuyla birlikte geceyi arabanın içinde hissediyordum,yolun kenarındaki ağaçlar hızla geçiyordu.

“Merak etme Ryan,“ diyordu ince sırıtan bir tonda. Sesindeki saplantılı tını tüylerimi diken diken ediyordu.
"Burası senin için özel bir yer. Sadece ikimiz olacağız. Kimse seni bulamayacak."

Bacaklarımın altı boş gibi hissediyordum,nefesim sıkışıyordu.
"Bırak...beni...buradan!" diyordum ama Carl bana bakıyordu, gülüyordu. Gülüşünde bir tuhaflık vardı; sanki her korkumu seviyor,her panikimi izliyordu.

Araba hızlanıyordu, rüzgar camdan içeri giriyordu. Ama içimdeki korku azalamıyordu. Kaçmak istiyordum ama ellerim bağlıydı, planı kusursuz gibi görünüyordu. Carl arada bi gözlerini bana çeviriyordu ve sanki herşeyden haberdar miş gibi,"seni tanimadığımı sanıyorsun, ama ben seni yıllardır tanıyorum," diyordu.

İçimden tek birşey geçiyordu: buradan kurtulmalıydim.ama nasıl?

Carl bana arada bi bakıp duruyordu, gözlerinde o saplantılı parlaklık hâlâ vardı. Ama bu sefer sakinlesmeye çalışıyordu." Ryan,merak etme gelecekte birlikte çok güzel bir hayatımız olacak. Herşey yoluna girecek. Sadece bana güven," diyordum. Sesindeki yumuşaklık tuhaf bir güven veriyordu ama korkumu azaltıyordu.

Otele vardığımizda beni hemen odasına götürdü. Carl banyoya girerken ben, bağlı olmama rağmen çarşafları sessizce birleştirmeye başladım,merdiven yapacak kadar sağlam olmasada deniyorudum. Pencereye çıktım, aşağı sarktim, şans eseri karşıda küçük bir kuru yıkamacıya indim.

İçeri sessizce girdim,kabinlerden birine saklandım. Kuru yıkamacı çinliydi ve amerikanca bilmiyordu.
Telefonumu çıkartıp Alex'i aradım, titreyen ellerimle tüm olanları anlatım.
" Alex, Carl beni kaçırdı... lütfen yardım et!"dedim.

Bir süre sonra Carl, Kuru yıkamacıya girdi ama dikkat çekmemek için sanki kıyafet bakıyormuş gibi hareket ediyordu. Adımlarını sesizleştiriyirdu, kalbim deli gibi atıyordu; nefesimi tutuyordum, çabuk bulunmamak için mümkün olduğunca saklanmaya çalışıyordum,derken Alex ve Chris içeri girdiler beni arıyorlardı kabinin perdesini aralamadan elimi uzattım tabi Alex ve Chris beni görür görmez
"Rayn seni bulduk!!!" diye bağırdılar ve ikisine orta parmak çektim. Çünkü Carl buralarda olabileceğini düşünüyordum.

Hepimiz aceleyle dışarı çıktık. Alex panikten dolayı arabayı çalıştırmiyor,
" Haydi Alex haydi!!" Diye bağırıyordum. Kalbim deli gibi atıyordu. Carl arkamızdan deli gibi arabasını sürüyordu , her virajda arabasi dahada yaklaşıyor gibiydi.

( Alex yerine Chris Arabınin başına geçip arabayı çalıştırıyor)

Tam Carl arabamızın yanına yaklaşacakken, büyük bir kamyonet aniden onun arabasına çarptı. Carl'ın arabası savruldu,Carl havaya uçtu( o sırada carl'ın iç sesi: göklerde kartal gibiydim...🤣) ve yere çarpıp ağır yaralandı. Sürünerek yolun kenarına doğru ilerliyordu, kanlar içinde...ve o anda biz arabanın camına baktık.

Cam yavaş yavaş aşağı indi. Gözlerimi kısarak baktım ve gördüğüm şey tam bir film sahnesiydi. Güneş gözlükleriyle havalı duran Nora,yani ablam arabadan bize bakıyordu. Gözlüklerini çıkardı ve tek kelimeyle: "NABER?" dedi. Karizması bütün korkularımı sildi,o an her şeyin kontrolümüzde olduğunu hissettim. Cral yerde sürünüyordu, kanlar içinde ve hâlâ peşimizden gelmeye çalışıyordu. Gudubet herif ölümsüzdü sanki. Alex , Chris ve ben arabada titriyorduk. Alex nihayet motoru çalıştırdı, arabayı hızla yola sürdü. Gariban cral , çaresizce sürünerek kendini güvenli bir yere atmaya çalışıyordu ve tam o anda polisler geldi. Biz bütün olanları uzaktan izliyorduk. O an cral muhmetemelen naneyi
yediğini anladı. Birileri onun ihbarını yapmış olmalıydı;polisler cral'ı alıp ambulansa bindirdi. Hastaneye götürüldüklerinde yoğun bakıma girdiğini gördük.

Arabada hâlâ şokdaydık. Ama o an chris bir şey fark etti "babam..." diye fısıldadı. Biz de dönüp baktık ve öğrendik ki cral yani peşimizden gelen psikolog Aslında chris' in babasıymış arabada uzun süre sessizlik oldu. Herkes bunu sindirmeye çalışıyordu Chris ağlamaya başladı Ben de Ryan olarak onun omzuna dokundum Alex sessizce direksiyonu tutuyordu babam bunu nasıl yapar diyordu.Chris sesi kırılmak üzereydi.Ertesi gün Chris ve ben hastaneye gittik.Alex Arabayı park etti. Odaya doğru yürüdük,carl hâlâ yoğun bakımdaydı, ama doktorun yüzü asıktı."maalesef durumu çok kötü hayatta kalma şansı yok". Chrisin gözlerinden yaşlar süzüldü.Sesizce babasının yanına oturdu o an tüm Öfkeyi korku ve kaygı yerini tarifsiz bir hüzüne bırakmıştı.cral sonunda öldü .Geriye sadece yıkılmış bir aile ve kurtulmuş olan Ryan kalmıştı.

Olanlar basına yansıyordu televizyondaki küçük kırpmalar internet haber başlıkları sosyal medyada dönen kısa videolar hepsi bir anda bizim hayatımızın üstüne çökmüştü haberler cral sapik , hasta psikolog ve çocuk kaçırmaya teşebbüs gibi etiketlerle veriyordu. hastanedeki kayıtlar polis raporları tanıkların kısa ifadeleri derlenip gazetelere dökülüyordu. bizden haber almak için kapımızın önünde kameralar dönüyordu ama chris hiçbir kanalla konuşmak istemiyordu Chris hemen evine çekildi kapıyı kilitleyip gelen çağrılara cevap vermiyordu ekip olarak alex, Nora,gustavo, Rita,Mia ve ben onun yanında kalıyordum dışarı çıkıyorduk kapı zili çalsa bile açmıyorduk gazetecilerin önünde durup röportaj verme Düşüncesi bile Chris 'ihasta ediyordu Biz de onun acısını paylaşmak için evde kalıyorduk Pencereden dışarı bakıp eski günleri anıyor susuyorduk hep beraber röportaj ekiplerine karşı açıkça bir hayırımız vardı Hiçbir kanalla röportaj yapmayacaktık.

Ama engel olsak da haberler kendi yolunu buluyordu hastaneden sızan bilgiler kısa yorumlar eski psikoloğun sicili diye atılan başlıklar dönüp duruyordu insanlar sanki olanları birkaç Klişe cümle ile tüketmek ister gibi konuşuyordu sapik psikolog ,takıntılı Doktor kurban kurtuldu hepsi birer manşet oluyordu. Chris bu manşetleri gördükçe daha çok çöker oldu gözleri boşalıyor ufuk'a bakıyor ama hiçbir şey görmüyor gibiydi.

Günler geçtikçe Chris daha da içine kapanıyordu sonunda cenaze tünelini düzenlenmesi gerektiğine karar verdi bu onu rahatlatacak bir kapıyı kapatmak gibi gelecekti cenaze gününde günü geldiğinde alışılmıştı carlı'ın etrafında nefret ve suçlama vardı toplum onu kötü biri olarak görüyordu Chris cenaze töreninr tek başına gitmek istediğini söyledi cenazeye sadece Chris gitti başka kimse yanında olmayacaktı Çünkü herkesin içinde hem suçlama hem de hafif bir rahatlama vardı öfkeyle karışık bir hüznü kimse törenine dönüştürmek istemiyordu Ben ,Alex ,Rita,Mia, gustavo ve Nora evde bekledik Chris'in tek başına gitmesine izin verdik onun için doğru olan buydu eve döndüğünde ağlamıştı sesini duymadık ama omuzları sarsılıyordu hepimiz ağladık ama gözyaşlarımızın sebebi farklıydı kiminin ki öfke kiminin ki korku kiminin ki bitkinlik o gün evin içinde uzun bir sessizlik hüküm sürdü.
Zaman tuhaf atıyordu on günler 20 günler geçerken hepimiz orada kaldık dışarı çıkmıyor haberleri kontrol etmiyor birbirimize bakıyorduk krizin yüzü soluyordu Bazı sabahlar Pencereden kalkıp bahçeye bakıyor sonra geri dönüp yatağa yatıyordu Ben geceleri uyanıyor hala o anları kafamda tekrar tekrar yaşıyordum karnım bakışları Alex'in oranın yüzündeki korku ablamın ne haberi hepsi çarpıp girer anıydı

30 gün geçti yaz yavaşça çekiliyordu, güneşin dokusu daha ince rüzgarların serinliği daha çabuk çarpıyordu yüzüme. Bir sabah uyandığımda dışarı baktım Ağaç yaprakları sararmaya başlamıştı sonbahar geliyordu.O sabah evin içinde kimse konuşmadı sadece pencereden gelen hafif rüzgar ve dökülen yaprakların sesi vardı gelip geçici bir sakinlik miydi yoksa yeni bir başlangıcın nefesi mı bilmiyordum. ama bir şey kesindi: artık hiçbirimiz aynı insanlar değildik artık sonbaharın gelişiyle birlikte her şey yavaş yavaş normale dönüyordu içimde hala geçmişin Korkuları ve kaygıları vardı ama artık bunlar beni kontrol edemiyordu Alex,Chris ve ben birbirinize destek olarak hayatın içine dönmeye çalışıyorduk kendimi bir yetişkin gibi hissediyordum;geçmişin gölgeleriyle yüzleşmiş ve onlardan güç almıştım...

Nora hala karizmatik duruyordu gözlerindeki güven bana cesaret veriyordu hepimiz birer yetişkin olduğumuz olduğumuzu hatırlıyor gerçek hayatın ritmine yeniden ayak uydurmaya çalışıyorduk o sırada gustova aklıma geldi uzun zamandır güvenebildiğim bir arkadaşım biz ekip olarak ablam notayı gustavo' ya yakınlaştırmayı düşünüyorduk belki biraz zorlayarak ama iyi niyetle...

Arafan aylar geçmişti; toparlanmış yeniden nefes almayı öğrenmiştik o gün Rita ile birlikte Nora ve gustavo'yu restoranda buluşmaya karar verdirdik.hava ılık şehir kalabalıktı Ama içimde garip bir huzur vardı.

masaya oturduğumuzda Gustavo biraz utangaç Nora ise her zamanki gibi özgüvenliydi göz göze geldiklerinde içimden ;"Evet o olacak " diye geçirdim. Rita ile Birbirimize bakıp gülümsedik.
"şey..." dedim gülerek "Aslında buraya gelmemizin bir sebebi var." Gustavo hemen başını kaldırdı ;sebep mi?
rita hemen araya girdi;"ryanin ablası ile seni tanıştırmak istedik". Nora gözlerine devirdi Ama o an bile gülümsüyordu gustavonun utangaç bir şekilde "memnun oldum" demesiyle ortamda tatlı bir gerginlik oldu Rita ve ben planın işe yaradığını hissedip ayağa kalktık." biz biraz dışarı çıkıyoruz" dedim ,gülümseyerek "Siz tanışın bakalım "

restorandan çıktığımızda ikisini son kez masada gördüm.gostovo artık daha rahat konuşuyordu Nora da kahkaha atmıştı o kahkaha benim için her şeyin yolunda girdiğini gösteriyordu.

Aradan zaman geçti ;
Nora ve gustavo daha sık görüşmeye başladılar ilk Sinemaya gidişleri
birbirlerine attıkları utangaç mesajlar
Birlikte yağmura yakalandıkları o an...
hepsi birer küçük romantik anıya dönüşmüştü.
Ablam bir gün sonra beni arayıp gustavonun biraz sinir bozucu olduğunu ama aynı zamanda çok tatlı bir çocuk olduğunu söylemişti o an içimden " Tamam dedim bu aşk başlamış"...

Sayfa 9 ✨