YILDIZLARIN İZİNDE kitap kapağı

1. bölüm / 3

1.Bölüm Sisli Bir Akşam

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 1.Bölüm Sisli Bir Akşam

Akşam olmuştu, sisler vardı. Hava ne tam karanlık ne de tam aydınlıktı. O kadar güzeldi ki... Gökyüzünü bu yüzden çok seviyordum. Üzerimde gece mavisi bir gökyüzü seriliydi. Yaz akşamıydı uzun, sıcak ve derin. Geceler sabaha kadar uzanırdı, arkadaşlarla eğlenmek güzeldi... Tabii ben hep tektim.

Dışarı çıkmak için hazırlanıyordum. Hava çok sıcaktı. Üzerimde yarım bir tişört, altımda siyah bir eşofman vardı. Ne olur ne olmaz diye yanıma ince bir ceket almıştım. Çıkmadan önce telefonumu ve kulaklığımı yanıma aldım, ayakkabılarımı giydim ve dışarı çıktım.

Hava mükemmeldi. Yazın en güzel akşamlarından biriydi. Her yaz olduğu gibi, yalnız başıma mahallede turluyordum. Birkaç sokak ötede yeni bir kafe açılmıştı. Merak edip içeri girdim, kahve almak istiyordum.

Gözüm hemen içeride, etrafı birkaç adamla çevrili bir adama takıldı. Sonra hemen önüme döndüm ve sipariş verdim.

“Bir ice latte alabilir miyim?”
“Tabii efendim.” dedi karşımdaki barista.

İce lattemi beklerken göz ucuyla tekrar o tarafa baktım ama bu sefer bakışımı fazla uzatmadım. Latte gelince ödedim ve çıkışa yöneldim. Dışarı çıkar çıkmaz bir yudum aldım; içim ferahladı. Yürümeye devam ettim.

Saatler sonra eve dönüyordum. Yine aynı kafenin önünden geçerken açık olduğunu fark ettim. İçecek hoşuma gitmişti, bir tane daha almak istedim.

İçeri girdim.

Ama bu sefer ortam farklıydı. İçeride sadece o adam ve birkaç adamı vardı. Ve... biri yere diz çökmüş, yüzü kan içindeydi. Adam ona işkence yapıyordu.

Bir ana herkes bana döndü.

Gözlerindeki soğukluk tenime işliyordu. İçim ürperdi. Geri adım atmak istedim ama ayaklarım sanki yere kök salmıştı. O an, o gözlerle karşılaştım. Etrafındakiler hareket etmemişti ama o... o adam, bakışlarıyla çoktan yaklaşmış gibiydi.

"Ne yapıyorsun sen burada?" diye sordu. Sesi yavaş ama sertti, tehdit gibi değildi ama sorgusuzca ürperticiydi.

Yutkundum. Sesim titremesin diye boğazımı temizledim.
"Ben... sadece kahve almak istemiştim. Daha önce gelmiştim. Ice latte..."
Ne saçmalıyordum ben?

Gözleri daraldı. Hâlâ dizlerinin üstünde olan adam inliyordu. O an fark ettim: yerdeki adam nefes almakta zorlanıyordu.

"Adın ne senin?" dedi, bir adım attı bana doğru. Aramızdaki mesafe bir anda kısalmıştı. Burnuma kan, ter ve metal karışımı bir koku çarptı.

"Ben..." Duraksadım. Hayır, adımı söylemek istemiyordum.
"Zeynep." dedim sonunda. Sahteydi. Gerçek adımı kimseye kolay kolay söylemezdim.

Adam bir süre sustu. Sonra başını adamlarına çevirdi.
"Devam edin. Ama ses çıkmasın." dedi.

İçimdeki alarm zilleri çalıyordu ama aynı zamanda oradan ayrılamıyordum. Merak mıydı? Korku muydu? Yoksa... bir şey daha mı?

Adam tekrar bana döndü.
"Demek ice latte seviyorsun." dedi.
Bir anda o ürkütücü hava gitmişti yüzünden. Hafif bir tebessüm bile vardı dudaklarında.
"Ben de sade içerim. Acı kahve, ayık tutar insanı."

Ne demem gerektiğini bilmiyordum. Kapıya bakıyordum. Çıkıp gitmek istiyordum ama sanki bu adamdan izinsiz hiçbir yere gidemezmişim gibi hissediyordum.

"Gel." dedi aniden. "Bir kahve de ben ısmarlayayım sana."

"Neden?" dedim, kendime şaşırarak. Sesim sertti, korku içindeydim ama belli etmek istemedim.

"Gecenin ortasında bir kız... yalnız başına, bu mahallede... Ya kaybolursan?"
Başını yana eğdi. "Ya birinin dikkatini çekersen?"

"Çekmişim zaten." dedim.

Gülümsedi. Bu sefer gerçekten gülümsedi.
"Zekisin. Hoşuma gitti."

Gülümsemesinin ardında bir tehdit gizliydi, bunu hissedebiliyordum. Gözlerinin içi gülmüyordu. Oradan çıkmalıydım. Hemen. Dışarıdaki serin yaz rüzgarını tekrar hissetmek, bu karanlık bakışlardan kurtulmak istiyordum.

"Ben artık gideyim." dedim, adımımı geriye attım.
"Gitmek mi?" diye tekrar etti, sesi neredeyse hayal kırıklığı doluydu ama yüzünde bir gülümseme vardı.
"Yolun hâlâ açıkken neden dönüyorsun?"

"Yolumu şaşırmışım zaten." dedim hızla. Elim kapı koluna doğru gitti. O an fark ettim; biri sessizce kapının önüne geçmişti.

Gözlerim bir anlık boşluğa düştü.

Tuzak.

Gözümün ucuyla adamları kestirdim. En az dört kişilerdi. Hepsi dikkatli, tetikte... Ama belki... belki şansım vardı.

"Ben sadece kahve için geldim." dedim. Geri adım attım, sonra aniden döndüm ve var gücümle kapıya yöneldim.

"Dur!" diye bağırdı biri.
Ama çok geçti.

Kapıya ulaşmadan önce dirseğimle kapıdaki adamın koluna vurdum. O anlık şaşkınlığını fırsat bilip kapıyı açtım ve dışarı fırladım.

Koşmaya başladım.

Ayak sesleri arkamdan yankılandı. Sokağın sisli karanlığına karıştım. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Sokağın köşesini döndüm, sağa kıvrıldım. Adımlarım betona vurdukça yankılanıyordu. Kulaklığımı elimde tutuyordum, nefesim düzensizdi.

Bir sokağa daldım, sonra bir aralık gördüm iki apartman arasındaki dar geçit. Oraya girdim. Soluk almadan köşeye çömeldim, gözlerimi kapattım.

Ayak sesleri yaklaşıyordu.
Durdu.
Birisi fısıldadı:
"Kayboldu... Şimdilik bırak."

Derin bir nefes verdim ama bu, kurtulduğum anlamına gelmiyordu. O adam... yüzünü, bakışını, sesini... unutmam mümkün değildi. Ve artık, o da beni unutmayacaktı.

Beni fark etmişti.

Nefesim hâlâ düzensizdi. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi ama en azından kurtulmuştum... ya da ben öyle sanmıştım.

Dar geçitten çıktıktan sonra hızlı adımlarla eve yöneldim. Etrafıma bakmadan yürüdüm. Sokağın köpekleri bile bana havlamadı o gece, sanki herkes bir şey biliyordu ve sessiz kalmaya karar vermişti.

Apartmana vardığımda anahtarlar elimde titriyordu. Kapıyı açtım, içeri girer girmez sırtımı kapıya yasladım. İç çektim.

Sessizlik... sonunda.

Odama geçtim. Ceketi çıkardım, telefonumu masaya koydum. Titreyen ellerimle kulaklıklarımı sardım ama müzik bile huzur vermiyordu artık. O an yüzü gözümün önüne geldi o adam. Gözleri. Sakin ama öldürücü bir deniz gibi... Sessiz bir fırtına.

"Ne yapıyorum ben ya..." diye fısıldadım kendi kendime. Banyoya geçtim, aynaya baktım. Gözlerimin altında ince çizgiler, korkunun bıraktığı izler vardı.

"Bir daha asla o tarafa gitmem."
Kendi kendime söz verdim.

Ama ertesi gün...
Telefonum çaldı.

Numara yoktu. Açmadım.
Bir mesaj geldi:
"Kahveni unuttun, Zeynep."

Donup kaldım.
Gerçek adımı söylememiştim ki…
Zeynep, sahteydi.

Parmaklarım titredi. Kalbim sanki boğazıma sıkıştı.
Pencereye koştum, perdeyi araladım. Dışarı baktım.
Sokakta biri duruyordu.

Koyu renk bir ceket... Elleri cebinde... Kafası bana dönüktü ama yüzünü göremiyordum. Sis yavaşça arkasından kıvrılıyordu.

Adım atmadı. Sadece bekledi. Sonra döndü ve yavaşça yürümeye başladı.

O an anladım...
Kaçmakla bitmeyecekti.

Ekranımda hala o mesajı görmek içimi kemiriyordu. "Kahveni unuttun, Zeynep." Kafamda deli sorular dönerken, gözlerim dışarıdaki adamı tekrar aradı. Gövdesi silüet halinde, hâlâ uzaktaydı. Ama bir şey vardı... Yavaşça yürüdü, sonra arkasını dönüp göz göze geldik.

Bir anlık donmuşluk, sonra gözlerimde bir korku dalgası. O an, bir zamanlar orada olmadığını düşünmüştüm, ama o buradaydı. Artık bu eve kadar gelmişti.

"Beni neden takip ediyorsun?" diye haykırmak istedim. Ama sesim çıkmadı, boğazımda takılı kaldı.

Bütün geceyi uykusuz geçirdim. Bir türlü gözlerimi kapatamadım. Her sesi bir yaklaşan adım gibi duydum. Ne kadar uzun sürdü bilmiyorum, ama sabah olduğunda ilk iş olarak telefonumdan mesajı sildim, numarayı engelledim. Ama içimdeki korku, o silüet, o gözler... Çıkmadı.

Okuldan erken çıkıp evime döndüğümde, sakin olabileceğimi düşündüm. Ama bir şey vardı, bir eksiklik. Sesler... ellerim titriyordu.
Bir an dikkat ettim: kapımda hafif bir çizik vardı. Onu hatırlamıyordum. En son ne zaman görmüştüm?

Bir el, bir işaret bırakmıştı. O çizik.

Gözlerimi kapadım. Bir yere gitmem gerekiyordu. O adam bir şekilde bana yaklaşacaksa, o zaman ben de ona karşı hazır olmalıydım.

Bir haftadır dışarı adım atmamıştım. Evde yalnızdım. Diğer her şeyde olduğu gibi, yeni bir hayat yaratmaya çalıştım ama tek bir mesajla her şey darmadağın olmuştu. Zeynep... adımı bilen adam, bir şekilde bir iz bırakıyordu.

Bir sabah, telefonuma yeni bir mesaj geldi.
"Gel."

Hepsi bir araya gelmişti. Artık kaçacak yerim yoktu. Bu adamla yüzleşmeliydim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…