19. bölüm · Yıldızlar sönene kadar
Toz Pembe Olmayan Hayatlar
Duru anlatımı
Bazı hayatlar vardır, toz pembe. Bazı hayatlar vardır, tozu olup da pembe olamayan. Çoğu kişi benim hayatımı toz pembe zannediyor.
Ablamla aramızda dokuz yaş vardı. Eskiden çok yakın olduğum ablam, yavaş yavaş ellerimin arasından gidip uzaklaştı. Kendi hayatını mahvetti, öldü. Ama nasıl öldü? Çoğu zaman “Canı çok yanmış mıdır?” diye kendimi yedim. Eskiden o kadar acımadığını zannederdim ama doktor olduğumda ne kadar acı çektiğini anladım. Korktum, üzüldüm.
Telefondan bir ses geldiğinde uykum bölündü. Telefonu açtım. Arayan Alev'di. Hastanedeki doktorlardan ve en yakın arkadaşımdı.
“Efendim Alev?”
“Knk, bu saatte aramak istemezdim ama bir kaza olmuş. En yakın hastane bizmişiz. En geç bir saate falan gelirlermiş.”
“Tamam, devamını biliyorum. Geliyorum.”
Telefonu kapattım. Saat altıya on iki vardı. Hemen kalkıp üstümü giydim, çantama gerekli eşyaları koyup odadan çıktım.
Ezgi'nin odasının önünden geçerken bir su sesi ve ağlama sesi geliyordu. Merak edip odanın kapısını çaldım. Ses gelmeyince kapıyı açtım. Banyonun kapısı yarı açıktı. Sesin geldiği yere geldiğimde Ezgi'yi kötü bir halde görünce hemen içeri girdim.
“Ezgi, iyi misin?”
Cevap yoktu. Ellerini tutup Ezgi'yi kendime çektim. Bu sahneyi daha önce de yaşamıştım.
Ezgi sakinleştiğinde onu alıp giyinme odasına götürdüm. Üstünü değiştirdikten sonra ona destek vererek yatağına götürdüm. Su verdim, konuştum. Sonra odadan çıktım.
Merdivenden inerken geri çıkıp müzik açtım ve koşarak evden çıktım. Hastaneye gittim.
Alev'in kapıda beklediğini gördüğümde yanına gittim.
“Knk, bir an hiç gelmeyeceksin sandım.”
“Merak etme, geldim. Ne zaman geleceklermiş?”
“Beş dakikaya burada olacaklarmış.”
“Peki, hastaların durumu belli mi?”
“Hayır.”
Anlamında kafasını salladı.
Beş dakika sonra beş ambulans geldi. Ben birincisine gittim, Alev ikincisine, diğer doktor arkadaşlarım da öbürlerine gitti. Görevlilerle hastaneye koşarken bana bilgi veriyordu.
Otuzlu yaşlarında kadın. Kan grubu sıfır Rh pozitif. Sol kaburga kırığı.
Acile girdiğimizde gerekli şeyleri yaparken monitörden ses gelmeye başladı. Hemen müdahaleye başladım. O sırada perde açıldı. Ufak bir erkek çocuğuydu.
“Annem iyi mi?”
Hemşireye çocuğu almasını söyledim ve müdahaleye devam ettim.
“Ela, şok cihazını getir!” diye bağırdım.
Diğer yandan çocuk:
“Hayır, annemi bırakmayacağım!” diye ağlıyordu.
Ela getirdiğinde:
“200 jul,” dedim.
Hazır olduğunda uyguladım ama geri gelmedi.
“Artır. 300,” dedim.
Hazır olduğunda tekrar uyguladık. Kalp hala çqlışmayınca Ela:
“Doktor hanım, hastanın ölüm saatini verelim mi?” dedi.
“Hayır.”
Küçük çocuk hemşirenin elinden kurtulup annesinin yanına geldi. Ben hâlâ müdahaleye devam ediyordum.
“Anne, hadi kalk. Tamam, söz, bir daha yaramazlık yapmayacağım anne!”
Çocuk ağlayarak annesinin elinden tutuyordu.
Niye bugün bu kadar kötü olmak zorundaydı?
Sonunda hastayı tekrar hayata döndürdük. Ameliyata aldıktan sonra yoğun bakıma götürüldü.
Çocuğun yanına gittim. Ağlayarak etrafa bakıyordu. Yanına oturduğumda bana baktı.
“Annem iyi mi?”
“İyi,” dedim. “Merak etme.”
“Peki annemi görebilir miyim?”
“Görebilirsin ama uzaktan, anlaştık mı? Annen şu an uyuyor. Uyandırmak istemem. Çok yorulmuş.”
“Tamam. Annemi görmem yeter.”
“Sana bir şey verebilir miyim?”
Çocuk merakla bana bakarken cebimden bir tane lolipop çıkarttım. Tam verecekken durdum.
“Sen yemek yedin mi? Aç mısın?”
“Şey... evet.”
“ önce yemek yemeye gidelim.”
Gülümseyerek çocuğa baktım ve elimi uzattım. Elimi tuttuğunda lolipopu verdim.
“Ama ilk önce yemek, sonra lolipop. Tamam mı?”
“Tamam.”
“Peki, senin adın ne?”
“Doktor abla.”
“Duru. Peki senin?”
“Can.”
“Tanıştığıma memnun oldum Can.”
“Ben de Duru abla.”
Çocuğa yemek yedirdikten sonra onu Alev'e teslim ettim.
Telefondan saate baktığımda ondu. Ben dinlenme odasına gittim. Annemi aradım. Olanları anlattıktan sonra Ezgi'ye bakmasını, sonra da bana haber vermesini istedim. Bir de psikoloğa randevu almasını söyleyip telefonu kapattım.
Dinlenme odasına daha sonra Ege girdi. Biraz hastalar hakkında konuştuktan sonra yatağa gittim ve biraz kestirdim.
