2. bölüm · Yin Yang / Chanmin

Yin

Ayıcık Bombo

Hastane kapısından çıktığımda saat akşam onu geçiyordu. Tekrar hızlı adımlarla kafeye gittim, chang dükkanı kapatmıştı. Hızlıca odama indim ve üstündekileri çıkardım. Sakin gibi görünüyor olabilirim ama konu kardeşim olunca resmen elim ayağım titriyordu. Kendine gel Seungmin diye düşündüm.

Giydiklerimi yine giyecektim içime içlik giydim belime silah kemeri silah yedek mermiler ve iki çakı yerleştirdim. Ayak bileğime jilet gibi olan minik çakımı yerleştirdim. Ne olur ne olmaz diye dinleme cihazı olan kolyemi boynuma taktım ve üstümü tekrar giydim. Koyu kahve saçlarımı toplanabildiği kadar topladım ve siyah şapka taktım. Maskemi yüzüme yerleştirdim cebime son olarak eskiden kullandığım uyuşturucu olan iğnelerden attım. Kapıya kadar yürüdüm. Yavaşça kapıdan çıktım etrafı kontrol ederek kapıyı kitledim. Onun kim olduğunu az çok biliyordum. Ondan korkum yoktu ben sadece işi erken bırakmıştım.

☯︎

Barın sokağına girdim ve alt sokağa indim. Kim olduğunu az çok biliyordum demiştim değil mi? "Yin'in sen olduğuna inanamıyorum. Küçük aptal bir çocuk?" duraksadı. Kafası karışmış gibi görünüyordu.
"Tanrım dalga geçiyorlar... Çalıştığın kişi nerde. Ne o korkup seni mi yolladı?"
İğrenç gülüşü sokakta yankılandı. Kaşlarımı çattım.
"Ne oldu beğenemedin mi? Yin oluşum hoşuna gitmedi sanırım?"
"Siktir git velet. Patronunu çağır bana!"
"Sesini yükseltme!"
"Yükseltirsem ne olurmuş velet? Daha doğrusu japon orospusu mu desem?" Sinirle elimi yumruk yaptım.
"Çok boş konuşuyorsun. Onu mu istiyorsun, çok beklersin onu sana vermeyeceğim."
"Oğlumu bana vermek zorundasın!"
İğnelerden birini adama fırlattım göğüsüne denk geldi ve ne olduğunu anlamadan önce dizlerinin üstüne sonra yere yığıldı zavallı şey.

Yanına gidip saçlarını çekerek kafasını kaldırdım.
"Anlaman için tane tane konuşacağım. Bir daha onun adını bile ağzına alamayacaksın." Güldüm ve ekledim. "Aslında alamayacaksın."
Ağzının içine koyduğum silahi üç kere ateşledim.
"Christopher'ın adamı olduğunu biliyorum ama kardeşime dokunan eli kırarım."

15 yıl önce

Yetimhanenin her köşesinde kümelenmiş oyun oynayan çocuklar vardı. İki kişi hariç.
Kalbinin ağrısından eriyip bitmiş uyumaya çalışan Jeongin,
Kapıda onu izleyen Seungmin.

Seungmin 15 yaşında genç bir çocuktu. Kimse bilmese de seneye artık burda değildi.
7 yaşında ölümle sözsüz bir şekilde cezalandırılmış Jeongin.
Seungmin o anı hatırlamaktan nefret ederdi hep. Kucağında canını acıtırım korkusuyla acıtmadan, özenle tuttuğu jeonginle çıktığını hatırlayordu. Seungmin o yaşında bile masum biri değildi. Çocuk olabilirdi toy genç ne derseniz artık ...

O yaşta insanları öldürüp para kazanıyordu. O zamanın en çok aranan ve sevilen bir katiliydi:

Yin
Ve jeongin, Yin'in kurtardığı ilk çocuktu.

Nereye olduğunu bilmiyordu ama gidiyordu. Aklındaki tek şey de bundan sonra yaşaması için çabalamaktı. Artık yaşamak için bir sebebi vardı ve bu çocuğu yaşatacaktı.
Kendisi ölse bile o çocuğu yaşatacaktı.

Jeongin kollarında zar zor nefes alırken ne yapacağını bilmiyordu soru sorup onu da yormak istemiyordu. Rahatsız etmemeye çalışarak adeta fısıldarcasına sordu.
"İsmin ne?"
Çocuğun hafif hırıltılı bir sesi vardı. Yetimhanede ölmesini bekledikleri çok belli oluyordu.
"Yang... Jeongin..."
"Hm... Yang Jeongin? Evet anlamında mırıldandı. O kadar mı hali yok diye düşündü.

"İyileşeceksin jeongin."
"Beni öldür... Lütfen dayanamıyorum..." İçinde bi kırılma hissetti Seungmin bu cümleyi duyunca. Nasıl cevap verebileceğini bilmese de üstünden hiç geçmeden sakinleştirmeye çalıştı.
"Shh sessiz ol..."
"Acı çekiyorum... Lütfen..."
"Daha küçüksün yaşayacak çok şeyin var... Seni yaşatacağım. Ölmene izin vermeyeceğim."
Çocuğun hırıltılı sesi sustu ve kendini seungmine bıraktı ona güveniyordu ve gözlerini kapadı.

Günümüz

Aferin Chris diye mırıldandım. Her şey tam istediğim gibi gidiyordu. Yin uzun zaman sonra gün yüzüne çıkmıştı hemde gerçek kimliğini bulmuştum. O da benimkini bulmuştu ama sorun değildi. Kardeşim diye sahiplendiği çocuk elimdeydi, pek bir işe yaramayan gereksiz biri de ölmüştü. Umrumda değildi. Tek isteğim Yin'i kullanabilekti.

Birkaç yıl önce üstüne atılan suçlardan sektörü bırakmıştı. Yazık... Bu sektörde o yaşta hiç kimse yoktu. Oraya hakimiyet kurabilirdi. Çoğu kişinin korktuğu sayılı kişilerdendi. Geri dönmek istemiyordu ama ona ihtiyacım vardı. O zaman kendim halletmeliydim değil mi?

Küçük olmasına rağmen benden yüksek adam öldürme potansiyeli vardı. Uzaktan onları izlerken yüzünün gerçekte ne kadar kibar ve tatlı olduğunu düşündüm. Gerçekten Yin olduğunu bilmesem, Yin in bu masum çocuk olduğuna inanmazdım. Ellerimi saçlarıma geçirdim, az önce adamı nasıl öldürdüğü hakkında hiç bir fikrim yoktu.

Bi saniyeliğine falan gözden kayboldu. Gözden kaybolalı çok olmamıştı ki sesi tam önümden geldi. İleri ve sağa sola bakarak konuştu."Christopher! Orda olduğunu biliyorum aşağılık adam!" Aşağılık ha? Bana dedi? Komikmiş.

"Ne istiyorsun hm? Yıllardır bırakmadın peşimi artık sektörde olmadığımı biliyorsun. Artık bırak peşimi!" Sesinde donukluk ve ciddiyet vardı ama sesinin istemsiz nazik çıktığına yemin edebilirim ama kanıtlayamam. "Saklandığın delikten çık!"

Sessiz ama bir merakla konuştum. "Bu kadar mı istiyorsun beni görmek... Korkmuyor musun benden?" Soğuk kanlılığıyla konuştu. "Sen benden korkmalısın bence. Ne istiyorsun benden bırak artık peşimi." Sesimle arkasına dönmüştü. Bir kere daha beni şaşırttı. Durduğum yerden çıktım ve ağaca yaslandım. Gülmemek elde değildi. "Senin gibi ufak bir çocuk bana zarar veremez."

Bıçağını yüz hizasında tuttu bana doğru. "Ne istiyorsun benden? Açık konuş."
Derin bir nefes aldım ve maskemi çıkardım. Yüzüne baktım. "Yardımına ihtiyacım var." Güldü kahkaha attı. Benden nefret ettiği her halinden belli oluyordu. Bıçağını sallayarak konuştu. "Ben mi? Aptal olma Chris sana yardım etmen. Ayrıca bir daha kafeme de gelme. Ortamın havasını bozuyorsun."

Dediklerinde dikkat etmiyordu bu sefer de ben güldüm.
"Ah... O zaman çok sevdiğin kardeşinden haber alamazsın. Sana iki seçenek sunuyorum."
Durdum nefeslendim tane tane parmaklarımı göstererek devam ettim. "Bir... Ya kardeşini seçip benle iş birliği yaparsın ya da Jeongin çektiği acılara sonsuza kadar veda eder." Üstüme yürüdü. Evet, zayıf noktası kardeşiydi. "Onun bu konuyla alakası yok! Onu karıştırma daha çok küçük o."

"Aptal olma sen 17 yaşındayken çok aranan bir katildin hala öylesin. Sadece aktifleşmen gerekiyor." Gözlerini kısarak öfkeyle. "Gölgeni onun üzerinden çek benle o bir değiliz."
"Aw... O da hassas ve narin değil mi? Senin tek sözün silahın namlusuna bakar kim seungmin. Kim küçük kardeşini kaybetmek ister ki değil mi?" Alaycı tonumla konuşuyordum. Üstüme doğru yürüdü."Zayıf noktanı bulduğumda kork bende orospu çocuğu bağıra bağıra yapmamam için yalvaracaksın!" Bıçağını bana doğru savurdu. Sesi nefretle çıkıyordu . Açıkçası benim pek umurumda değildi tam tersine çok eğleniyordum ama ona ihtiyacım vardı.

"Benim açımdan bir sorun yok Kim Seungm-"
"İsmimi ağzına alma." Gülümsedim. "Sen nasıl istersen." Arkamı döndüm sokağın sonuna doğru yürümeye başladım. "Ölürsem... Jeongin ölür. Yaralanırsam... Aç ve susuz kalır. Heh bir de zavallı kardeşin ilaçlarını içmezse ne olabilir ki değil mi..? Yarın bu saatte burda bekliyor r olacağım. Benimle iş birliği yapmanı istiyorum." Adamın cesedinin önünde durdum. Cesedin başına ayağımla dokundum."Dokunmadan nasıl geberttin merak ediyorum." Güldüm, aldığı derin solukları duyabiliyordum.

"Kabul ediyorum." Arkamı döndüm ve gülümsedim. "Neyi?" Derin nefes aldı. "Beynini sikeyim ne istiyorsan onu kabul ediyorum!" Gülümsemem daha da genişledi. "Akıllı adamsın Kim Seungmin." Nefretle dolu sesi yükseldi. "Şartlarım var orospu çocuğu."

"Aaa iki etti bak çok ayıp sana yakışıyor mu hiç?"
"Kes sesini!"
Elime işaret ettim. "Beş şartın olabilir gerisini kabul etmiyorum."
"Bu geceyi kardeşimle geçireceğim sonra onu güvenli sağlığının bozulmayacağı bakımlı bir yere götüreceksin. Düzenli olarak bakımını da üstlen." Tek nefeste söylemişti. "Diğer ikisi?" Düşündü, nefeslendi. "Onları sonra kendim kullanacağım şimdi değil." Sokağın sonunu dönerken bağırdım. "Keyfin bilir." Arkamdan söylene söylene bağışını duydum.

"Öyle bir ödeyeceksin ki bunları..." Eee.. yolu biz belirleyecektik.

Yol çıkmaza çıkarsa çıksın.
Duvarı yıkardım
ve enkazın altında kalanlar aslinda pek umurumda da değildi.

*Yeni bölümmm
Bu aralar sınavlarım olduğu ve psikolojikmen kötü zamanlar geçirdiğim için doğru dürüst yazamıyorum ve ilham blok yedim 🧍🏻♀️
Yedekte bölümler var onlar tükenmeden yazmam gerekiyor 😞
Bir de yanlışlıkla nerdeyse üç bölümlük olacak dosyayı sildim 👊🏻
Neyse iyi okumalarr 💖