9. bölüm · Yıllar sonra

Karmakarışık

Zeynep Billieeilish

Sabah uyandığımda geceden kalan elektrik şokunun izleri ve acısı vardı kaldığım yerde bir cam vardı ve odanın içi bomboştu bir ışık bile yoktu, gece zifiri karaklık oluyordu cam kaçabileceğim kadar geniş olmadığından bakmamıştım bile, adamlar sabah sadece biraz suyla, 1 dilim ekmek vermişlerdi şuanda sanırım sadece 1 kişi nöbet tutuyordu diğerleri dışarı çıktı diye duymuştum grupça bir iş için çıkacaklardı sanırım, gözlerim cama takıldığında kaçmayı denemek istedim cama ufak ses çıkarmayacak adımlarla gittiğimde camı açtım ve bedenimi camdan sarkıtmaya çalıştım ama o kadar şanslıydım ki işe yaramadı hayat yine bana götüyle gülüyordu sarp kim bilir ne yapmıştır tahmin bile edemiyordum ama en azından şuan kendimi düşünmeliydim
Duvarın dibine oturduğumda elimi cebime attım attığım an acıyla inledim elime bıçak girmişti bu kadar kolay elime girmesine bakılırsa oldukça bilenmişti bıçağı çıkarttığımda bıçağın köşesinde el yazısıyla manolya yazdığını gördüm gözlerim anında fal taşı gibi açıldı bıçağın kabzasında bir not vardı
Manolya: ben sarp sokakta başına birşey gelirse kullanmaktan çekinme sana birşey olacağını zannetmiyorum ama yinede önlem olsun diye birde sana zarar gelirse seni her türlü bulurum bunu unutma eğer olurda bulamazsam kendini savun sakın korkma♡
Notu okurken dolan gözlerim gözyaşlarını serbest bıraktı bu dondurucu soğuk odada yanaklarımdan iki damla yaş süzüldü sarp beni hep anlayandı hep birşeyleri önceden tahmin edendi o benim hep kurtarıcım olmuştu olmayada devam ediyordu elimdeki bıçağın kabzasını düşürmekten korktuğum birşey gibi sıkıyordum öyleki avuç içim bembeyaz kesilmişti işte şuan benden korkabilirlerdi çünkü güzel bıçak kullanırdım şuana kadar birini yaralamamıştım sadece küçüken bıçak nasıl kullanılır her adımına kadar ezberlemiştim hatta bir seferde havada elma bile kesmişliğim vardı küçükken böyle şeyleri eğlencesine yapsamda tam şuan kullanma vakti gelmişti elma yerine onları kesecektim tek fark buydu,
Özgüvenim yeterince geldiğinde kapıya doğru yavaş adımlarla yürüdüm bir yandanda kafamda silaha karşı hangi hamleleri yapmam gerektiğini hesaplıyordum, hesaplarım tam tutmadığı ihtimalde ölebilirdim, kapıyı açacakken kapı aceleci şekilde açıldı içeriye simsiyah giyimli genç olmasına rağmen ona hava katan upuzun gri saçlarıyla macera filminden çıkıp gelmiş gibi bir kadın duruyordu merakla gözlerim büyürken kadın kolumu kavrayıp beni çekti kafamı yana çevirdiğimde gördüğüm manzara yerde kanlı şekilde yatan üç kişiydi ve aralarında prenses mafya piçide vardı ama bilin bakalım umrumda mı? Tabikide değil şuan umrumda olan tek şey beni sürükleyen bu kadındı, nereye gidiyorduk? Hiçbir sorunun cevabı yoktu.
Kadın beni sürüklemeyi bıraktığında hapsedildiğim yerin dışındaydık kadın şuana kadar tek kelime etmemiş sadece beni sürükleyip dışarıya getirmişti "ne olduğunu anlamadığı biliyorum ben bu mafyaların düşmanı tarzı birşeyim sana detayları anlatacağım yardım etmek istedim" dedi önümüzdeki siyah motora ilerlerken "seni istediğin yere bırakacağım ama sadece biraz konuşacağız sonra istediğini yaparsın motoruma bineceğiz" diye devam ettirdi sözlerini bir yandanda motorun kask'ını takıyordu, motorda bir kask daha vardı onuda ben takacaktım. Sanırım reddetmek gibi bir lüksüm yoktu bu yüzden kafamı olumlu anlamda sallayıp bana verdiği kask'ı taktım
Motora bindiğimizde sanırım öğle saatleriydi ona rağmen hava kararmış ve yağmur yağmaya hazırdı, motoru sürmeye devam eden kadın "benim bu mafyalarla asıl işim kuzenimi öldürmüş olmaları bende onları arıyordum yerlerini bulduğum gibi intikamımı aldım o odada seni görünce orada korkmuşsundur diye oradan götürmek istedim bakarsan pek iyi birine benzemem ama ölen kuzenim gibi senide orada tuttuklarını düşününce seni orada bırakamazdım bana nereye seni bırakmam gerektiğini söyle oraya bırakayım zaten çok işim var beni polise ihbar etmezsen iyi olur sadece masum kuzenimin intikamını aldım ayrıca senide kurtardım" dedi kasktan ve rüzgarlı havadan az gelen sesiyle, demek ki kuzeninin intikamını alıyordu ama benide kurtarması güzeldi çünkü burası neresi onu bile bilmiyordum.
Önümdeki kadına tabikide evi ve mahallenin adresi dışında meydanın adresini verdim beni kurtarsada ona mahallenin hatta evin adresini veremezdim.
Motor yavaşladığında motordan kalktım ve kask'ı çıkardım "ben ne demem gerektiğini bilmiyorum çok teşekkür ederim hayatımı kurtardınız" kadın bir bana birde oradan çıkarken cebime sıkıştırdığım bıçağa baktı
"Onu kullanmak zorunda olmamana sevindim böyle işlere karışma zaten dikkatli ol tamam mı? Başka masum birisin ölümünü isteyecek kadar cani değilim kendine dikkat et ben gidiyorum" dedikten sonra tam kask'ı takacakken kadının koluna dokundum ve bana dönmesini sağladım "şey siz iyi birine benziyorsunuz aslında numaranızı alsam yani benimle konuşmak zorunda değilsiniz tabiki ama şey yan-" kadının sözüyle lafım kesildi
"Nurmaramı alabilirsin ben kimseye zarar vermeyi sevmem ama kuzenimi çok severdim dayanamadım sana numaramı vereyim istersen ara benden korkarsan sorun değil sonuçta bir katil sayılırım aramayada bilirsin anlarım" dedi buruk gülümsemesiyle
"Siz numarayı yazın ben ararım" dedim gülümseyerek kendime inanamıyordum ama belkide iyi birisiydi veya ben öyle inanmak istemiştim her insan bir şansı hak ederdi ama bir şanstan fazlasını değil.
Kadın bana kağıda numarasını yazıp verdi sonrasında birşey hatırlamış gibi motorun arka sepetinden bir çanta çıkardı bu çanta benim çantamdı, mafyaların elimden aldığı çantam gözlerim heyecanla büyürken "çok teşekkür ederim bunun benim olduğunu nasıl anladın" dedim mutlulukla içinde telefonum vardı telefonum benim için önemliydi en önemli şey ise telefonun içindeki fotoğraflarımdı onlardı telefonumu özel yapan
"Rica ederim orada görünce yanıma almıştım odada seni görünce senindir diye motorun çantasına attım" dedi dudaklarındaki gülümseme büyürken.
"Ben gideyim o zaman teşekkür ederim"
"Kendine iyi bak" dedi gülümsemeyle ve kask'ını takıp motora bindi ve gitti.
Sırada sarp'ın yanına gitmek ve sırasıyla olanları anlatmak vardı. Karışık yollarda yürüdüm yürüdüm ve sonunda sarp'ın evinin önündeydim apartman girdim ve evin olduğu kata çıktım derin bir nefes alıp zile bastım kapı anında açıldı karşımdaki kişi poyraz'dı beni gördüğü an gözleri kocaman oldu ve dirseğimden tutup ayakkabılarımı çıkardığım an beni içeriye çekti "yenge s...sen neredesin seni arıyoruz durmadan, sarp perişan oldu hala seni arıyor sen bu zamana kadar dolaşıyor muydun? keyfine göre" dedi delirmiş gibi
"Hayır poyraz vallahi çok kötü şeyler oldu nolur sarp'ı çağır da anlatayım herşeyi biliyorum çok endişelendiğinizi çok özür dilerim gerçekten böyle olsun istemezdim" dedim kahrolası gözyaşlarımı tutamazken
Poyraz hemen sarp'ı aradı safir gözlümün sesini telefondan duymak bile kalbimin heyecanla atmasına sebep olmuştu, poyraz benim geldiğimi söyledikten sonra sarp'ın yükses sesle birşeyler söylediğini duydum ama kelimeleri seçemedim.
Salona adım attığım an şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim tam karşımda ağlamaktan gözü şişmiş gözleri kıpkırmızı olmuş ahu vardı hep yanımda olan ahu'm vardı, telaşla koltukta ahunun yanına oturdum ve telaşla onu kaybetmetmekten korkarcasına sarıldım arkadaşıma. Ahu deli gibi titrerken ağzından tek bir kelime çıktı "ç...çok korktum" dedi hıçkırırken ona sarılan kollarım dahada sıkılaştı "çok özür dilerim ilk fırsatımda kaçmayı başardım herşeyi anlatacağım nolur ağlama ahu" dedim arkadaşım için endişelenirken çalan kapının sesiyle doldu kulaklarım kapı açıldığında, dünyada görebileceğin en güzel şey olan safir gözleri gördüm gözlerim yaşlarımı tutamazken, sarp koşarak bana sarıldı sarılırken nefes alamıyorum zannettim sarp'ın sıcak gözyaşları omuzlarımı ıslatırken bende ona sıkı sıkı sarıldım yanımdaki ahu artık ağlamıyor olsada hala gözlerindeki hüzünü saklayamıyordu, sarp yavaşça geri çekildi ve koltuğun boş yerine oturdu elini belime koyup beni yakınına çekti telaşlı ve çatallı sesiyle konuşmaya başladı "manolya b..ben yemin ederim seni kaybolduğunu anladığımdan beri dün gece gözümü bile kapatmadan heryerde aradım manavdan attığın fotoğraftan konumuna baktım oradaki her yeri dolaştım herşeyi yaptım delirdim a...ama seni bulamadım yemin ed-" diye devam edecekken sarp'a yine sıkı sıkı sarılıp "biliyorum sakin ol herşeyi anlatacağım yeter ki sakin ol sizi çok endişelendirdim biliyorum oradan ilk fırsat bulduğumda kaçtım zaten sakin ol ne olursun" diyerek sakinleştirmeye çalıştım ama unuttuğum bir detay vardı kolumdaki lanet izler, o elektrik verdikleri gün kolumda kalıcı izler kalmıştı kahretsinki tam da şuan sarp'ın baktığı yer izlerle dolu kolumdu öncelikle onlara herşeyi anlatacak sonrada neler yapabileceğime bakacaktım başka yolum yoktu...