3. bölüm · Yıllar sonra
Seninle geçen saatler
Hastaneye gelmiştik ama ben hissetmemiştim ara sıra sarpın endişe dolu sesini duyar gibi oluyordum ama sanki hepsi rüya gibiydi
Kalp atış sesleri kulağımı doldurdu boğazımdaki kuruluk kendini hissettirdi gözlerim acı içinde açıldı açılınca önce buğulu şeyler gördüm sonra yavaş yavaş gözüm netleşmeye başladı herşey bi kabus sanmıştım ama evet galiba gerçekti şuan başımda bana kan veren kişi kadar gerçekti sarp gerçekten bi baş belasıydı gözümü açtığımı görünce yine konuşmaya başladı
"Manolya iyi misin çok korktum birşey oldu diye hiç uyanmadın bir gün geçti senin kanınla benimki uyumluymuş kan vermemi istediler" dedi ve kan aktarılan boruyu gösterdi
"İyiyim ama başlarda birşey hissetmedim duymadımda geçici olarak öbür tarafa gittim geldim diyebiliriz hem senin sarışın nerede kızcağız sensiz ölmüştür" dedim, laf soktumda diyebiliriz de kızla sevgiliyse benimle bu şekilde yapışık ikiz gibi gezmesi doğru değildi
"Sen beni mi kıskanıyorsun yoksa ben ultra derece bi salak mıyım" bu söylediğini kendiside iki saniye düşünüp güldü ve "ay gerçekten ben salak değilmişim sen beni kıskanıyosun"
"Ben senin için değil o kızcağız için üzülüyorum böyle beyinsizi nasıl bulmuş diye"
Dudakları şeytani bi gülüşe bürünürken yaklaştı ve "birincisi evet beni kıskanıyosun ikincisi hayır o 'çakma sarışın' dediğin kız sevgilim değil üç şuan beni öpmen gerek" bu söylediklerinden sonra yüzüm buruştu ve ondan uzaklaşarak
"Hayır teşekkürler gerek yok" diyip somurtmuş yüzüne baktım istediği şey olmamış küçük bir çocuk gibiydi
"Bak öpmezsen boruyu çıkartırım kansız kalırsın" diyerek yine kan akışı sağlanan boruyu gösterdi
"Ne kadar inatçısın ya hem ben niye seni öpeyim tövbe tövbe"
Bizim inatlaşmamız devam ederken içeriye hemşire girdi ve rutin kontrolleri yapıp hastane yemeği getirdi ayrıca kan aktarılması bittiği içinde hemşire nazik hareketlerle sarp'ın elinden boruyu çıkartıp pamuk bastırdı sarp önündeki hemşireye "manolya'nın durumu nasıl acaba" diye sordu hemşire "iyi gayet iyi gibi sizin durumunuzda gayet iyi ayrıca sevgiliniz miydi manolya hanım" diyerek ortamı buzdolabına çevirdi iki birbirine sataşan iki insan nası sevgili olabilir buna nası kafası erdi bilmiyorum ama sorusundan daha çok beni çıldırtacak şey sarp'ın "evet bi sorun mu var" demesiydi yüzümün kıpkırmızı olduğuna emindim hemşire çıkana kadar sarp'a dünya üzerinden silinmesi gereken biri gibi baktım ve hemşire odadan çıktıktan sonra dünya üzerinden onu bizzat kendi ellerimle silecektim.
Hemşire odadan çıktı odada ben,sarp ve benim patlamaya hazır sinirim vardı yüsek bi sesle "biz sevgili miyiz" diye sordum galiba bu soru onu afallatmıştı bir kaç saniye yüzüme bakıp hemen cevapladı
"Kadın benimle sevgili olmak için sormuştu ondan öyle dedim" diyerek beni daha da sinirlendirecek bi cevap verdi o kadar rahattı ki bazen rahat olmak için ilaç filan mı içiyor diye sorguluyordum.
Biraz olsun rahatlamak ve sinirimi yatıştırmak için "lütfen çıkar mısın odadan" dedim
"maalesef o istediğin elimizde kalmadı manolyacım odanızdan şuan siz burdan çıkmadan çıkmıyorum bunu kafanıza yerleştirseniz iyi olur"
"Sen benim başıma bela filan mısın nerden çıktın ya"
"2 yıl önceki gömleğime içecek dökmeden önce düşünecektin" diyip göz kırptı anlaşıldı bundan sonra bana yaşam haramdı
Yemeğimi yedikten sonra sarp hemşirelere tepsiyi bıraktı ve uyumamı bekledi ben uyumadan önce onunda uykuya daldığını anladım ve deliksiz uyudum.
Sabah uyandığımda sağlam kolumda birşey hissettim ve gözümü açtığım gibi oraya baktım baktığım yerde küçükken oynadığım tatlı peluşlara benzer bi peluş vardı rengi bej rengiydi ve çok tatlıydı eskiden baktığım tavşana benziyordu dudaklarımdan hafif bir kıkırtı çıktı bu odada 2 kişi olduğumuzu unutmuştum
"Beğenmene sevindim o peluşun yerinde olmayı isterdim" dedi ama artık sinirlenmiyordum hatta kıkırdadım bile en azından birazcık mutlu olsa olurdu bana kan bağışlamıştı
"Bağışın için teşekkür ederim sen olmasan kan bağışlayacak birisi olmazdı" bunları söyledikten sonra rica etti ve yarım saat sonra kapıdan içeriye aniden zeki arkadaşım girdi karşınızda saygı değer ahu hanım sarp beni buraya getirdiğinden beri ahuyla konuşamamıştım ahu odaya girdiğimde bi sarp'a birde bana baktı ve yanıma gelip yüksek sesle bağırdı
"Kızım sen kafayı mı yedin kendi kafana göre neden yanımdan gidiyosun delirdim kafayı yedim sana birşey oldu diye " nefes nefeseydi sarp ne yapacağını bilmiyor gibi ikimize bakıyordu ahu nefesi düzelmeye başlayınca devam etti
"cevap ver manolya ne işin var burada ne oldu ve neden şuan yanında bu adam var" derken parmağıyla sarp'ı gösteriyordu sarp ortamı yumuşatmak amacıyla
"sakin olun isminizi hatırlamıyorum manolyanın koluna yukarıdan kopan sert plastik saplanmıştı hastaneye gelmesine yardım ettim bu kadar sakin olun" ahu biraz olsun rahatlamış fakat bu seferde benim sağlıklı olup olmadığımdan şüphe etmiş olacak ki yanıma gelip kolumu kontrol etti çok açık bir yara olduğundan sargılıydı ahunun yüzü hüzünlü bir hal aldı "bilmiyordum özür dilerim " diyip saçlarımı okşadı tebessüm ettim çünkü bu hareketi çok severdim huzurla gözlerimi kapadım ve
"Seni özlemişim" dedim ahu hemen hiç durmadığı gibi konuşmaya devam etti
"Ya manolya böyle çok kötü oldu doğum gününe hastanede girdin neyse ben detayları öğreneceğim ne zaman çıkabiliriz diye hemşirenin yanına gidiyorum" diyip odadan çıktı ve yine sarp'la kaldık
"Doğum günün olduğunu söyleseydin birşeyler yapardım" dedi
"Senin problemin değil beni tanımıyosun bile-" cümlemi yarıda kesti ve konuşmaya başladı
"Tanırım sende beni tanırsın biz yine 2 yıl önceki konserdeki gibi mutlu birer insan oluruz ama tek fark olur oda beraber mutlu oluruz mutluluğu birbirimizde buluruz"
bu cümle beynimde hasar yarattı ama güzel bi hasar sanki bütün problemleri kesip atacak bi hasar...
