1. bölüm / 2
Yılan DansıBölüm 1
Bölümler 2Şu an: Bölüm 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Valka, bu şansı kaçıramazsın!”Kapının koluna uzanan elimi geri çektim. Anneme döndüm ve gözlerinin içine baktım. Yüzündeki endişeyi, sesindeki çaresizliği tanıyordum. Aynı konuşmayı kaç kez yaptığımızı saymayı çoktan bırakmıştım.“Anne, buna mecbur değiliz.” Derin bir nefes aldım. “Bir kadın olarak tek şansımızın evlilik olması gerekmiyor. Sana her ay para veriyorum. Soframıza yemek koyabiliyoruz. Daha ne istiyorsun? Neden hâlâ beni bir erkeğin eline teslim etmekte ısrar ediyorsun?”Anya bir süre cevap vermedi. Sonra yanıma yaklaştı. Parmaklarını kızıl saçlarımın arasında gezdirdi, yüzüme düşen bir tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdı. Alnıma bıraktığı öpücük, söyleyeceği sözlerden çok daha ağırdı.“Çünkü o parayı nasıl kazandığını biliyorum, Valka.”Bakışlarımı kaçırmadım.“Kanunların izin vermediği işlerle uğraşıyorsun. Bir gün seni yakalayacaklar. O zaman yalnızca kendini değil, hepimizi ateşe atacaksın.” Sesi titredi. “Senin iyi bir hayatın olsun istiyorum, kızım. Mikhail iyi bir muhafız. Papazın oğlu. Düzgün bir işi, saygın bir ailesi var. Sana güvenli bir hayat sunabilir.”İçimden acı bir kahkaha yükseldi.Güvenli bir hayat.Sanki bir adamın karısı olduğumda dünya birdenbire dişlerini benden çekecekmiş gibi.“Sana yalvarıyorum, Valka,” diye fısıldadı. “Bu senin tek şansın.”Annemin gözlerine baktım. Ellerindeki çatlaklara, tırnaklarının arasına işlemiş kir ve sabun kalıntılarına, yılların yorgunluğunu taşıyan yüzüne… Beni hayatta tutabilmek için kendi hayatından neleri eksilttiğini biliyordum.Belki de haklıydı.Belki de ailemi bu sefaletten kurtarmanın tek yolu, nefret ettiğim bir adamın karısı olmaktı.Babam, Mikhail, bütün parasını tavernalarda tüketen bir adamdı. Annem başkalarının çamaşırlarını yıkayarak evimizi ayakta tutmaya çalışıyordu. Ben ise geceleri dövüş çukurlarında kan döküyor, tavernaların mahzenlerinde kumar oynuyor ve esrar satıyordum. Evet. Papazın oğluna layık, örnek bir gelindim.
Gece çöktüğünde evden sessizce çıktım.Köyün dar sokakları çamurla kaplıydı. Bacalardan yükselen duman, soğuk havada ağır ağır dağılıyor; uzaktaki tavernadan gelen sarhoş kahkahaları gecenin sessizliğini deliyordu. Pelerinimin kapüşonunu başıma geçirdim ve kimsenin dikkatini çekmeden ara sokaklara saptım.Kumaş torbamı yokladım. Paketler yerindeydi.İyi. Bu gece elim boş dönmeyecektim.Beni bekleyen adama yaklaştığımda ilk fark ettiğim şey, her zamanki gibi yüzündeki o kendini beğenmiş ifadeydi. Leon, sırtını taş duvara yaslamış, kollarını göğsünde birleştirmişti. Heybetli bedeni, dar sokağın yarısını kaplıyordu. Koyu renk saçları alnına düşmüş, birkaç günlük sakalı çenesini gölgelemişti.Tam bir baş belasıydı.Ne yazık ki insan bazen baş belalarının en tehlikeli taraflarını çekici bulabiliyordu.Leon’un o kirli sakalını tenimde hissetmeyi düşündüğümde kendime küfretmek istiyordum. Ama bir kadının her arzusunun peşinden gitmesi gerekmiyordu. Hele benim gibi bir kadının, hiç gerekmiyordu.İş başka, zevk başkaydı.Torbanın içinden bir paket çıkardım. Esrarı dudaklarıma götürüp yaktım. İlk nefesi içime çektikten sonra dumanı Leon’un yüzüne doğru üfledim.“Ne kadar sıkıcı bir gece.” Omuz silktim. “Siktir et. Kumarhaneye gidiyorum. Geliyor musun?”Leon’un kaşları çatıldı.“Yarın evleniyorsun, Valka.”“Öyle mi? Takvimi okumayı da biliyorsun demek.”“Seninle ciddi konuşuyorum.”“Ne büyük talihsizlik.”Gözlerini devirdi. Sonra bana, bir erkeğin bir kadına kendisinden daha aşağıdaymış gibi baktığı o tanıdık ifadeyle baktı.Yarın bir adamın karısı olacaktım diye bu gece evimde oturup nakış mı işlemeliydim? İzin almadan dışarı çıkmamalı, sesimi alçaltmalı, başımı eğmeli miydim? Leon’un yüzüne tükürdüm.Ardından yakasından kavrayıp onu duvara ittim.“Ne oldu?” diye sordum, yüzüne yaklaşarak. “Yoksa yarın evlenecek bir kadının bu saatte sokakta dolaşması seni mi rahatsız ediyor?”“Bunu ben söylemedim.”“Ama düşündün.”“Valka…”“Hayır, dinle.” Parmaklarımı yakasının üzerinde biraz daha sıktım. “Başı bağlı bir kadın gecenin bu saatinde evinde oturup işleme mi yapmalı? Kocasının ayak seslerini mi beklemeli? Yoksa senden izin alıp nefes mi almalı?”“Bütün kadınlar böyle yaşıyor.”“Öyleyse bütün kadınlar adına konuşmayı bırak.”Bir an birbirimize baktık. Leon’un yüzündeki öfke, dudaklarının kenarında beliren o kışkırtıcı gülümsemeyle yer değiştirdi.“Seninle uğraşmak imkânsız.”“Buna rağmen hâlâ buradasın.”Cevap vermedi.Yavaşça ona yaklaştım. Bakışlarımı gözlerinden dudaklarına indirdim. Sonra parmaklarımı yakasından çekip göğsüne yerleştirdim.“Belki de yaramaz bir kadın olmak istiyorumdur,” diye fısıldadım. Dudaklarımı onun dudaklarına değdirdiğimde tereddüt etmedi. Beni taş duvara yasladı ve öpücüğü derinleştirdi. Bir an için dünyanın geri kalanı sustu. Soğuk taşın sırtıma baskısını, nefesinin yüzümdeki sıcaklığını hissettim. Elinin belime kaymasına izin verdim. Sonra gözüm omzunun üzerinden sokağın köşesinde duran çuvala takıldı. İşte oradaydı. Dudaklarımı onunkilerden ayırmadan gülümsedim. Leon, bunu öpüşmekten hoşlandığım için yaptığımı sanıyordu. Zavallı adam. İnsan bir kadının kendisine neden yaklaştığını her zaman anlayamıyordu. Bir sonraki anda ağırlığımı değiştirip bacağını yakaladım ve onu dengesinden ederek yere savurdum. Leon taş zemine sertçe çarptı. “Lanet olsun, Valka!” Çuvala doğru yürüdüm, eğilip onu aldım ve omzuma attım. Ardından yerdeki adama döndüm. “Bu da mı fantezilerinin bir parçası?” diye hırladı. “Ne yapıyorsun sen?” Sokağın kenarında, demircinin dükkânının önünde duran demir çubuğu gördüm. Elime aldım. Ağırlığını tartıp Leon’a yaklaştım. Yüzümdeki gülümseme kaybolmuştu. “Dizini kır ve uslu uslu otur.” Leon ayağa kalkmaya yeltendiği anda çubuğu bacağına indirdim. Küfür ederek yeniden yere kapandı. “Valka, delirdin mi sen?” “Hayır. Sadece işimi yapıyorum.” Çuvalı omzuma yerleştirdim. İçindeki malların ağırlığı, gecenin geri kalanını bana hatırlatıyordu. “Benim satmam gereken şeyler var, Leon. Senin de öğrenmen gereken bir şey.” Eğilip yüzüne yaklaştım. “Bir kadının sana gülümsemesi, kontrolün sende olduğu anlamına gelmez.” Arkamı dönüp yürümeye başladım. Leon’un arkamdan savurduğu küfürleri duyabiliyordum ama umurumda değildi. Yarın gelin olacaktım. Bu geceyse hâlâ Valka’ydım. Ve Valka, kimsenin kurallarına göre dans etmezdi.
Sardığım esrarı içmeye devam ediyordum. Üflediğim her duman soğuk havanın etkisiyle daha gür çıkıyordu. Tüm ürünlerim bitmişti. Kapının önündeydim ve eve girmem gerekiyordu ancak hayatımın tamamen değişip, mutsuz olacağım ve başkalarının kalıplarına sığacağım bir evliliğin içinde olmam istemediğimi anlayan ayaklarım geri gidiyordu. Ağlamak, nefret etmek. İçi boş tepkilerdi. Ağlasam ne işe yarardı? Nefret etsem ne değişirdi? Kabullenerek ahşaptan yapılma kapıyı açtım ve eve girdim. Bir kadınım ama zincirlerle tabulara bağlanmış, ayrımcılıklarla boynumda bir iple asılmış bir kadınım. Tek varlığımın ve iyi bir standartın biletinin evlilik olarak dayatılıp, gözyaşlarıgls bir okyanus yaratıp o olyanusta boğulan bir kadınım. Ellerimi savaşmak için kullanmak istiyorum, bir erkeği memnun etmek için değil. Üstümde beyaz gelinlik istemiyorum, savaşımın sınucunda kana bulanmış beyaz kefenimi görmek istiyorum. Ölmek iççin değil yaşamak için yalvarıyorum ben. Yavaşça kapıyı açtım, kimsenin yüzüne bakmadan odama geçtim. Eski, kırık yatağıma baktım, kenarı çatlamış aynama da. Aynaya biraz daha yaklaştığımda ise darmadağın halimi gördüm. Kızıl saçlarım ve kehribar gözlerimin çöküşüne odaklanarak düşünüyordum, annem haklıydı. Belki de diğer kadınlar gibi olmayı denemeliydim. Ellerim bakımsız, darmadağın saçlarım, kan lekeli üstüm, esrardan kızaran gözlerim. Kendimi o eski yatağıma attım. Yarın gelin olacaktım ama bu gece kendime ait, yalnız uyuduğum son gecem. Kafama kadar çektiğim yorganın sıcaklığı, esrarın verdiği sersemlikle derin bir uykuya daldım.
Bölüm etkileşimi
